T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/9015
Karar No : 2023/5008
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI)
... Bakanlığı - ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Gübre Sanayi A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
6- ...
7- ...
8- ...
9- ...
10- ...
11- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA) : ... Liman İşletmeleri ve Özel Antrepo Nakliye Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İzmir İli, Aliağa İlçesi, ... Mahallesinde, ... Gübre Sanayi AŞ tarafından yapılması planlanan "İskele Kapasite Artışı ve Dip Taraması Projesi" ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen 28/01/2022 tarihli, 6550 sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, proje alanının Kyme Antik Kenti'ne yakın ve antik liman alanı ile ilişkili konumda yer almasına rağmen bölgedeki sit alanı bütününde değerlendirmeler içeren bütüncül bir koruma amaçlı imar planı çalışmasının yapılmadığı, ÇED raporunda proje alanının 3. derece arkeolojik sit alanı içindeki konumu ve Kyme Antik Kenti ve antik limana yakınlığının dikkate alınarak kültürel miras değerlerine olası etkisinin yeterli düzeyde değerlendirilmediği, tarihi, kültürel ve arkeolojik varlıklara ilişkin kültürel değerlerin korunması açısından yeterli düzeyde önlemin getirilmediği, dip taraması işlemi sonucunda ciddi miktarda dip malzemesinin çıkacağı, ÇED raporunda bu malzemenin öncelikli olarak karada faydalı kullanım yöntemleri esas alınarak değerlendirileceğinin belirtildiği ancak karada faydalı kullanım alanı ile ilgili detaylı bir çalışmanın yapılmadığı, bu dip malzemesinin ne şekilde kullanılacağının ve çevredeki tarım alanlarına etkisinin olup olmayacağına ilişkin bir çalışmanın bulunmadığı, ÇED raporunun bu konularda eksik olduğu, tarama faaliyeti neticesinde çıkarılacak olan dip malzemesinin karada bertaraf edilmesi durumunda taşıt yoğunluğu nedeniyle (egzoz gazı, toz vb.) zararlı etkilerinin olup olmayacağının değerlendirilmediği, projenin körfez ekosistemi ve fauna üzerinde olumsuz etkiler yaparak, hayvanların üreme alanlarının daralmasına veya kaybolmasına ve popülasyon yoğunluklarının azalmasına neden olacabileceği, ekosistem ve ekosistem işlevlerinin bozulmasına neden olabileceği, iskelelerin boyunun uzatılması nedeniyle su kirliliğinin olup olmayacağı ve bu durumun körfezin biyolojik çeşitliliğine etkiler yapıp yapmayacağının nihai ÇED raporunda değerlendirilmediği, dava konusu alanın Kyme Antik kentine oldukça yakın olduğu, proje alanında ve yakınında bulunan arkeolojik alanlara, yapılara ve bu yapıların kalıntılarına projenin etkisinin yeterince değerlendirilmediği ve proje alanının yakın çevresinde bulunan arkeolojik kalıntıların nasıl korunacağına dair yeterince açıklama yapılmamış olduğu hususları birlikte değerlendirilerek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca verilen dava konusu 28/01/2022 tarih ve 6550 sayılı "ÇED Olumlu" kararının belirtilen açılardan hukuka ve mevzuata uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1. Davalı idare tarafından, dava konusu projeye ilişkin ÇED sürecinin, bu proje için önerilen İlave Liman Amaçlı Koruma Amaçlı İmar Planlarının hazırlanması süreciyle eş zamanlı olarak sürdürüldüğü, dip taraması malzemesinin karada faydalı kullanımı esasının benimsenmesi halinde bu husustaki çalışmaların ve kullanılacak tekniğin, malzemenin nerede ve nasıl bertaraf edileceğinin, çevreye etkilerinin Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirileceği; ÇED Raporunun 16 numaralı ekinde, Ekolojik Değerlendirme Raporuna yer verilmiş olup, bu rapor proje alanındaki flora/fauna türlerine ilişkin incelemelerle, alınması gereken önlemlerin bu rapor kapsamında yeterli derecede incelendiği; T.C. Bodrum Kaymakamlığı Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı yazısında belirtildiği üzere, proje alanında, anılan Müdürlük uzmanlarınca yerinde inceleme yapıldığı, çalışmaların ilgili mevzuat çerçevesinde ve Koruma Bölge Kurulları görüşleri doğrultusunda sürdürüldüğü; sonuç olarak, ÇED sürecinin mevzuata uygun olarak sürdürüldüğü, ÇED Raporu ve dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülmektedir.
2. Davalı yanında müdahil tarafından, davacıların dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun re'sen araştırılması gerektiği, Mahkemece belirlenen bilirkişi heyetindeki iki bilirkişinin tarafsız olmadığı, bu sebeple bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, Mahkemece, söz konusu bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazlar değerlendirilmeden karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar ve davacılar yanında müdahil tarafından, Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ile Koruma Bölge Kurullarının düzenlendiği 5. Bölümünde yer alan "Kuruluş, görev, yetki ve çalışma şekli" başlıklı 51. maddesinin 2. fıkrasında, "Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır;
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla
ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek..." hükmüne; " Kararlara uyma zorunluluğu" başlıklı 61. maddesinin 1. fıkrasında, "Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, Koruma Yüksek
Kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır. Koruma Yüksek Kurulunun
ilke kararları Resmî Gazetede yayımlanır.
.." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun "İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı" başlıklı 9. maddesinde ise, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan
kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları
ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacağı; esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen
yıkma, yakma, kazı veya benzeri işlerin, inşaî ve fizikî müdahale sayıldığı düzenlenmiştir.
Dayanağı 2863 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen hükümlerinden alan ve idarenin adsız düzenleyici işlemleri arasında yer alıp, hukuken bağlayıcı olan ... tarihli, ... sayılı Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararının, 1. derece arkeolojik sitlere ilişkin 1. maddesinin 2. fıkrasında, bu alanlarda bilimsel amaçlı kazılar dışında hiçbir kazı yapılamayacağı belirtildikten sonra, aynı fıkranın (ç) bendiyle 3. derece arkeolojik sitlere ilişkin 3. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendinde, "Taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocakların açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzeme dökülmemesine," şeklindeki düzenlemeye yer verilmiş; İlke Kararının 2. derece arkeolojik sitlere ilişkin 2. maddesinin (b) bendinde ise, I. derece arkeolojik sit koruma ve kullanma koşullarının a,b,c,ç,d,e,f,g maddelerinin, bu alanlar için de geçerli olduğu belirtilmiştir.
Dosyanın, Dairemizin aynı işlemin iptali istemiyle açılan E:2022/8350, E:2023/489 sayılı dosyalarının ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, dava konusu proje kapsamında mevcutta kullanılmakta olan iki adet iskelenin 100'er metre uzatılmasının ve 72.818,76 m2'lik bir alanda dip taraması yapılmasının planlandığı; proje kapsamında yapımı öngörülen ilave iskelelerin, İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararıyla düzenlenmiş olan Kyme Antik Kenti 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı; dip taraması yapılması öngörülen deniz alanlarının bir kısmının, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararıyla 1. derece arkeolojik sitten, 3. derece arkeolojik site dönüştürülen alanda kaldığı, söz konusu Kurul kararının ise ... İdare Mahkemesinin, istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmemiş olan ... tarihli, E:... , K:... sayılı kararıyla, sit derecesinin belirlenmesine yönelik teknik çalışmaların (sondaj vb.) yeterli olmadığı gerekçesiyle iptal edildiği; anılan Mahkeme kararı gereği bu kesime ilişkin nihai sit derecesinin belirlenmesine yönelik çalışmaların Koruma Bölge Kurullarınca devam ettirildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu proje kapsamında dip taraması faaliyetinin gerçekleştirileceği bölgelerin, ... Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... İdare Mahkemesince iptal edilen kararıyla 1. derece arkeolojik sitten 3. derece arkeolojik site dönüştürülen alanda kalan kısımlarının sit derecesi henüz belirlenmemiş olmakla birlikte, bu alanların, arkeolojik sit özelliği gösterdiğinde herhangi bir şüphe bulunmamaktadır. 658 sayılı İlke Kararının yukarıda yer verilen hükümlerinden ise, 1. derece arkeolojik sitlerde bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı faaliyetinin yapılamayacağı, bununla birlikte, arkeolojik sit alanlarından, sit derecesi ne olursa olsun taş, toprak, kum vb. malzemenin alınamayacağı anlaşılmaktadır.
Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde dip tarama, "Herhangi bir nedenle deniz ve kıyı tabanı ile nehir ağızlarında gerçekleştirilen kazı faaliyeti" olarak; dip tarama malzemesi, "Dip tarama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan malzeme" olarak tanımlanmış; Yönetmeliğin Dip Taraması Çevresel Yönetim Planı Formatını gösteren 2 numaralı ekinde, tarama malzemesinin ortalama kompozisyonu çakıl, kum, silt ve kil olarak gösterilmiştir.
ÇED Raporunun 18. sayfasıyla, Rapor ekinde sunulan Hidrografik ve Oşinografik Etüt Raporunda, inceleme alanında gerçekleştirilen arazi ve laboratuvar çalışmalarından elde edilen bulgular çerçevesinde bölgenin tane boyutuna göre çökel dağılım oranları, %94,80-98,75 oranında kum, %1,25-5,20 oranında silt olarak gösterilmiştir.
Dava konusu proje kapsamında sadece iskele uzatımının planlanmadığı, arkeolojik sit alanı niteliği taşıyan 72.818,76 m2'lik bir alanda dip tarama faaliyetinin gerçekleştirilmesinin de planlandığı, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden ise, sit derecesi farketmeksizin, arkeolojik sit alanlarında dip taraması yapılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmış olup, dava konusu proje ile ilgili olarak verilen ÇED Olumlu kararında bu nedenle hukuka uyarlık, Mahkeme kararında ise sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Mahkeme kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İzmir İli, Aliağa İlçesi, ... Mahallesinde, ... Gübre Sanayi AŞ tarafından yapılması planlanan "İskele Kapasite Artışı ve Dip Taraması Projesi" ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, 28/01/2022 tarihli, 6550 sayılı ÇED Olumlu kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olarak kabul edilmiş; 2. maddesinde, "Çevresel etki değerlendirmesi", "Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar" olarak tanımlanmış; 10. maddesinde ise, gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği, proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği, Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projelerin ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programların ve konuya ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirtilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, ''Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları," tanımına; (h) bendinde ise, "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" tanımına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına yer verilmiş; 7. maddesinde ise, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılarak, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler ve kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir.
Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, " (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) (Değişik:RG-22/1/2022-31727) Bakanlık: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını, b) Bentik bölge: Kıyı şeridinden başlayarak en derin çukura kadar olan tüm deniz dibini içeren bölgeyi, c) Bertaraf: Dip tarama malzemesinin, 2/4/2015 tarihli ve 29314 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği ve 26/3/2010 tarihli ve 27533 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümleri doğrultusunda düzenli depolanmasını, ç) Boşaltım: Dip tarama malzemesinin deniz ortamına boşaltılmasını, d) Boşaltım alanı: Bu Yönetmelikte yer alan kriterlere uygun olarak belirlenen, İdarece izin verilen dip tarama malzemesinin boşaltılacağı deniz alanını, e) Dip tarama: Herhangi bir nedenle deniz ve kıyı tabanı ile nehir ağızlarında gerçekleştirilen kazı faaliyetini... f) Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı: Dip tarama faaliyeti kapsamında ortaya çıkan malzemeler ile bu malzemelerin alınacağı, boşaltılacağı deniz alanlarının çevresel yönetimi, bertaraf ve faydalı kullanımına ilişkin hususları içeren planı, g) Dip tarama malzemesi: Dip tarama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan malzemeyi, ğ) EC50: Dip tarama malzemesinin toksik etkilerinin belirlenmesi amacıyla, laboratuvar koşulları altında, belirlenen organizmanın %50’sinin etkilendiği konsantrasyonu, h) Ekolojik rapor: Dip tarama veya boşaltım alanının bentik bölgesinde bulunan makro flora ve fauna tür kompozisyonlarının tespit edilerek biyolojik çeşitlilik indeksleri ile değerlendirildiği ve deniz çayırı gibi özel habitatların etkilenme durumunun araştırıldığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun veya üniversitelerin deniz bilimleri konusunda uzman birimlerince hazırlanan raporu, ı) Ekotoksikolojik analiz: Denize boşaltımı planlanan dip tarama malzemesinin deniz canlıları üzerindeki toksik etkilerinin detaylı olarak araştırılması amacıyla Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak olan analizleri, i) Faydalı kullanım: Dip tarama malzemesinin inşaat, karayolu, peyzaj, rekreasyonel alanlarının iyileştirilmesi, sahilin beslenmesi, ömrünü tamamlamış taş/maden ocaklarının rehabilitasyonu gibi faydalı amaçlar için kullanımı, j) İdare: 50.000 m3 ve üzerinde olan dip tarama faaliyetleri için Bakanlığı, 50.000 m3’ün altında olan dip tarama faaliyetleri için ise taramanın gerçekleştirileceği ilde bulunan il müdürlüklerini...l) Ön işlem: Ayırma işlemi dâhil olmak üzere dip tarama malzemesinin hacmini veya tehlikelilik özelliğini azaltmak, yönetimini kolaylaştırmak veya faydalı kullanım olanaklarını arttırmak amacıyla dip tarama malzemesine uygulanan ısıl, fiziksel, kimyasal veya biyolojik işlemlerden bir veya birkaçını, m) Tarama yetki belgesi: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenen, tarama faaliyeti yapabilme yetkisine sahip olunduğunu gösteren belgeyi, ifade eder." kuralına; "Genel esaslar" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Deniz ve kıyı suları ile nehir ağızlarının korunması ve kirlenmesinin önlenmesi amacıyla tarama ve boşaltım alanlarında her türlü tedbirin alınması esastır. (2) Dip tarama malzemesinin boşaltımı sonucunda oluşabilecek bulanıklık ve bentik bölgedeki birikimin deniz suyunda ve deniz dibinde ortaya çıkabilecek olumsuz çevresel etkilerinin kontrolü amacıyla boşaltım faaliyetlerinin uygun deniz alanlarında gerçekleştirilmesi esastır. (3) Dip tarama faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan malzemenin kullanılmasında öncelikle karada faydalı kullanım yöntemlerinin değerlendirilmesi esastır. (4) Dip tarama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan ve boşaltım kriterlerine uygun olmayan malzeme Çevre Kanununun 8 inci maddesi gereğince denize boşaltılamaz. (5) Dip tarama malzemesinin bu Yönetmelikle belirlenen kriterlere uygun olmayan deniz alanlarına boşaltılması yasaktır. (6) Dip tarama malzemesinin; özel çevre koruma bölgelerine, diğer koruma statüsü bulunan biyolojik çeşitliliğin zengin olduğu yaşam alanlarına, doğal, kentsel, tarihi ve arkeolojik sit alanlarına, dalışa yasak alanlara, taşınmaz kültür varlıklarının koruma alanlarına ve atıksu deşarj hatları ile boru hatlarının bulunduğu deniz alanlarına boşaltılması yasaktır. (7) Boşaltım faaliyetinin deniz çevresine olan etkilerinin tespit edilmesi amacıyla boşaltım alanında izleme çalışmalarının yapılması esastır. (8) Dip tarama ve boşaltım faaliyetlerinde biyolojik çeşitliliğe zarar verilmemesi esastır. (9) Dip tarama ve boşaltım faaliyetinden önce, faaliyetin çevresel açıdan uygunluğunun değerlendirilmesi amacıyla Ek-2’de yer alan Dip Tarama Çevresel Yönetim Planının hazırlanması esastır. (10) Dip tarama ve boşaltım faaliyetleri sırasında meydana gelebilecek kirliliğin önlenmesi veya azaltılması amacıyla 9/8/2016 tarihli ve 29796 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Deniz ve İçsular Tarama Yönetmeliği kapsamındaki gerekli ön iznin alınması ve Tarama Yetki Belgesinde yer alan ekipmanın, uygun teknolojinin ve metodun kullanılması esastır." kuralına; "Dip tarama faaliyeti" başlıklı 7. maddesinde, "...