T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/9115
Karar No : 2023/3176
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
… Endüstri Mineralleri San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Aydın İli, Kuyucak İlçesi, … Mahalle Muhtarı olan davacı tarafından, "… End. Min. San. Ve Tic. A.Ş."nin Aydın İli, Kuyucak İlçesi, … Mahallesi Mevkiinde planlanan "… Ruhsat Numaralı Feldispat Ocağı" Projesine ilişkin olarak Aydın Valiliği'nce verilen … tarih ve E-… sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; dosyadaki bilgi, belgeler, bilirkişi raporunda yer alan tespit ve açıklamalar ile Mahkemenin E:… sayılı dosyasında verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar birlikte değerlendirilerek; dava konusu ÇED gerekli değildir kararının; proje tanıtım dosyasında (PTD) yer alan önlem veya tedbirlerin bilimsel olarak bir çalışmaya dayandırılmadığı, söz konusu PTD'nin yapılacak faaliyetin bitki ve hayvan çeşitliğini yeterince ortaya koymadığı, ayrıca alınacak önlemlerin yeterli bilimsel temele dayandırılmadığı, proje alanı içinde zeytinlik ve mezarlık vasıflı taşınmazların bulunduğu, Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 24.02.2021 tarihli yazısında revize talebi bulunduğu ve yeni değerlendirme yapılacağının belirtildiği, ancak PTD’de bu konuda bir görüş bulunmadığı, kurum görüşlerinin yetersiz ve eksik olduğu, bölgenin tarım alanlarının su kaynaklarına ihtiyaç duyması ve projenin olası etkileri dikkate alındığında anılan risk ve etkilerin PTD ile belirlenmesinin mümkün olmadığı, yerleşim bölgesine yakın ve tarım arazilerinde kullanılacak olan ANFO patlayıcının kullanımı ve depolanması ile ilgili detayların Proje tanıtım dosyasında bulunmadığı ve feldispat ocağının işletilmesi sırasında çevreye ve ekolojik dengeye kümülatif etkisinin PTD’de yeterli değerlendirilmediği ve bu risklerin göz ardı edildiği, kapsamlı bir jeolojik, jeoteknik ve hidrojeolojik modelleme çalışması yapılmadığı, sahada bulunduğu belirtilen cevherin mineralojik ve kimyasal özeliklerinin tespit edilmediği, üretim amacına uygunluğunun belirlenmediği, raporda üretim şevlerinin şev açıları için önerilen yaklaşımların sahada üretim yapılacak kayaçların kütle özellikleri göz önüne alınmadan genelleme ile belirtildiği, açık işletme üretim geometrisinin belirlenmesinde gerekli mühendislik çalışmalarının eksikliği ve şev stabilite analizlerinin yapılmamış olması dikkate alındığında açık ocak üretiminden kaynaklanabilecek risk ve etkilerin PTD ile belirlenmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı ve dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1-Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak, davacının ehliyetli olmadığı; davanın süresinde açılmadığı; bağlantılı dosyanın esasının kapatılmasından sonra yeni bir esas numarası verilerek yargılamanın esasının incelenmesinde hukuka uyarlık olmadığı, esasa ilişkin olarak ise; bilirkişilerin ruhsat sahası ve proje sahası ayrımı gözetmeden PTD’de mevcut bilgi ve belgeler yok sayılarak genel bilgiler doğrultusunda rapor tanzim ettiği, toz ve gürültünün, yerleşim alanları, toprak ve su üzerinde çevreye etkilerinin önemsiz seviyelere getirilebilmesi için hangi yöntemler ve önemler alınacağının PTD'de (..-.., …-… shf.) belirtildiği, proje alanı içerisinde zeytinlik alan olduğu tespitinin yerinde olmadığı, kurum görüşlerinin olumlu olduğu, Tarım Orman İl Müdürlüğünün görüşünde proje alanının makilik ve orman niteliğinde olduğunun belirtildiği, su kullanımı gerektirmeyen bir proje olduğundan atıksu oluşmayacağı belirtilerek işlemin hukuka uygun olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, usule ilişkin olarak, davacının ehliyetli olmadığı; davanın süresinde açılmadığı; duruşma isteminin karşılanmadığı; bilirkişi raporunun tebliğ edilmeden karar verildiği, esasa yönelik olarak ise, davacının genel geçer iddialarda bulunduğu ve bunları ispatlayamadığı, bütün iddiaların PTD'de karşılığının olduğu, kurum görüşlerinin olumlu geldiği, projenin yerleşim yerlerinden uzak olduğu, alanın orman niteliğinde olduğu, arazi eğiminin %45 civarında olduğundan trafik ve ulaşım güvenliği riski oluşturmayacağı, proje alanında kaynak suyu, zeytinlik, tarım alanı ve mera olmadığı ileri sürülerek bilirkişilerin hatalı değerlendirmesi sonucuna Mahkemece hukuka aykırı karar verildiği, anılan kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının usul yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Aydın İli, Kuyucak İlçesi, … Mahallesi Mevkiinde … End. Min. San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan … ruhsat numaralı feldispat ocağı projesi ile ilgili olarak projenin ÇED Yönetmeliği Ek-2'de 49/a maddesi kapsamında olduğu, proje sahibince hazırlanan PTD idare tarafından kurum görüşleri de alınarak incelenip değerlendirilmiş, sonuçta ÇED Yönetmeliği'nin 17. maddesi gereğince … ruhsat numaralı Feldispat Ocağı Projesi'ne Aydın Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından … tarih ve E-… sayılı " "Çevresel Etki DeğerIendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-(a) maddesinde, idari işlemlerin iptaline ilişkin davaların menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği, 14/3-(c) maddesinde dava açma ehliyetinin ilk inceleme konularından olduğu, 15/1-(b)maddesinde ise; 14/3-c maddesine aykırılık görülürse başka bir ifadeyle davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı tespit edilirse davanın reddine karar verileceği, aynı Kanunun 49/1. maddesinde ise; "usul hükümlerine uyulmamış olunması"nın bozma sebebi olduğu belirtilmiştir
