T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/990
Karar No : 2023/706
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/11/2021 tarih ve E:2017/5616, K:2021/3643 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/11/2021 tarih ve E:2017/5616, K:2021/3643 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
… Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan davacı hakkında beraat kararı verildiği, bu kararın 23/05/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hangi tanığın hangi ifadesi baz alınarak FETÖ ile irtibatlı veya iltisaklı olduğuna kanaat getirildiğinin Daire kararında belirtilmediği; tanıklardan V.A. hakkında soruşturma yürütmesi nedeniyle husumet beslediği hususunun dikkate alınmadığı, tanık iddialarının araştırılmadığı, mahkemede verdiği ifadenin değerlendirmeye alınmadığı; tanık M.A. ile hayatı boyunca karşılaşmadığı, ifadeleri incelendiğinde bu kişinin sadece duyumlarını ve kanaatlerini bildirdiği, duyumlarına bizzat taraf olan kişiler ile bu kişinin ifadesi arasında açık çelişkilerin mevcut olduğu, bu kişinin ifadesinin değerlendirmeye alınmamasının gerektiği; diğer tanıkların ifadeleri incelendiğinde, her üç tanığın da sadece HSK seçimleri ile ilgili kendi kanaatlerini belirttikleri, bu kişilerin kanaatlerinin HSK seçimlerinde adaylardan bir kişiye oy verip vermeyeceği hususu olduğu, 11 kişiye oy verme hakkı olmasına rağmen bu kişilerin sadece 1 kişi üzerinden değerlendirmede bulunduğu, bağımsız aday olan başka hiç kimse hakkında başkaca bir değerlendirmesinin olmadığı, bu tanıkların bu isim üzerinde durmalarının tek nedeninin İ.B.'nin adaylığını açıklaması üzerine yapmış olduğu facebook yorumu olduğu, bu kişiyi kendisinin tanımasının tek nedeninin HSK'da atamalardan, yetkilerden sorumlu tek kişi olmasından kaynaklandığı, bu kişinin aday olması üzerine "hayırlı olsun" babında birkaç cümle yazmanın FETÖ ile irtibat sayılamayacağı, bu yorumun bu kişiye oy vereceği manasına gelmeyeceği, bu kişiye başka meslektaşlarının da yorum yaptığı, bu kişilerden birçoğunun hâlen görevleri başında olduğu; FETÖ dosyalarında baz alınan temel kriterlerin ve yan kriterlerin hiçbirinin dosyasında mevcut olmadığı, FETÖ ile irtibatlı BOYDAK Holding ile alakalı bakmış olduğu davalarda bu Holding aleyhine vermiş olduğu kararların bulunduğu; adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; ihraç kararı alınmadan önce savunma hakkına riayet edilmediği, itiraz hakkının tanınmasının ise şekli bir hak olduğu, ihraç gerekçeleri bilinmediğinden bu hakkın etkili bir şekilde kullanılmadığı, bu durumun dava sürecinde de mevcut olduğundan dava açma hakkının da şekli bir nitelik kazandığı, davalı cevap dilekçesinde herhangi bir somut bildirimde bulunulmamasına rağmen dosyaya sonradan delil sunulması için beklenilmesinin mahkemenin eşit davranma ilkesine aykırı olduğu; davanın makul sürede bitirilmediği; davalı tarafından toplanan delillere göre hüküm kurulmasının silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğu; malvarlığına konulan tedbir nedeniyle avukat yardımından faydalanma hakkından mahrum bırakıldığı; aleyhine dinlenen tanık Z.Ç.H.'nin "fetöcü olduklarını düşünmüyorum" şeklindeki ifadesinin Dairece dikkate alınmadığı; karar gerekçesinde kendisiyle alakalı olmayan birçok bilginin paylaşıldığı; HSK seçimlerinde İ.B.'ye oy attığına kanaat getirilse dahi bunun herhangi bir suçlamaya konu olamayacağı; masumiyet karinesinin ihlal edildiği, ceza yargılamasında beraat etmiş olmasına rağmen bu kararın hiçe sayıldığı; Devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal niteliğindeki davranışlarının neler olduğunun ortaya konulmadığı; özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/11/2021 tarih ve E:2017/5616, K:2021/3643 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 06/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.