T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/9257
Karar No : 2023/1747
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ : Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Van İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parseller üzerinde bulunan ... Apartmanındaki iki adet dairenin 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde ağır hasar görmesi ve sonrasında yıkılmasında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olmak üzere daire bedeli olarak ıslah edilmek suretiyle belirlenen 276.850,00-TL maddi, 25.000,00-TL manevi zararın idareye başvuru tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine, kabul edilen maddi ve manevi tazminatın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden anılan idarelere başvuru tarihi olan 15/12/2015 tarihinden, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı yönünden hasım mevkiine alındığının anılan idareye tebliğ edildiği 21/02/2017 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte, davalı idarelerce kusurları oranında ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1- … Bakanlığı tarafından, davacı tarafından uğranıldığı iddia edilen zararın meydana gelmesinde Bakanlıklarına atfedilebilir herhangi bir hizmet kusurunun mevcut olmadığı, zarar ile Bakanlıklarının iş ve işlemleri arasında uygun illiyet bağının olmadığı, bu nedenle Bakanlıklarına husumet yöneltilemeyeceği, hesaplanan tazminat miktarından bir miktar kaçınılmazlık indirimi yapılması gerektiği, Mahkeme tarafından faiz başlangıç tarihi olarak idareye başvuru tarihinin esas alınmasında isabet olmadığı, Bakanlıkları aleyhine karar ve ilam harçlarına hükmedilemeyeceği, maddi tazminatın reddedilen kısmı için nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
2- … Başkanlığı tarafından, başkanlıklarına husumet yöneltilemeyeceği, başkanlıklarına kusur atfedilemeyeceği, başkanlıklarının eylem ve işlemleri ile zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut olmadığı, davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği, başkanlıklarının genel bütçeye tabi olması nedeniyle karar ve ilam harcından muaf olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, reddedilen maddi tazminat miktarı için nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
3- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğu, hükmedilen manevi tazminata idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka aykırı olduğu, tazmini istenilen zarar ile Belediyeleri arasında illiyet bağının bulunmadığı, Belediyelerine kusur atfedilemeyeceği, hükmedilen tazminatın miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle artırılan kısmına miktar artırım (ıslah) dilekçesinin Mahkeme kaydına girdiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının, davacı tarafından 09/10/2018 havale tarihli dilekçeyle dava konusu tazminat talep edilen taşınmazların sayısının net bir şekilde bildirilmesi için dilekçe ret kararı verilmesinin talep edildiği göz önünde bulundurularak Mahkemece dava dilekçesinin reddine karar verilmesi ve davanın yenilenmesi halinde Van İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parsellerde deprem öncesinde 19/08/1992 tarih ve 294 numaralı yapı ruhsatında belirtildiği üzere 16 mesken, 6 dükkandan oluşan binanın bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa binanın mülkiyetinin davacıya ait olup olmadığı hususunun yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Van İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parseller üzerinde bulunan ... Apartmanındaki iki adet dairenin 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde ağır hasar görmesi ve sonrasında yıkılmasında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olmak üzere daire bedeli olarak ıslah edilmek suretiyle belirlenen 276.850,00-TL maddi, 25.000,00-TL manevi zararın idareye başvuru tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, idari yargı merciilerinde açılan davalarda; anılan merciilerin, davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar verilemeyeceği açıktır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; davanın, Van İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parseller üzerinde bulunan ... Apartmanındaki iki adet dairenin 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde ağır hasar görerek yıktırıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açıldığı, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda dairelerin yer aldığı binanın toplam değerinin hesaplandığı, hesaplanan bu miktarın davalı idarelerin kusur oranları toplamına karşılık gelen kısmı üzerinden davanın ıslah edildiği, Mahkemece ıslah suretiyle belirlenen miktarın kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Bilirkişi raporunda; Van İli, İpekyolu İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parsellerde yer alan binanın ağır derecede hasarlı olduğu gerekçesiyle yıktırılmış olduğu, dosyada yer alan itiraz hasar tespit formunda dava konusu taşınmazın ağır hasarlı olduğunun belirtildiği, ilan edilen konut hak sahibi kabul edilenler listesinde davacının isminin de yer aldığı, anılan taşınmazda yer alan binaların tek bloktan oluştuğunun, tapusundan ve dosyadaki belgelerden tespit edildiği, binanın yıkılmadan önceki haline ait fotoğraflarının mevcut olduğu, dosya içerisinde … tarih ve … numaralı, ... adına düzenlenmiş bir adet yapı ruhsatı fotokopisinin yer aldığı, yapı ruhsatından ve dosyadaki fotoğraflardan; binanın bodrum+zemin+4 normal katlı toplamda 6 kattan oluştuğunun tespit edildiği, dosyada davacı adına düzenlenmiş iki adet tapu fotokopisinin bulunduğu, Van İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, … pafta, ... ada, ... ve ... sayılı parseller için düzenlenmiş olan tapu fotokopilerinde taşınmazIarın vasfının bahçeli kerpiç ev olarak belirtildiği, dava dosyasında mimari ve statik proje tespit edilemediği, dava konusu taşınmazın kat mülkiyetine geçtiği göz önünde tutulduğunda, dava konusu dairenin yer aldığı binanın mimari ve statik projesinin olduğu, ayrıca yapı için yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi alınmış olduğu kanaatine varıldığı tespitlerine yer verilmiştir.
Bilirkişilerce, 19.08.1992 tarihli yapı ruhsatından, normal katlarda 16 mesken ve 6 adet dükkan olduğu, her bir dairenin net alanının 125 m2, her bir dükkanın net alanının ise 75 m2 olduğu tespitine yer verildiği, ancak dava konusu dairelerin bağımsız tapuları olmadığı gerekçesiyle (kat irtifak ve kat mülkiyeti görmediği belirtilerek) binanın toplam alanı üzerinden değerlendirme yapıldığı, Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2011 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğe göre III. Sınıf B grubunda ve toplam alanı 2450 m2 olan dava konusu binanın yapım maliyetinin yıpranma payı da düşülerek 1.107.400,00 TL olarak hesapladığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından dosyaya sunulan 16 mesken, 6 dükkandan oluşan yeni bina için düzenlenen … tarih ve … numaralı yapı ruhsatında yapı sahibinin ... olduğunun belirtildiği, yine davacı tarafından dosyaya sunulan Van İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, 81 pafta, ... ada, ... ve ... sayılı taşınmazlara ait tapu senetlerinde yapının niteliğinin bahçeli kerpiç ev olduğu ve davacı tarafından 20.11.2000 tarihinde ...'den satın alındığı görülmüştür.
Mahkemece verilen ara kararı üzerine, Van Büyükşehir Belediyesi ile İpekyolu Belediye Başkanlığınca, Van İli, İpekyolu İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parsellerde yer alan yapıya ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin kayıtlarında yer almadığı bildirilmiş, dolayısıyla söz konusu yapıya ilişkin yapı ruhsatı, yapı kullanma izni vs. belge gönderilmemiştir.
