T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/9241
Karar No : 2023/3730
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … tanzim tarihli ve … numaralı Ticari Yangın Sigorta Poliçesiyle sigortalısı …'a ait Bolu ili, Mudurnu ilçesi, … Beldesi, … Köyü sınırları içerisindeki … ada, … parselde bulunan 1918 m2'lik tavuk kümesinin bulunduğu parselin alt dere kuzey tarafından kaydığı, toprak kaymasından dolayı binanın temelinde çatlaklar oluşmaya başladığı, sigortalının binanın yerinin değiştirilmesi veya farklı önlemler alınması için başvurması üzerine henüz ağır hasara uğramamış olan ve ancak uğraması muhtemel olan kümeslerin taşınması yerine hasarların tamir edilmesi amaçlı olarak sigortalıya 484.655,00-TL ödeme yapıldığı, söz konusu alanda toprak kaymasının uzun zamandan bu yana yaşandığı, bu alanın afet riskinden dolayı imara açılmaması gerektiği, davalı idarenin söz konusu alana imar izni vermesinde kamu yararı bulunmadığı, İmar Kanunu ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği gereği gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmadan, gerekli dikkat ve özen yükümlülüğü yerine getirilmeden yapılan imar planında idarenin kusuru bulunduğu, idarenin bu alanı imara açmasının hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmesi gerektiği iddialarıyla fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 484.655,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca idari işlem dolayısıyla uğranıldığı ileri sürülen tam yargı davasının (imar planı ve yapı ruhsatı işlemi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen) en geç ekspertiz raporu üzerine sigortalıya ödemenin yapıldığı 13.11.2018 tarihinden itibaren dava açma süresi olan 60 gün içerisinde davanın açılması gerekirken, 60 günlük dava açma süresi geçirildikten çok sonra 28.04.2020 tarihli rücuen tazminat talepli başvuru üzerine ilk olarak … tarihinde E:… sayılı dosyaya kayden Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan davanın süresinde açılmadığından anılan Mahkemenin 25.02.2021 tarihli Mudurnu Belediye Başkanlığı yönünden görev yönünden reddine ilişkin kararı üzerine, işlemden kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkin 18.03.2021 tarihinde Mahkememizde açılan işbu davanın da süresinde açılmadığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, davacı ile davalı idare arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin 23.09.2020 tarihinde sonlandığının anlaşıldığı, davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen zarara yönelik işlemin icra tarihi, arabuluculuk sürecinin sonlandırılma tarihi olarak kabul edilse bile, 17.12.2020 tarihinde açılan iş bu davada süre aşımı bulunduğunun açık olduğu açıklaması eklenerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, işlemin idariliğinin … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin … tarihli ve E:…, K:… sayılı Mudurnu Belediye Başkanlığı yönünden görevsizlik kararı ile öğrenildiği, 18/03/2021 tarihinde … İdare Mahkemesi'nde davanın açıldığı, Bolu İdare Mahkemesince verilen 04.08.2021 tarihli karar ile husumetin Taşkesti Belediye Başkanlığı'na yöneltilmesi ile işlemin hangi idareden kaynaklandığının öğrenildiği, dava açma süresinin başlangıç tarihinin hatalı değerlendirildiği, başlangıç tarihinin net olarak belirlenebilmesi için öncelikle hangi idarenin uyuşmazlığa konu zarara sebebiyet verdiğinin biliniyor olması gerektiği, aksi durumda mahkemeye erişim ve hak arama hürriyetinin ihlal edileceği, somut olayda uyuşmazlığa konu zararın her ne kadar idarenin yapı ruhsatı ve imar planı işleminden kaynaklandığı ifade edilmiş olsa da yapının üzerinde bulunduğu zeminin özelliği, zemin durumuna göre toprak kaymasına dayanıklılığının kontrolü, yapıların imar planı açısından değerlendirilmesi, afete uğramış ve uğrayabilecek bölgeler ile yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgelerinin tespit ve ilan edilip edilmeyeceği gibi hususlarda idarenin herhangi bir belli hareket tarzının belirlenmediği göründüğü, bu değerlendirme çerçevesinde idarenin hareketsizliğinin söz konusu olduğu, doktrinde idarenin bu hareketsizliğinin olumsuz eylem olarak kabul edildiği, ilgili idareye başvurulabilmesi ve dava ikame edilebilmesi için ilgilinin zarara uğramasına hangi idarenin/idarelerin sebebiyet verdiğinin öğrenilmesi gerektiği, söz konusu eylemin idariliğinin ve doğurduğu zararın bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, incelemeler sonucu ortaya çıkabilmekte olduğu, Bölge İdare Mahkemesi tarafından öğrenme tarihinin hatalı değerlendirildiği, idari yargıda açılacak davalarda idari başvuru süresi ve dava açma süresinin dar, kısıtlayıcı yoruma tabi tutulmaması gerektiği, eylemin yahut işlemin hangi idareden kaynaklandığına yönelik herhangi bir ibare içermeyen arabuluculuk son tutanağının hem işlemin idariliğinin öğrenildiği hem de zararın hangi idareden kaynaklandığının öğrenildiği şeklinde yorumlanmasının hakkaniyet kavramından oldukça uzak ve hak arama hürriyetinin engellenmesi anlamı taşıdığı, adli yargıda ikame edilen dava tarihinde henüz öğrenilmiş idari işlem yahut eylem mevcut olmadığı, zarara idarenin sebebiyet verdiği net olarak tespit edilememiş olduğundan hangi idarenin işlemi yahut eylemi neticesinde zararın meydana geldiği de bilinmediği, 25/02/2021 tarihinde adli yargı ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar ile zararın idarenin eylem veya işleminden kaynaklandığının öğrenildiği, idarenin haksız fiil sorumluluğu olduğundan hareketle henüz idari eylem yahut işlemin mevcut olduğu bilinci bulunmaksızın adli yargıda açılan dava hakkında süre yönünden ret kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığı, süresi içinde 18/03/2021 tarihinde idari yargıda dava ikame edildiği belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyize konu kararın doğru olduğu, dava açma süresi geçtikten 2 yıl 1 ay sonra davanın açıldığı, davacının inşaat ruhsatını bile incelemediği, tacir olduğu, basiretli davranması gerektiği, kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Yasanın 13. maddesi kapsamında ilgili idareye başvurulabilmesi için davacının zarara uğramasına hangi idarenin/idarelerin sebebiyet verdiğinin öğrenilmesi gerekmektedir. Olayda, sigortalıya yapılan ödeme tarihinde sorumlu idarelere dair bir belirleme olmaması sebebiyle, davacı tarafından zarara sebebiyet veren idarenin/idarelerin ödeme tarihinde öğrenildiği kabul edilemeyeceğinden, sorumlu idarenin öğrenilmesi tarihi olarak, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada verilen görev ret kararı tarihinin (25/02/2021) kabul edilmesi gerektiği, görev ret kararı sonrasında davanın süresinde (18/03/2021) idari yargıda açıldığı, kaldı ki ödemenin yapıldığı hatta heyelanın meydana geldiği tarihten itibaren de beş yıllık süre dolmadan başvurunun yapıldığı/Adli yargıda davanın açıldığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin verilen karara yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesi ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… tanzim tarihli ve … numaralı Ticari Yangın Sigorta Poliçesiyle sigortalısı …'a ait Bolu ili, Mudurnu ilçesi, … Beldesi, … Köyü sınırları içerisindeki … ada … parselde bulunan 1918 m2'lik tavuk kümesinin bulunduğu parselde 21.05.2018 tarihinde toprak kayması meydana geldiği, bunun üzerine sigortalı ...'ın zararın tazmin edilmesi istemiyle 29.08.2018 tarihinde davacıya bildirimde bulunduğu, bildirim üzerine yapılan eksper incelemesi sonucunda toprak kaymasından dolayı sigortalıya 13.11.2018 tarihinde 484.655,00-TL ödeme yapıldığı, sigortalıya ödenilen bedelin tarafına ödenmesi istemiyle 28.04.2020 tarihinde rücuen Mudurnu Belediye Başkanlığı'na başvuruda bulunulduğu, daha sonra 30.05.2020 tarihinde Mudurnu Belediye Başkanlığı, … Nakliyat İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti ve … İnşaat ve Müh. İth. İhr. Tic. San. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi başlatıldığı, takibe yapılan itirazlar sonucunda takibin durdurulmasına karar verilerek arabuluculuk görüşmeleri yapıldığı, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamaması üzerine, … Asliye Hukuk Mahkemesinde E:… sayılı dosyaya kayden itiraz edenler aleyhine itirazın iptali davası açıldığı, açılan davada … tarih ve K:… sayılı kararla Mudurnu Belediye Başkanlığı yönünden görevli yargı yeri idari yargı olduğundan davanın reddine kararı verildiği, bunun üzerine 18.03.2021 tarihinde sigorta poliçesine konu parselde imar planı yapan ve binaya ruhsat verdiği iddia edilen Mudurnu Belediye Başkanlığı'nın sorumluluğu bulunduğundan bahisle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 484.655,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. (8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “altmış” ibaresi “otuz” şeklinde değiştirilmiştir.)
