T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/9158
Karar No : 2023/2216
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I- (DAVACILAR)
1- …,…,11- …
VEKİLLERİ : Av. …
II- (DAVALI) … Bakanlığı - ANKARA
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- …,…,12- … Bakanlığı
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı tarafından esas yönünden, davalı tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Mersin ili, Tarsus ilçesi, ... Mahallesi, … ada, … sayılı parselde yer alan taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "İlköğretim Alanı" fonksiyonuna ayrıldığı halde uzun yıllar ayrılma amacına uygun kamulaştırılmayarak mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmaz bedeli olarak 1.007.389,43-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Mersin ili, Tarsus ilçesi, ... Mahallesi, … ada, … sayılı parselde yer alan taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "İlköğretim Alanı" fonksiyonuna ayrıldığı halde uzun yıllar ayrılma amacına uygun kamulaştırılmayarak mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmaz bedeli olarak 1.007.389,43-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 26/04/2017 tarih ve E:2016/12170, K:2017/2905 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 30/10/2018 tarih ve E:2018/929, K:2018/8629 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davanın kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 16/06/2022 tarih ve E:2022/330, K:2022/7115 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak fiili el atma nedeniyle davanın görev yönünden reddine, yargılama giderleri yönünden ise; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331.maddesinin 2. bendi uyarınca şimdilik bağlayıcı hüküm kurulmasına yer olmadığına; adli yargı yerinde dava yenilenmediği takdirde, davacı tarafından karşılanan 5.592,40-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan 303,20-TL yargılama giderinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, davacı tarafından yatırılan 17.217,90-TL nisbi harçtan 80,70-TL karar harcının mahsubu sonucu geriye kalan 17.137,20-TL bakiye harcın davacıya iadesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 5.500,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, davaya adli yargı yerinde devam edilmesi halinde ise; (vekalet ücreti dahil) tüm yargılama giderleri hakkında hüküm kurmaya adli mahkeme görevli hale geleceğinden 3. maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki hükümlerin geçerli olmayacağına, karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1- Davalı … Bakanlığı tarafından, davanın uzun yıllardır devam ettiği, avukatlarınca emek ve mesai harcandığı, keşfe gidildiği, dosyaya beyanlarda bulunulduğu, idarelerince bir kısım masraflara katlanmak zorunda kalındığı, görevsizlik kararı üzerine vekalet ücretinin şarta bağlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davacı tarafından, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesinin gerektiği, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
1- Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
2- Davacı tarafından, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin süre yönünden reddi, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların mülkiyetinde bulunan, "Mersin ili, Tarsus ilçesi, ... Mahallesi, … ada, … sayılı parsel"de yer alan taşınmazın yürürlükteki imar planlarında uzun yıllardır "İlköğretim Alanı" fonksiyonuna ayrıldığı, ancak uzun yıllar ayrılma amacına uygun kamulaştırılmayarak mülkiyet hakkına süresi belirsiz müdahale edilmek suretiyle kullanımının kısıtlandığından bahisle ilk olarak adli yargıda açılan davanın görev yönünden reddi üzerine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmaz bedeli olarak 1.007.389,43-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda, hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde "Yargı yolunun caiz olmaması", (c) bendinde ise "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında sayılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, "Yargılama Giderlerinin Kapsamı" başlıklı 323. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmış; "Yargılama Giderlerinden Sorumluluk
" başlıklı 326. maddesinin 1. fıkrasında "Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
" hükmü getirilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmış; 48. maddesinin 3. fıkrasında, "Temyiz dilekçeleri, ilgilisine göre kararı veren mahkemeye, Danıştaya veya 4. maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren mahkeme veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer." hükmü getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idarenin vekalet ücreti yönünden temyiz istemi hakkında;
Uyuşmazlıklar, hukuki nitelikleri gereği oluşturdukları bütünlüğe, tabi oldukları yargılama usulüne ve görevli mahkemeye göre çeşitlere ayrılırlar. Buna göre; anayasa yargısı, idari yargı, adli yargı ve uyuşmazlık yargısı ana yargı yollarıdır. Keza bunların kendi içindeki alt ayırımları olan genel idari yargı, askeri idari yargı, genel ceza yargısı, askeri ceza yargısı ve medeni yargı da birer yargı yoludur.