(3) Dip tarama yapılacak olan alanda bulunan katı atıklar ayrı olarak toplanır ve ilgili mevzuat kapsamında bertaraf edilir. (4) Dip tarama faaliyetlerinin olumsuz çevresel etkilerinin önlenmesi veya en aza indirilmesi amacıyla uygun ekipman kullanılır ve tarama zamanı belirlenir. (5) Yeni liman inşaatları ile liman dışı deniz dibi inşaat faaliyetleri kapsamında dip tarama faaliyetlerinin yapılacağı deniz alanının makro flora ve fauna türlerinin belirlenmesine yönelik olarak ekolojik rapor hazırlanarak Dip Tarama Çevresel Yönetim Planına ilave edilir." kuralına; "Dip tarama malzemesinin faydalı kullanımı ve bertarafı" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Dip tarama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan malzemenin deniz çevresinde oluşturabileceği etkilerin önlenmesi veya en aza indirilmesi amacıyla öncelikle karada veya kıyısal alanda faydalı kullanım olanakları araştırılır. (2) Faydalı kullanım seçenekleri, dip tarama malzemesinin kompozisyonu, kimyasal ve diğer fiziksel özellikleri göz önünde bulundurularak Ek-1’de yer alan Tablo 3’te belirtilen hususlara göre belirlenir. (3) Dip tarama malzemesinin faydalı kullanımının planlanması durumunda, yüksek ayrımlı sığ sismik veriler kullanılarak deniz tabanı yüzey sedimanı ile altındaki sedimanın kalınlığı tespit edilir. Ayrıca, en az Ek-1’de yer alan Tablo 1’de belirtilen sayıda alınacak sondaj numunesinin fiziksel kompozisyonu belirlenir. Bu maksatla yapılacak sondajın derinliği tarama derinliğinden az olmamalıdır. (4) Karaya çıkartılmaksızın habitat kazanımı, yapay ada oluşturulması, sahilin beslenmesi, rekreasyonel veya endüstriyel amaçlı kıyı dolgusu gibi deniz veya kıyı ortamlarında faydalı kullanımı gerçekleştirilecek dip tarama malzemesinin 9 uncu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen denize boşaltım kriterlerine uygun olması gerekmektedir. Bu uygulamaların deniz çevresine olan etkilerinin en aza indirilmesi amacıyla, uygun dönem ve teknik yöntemler belirlenerek Dip Tarama Çevresel Yönetim Planına ilave edilir. (5) Faydalı kullanım amacıyla karaya çıkarılan dip tarama malzemesi ile ilgili yapılması gereken atık işleme faaliyetleri Atık Yönetimi Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yapılır. (6) Denize boşaltımı uygun görülmeyen dip tarama malzemesi, atık işleme tesislerine çevre ve insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde sızdırmazlığı sağlanmış araçlarla taşınır. Dip tarama faaliyetleri sonucu oluşan tarama malzemesinin doğrudan atık işleme tesislerine taşınmasında Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümleri uygulanmaz. (7) Dip tarama malzemesinin bertarafı Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre yapılır. (8) Dip tarama malzemesinin karaya çıkartılarak faydalı kullanımı veya bertarafı söz konusu olduğunda; faaliyet sahibi atık beyan formunu bir önceki yıla ait bilgileri içerecek şekilde her yıl ocak ayından mart ayı sonuna kadar İdarece hazırlanan çevrimiçi uygulamaları kullanarak doldurmak, onaylamak, bir örneğini almak ve beş yıl boyunca bir nüshasını saklamakla yükümlüdür." kuralına; "Denizlerde boşaltım esasları" başlıklı 9. maddesinde, "(1) İdarece, yapılan analiz sonucunda Ek-1’de yer alan Tablo 2’de belirtilen; a) Sınır değerleri aşmayan dip tarama malzemesinin uygun deniz alanlarına boşaltımına izin verilebilir. b) Parametrelerden herhangi birinin üst sınır değeri aşması durumunda dip tarama malzemelerinin deniz ortamına boşaltılmasına izin verilmez. c) Parametrelerden herhangi birinin sınır değeri aşıp üst sınır değeri aşmaması durumunda, boşaltım faaliyetinin deniz çevresine olabilecek etkilerinin detaylı olarak araştırılması amacıyla ekotoksikolojik analizler yapılarak sonuçları Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı ekinde İdareye sunulur. Ekotoksikolojik analizler sonucunda EC50 değerinin sağlandığı konsantrasyon seviyesi, dip tarama malzemesinde ölçülen konsantrasyonun % 40 ve üzerinde olduğu durumlarda, yani toksik nitelik taşımaması halinde dip tarama malzemesinin uygun deniz alanlarına boşaltımına izin verilebilir... (5) Boşaltım faaliyetlerinin deniz suyuna ve bentik bölgeye oluşturabileceği olumsuz çevresel etkilerinin önlenmesi veya en aza indirilmesi amacıyla Türkiye’nin tüm denizleri için uygun boşaltım dönemi ve yöntemi ilgili kurum ve kuruluşların görüşü alınarak, Bakanlıkça belirlenir. Ayrıca, Marmara Denizi için dip tarama malzemesinin kompozisyonu dikkate alınarak Bakanlıkça ek tedbirler uygulanabilir. (6) Bakanlık tarafından, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile diğer ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak uygun boşaltım alanları belirlenir ve ilan edilir. Bakanlıkça boşaltım alanının belirlenmediği bölgelerde, Marmara Denizi hariç olmak üzere, faaliyet sahibi tarafından Ek-1’de yer alan Tablo 4’te belirtilen kriterleri sağlayan ve ilgili kurum ve kuruluşlarca uygun görülen deniz alanı boşaltım alanı olarak önerilebilir... (10) Dip tarama malzemesinin; deniz çayırı, diğer korunan türler, deşarj ve boru hatları ile bu alanları etkileyebilecek deniz alanlarına, kentsel, tarihi ve arkeolojik sit alanlarına, dalışa yasak alanlara, taşınmaz kültür varlıklarının koruma alanlarına boşaltılması yasaktır. (11) Boşaltım faaliyeti sonucunda deniz ortamında oluşabilecek bulanıklığın en aza indirilmesi ve bentik bölgedeki birikimin öngörülen sınırlar içerisinde kalmasının sağlanması amacıyla akıntı hızı da dikkate alınarak boşaltım esnasında gemi hızı 0,3-0,7 mil/saat aralığında tutulur. (12) İdare, gerekli gördüğü takdirde boşaltım yöntemini, tekniğini ve boşaltım alanlarını değiştirebilir veya çevresel açıdan oluşabilecek olumsuz etkileri dikkate alarak boşaltım faaliyetini durdurabilir. (13) Dip tarama malzemesinin Bakanlıkça belirlenen alanlar dışına boşaltılmasının öngörülmesi durumunda deniz alanının ekolojik raporu hazırlanarak Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı ekinde İdareye sunulur." kuralına; "Dip tarama çevresel yönetim planının hazırlanması, başvuru ve onay" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Dip tarama ve boşaltım faaliyetinde bulunacak faaliyet sahipleri bu Yönetmelik kapsamında dip tarama faaliyetine, boşaltım alanına ve uygun ekipman, teknoloji ve metodun kullanımına ilişkin hususları içeren Dip Tarama Çevresel Yönetim Planını İdareye sunarlar. (2) Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı 30/7/2019 tarihli ve 30847 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında yetkilendirilmiş, dip tarama ve boşaltım konularında Bakanlıkça düzenlenecek eğitimi almış personel bulunduran çevre danışmanlık firmaları tarafından hazırlanır. (3) İdare, Dip Tarama Çevresel Yönetim Planını 30 iş günü içerisinde inceler ve gerekli görmesi durumunda faaliyet sahibinden ilave bilgi, belge ve araştırma isteyebilir. (4) İdare, Dip Tarama Çevresel Yönetim Planlarında yer alan hususları inceler ve uygun bulunanları onaylayarak Uygunluk Belgesi verir... (6) İdarece Uygunluk Belgesi verilen faaliyetlere ilişkin Dip Tarama Çevresel Yönetim Planında herhangi bir değişikliğin ön görülmesi durumunda faaliyet sahibince İdareye başvuru yapılarak gerekli Uygunluk Belgesi yeniden alınır." kuralına; aynı Yönetmeliğin Ek-1'inde yer alan "Dip Tarama Malzemesinin Denize Boşaltımında Uygulanacak Sınır Değerler" başlıklı 2 numaralı tablosunda, Marmara Denizi, Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi için, dip taraması malzemesinin içerebileceği kadmiyum, kurşun, arsenik, krom, bakır, nikel, çinko, cıva ve PCB sınır değerlerine; "Dip Tarama Malzemesinin Faydalı Kullanım Seçenekleri" başlıklı 3 numaralı tablosunun B Bölümünde, "Karada faydalı kullanım seçenekleri: 1. İnşaat sektöründe kullanım: -Yapısal dolgular -Zeminin iyileştirilmesi -Agrega -Karayolları (Kullanım amacı dikkate alınarak gerekli ölçüde tuzluluk giderimi yapılmalıdır.) 