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Heyelan nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan bu davada, yapının üzerinde bulunduğu zeminin özelliği, yapı kullanma izni bulunup bulunmadığı, imar planları ve inşaat ruhsatlarının hangi idarelerce yapıldığı ve verildiği, yapıların imar açısından denetlenmesi, afete uğramış ve uğrayabilecek bölgeler ile yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgelerinin tespit ve ilan edilip edilmediği, afet bölgelerinde yapılacak yapılarla ilgili kuralları, yapı tekniklerini, projelendirme esaslarını, denetim ve kontrol görevlerini yapıp yapmadığı hususları ayrı ayrı irdelenmeli ve idarece gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı belirlenmeli ve bunun sonucuna göre; idarenin belli bir hareket tarzı izleyip izlemediği veya hareketsiz kalıp kalmadığı ortaya konulmalıdır. Olaya bu açıdan bakınca yukarıda yapılan belirleme sonucu olayda idarenin hareketsizliği söz konusu olmakla öğretide de kabul edildiği gibi idarenin bu hareketsizliğinin "olumsuz eylem" olarak kabulü gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; dosyada bulunan 29.10.2018 tarihli ekspertiz raporunun sonuç ve kanaat başlıklı 11. paragrafında, riziko mahallinin yer aldığı bölgede yüksek sismik aktivite ve fay yapıları olduğunun öngörüldüğü, sigortalı tesisin yoğun yağış alan dağlık bir bölgede olduğu, bu etkenler sonucunda arazide var olan zayıf zemin yapısının tetiklendiği ve heyelan meydana gelmiş olabileceğinin düşünüldüğü belirlemeleri bulunmakta olup, aynı raporun 9. paragrafı incelendiğinde, bölgenin iklim koşulları ve zemin etüdü raporu içeriği dikkate alınarak hazırlandığı anlaşılan ekspertiz raporundaki bölgeye ilişkin veriler esas alındığında; heyelandan doğabilecek zararların önlenmesi, en aza indirilmesi için gerekli yasal tedbirleri almayan, denetim görevlerini yerine getirmeyen, böylece zararın artmasına sebep olan idarenin bu tutum ve davranışı hizmet kusuru sayılabilecek bir idari eylemdir.
Bu durumda; zararın idarenin eyleminden kaynaklandığı hallerde, dava açma süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi yönünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin uygulanacağı, buna göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceğinden, olayda, davacı sigorta şirketi tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca idari eylem sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini talepli tam yargı davasının, -sigortalıya ödemenin yapıldığı tarih eylemin öğrenilme tarihi kabul edilerek- ödemenin yapıldığı 13.11.2018 tarihinden itibaren idareye başvurularak haklarının yerine getirilmesini istemeleri, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, 60 günlük dava süresi içinde açılması gerekirken, 13.11.2018 ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık başvuru süresi geçtikten sonra 28.04.2020 tarihli rücuen tazminat talepli başvuru sonrasında 17.02.2021 tarihinde ilk olarak … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve sonrasında verilen görev ret üzerine İdare Mahkemesinde açılan bu dava süresinde açılmadığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.
Bu itibarla; davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/04/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.