Yukarıda belirtilen mevzuatta düzenlenen menfaat ihlali kavramının yargı kararlarındaki uygulamasında kişisel, güncel ve meşru olması gerektiği kabul edilmekte olduğundan, idari işlemle bu şekilde menfaat ilgisi kurabilenler tarafından işleme karşı iptal davası açılabileceği tabiidir.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemin konusunu oluşturan proje alanının Aydın İli, Kuyucak İlçesi, … Mahallesi olduğu, davacının ise aynı İlçede, … Mahallesinde ikamet edip, bu mahallenin muhtarı olarak görev yaptığı ancak bakılan davayı şahsı adına açtığı, davacı tarafından yerleşim yerinin proje alanına yakın olduğunun belirtildiği, ancak proje alanı ile davacının ikameti/taşınmazı arasındaki mesafeye ve projenin etki alanı içerisinde bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin açık bir bilginin ise dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının, bakılan davayı açmakta kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin ihlal edilip edilmediğini tespit etmek amacıyla Mahkeme tarafından söz konusu projenin etki alanının, davacının yerleşim yeri/taşınmazı ile proje alanına mesafesinin ve proje etki alanında kalıp kalmadığının, gelinen aşama itibarıyla davacının halen aynı yerde taşınmazının/yerleşim yerinin bulunup bulunmadığının araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme yapılmak suretiyle verilen kararda usul hükümleri yönünden isabet bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17. maddesinde, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağı, duruşma talebinin ise dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabileceği düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun 31. maddesinde, üçüncü şahısların davaya katılması hakkında atıf yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 68.maddesinde; Fer'i müdahilin durumu başlığı altında "(1)Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir." (2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder." hükmüne yer verilmiştir.
İdari yargılama usulünde davaya müdahale şeklinin ancak fer'i müdahale şeklinde olabileceği, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereği fer'i müdahilin yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebileceği, onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabileceği, duruşma isteminin de bu kapsamda ele alınması gereken bir usul işlemi olduğu, usule uygun olarak taraflardan biri tarafından duruşma isteminde bulunulması halinde, Mahkemelerce duruşma yapılmasının zorunlu olduğu, bu istemin adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğü kapsamında bulunduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta, proje sahibi şirket tarafından, 16.03.2022 tarihli dilekçeyle davaya müdahale istemiyle birlikte duruşma isteminde de bulunulduğu, davalı idare tarafından ise duruşma talebinde bulunulmadığı, Mahkemece müdahale istemi kabul edildiği halde duruşma yapılmadan temyize konu kararın verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalı idare tarafından açıkça duruşma isteminde bulunulmasa da yalnızca müdahil tarafından yapılan duruşma isteminin yanında katıldığı davalı idarenin yararına olduğu gibi davalı idarenin işlem ve açıklamalarına da aykırı olmadığı, ayrıca davalı idarenin duruşma yapılmaması yönünde bir beyanın bulunmadığı da dikkate alındığında, adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğü ihlal edilerek Mahkemece duruşma yapılmadan verilen temyize konu kararın usul hükümlerine uyarlı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31.maddesiyle atıf yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Bilirkişi Raporuna İtiraz Başlıklı 281/1.maddesinde; " Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22/7/2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Bakılan davada, Mahkemece uyuşmazlıkla ilgili olduğundan bahisle başka bir dosyada (E:… sayılı) yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun bu dosyada verilen karar için de yeterli bulunduğu, ancak anılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmeden, tarafların itirazlarının/beyanlarının alınması ya da itiraz/beyan süresinin sona ermesi beklenilmeden temyize konu kararın verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, kararın dayanağı bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilerek, tarafların itirazlarının/beyanlarının alınmasından ya da itiraz/beyan süresinin geçmesinden sonra karar verilmesinin adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyeti ilkelerinin gereği olduğu dikkate alındığında, bu hususlara uyulmadan verilen temyize konu kararda bu yönden de usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının ve davalı yanında müdahilin temyiz isteminin kabulüne,
2. Yukarıda özetlenen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ...İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 29/03/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X) :
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir." kararına konu olan projenin Aydın İli, Kuyucak İlçesi, İğdecik Mahallesinde yapımının planlandığı, proje tanıtım dosyasında en yakın yerleşim yerlerine mesafesinin ve proje alanının sınırlarının açıkça belirtildiği, bu sınırların kapsadığı alanda … Mahallesinin bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde … Mahallesinde ikamet edip taşınmaz maliki olduğunu, bu mahallenin de muhtarı olarak görev yaptığını ifade ettiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, söz konusu proje alanında yerleşim yeri/taşınmazı olduğunu ispatlayamayan davacıların dava konusu işlemin iptalini talep etmekte kişisel, güncel ve meşru menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın ehliyet nedeniyle reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz bozma kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.