2. Tarım, orman, peyzaj ve rekreasyon alanlarında kullanım (Kullanım amacı dikkate alınarak gerekli ölçüde tuzluluk giderimi yapılmalıdır.) 3. Ömrünü tamamlamış maden ve taş ocaklarının doldurulması veya rehabilitasyounu 4. Bakanlıkça uygun görülecek diğer kullanımlar"; "Boşaltım Alanı Seçim Kriterleri" başlıklı 4 numaralı tablosunda, yine Marmara Denizi, Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi için, kıyıdan uzaklık, derinlik, toplam fosfor ve seki disk derinliği parametrelerine; "Boşaltım Alanında İzlenecek Parametreler" başlıklı 5 numaralı tablosunda, pH, sıcaklık, tuzluluk, seki diski derinliği, çözünmüş oksijen konsantrasyonu, toplam organik karbon, klorofil-a konsantrasyonu, toplam fosfor ve askıda katı madde parametrelerine; "Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı Formatı" başlıklı Ek-2 listesinin B Bölümünde, dip tarama malzemesinin, C Bölümünde, dip tarama ve denize boşaltım yöntemlerine ilişkin bilgi ve belgelere; "Faydalı Kullanım Olanakları ve Bertarafı" başlıklı Ç Bölümünde, "1) Sondaj numunesi alma noktaları ve koordinatları. 2) Sondaj numunelerinin ortalama kompozisyonu (çakıl, kum, silt, kil oranları). 3) Dip tarama malzemesinin faydalı kullanım seçeneklerinin değerlendirilmesi. 4) Dip tarama malzemesinin kompozisyonu, kimyasal ve diğer fiziksel özellikleri dikkate alınarak uygulanması planlanan faydalı kullanım seçeneği hakkında detaylı teknik bilgiler, bilimsel araştırmalar. 5) Numune alma tutanakları. 6) Dip tarama malzemesinin aylık bertaraf miktarı ve bertaraf tesisinin adı. 7) Dip tarama malzemesinin karaya çıkarılması durumunda çevrimiçi atık beyan formu ve taşınacaksa yöntemi." şeklindeki düzenlemelere; D Bölümünde boşaltım alanının özelliklerine ilişkin bilgi ve belgelere; "Boşaltım Faaliyetinin Deniz Çevresine Etkilerinin Değerlendirmesi" başlıklı E Bölümünde ise, "1) Kıyı alanlarına olabilecek etkileri ve alınabilecek önlemler. 2) Deniz ortamına olabilecek etkileri ve alınabilecek önlemler." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun "İvedi Yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 2. fıkrasında, " 2. İvedi yargılama usulünde:
...i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen
bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde
gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.
.." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesince, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... , Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... , Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... , Fen Edebiyat Fak. Biyoloji Bölümü (Flora) Öğretim Üyesi Dr. ... , Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü/Hidrojeoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... , Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. ..., Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. ..., Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... ve Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü (Fauna) Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... 'tan oluşan bilirkişi heyetiyle, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 06/09/2022 tarihli bilirkişi raporunun "Sonuç" bölümünde özetle, "ÇED raporundaki açıklamalara göre; yapılacak iskelenin inşaatı ile ilgili yeterli bilgilerin sunulduğu, yapılacak inşaatın malzeme ve yapım tekniğinin yörede yapılmış benzer projelerle benzer özellikte olduğu, bu inşaat yapımı tekniğinin ve kullanılacak inşaat malzemelerinin (beton, çelik gibi) çevreye olumsuz etkilerinin olmayacağı, iskele inşaatı ile ilgili inşai faaliyetlerde alınacak önlemlerin yeterli olduğu, ÇED raporunda taahhüt edilen önlem ve yapım tekniklerine uyulması durumunda söz konusu projenin çevreye olumsuz etkisinin olmayacağı, bu nedenle ÇED olumlu kararının İnşaat Mühendisliği açısından uygun olduğu, proje ile ilgili hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda söz konusu etkinlik ile alanın jeolojik ve hidrojeolojik özelliklerinin yeterli düzeyde tanıtıldığı, açıklanan jeolojik ve hidrojeolojik özelliklerin saha gerçekleriyle uyuştuğu ve olası çevresel etkiler ile alınması gereken önlemlerin de yeterince belirtildiği, bu önlemlerin alınması ve belirtilen taahhütlere uyulması durumunda söz konusu etkinliğin çevreye (jeolojik ve hidrojeolojik yönden) olumsuz etkisinin olmayacağı gerekçeleriyle ÇED olumlu kararının Jeoloji Mühendisliği yönünden uygun olduğu, derinleştirme ve dökü alanına yapılacak olan işlemlerin kısa süreli olarak etkisinin olacağı ve bunun geçip doğal yaşamın devam edebileceği yönünde değerlendirmelere ÇED Raporunda yer verildiği, türler ile ilgili tehlikenin olmadığı, balıkçılığa bir engel taşımadığı görülmüş ve taahhütlerin verilmiş olduğu ve bu değerlendirmelere göre ÇED raporunda belirtilen taahhütlerin ve önerilen izleme çalışmalarının yapılması konusunda uygulamaların dikkate alınması ile Nihai ÇED raporunun Su Ürünleri açısından uygun olduğu, projenin mevcut işleyen liman ve denizel ortamda yürütülecek olması sebebiyle karasal ekosistemler üzerine direk bir etki etmesinin öngörülmediği, karasal ekosistemler üzerinde yürütülecek bir faaliyet olmaması sebebiyle bitki örtüsü üzerine bir etkisinin olmayacağı, alanda tespit edilen bitki taksonlarının endemik veya nadir özellik taşımadığı, ÇED projesindeki taahhütlere uyulması şartıyla olası risklerin olmayacağı veya minumum seviyede olacağından flora açısından uygun olduğu, nihai ÇED raporunun Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk içermediği, Format açısından, ÇED yönetmeliğine uygun hazırlanmış olduğu, Denizel ortamdaki Çevresel etkilerin incelenmesi bakımından yeterli nitelikte ve detayda raporlanmış olduğu, ancak; Ege Gübre liman alanı ve yakın konumdaki diğer limanlar önemli bir Antik kent olan Kyme Kenti’ne yakın ve antik liman alanı ile ilişkili konumda yer almasına rağmen bölgedeki sit alanı bütününde değerlendirmeler içeren, bu alan üzerinde baskı oluşmasını engeleyen ve koruma yaklaşımlarını geliştiren bütüncül bir Koruma Amaçlı İmar Planı çalışmasının yapılmaması, parçacıl yaklaşımlarla konunun ele alınması, Nihai ÇED Raporunda proje alanın 3. Derece arkeolojik sit alanı içindeki konumu ve Kyme Antik kenti ve Antik limana yakınlığının dikkate alınarak kültürel miras değerlerine olası etkisinin yeterli düzeyde değerlendirilmemesi ve önlemler planında tarihi kültürel ve arkeolojik varlıklara ilişkin kültürel değerlerin korunması açısından yeterli düzeyde önlemin getirilmemesi nedenleriyle ÇED olumlu kararının planlama açısından uygun olmadığı, dip taraması işlemi sonucunda ciddi miktarda dip malzemesinin çıkacağı, ÇED raporunda bu malzemenin öncelikli olarak karada faydalı kullanım yöntemleri esas alınarak değerlendirileceğinin belirtildiği ancak “Karada Faydalı Kullanım” alanı ile ilgili detaylı bir çalışmanın, projenin, incelemenin, tekniğin, karada nasıl ve nerede değerlendirileceğine, çevredeki tarım alanlarına etkisinin olup olmayacağına ilişkin bir çalışmanın bulunmadığı, özellikle tarımsal açıdan çıkan dip tarama materyalinin karasal ortamda nasıl değerlendirileceğinin bilimsel esaslar dikkate alınarak açıklanması, eğer çevredeki tarım arazilerine yakın ortamlarda değerlendirlecekse bunun yer ve yöntem belirtilerek detaylı olarak verilmesi, dip taraması sonucu çıkan materyalden sadece proje sahası ile sınırlı