Bu durumda, Van İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parsellerde deprem öncesinde … tarih ve … numaralı yapı ruhsatında belirtildiği üzere 16 mesken, 6 dükkandan oluşan binanın bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa binanın mülkiyetinin davacıya ait olup olmadığı hususunun yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, anılan bilirkişi raporunun proje müellifinin görev ve sorumlulukları yönünden dava konusu yapının değerlendirmesine ilişkin kısmında (sayfa 27) dava dosyasında mimari ve statik projenin tespit edilemediği belirtildikten sonra dava konusu taşınmazın kat mülkiyetine geçtiği göz önünde tutulduğunda, dava konusu dairenin yer aldığı binanın mimari ve statik projesinin olduğu, ayrıca yapı için yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi alınmış olduğu kanaatine varıldığı belirtilerek, projedeki eksiklikler yönünden proje müellifi ile projeyi inceleyen belediyenin sorumlu olduğu tespitine yer verilmiş, ancak raporun ilerleyen kısımlarında (sayfa 30,32,33) dava konusu dairelerin bağımsız tapuları olmadığı gerekçesiyle (kat irtifak ve kat mülkiyeti görmediği belirtilerek) binanın toplam alanı üzerinden değerlendirme yapıldığı belirtilmiş olup, yeniden yapılacak bilirkişi incelemesinde bu çelişkinin de giderilmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, Van İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parseller üzerinde bulunan ... Apartmanındaki iki adet dairenin bedelinin tazminine karar verilmesi istemiyle açılmış olan davada, davacının 09/10/2018 havale tarihli dilekçesiyle; ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parseller üzerinde yapılı olan 16 adet daire ve 6 adet dükkan için belediyeden yapı ruhsatı alındığı, ancak kat irtifakı ile kat mülkiyeti işlemlerini yaptırmak gerekli görülmediğinden, kat irtifakı ve kat mülkiyetinin tapuya işlenmediği, tapu sayısının iki adet olması nedeniyle sehven dava dilekçesinde iki adet daire yazıldığı belirtilerek dava konusu tazminat talep edilen taşınmazların sayısının net bir şekilde bildirilmesi için dilekçe ret kararı verilmesinin talep edildiği, bilirkişi raporunda dairelerin yer aldığı binanın toplam değerinin hesaplandığı, hesaplanan bu miktarın davalı idarelerin kusur oranları toplamına karşılık gelen kısmı üzerinden davanın ıslah edildiği, Mahkemece ıslah suretiyle belirlenen miktarın kabulüne karar verildiği görülmekte ise de; dava dilekçesinde iki adet dairenin bedelinin talep edilmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, İdari Yargı merciilerinde açılan davalarda, İdare Mahkemelerinin, davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar verilemeyeceğinden, İdare Mahkemesince, dava dilekçesinde yer alan talep doğrultusunda iki adet daire hakkında hüküm kurulması gerekirken, dairelerin yer aldığı binanın toplam değeri üzerinden hüküm kurulmasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Yine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan ve tam yargı davalarında dava dilekçesindeki miktarın artırımına (ıslah) olanak tanıyan düzenleme uyarınca, dava dilekçesinde istenilen tazminat miktarının sonradan artırılan kısmının miktar artırımı dilekçesinin İdare Mahkemesi kayıtlarına girdiği tarihten itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Bakılan davada, davacı tarafından 25/01/2021 havale tarihli dilekçe ile bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat miktarı artırılmış olup, artırılan tazminat miktarı için miktar artırım dilekçesinin Mahkeme kayıtlarına girdiği tarih olan 25/01/2021 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarının tamamına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden anılan idarelere başvuru tarihi olan 15/12/2015 tarihinden, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı yönünden hasım mevkiine alındığının anılan idareye tebliğ edildiği 21/02/2017 tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın maddi tazminata ilişkin kısmı çözümlendikten sonra ortaya çıkacak hukuki durum gözetilerek manevi tazminat istemi hakkında da yeniden bir karar verileceği tabiidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davalı idarelerden Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na iadesine,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/02/2023 tarihinde, kesin olarak, esas yönünden oybirliğiyle, gerekçe yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY (X):
Van İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... sayılı parseller üzerinde bulunan ... Apartmanındaki iki adet dairenin 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde ağır hasar görmesi ve sonrasında yıkılmasında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada, söz konusu yapının yıkılmasında davacıya, davalı idarelere ve dava dışı kişilere izafe edilebilecek bir kusurun var olup olmadığının, kusurun mevcut olması halinde kusur oranlarının tespiti amacıyla Mahkemece dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporda; davalı idarelerin kusurlu olup olmadıklarına ilişkin değerlendirmenin idarelerin görev ve sorumluluklarına ilişkin mevzuat hükümlerine yer verilerek genel ifadelerle yapıldığı, davalı idarelerden her birinin mevzutta kendisine verilen görevlerden hangisini yerine getirmediğinin ve bunun kusur oranına etkisinin somut olarak ortaya konulamadığı görüşü ve Mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile Dairemiz çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.