Davalar tabi oldukları yargı yoluna göre, kanunla belli edilen görevli mahkemede açılır. Davanın yanlış yargı yerinde açılması halinde, davanın açıldığı mahkeme, yargı yolunun caiz olmaması (dava şartının bulunmaması) sebebiyle davayı reddeder. (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2010, s. 765) Aynı şekilde sonradan yapılan kanun değişikliği nedeniyle de bakılmakta olan bir davada yargı yolu değişebilir, bu durumda kanun değişikliğine kadar, davaya bakmış olan mahkemesince yargı yolunun değişmiş olması nedeniyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekir. Zira, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için müktesep bir hak doğmayacağı, bu nedenle yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Mahkemelerce böyle durumlarla karşılaşıldığında verilen ve işin esasına yönelik olmayan görevsizlik kararlarında, dava dosyaları doğrudan görevli yargı yerine gönderilmemekte, bir anlamda diğer yargı yolunda davaya devam edip etmeyeceği hususu davacının iradesine bırakılmaktadır. Mahkemelerin bu durumlarda vermiş oldukları görevsizlik kararının kaynağı, yargı yolunun farklı olmasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun 114. maddesinde "yargı yolunun caiz olması" ve "Mahkemelerin görevli olması" durumları ayrı ayrı dava şartı olarak düzenlenmiştir. Yargı yolunda, birbirinden ayrı hukuk disiplinleri kastedilirken (Örneğin; adli yargı, idari yargı), mahkemelerin görevli olması ya da görevsizlikte ise, aynı yargı yoluna tabi fakat farklı görevli mahkemeler arasındaki ayırım kastedilmektedir. (Örneğin; idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri, idari yargı yolu içinde farklı görevli mahkemelerdir veya asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri, adli yargı yolu içinde farklı görevli mahkemelerdir.) Yargı yolu farklılığı nedeniyle davanın reddine karar verildiği hallerde dosya mahkemesince kendiliğinden görevli yargı yoluna gönderilemezken, görevsizlik nedeniyle verilen kararlarda, mahkemesince dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilebilir.
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, aynı dava konusu taşınmazın başka hissedarları tarafından açılan başka bir davaya ilişkin dosya içeriğinden, taşınmaz üzerinde Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından imar yolu açıldığı ve fiilen kullanılmakta olunduğu bilgisine ulaşıldığı, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı doğrultusunda, bir bütün olan taşınmazın tamamı açısından fiili el atmanın varlığı kabul edilerek değerlendirmenin bu şekilde yapıldığı ve fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelik davanın ise özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olacağı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verildiği, bu kararın esasa ilişkin bir karar olmadığı; verilen hükmün dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğu yönünde bir tespit içermediği görülmektedir. Burada yargı yolunun farklı olması nedeniyle verilen bir görev yönünden ret kararı söz konusu olmasına rağmen, İdare Mahkemesince, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde düzenlenen bir görevsizlik hali varmış gibi değerlendirme yapılarak, aynı Kanunun 331. maddesinin 2. bendine atıf yapılsa da, 6100 sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının burada uygulama alanı bulunmamaktadır, zira burada söz konusu olan, yargı yolunun farklı olmasından kaynaklanan bir görev yönünden ret kararıdır. Ayrıca, Mahkeme hükmündeki gibi adli yargıda dava açılmış olması ve açılmamış olması durumlarına göre şartlı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de mümkün değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yukarıda verilen 323.maddesinin 1.fıkrasının (ğ) bendi ve 326.maddesinin 1.fıkrasında kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
Bilindiği gibi, yargılama sonucu bir kimseye yargılama giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin dava açmak suretiyle karşı tarafın gider yapmasına neden olmuş olmasıdır.
Davanın açıldığı tarihte görevli bulunan bir mahkemenin sonradan çıkan bir yasa ile görevsiz hale gelmesi üzerine verilecek görevsizlik kararında, yanlış mahkemeye dava açmamış, dolayısıyla da gider yapılmasına neden olmamış olan davacı aleyhine vekalet ücreti yükletilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesinin son fıkrasında da, Kanunlar gereği gönderme, yeni mahkemeler kurulması, iş bölümü itirazı nedeniyle verilen tüm gönderme kararları nedeniyle görevsizlik, gönderme veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmedilmeyeceği öngörülmüştür.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2014 tarih ve E:2011/866, K:2014/1428 ve 10/02/2014 tarih ve E:2011/459, K:2014/299 sayılı kararlarında da aynı değerlendirmeyle "davanın açıldığı tarihte görevli bulunan bir mahkemenin sonradan çıkan bir yasa ile görevsiz hale gelmesi üzerine verilecek görevsizlik kararında, yanlış mahkemeye dava açmamış, dolayısıyla da gider yapılmasına neden olmamış olan davacı aleyhine avukatlık ücreti yükletilmesine hukuken olanak bulunmadığı" gerekçesine yer verilmiştir.
Bu itibarla İdare Mahkemesi kararının temyize konu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Davacının temyiz istemi yönünden;
Dosyanın incelenmesinden; davacının, davalı Milli Eğitim Bakanlığı'nın 27/10/2022 tarihli temyiz dilekçesi üzerine, 02/01/2023 tarihinde UYAP üzerinden katılma yoluyla temyiz talebinde bulunduğu görülmektedir. Yukarıda verilen Yasa hükmü gereğince, katılma yoluyla temyizin, karşı tarafın temyiz dilekçesinin tebliğinden itibaren otuz günlük süre içinde yapılması gerekmektedir, oysa davalı Milli Eğitim Bakanlığı'nın 27/10/2022 tarihli temyiz başvuru dilekçesi, davacı vekiline UYAP üzerinden e-tebligat yoluyla 01/11/2022 tarihinde iletilmiş ve 06/11/2022 tarihinde de okundu olarak sayılmıştır, bu durumda davacının katılma yoluyla temyiz talebinde bulunabileceği en son tarih 06/12/2022 iken, 01/01/2023 tarihli dilekçe ile katılma yoluyla temyiz talebinde bulunulduğu anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin süre nedeniyle reddine, davalının temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA, davacının temyiz isteminin ise SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE,
3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 02/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.