kalmayıp çevresininde olumsuz yönde etkilenmemesi yönünde alınacak önlemlerin ÇED raporunda hiç yer verilmemesi yönünden bilimsel ve teknik açıdan ÇED raporunun eksiklikler içerdiği, gerek dip tarama materyalinin kara bölümünde bertarafı yapılacaksa karasal alanda götürülecek yere taşınması, gerek inşaat faaliyetlerinin yürütülmesi için taşınacak malzemelerin taşınmasından dolayı taşıt trafiğinin artması ve artan bu trafiğin çevredeki tarım alanlarına egzoz gazı, toz vb diğer etkiler zararlı etkilerinin olup olmayacağı, iskele uzunluklarının 100'er metre artırılması ile taşıma kapasitesinin yaklaşık yarı yarıya artacak olması, limana gelen bu artan yüklerin taşınmasının içbölgelere nasıl yapılacağı, mevcut karayolunun yeterliliği, yeni/ilave yol yapılması alternatif yolların ve bu yolların tarım alanlarına olası etkilerinin ÇED raporu içinde verilmesi gerektiği ancak ÇED raporu içinde bu konulara değinilmediği, bu bağlamda sonuç olarak dava konusu yapılmak istenilen proje ile ÇED raporunda farklı bilim disiplinlerinde detaylı açıklamaların, çalışmaların, raporların analizlerin hazırlandığı görülse de tarımsal açıdan çevredeki tarım alanları ile ilgili bir çalışma ve değerlendirmenin ÇED raporu içinde bulunmaması yönü ile ÇED raporunun tarımsal yapı ve etkileri açısından oldukça yetersiz hazırlanmış olduğu, bu nedenle ÇED olumlu kararının tarımsal yapı açısından uygun olmadığı, faaliyet alanı, doğal alanlar bütünlüğü içerisinde çevresi ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde, projenin körfez ekosistemi ve fauna üzerinde olumsuz etkiler yaparak, hayvanların üreme alanlarının daralmasına veya kaybolmasına ve popülasyon yoğunluklarının azalmasına neden olacağından ekosistem ve ekosistem işlevlerinin bozulacağı, iskelelerin boyunun uzatılması ile buraya bağlanacak gemiler yapay bir bariyer görevi yaparak, Ege Gübre limanı ile Nemport limanı arasında kalan alanda su sirkülasyonunu, buna bağlı olarak kirliliğin olup olmayacağı ve bu durumun körfezin biyolojik çeşitliliğine etkiler yapıp yapmayacağı nihai ÇED Raporunda tartışılmadığından, fauna ve körfez ekosistemi açısından nihai ÇED raporunda verilen verilerin yeterli ve uygun olmadığı, dava konusu alanın hem Kyme Antik kentine oldukça yakın olduğu hem de alan yakınındaki sualtı arkeolojik çalışmalarda görüldüğü gibi, alandaki sualtı arkeolojik potansiyelin oldukça güçlü olduğu, dava konusu alandaki projede, projenin dava konusu alanda ve yakınında bulunan arkeolojik alanlara, yapılara ve bu yapıların kalıntılarına etkisinin yeterince değerlendirilmemiş olduğu, bu konudaki bilimsel esasların dikkate alınmamış olduğu, somut bilimsel veriye dayalı bir tespitin yapılmamış olduğu ve proje alanının yakın çevresinde bulunan arkeolojik kalıntıların nasıl korunacağına dair yeterince açıklama yapılmamış olduğu, ÇED olumlu kararının bu açılardan arkeoloji bilimi açısından uygun olmadığı" şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun, yukarıda özetine yer verilen ve dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı yönünde kanaat içeren kısımları dosya kapsamıyla bir arada değerlendirildiğinde; dava konusu ÇED olumlu kararının tarımsal yapı açısından uygun olmadığı tespitine ilişkin olarak, söz konusu tespitin, esas olarak, dip tarama malzemesinin karada faydalı kullanımı kapsamında, özellikle tarımsal açıdan, karasal ortamda nasıl değerlendirileceğinin ve bu malzemenin kara bölümünde bertarafı yapılacaksa götürülecek yere taşınması esnasında araç trafiğinden kaynaklanan emisyon miktarlarının tarımsal alanları nasıl etkileyeceğinin bilimsel esaslar dikkate alınarak açıklanması, eğer çevredeki tarım arazilerine yakın ortamlarda değerlendirlecekse bunun yer ve yöntem belirtilerek detaylı olarak verilmesi ve alınacak önlemler hususlarında ÇED Raporunun eksiklikler içerdiği tespitine dayandığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle, bilirkişi raporunda, proje alanı ve Ege Gübre Limanında tarım alanlarının bulunmadığı, proje alanına en yakın tarımsal alanların, alanın güney batısında, 1200 metre uzaklıkta başladığı da belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliğinin yukarıda "İlgili Mevzuat" bölümünde yer verilen hükümlerinden, dip tarama malzemesinin kullanılmasında öncelikle karada faydalı kullanım yöntemlerinin değerlendirilmesinin yasal bir yükümlülük olduğu; faydalı kullanım yöntemlerinin, dava konusu proje kapasitesinin 50.000 m3'ün üzerinde (271.000 m3) olması sebebiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişiklik Bakanlığınca değerlendirilip onaylanması gereken ve faydalı kullanım olanaklarının irdelendiği bir bölümü de içeren Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı çerçevesinde gerçekleştirilebileceği; bu malzemenin bertarafının ise Atık Yönetimi Yönetmeliği ile Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılabileceği anlaşılmaktadır.
Proje alanında herhangi bir tarım arazisi bulunmadığı, en yakın tarımsal arazilerin, işletme sahasından 1200 metre mesafe sonra başladığı, ÇED Raporunda, dip tarama malzemesinin, Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak, Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı çerçevesinde değerlendirileceğinin taahhüt edildiği, yukarıda izah edildiği üzere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişiklik Bakanlığınca değerlendirilip onaylanması gereken Dip Tarama Çevresel Yönetim Planında da faydalı kullanım olanaklarının ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu hususları birlikte dikkate alındığında, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından eksiklik olarak nitelendirilen söz konusu hususların, dava konusu işlemi sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu ÇED olumlu kararının arkeoloji bilimi açısından uygun olmadığı tespitine ilişkin olarak;
Bilirkişi raporunda, proje alanının Kyme Antik kentine oldukça yakın (650 metre) olması ve alandaki sualtı arkeolojik potansiyelin oldukça güçlü olmasından hareketle, projenin, dava konusu alandaki ve yakınındaki arkeolojik yapı ve kalıntılara etkisinin ve bu yapı ve kalıntıların nasıl korunacağının yeterince değerlendirilmediği belirtilmiştir.
Öncelikle, aynı işlemin iptali istemiyle açılan, Dairemizin E:2022/8350 sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada, dava konusu projenin gerçekleştirileceği deniz alanının sit statüsünün ve buna ilişkin alınmış Koruma Bölge Kurulu kararlarına karşı açılmış davalar var ise bunların hangi aşamada bulunduklarının ve akıbetlerinin sorulmasına ilişkin olarak verilen 28.12.2022 tarihli, E:2022/8350 sayılı ara kararı üzerine İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünce verilen cevapta, dava konusu proje kapsamında yapımı öngörülen ilave iskelelerin, İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararıyla düzenlenmiş olan Kyme Antik Kenti 3. derece arkeolojik sit alanında kalmakta olup, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla yapılan sit derece değişikliği sonrasında da yine 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı; bununla birlikte, söz konusu proje kapsamında dip taraması yapılması öngörülen deniz alanlarının bir kısmının, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla 1. derece arkeolojik sitten, 3. derece arkeolojik site dönüştürülmüş olan alanda kaldığı, söz konusu Kurul kararının da … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla iptal edildiği, bu nedenle, Mahkeme kararı gereği bu kesime dair nihai sit derecesi belirlemeye yönelik işlemlere ilişkin sürecin devam ettiği belirtilmiştir. UYAP kayıtlarının incelenmesinden ise, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararının istinaf aşamasında olup, henüz kesinleşmediği görülmüştür.
İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün cevabından, dava konusu proje kapsamında dip taraması faaliyetinin gerçekleştirileceği bölgelerin, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … İdare Mahkemesince iptal edilen … tarihli, … sayılı kararıyla 1. derece arkeolojik sitten, 3. derece arkeolojik site dönüştürülen alanda kalan kısımlarının, sit derecesinin henüz belirlenmediği, anılan Mahkeme kararı gereğince nihai sit derecesinin belirlenmesine yönelik çalışmaların devam ettiği anlaşılmakta ise de, söz konusu alanların, derecesi henüz belirlenmemiş olmakla birlikte arkeolojik sit özelliği gösterdiğinde herhangi bir şüphe bulunmamaktadır. Arkeolojik sit alanlarının korunarak gelecek nesillere aktarılmasında kamu yararı bulunduğu ise tartışmasızdır.
ÇED Raporu bu kapsamda incelendiğinde, projeye ilişkin İlave Liman Amaçlı Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planları hazırlık çalışmaları kapsamında hazırlanan ve ÇED Raporunun 14 numaralı ekinde sunulan Arkeolojik Değerlendirme Raporunda, proje alanının arkeolojik sit statüsüne, alana 650 metre mesafede bulunan Kyme Antik Kentine ve gerek karada gerekse de su altında açığa çıkarılan arkeolojik yapı ve kalıntılara değinildiği; yine aynı çalışmalar kapsamında hazırlanan ve ÇED Raporunun 15 numaralı ekinde sunulan Mimari Değerlendirme Raporunda, Kyme Antik Kenti içerisinde kalan mimari eserlere değinildiği görülmüştür.
Öte yandan, alanın arkeolojik sit statüsü göz önünde bulundurularak, ÇED sürecinde, Koruma Bölge Kurullarıyla koordineli olarak çalışıldığı, T.C. Bodrum Kaymakamlığı Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Araştırma Raporunda, yapılan su altı araştırmasında, proje alanında, 2863 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir taşınır ya da taşınmaz kültür varlığına rastlanmadığının belirtildiği; İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 30.07.2021 tarihli, 14798 sayılı kararında ise, dava konusu projeye dair uygulamaların ilgili Müze Müdürlüğü denetiminde gerçekleştirilmesine, iskele yanaşma yüzeylerinin ve iskele uzatma alanlarının 1. derece arkeolojik sit sınırlarına yakın olan bölümlerindeki uygulamaların ilgili Müze Müdürlüğü denetimi ve Müze Müdürlüğünün uygun göreceği yöntemle gerçekleştirilmesine ve Kyme Antik Kenti 3. Derece Arkeolojik Sit Alanında kalan kesimde, dava konusu proje için hazırlanan İlave Liman Amaçlı 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı ve plan açıklama raporunda 2863 sayılı Kanun kapsamında sakınca bulunmadığına, konunun ilgili mevzuat ve 3194 sayılı Kanun kapsamında ilgili idarelerince değerlendirilmesine karar verildiği; ÇED Raporunda da, faaliyetlerin anılan kararda belirtilen şekilde yürütüleceğinin kabul ve taahhüt edildiği; Kurum görüşlerinin bu doğrultuda olumlu olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, arkeolojik sit alanlarının korunarak gelecek nesillere aktarılmasında kamu yararı bulunmakla birlikte; 1/100.000 ölçekli İzmir Manisa Bölgesi Çevre Düzeni Planında ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih, … sayılı kararıyla onaylanan 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planında liman ve liman geri sahası olarak tanımlı bölge içinde kalan; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün 25.12.2012 tarih, 19757 sayılı oluruyla onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarıyla da Liman olarak belirlenen proje alanında halihazırda yıllardır faaliyet göstermekte olan, davalı yanında müdahili de içeren birden fazla liman işletmesinin bulunduğu, bu kapsamda dava konusu projenin yeni kurulan bir proje olmayıp, zaten mevcutta faaliyet göstermekte olan iki iskelenin 100'er metre uzatılmasını ve dip taraması yapılmasını kapsayan bir kapasite artışı projesi niteliğinde olduğu, projenin ülke ekonomisine katkı sağlayacağı hususları da dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda; ÇED Raporu kapsamında yapılan çalışmaların, alanın arkeolojik özellikleriyle alandaki arkeolojik yapı ve kalıntıları ve proje kapsamında yapılması planlanan faaliyetlerin bu alanlarla ilişkisini yeterli düzeyde ortaya koyduğu, nitekim bilirkişi raporunda alanda bulunduğu belirtilen bütün arkeolojik kalıntılara ÇED Raporu kapsamında da yer verildiği; projeye ilişkin faaliyetlerin, ilgili kurum görüşleri doğrultusunda ve kurumların denetiminde yürütüleceğinin de yine ÇED Raporunda taahhüt edildiği görüldüğünden, arkeolog bilirkişi tarafından eksiklik olarak nitelendirilen söz konusu hususların, dava konusu işlemi sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu ÇED Olumlu kararının planlama açısından uygun olmadığı yönündeki tespite ilişkin olarak; şehir ve bölge planlama öğretim üyesi bilirkişi tarafından, Ege Gübre liman alanı ve yakın konumdaki diğer limanlar önemli bir Antik kent olan Kyme Kenti’ne yakın ve antik liman alanı ile ilişkili konumda yer almasına rağmen bölgedeki sit alanı bütününde değerlendirmeler içeren, bu alan üzerinde baskı oluşmasını engeleyen ve koruma yaklaşımlarını geliştiren bütüncül bir Koruma Amaçlı İmar Planı çalışmasının yapılmaması, konunun parçacıl yaklaşımlarla ele alınması nedenleriyle dava konusu işlemin planlama açısından uygun olmadığı belirtilmiştir.
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 3 numaralı ekinde verilen ve ÇED Raporunun hazırlanması gereken formatı gösteren Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatı'nda, "Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler. Proje için seçilen yerin koordinatları. Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri. Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler." düzenlemesine yer verilmiştir.
Söz konusu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, ÇED Raporuna ilişkin olarak Yönetmelikte kabul edilen Genel Format uyarınca, proje alanıyla bu alana alternatif olarak değerlendirilen alanlara ait imar planlarının bulunması halinde, bunlara, ÇED Raporunun "Ekler" bölümünde yer verilmesi gerekmektedir. Ancak, söz konusu alanlara ait bir imar planı bulunmaması, çevresel etki değerlendirmesi süreci sonucunda verilmiş kararların iptalini gerektirmemektedir. Dairemizin istikrar kazanmış içtihatlarına göre de, çevresel etki değerlendirmesi süreci sonucunda verilen kararlara karşı açılan davalarda, imar planları tek başına iptal gerekçesi olarak kabul edilmemektedir. Öte yandan somut olayda, şehir ve bölge planlama bilirkişisinin uzmanlık alanına başvurulması, projenin kıyı mevzuatı kapsamında değerlendirilebilmesi açısından bir anlam ifade etmektedir. Bu hususta ise, bilirkişi raporunda herhangi bir olumsuzluk bildirilmemiştir.
Bununla birlikte, dava konusu işleme dayanak ÇED Raporu incelendiğinde, alanda geçerli imar planlarına yer verildiği, öte yandan, çevresel etki değerlendirmesi süreciyle, dava konusu projeye ilişkin olarak hazırlanan İlave Liman Amaçlı 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı çalışmalarının bir arada yürütüldüğü görülmektedir.
Bu nedenlerle, alanda geçerli bir koruma amaçlı imar planı yapılmamış olması, dava konusu işlemin iptalini gerektirecek bir eksiklik olarak değerlendirilmemiştir.
Dava konusu işlemin fauna ve körfez ekosistemi açısından uygun olmadığı tespitine ilişkin olarak;
Bilirkişi raporunda, projenin körfez ekosistemi ve fauna üzerinde olumsuz etkiler yaparak, hayvanların üreme alanlarının daralmasına veya kaybolmasına ve popülasyon yoğunluklarının azalmasına neden olacağı, bu nedenle ekosistem ve ekosistem işlevlerinin bozulacağı ve iskelelerin boyunun uzatılması ile buraya bağlanacak gemilerin yapay bir bariyer görevi yapacağı, bu durumun, Ege Gübre Limanı ile Nemport Limanı arasında kalan alandaki su sirkülasyonunu etkileyip etkilemeyeceği, buna bağlı olarak kirliliğin olup olmayacağı ve körfezin biyolojik çeşitliliğine etkiler yapıp yapmayacağının nihai ÇED Raporunda tartışılmadığı belirtilmektedir.
Öncelikle, iskelelerin boyunun uzatılması ile buraya bağlanacak gemilerin, yapay bir bariyer görevi yaparak su sirkülasyonunu olumsuz etkileyip etkilemeyeceği ve burada kirliliğe sebep olup olmayacağı hususunun çevre mühendisliği biliminin konusunu oluşturduğu açıktır. Bu doğrultuda, bilirkişi raporunun çevre mühendisliğine ilişkin bölümü değerlendirildiğinde, söz konusu hususun ÇED Raporunun bir eksikliği olarak değerlendirilmediği; aksine, yukarıda bilirkişi raporunun özetlendiği bölümde alıntılandığı üzere, ÇED Raporunun, denizel ortamdaki çevresel etkilerin incelenmesi bakımından yeterli nitelikte ve detayda hazırlanmış olduğu yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Bu nedenle, fauna uzmanı biyolog tarafından eksiklik olarak belirtilen bu husus, dava konusu işlemi sakatlar mahiyette görülmemiştir.
Projenin körfez ekosistemi ve fauna üzerinde olumsuz etkiler yaparak, hayvanların üreme alanlarının daralmasına veya kaybolmasına ve popülasyon yoğunluklarının azalmasına neden olacağı tespitine ilişkin olarak ise, bilirkişi raporunun 126. sayfasında, projenin çevreye olumsuz etkilerinin, iskele kapasite artışında oluşabilecek etkiler, dip taraması çalışması alanlarında oluşabilecek etkiler ve dökü alanlarında oluşabilecek etkiler başlıkları altında özetlenerek, anılan bölümlerde, suyun bulanıklığının artarak ışık geçirgenliğinin düşmesi, dolayısıyla fotosentez hızının düşmesi, su kalitesinin bozulması ve bentik faunanın zarar görmesi vb. olumsuz etkilere yer verildiği görülmüştür.
Bilirkişi raporunun ilgili bölümünde, proje alanında belirlenen ve bazıları nesli değişik kategorilerde tehlike altında olan sucul omurgasız ve omurgalı hayvanların geniş yayılışa sahip hayvanlar olup yurdun ve dünyanın diğer karasal bölgelerinde ve deniz ortamlarında bol olarak bulunduğu, alanda gözlenen kuş türlerinin ise nesli tehlike altında olan türler olmayıp alanın kuşlar için önemli bir üreme alanı olmadığı, öte yandan, körfez alanının yoğun gemi trafiğine sahip olup, kendine özgü bir duyarlılığı olmadığı yönündeki tespitlere de yer verilmiştir. Yine, raporun çeşitli bölümlerinde, faaliyet alanının deniz ekosisteminin bir parçası olan körfezde bulunması ve deniz ekosisteminin daha homojen özellikler göstermesi (suyun her noktasında yaşam özelliklerinin aynı derecede bulunması) nedenleriyle aktif hareketli hayvanların ekosistemin farklı noktalarında yaşamlarını rahatlıkla sürdürebileceği, bentik organizmaların (deniz tabanında yaşayan canlılar) daha az hareketli olmaları sebebiyle, ortamdaki bozulmalardan daha fazla etkileneceği vurgulanmıştır.
Öncelikle, Dip Taraması Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliğinin yukarıda yer verilen hükümlerinde, dip taramasında kullanılacak ekipman, yöntem ve zamanlama, dip tarama malzemesinin boşaltımının mümkün olması için taşıması gereken kimyasal özellikler, dip tarama malzemesinin boşaltılabileceği deniz alanlarının taşıması gereken özellikler vb. hususların, dip tarama faaliyetinin biyolojik çeşitliliğe zarar vermemesi, dip tarama malzemesinin boşaltımı sonucunda oluşabilecek bulanıklık ve bentik bölgedeki birikimin deniz suyunda ve deniz dibinde olumsuz çevresel etkilerinin kontrol edilmesi gerektiği yönündeki genel esaslar çerçevesinde ve ayrıntılı olarak düzenlendiği; dip tarama faaliyetinin anılan hükümlere uygun olarak ve idarenin denetiminde gerçekleştirilebildiği görülmektedir.
Öte yandan, bilirkişi raporunda yer verilen olumsuzlukların, daha çok inşaat aşamasına ilişkin olup, büyük ölçüde geçici etkiler olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim, halihazırda birden fazla limanın faaliyette bulunduğu proje alanıyla ilgili olarak, bilirkişi raporunun aynı bölümünde, körfezin şimdiye kadar çeşitli derecede antropojen etkilere maruz kaldığı, buna rağmen sucul ekosistemde canlı yaşamının devam ettiği yönündeki tespite de yer verilmiştir.
Dolayısıyla, çevre mühendisi bilirkişi tarafından, ÇED Raporunun, denizel ortamdaki çevresel etkilerin incelenmesi bakımından yeterli nitelikte ve detayda hazırlanmış olduğu yönünde kanaat bildirildiği; proje kapsamında yapılması planlanan dip tarama ve döküm faaliyetleri Dip Taraması Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği kapsamında gerçekleştirilecek olup, bu Yönetmelikte de, deniz suyu kalitesi ve bentik canlılar dahil biyolojik çeşitliliğin korunması için faaliyet esnasında izlenmesi gereken yöntemlerle alınması gereken önlem ve tedbirlere ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verildiği; iskele yapımına ilişkin olumsuz etkilerin ise daha çok inşaat aşamasına ilişkin olup geçici etkiler olarak değerlendirilebileceği hususları bir arada değerlendirildiğinde, fauna bilirkişisi tarafından eksiklik olarak ileri sürülen hususların, ÇED Raporunu sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak; bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren arkeolog, şehir ve bölge planlama, fauna uzmanı biyolog ve ziraat mühendisi bilirkişilerin görüşlerine yukarıda açıklanan nedenlerle itibar edilmemiş ve projenin gerçekleştirilmesindeki kamu yararı ile bilirkişi heyetinde yer alan diğer (çevre mühendisi, flora uzmanı biyolog, su ürünleri mühendisi, jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi) bilirkişilerin, ÇED Raporu ve dava konusu işlemin uygun olduğu yönünde kanaat bildirdikleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işleme dayanak ÇED Raporunda, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileriyle, alınacak önlemlerin yeterli düzeyde belirlendiği, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3. Davacılar tarafından yapılan … TL yargılama gideri ile davacılar yanında müdahil tarafından yapılan … TL yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına, artan … TL keşif avansının istemleri halinde davacılara iadesine,
4. Davalı idare tarafından yapılan … TL yargılama giderinin ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine; davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan … TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine,
5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 23/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
Bakılan dava, İzmir İli, Aliağa İlçesi, … Mahallesinde, … Gübre Sanayi AŞ tarafından yapılması planlanan "İskele Kapasite Artışı ve Dip Taraması Projesi" ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen, 28/01/2022 tarihli, 6550 sayılı ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Öncelikle, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun, dava konusu proje alanının 1. derece arkeolojik sit alanı niteliği taşıyan kısımlarının 3. derece arkeolojik sit alanına dönüştürülmesine ilişkin kısmı yönüyle hukuka aykırı bulunan … tarihli, … sayılı kararının, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararıyla iptaline karar verilmiş olmasının, alanın sit statüsünün 1. derece arkeolojik sit olarak belirlenmesine ilişkin olarak verilen daha önceki Koruma Bölge Kurulu kararlarına kendiliğinden yürürlük kazandırmayacağı; bu itibarla, söz konusu iptal kararıyla, alanın yeniden 1. derece sit statüsüne kavuştuğu ve 1. derece arkeolojik sitlerde dava konusu proje kapsamında yapılması öngörülen faaliyetlerin yapılamacayacağı gerekçesiyle işlemin iptali yolunda verilen, temyize konu İdare Mahkemesi kararında bu açıdan hukuka uyarlık bulunmadığı açıktır.
Öte yandan, dosyanın, Dairemizin E: 2022/8350, E:2023/489 sayılı dosyalarının ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, proje alanı olan Nemrut Körfezinde, halihazırda birden fazla liman işletmesinin faaliyet göstermekte olduğu, söz konusu işletmelerin kapasite artırımlarına ilişkin olarak verilen ÇED Olumlu kararlarının iptali istemiyle açılan davaların derdest olduğu, ancak yargılama faaliyetlerinin farklı İdare Mahkemelerince gerçekleştirilmekte olup, bakılan davada olduğu gibi bazı dosyalarda hiç keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilirken, diğer dosyalarda ise farklı bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi heyetleriyle keşif yapıldığı, bu nedenle de proje alanları çok yakın olup benzer özellikler gösterdiği halde farklı sonuçlara ulaşıldığı, örneğin, her ne kadar Dairemizin 18/05/2022 tarihli, E:2022/1679, K:2022/5928 sayılı kararıyla bozulmuş ise de, aynı Körfezde faaliyet göstermekte olan bir başka liman işletmesinin kapasitesinin artırılmasına ilişkin olarak hazırlanan ÇED Raporuna istinaden verilen ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararına dayanak teşkil eden, … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanmış olan bilirkişi raporunda, dava konusu proje alanıyla anılan proje alanı arasında çok kısa bir mesafe bulunmasına ve söz konusu projeler benzer özellikler göstermesine rağmen faunaya ilişkin olarak, "Projenin yapım işleminin bitirilmesinden sonra deniz ekosistemindeki tarama ve dolgu işlemlerinden sonra deniz dolgu kayalıklarında ve iskeleler ayak ve pabuçlarında öncelikle mikroalg toplulukları daha sonra da bu mikroalglerle beslenen birçok zooplanktonik ve bentik omurgasız canlı grubunun beslenmek amacıyla alana gelmesi sonucunda doğal besin zinciri oluşumu tekrar sağlanacak ve sonraki süreçte zincirin üstünde olan balık türleri tekrar bu alanlarda beslenmeye başlaması ile doğal dengenin devamlılığı sağlanacağı düşünülmektedir." şeklinde kanaat belirtilmişken, temyize konu İdare Mahkemesi kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda, dava konusu işlemin, projenin körfez ekosistemi ve fauna üzerinde olumsuz etkiler yaparak, hayvanların üreme alanlarının daralmasına veya kaybolmasına ve popülasyon yoğunluklarının azalmasına neden olacağından bahisle, fauna açısından uygun olmadığı yönünde kanaat bildirildiği; faaliyet alanları ve projedelerdeki benzerliğe rağmen, farklı uzmanlarla keşif yapılmasından kaynaklandığı anlaşılan bu durumun ise adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, Mahkemece, gerek dava konusu işlemin iptali istemiyle, gerekse aynı Körfezde faaliyet göstermekte olan diğer şirketlere verilen ÇED Olumlu kararlarının iptali istemleriyle açılan başka davaların da bulunduğu göz önünde bulundurularak, aynı uzmanlardan bir bilirkişi heyeti oluşturularak, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY (XX):
Bakılan dava, İzmir İli, Aliağa İlçesi, … Mahallesinde, … Gübre Sanayi AŞ tarafından yapılması planlanan "İskele Kapasite Artışı ve Dip Taraması Projesi" ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen, 28/01/2022 tarihli, 6550 sayılı ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın, Dairemizin E:2022/8350, E:2023/489 sayılı dosyalarının ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, proje alanının bir kısmının 1. derece, bir kısmının ise 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla, söz konusu alanların 1. derece arkeolojik sit olan kısımlarının, 3. derece arkeolojik site dönüştürüldüğü ancak bu kararın, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararıyla iptal edildiği, söz konusu iptal kararının istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediği, bununla birlikte, sit derecesi henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, alanın arkeolojik sit özelliği gösterdiği hususunun tartışmasız olduğu, nitekim alanın Kyme Antik Kentine de 650 metre gibi çok yakın bir mesafede yer aldığı, alanın arkeolojik sit olarak belirlenmesine ilişkin ilk kararın … tarihli, … sayılı , İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı olmasına rağmen, bugüne kadar alanda geçerli koruma amaçlı imar planı niteliğinde bir imar planının yapılmadığı, öte yandan dava konusu projenin halihazırda mevcut iki iskelenin yüzer metre uzatılmasının yanı sıra dip taraması faaliyetini de içerdiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde yer verilen hükümler, dava konusu projeden önce alanda yapılmış bir imar planı bulunmasını zorunlu kılmıyorsa da, alanın arkeolojik sit alanı niteliği taşıması ve koruma amaçlı imar planlarının nitelikleri gereği diğer imar planlarından ayrılması sebepleriyle, dava konusu proje açısından bu yoruma katılmak mümkün değildir.
Öte yandan, İzmir İli, Aliağa İlçesi, Nemrut Körfezi Mevkiinde … Liman İşletmeleri ve Özel … Nakliye Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Liman Tevsii" projesi ile ilgili olarak verilen 06/01/2020 tarih ve 5758 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03/11/2021 tarih ve E:2021/6675, K:2021/12088 sayılı kararı ile; "proje alanının sit derecesinin 1. derece arkeolojik sit olması halinde, dava konusu işlemin, yukarıda belirtilen 658 sayılı ilke kararı kapsamında değerlendirilmesinin gerekeceği; İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun, daha önce 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş olan proje alanının, 3. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmesine ilişkin … tarihli, … sayılı kararına ilişkin olarak … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı kararın ise istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediği ve söz konusu davada, Mahkemece ikisi arkeolog biri sanat tarihçisi olmak üzere akademisyenlerden oluşturulan bilirkişi heyetine hazırlatılan raporla, bakılan davada Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki arkeolojik tespitlerin birbiriyle çelişkili olduğu hususları dikkate alındığında; Mahkemece, İzmir 4. İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı karara yapılan istinaf başvurusunun sonucu da dikkate alınmak suretiyle, aralarında çevre mühendisi, arkeolog, şehir ve bölge plancısı da bulunmak ve alanın özelliğine göre gerek görülecek diğer dallardan da akademisyenler içerecek şekilde yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, arkeolojik olarak yukarıda belirtilen çelişkileri giderecek, dava konusu projenin, kıyı mevzuatı kapsamında, alanda geçerli imar planlarına uygun olup olmadığını da ortaya koyacak şekilde yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı" gerekçesiyle BOZMA kararı verildiği, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sırasında işbu davanın ilk derece aşamasında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde uzmanlığına başvurulan bilirkişilerden Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. … , Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Gültekin Tarcan, Celal Bayar Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. … , Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. … , Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. … , Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. … isimli bilirkişilerin aynı olduğu, uyuşmazlığa konu yerlerin aynı bölgede kaldığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla anı bölgedeki "Liman Tevsii" faaliyetinin Dairemizin E:2021/665 sayılı dosyasında "… İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun sonucu da dikkate alınmak suretiyle, aralarında çevre mühendisi, arkeolog, şehir ve bölge plancısı da bulunmak ve alanın özelliğine göre gerek görülecek diğer dallardan da akademisyenler içerecek şekilde yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, arkeolojik olarak yukarıda belirtilen çelişkileri giderecek, dava konusu projenin, kıyı mevzuatı kapsamında, alanda geçerli imar planlarına uygun olup olmadığını da ortaya koyacak şekilde yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği sonucuna" varılarak yeniden keşif ve bilirkişi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekçesine yer verilmiş iken aynı bölgede yine "Liman Tevsii" faaliyetini kapsayan ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' Raporunun iptali istemiyle açılan dava dosyasında da … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun sonucunun beklenilmesi gerekliliği çok açıktır.
Ancak UYAP kayıtlarına göre … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında henüz karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, arkeolojik sit alanı niteliğindeki proje alanının tümünü içerecek şekilde, bütüncül bir yaklaşımla hazırlanmış bir koruma amaçlı imar planı bulunmadığı halde, dip taraması gibi arkeolojik sit alanlarına zarar verebilecek mahiyette bir faaliyeti de içeren dava konusu projeyle ilgili olarak verilen ÇED Olumlu kararında hukuka uyarlık, işlemin iptali yönündeki Mahkeme kararında ise, sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı düşünüldüğünden, temyize konu İdare Mahkemesi kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, anılan kararın bozularak davanın reddi yönünde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.