T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/1028
Karar No : 2023/1688
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... İl Özel İdaresi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; Kastamonu İl Özel İdaresi ... Atölyesinde atölye şefi olarak görev yapmakta iken; çalıştığı iş yerinde kayın biraderi tarafından 04/12/2017 tarihinde yapılan silahlı saldırı sonucunda yaralandığından bahisle, gerekli güvenlik önlemlerinin davalı idarece alınmaması sebebiyle meydana gelen olayda idarenin hizmet kusurunun olduğu iddiasıyla oluşan maddi ve manevi zararların ödenmesi istemiyle yapmış olduğu 13/01/2020 tarihli başvurunun Kastamonu İl Özel İdaresi Hukuk Müşavirliğinin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmesi üzerine, olay nedeniyle uğradığı ileri sürülen zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; idarenin hizmet kusurundan söz edilebilmesi için eksik veya aksak yürütülen hizmet ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiğinin tartışmasız olduğu, uyuşmazlıkta, davacı ile silahlı saldırıyı gerçekleştiren ... arasında husumetin bulunduğu ve tehlike içerisinde olduğunun davacı tarafından davalı idareye iletilmediği, bilgilendirilmeyen bir konuda davalı idarenin olağan dışı güvenlik tedbiri almasının beklenemeyeceği, kaldı ki saldırıyı gerçekleştiren ...'nin tüfeği aracında içeriye soktuğu ve davalı idare bünyesinde çalışan özel güvenlik görevlilerinin de araç içerisini arama gibi bir yetkilerinin de olmadığı, ayrıca söz konusu silahlı saldırı olayının davalı idarenin hizmet ilişkisinden kaynaklanmadığı, üçüncü kişi eylemi ile gerçekleştiği hususları göz önüne alındığında, bu bağlamda üçüncü kişi eylemi sebebiyle davalı idare ile söz konusu silahlı saldırı arasında illiyet bağının kesildiği, dolayısıyla eylemin gerçekleşmesinde davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir kusur veya kusursuz sorumluluğunun olmadığı, maddi tazmin şartları gerçekleşmediğinden, maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, manevî tazminat istemine gelince; davalı idare ajanlarının eylemi ile gerçekleşen bir saldırının söz konusu olmadığı ve söz konusu silahlı saldırıda davalı idareye yüklenebilecek kusur bulunmadığı, dolayısıyla manevî zarara ilişkin tazmin şartlarının da gerçekleşmemiş olduğu, manevi tazmin isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; olayda ...'nin davalı idareye ait binaya üzerinde saklayamayacağı boyutta olan ağır silah kategorisine giren uzun namlulu silahla herhangi bir dedektör veya X-ray cihazından geçirilmeden girdiği, davalı idarenin çalıştırmakta olduğu kamu personelinin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğü bulunduğu, ...'nin kurumun eski çalışanı olmasının güvenlik görevlisinin görevini yerine getirmemesine bahane olamayacağı gibi idarenin sorumluluğunu da ortadan kaldırmayacağı, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamış olması nedeniyle illiyet bağının kesildiğinden söz edilemeyeceği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, Kastamonu İl Özel İdaresi ... Atölyesinde atölye şefi olarak görev yapmaktadır. ... ise aynı İdare bünyesinde 2012-2017 yılları arasında taşeron işçi olarak atölye usta yardımcısı pozisyonunda çalışmış, ancak olay tarihinden çok kısa bir süre önce istifa ederek görevinden ayrılmıştır.
04/12/2017 tarihinde ... aracıyla davacının görev yaptığı atölyenin giriş bölümünden (nizamiyesinden) giriş yapmış, aracının içerisinde gizli bir şekilde sakladığı ruhsatsız tüfeğiyle eniştesi olan davacının çalıştığı odaya yönelmiş, odaya vardığında tüfeğiyle davacıya ateş etmesi sonucunda davacının yaralanmasına neden olmuştur.
Olayla ilgili ... hakkında kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçları nedeniyle açılan ceza davasında, suça konu söz konusu eylemlerinin sübuta erdiği, ancak ...'nin suç tarihinde mevcut olan akıl hastalığı (sanrısal bozukluk) nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyuttaki bu akıl hastalığının etkisi altında olduğu gerekçesiyle anılan suçlardan dolayı ceza verilmesine yer olmadığına ve yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmiştir.
Yürütülen ceza soruşturması ve yargılaması sırasında alınan ifadelerden, ...'nin, eşi ile eniştesi olan davacı arasında duygusal ilişki olduğu düşüncesine kapıldığı, ayrıca kendisine ait dükkanı ... isimli şahsa satmak istemesine rağmen davacı tarafından satışının engellendiği, bu sebeplerle eniştesi olan davacıya karşı duyduğu kişisel husumet nedeniyle ruhsatsız tüfeğini ateşlemek suretiyle davacıyı görev yaptığı işyerinde yaraladığı anlaşılmaktadır.
Uzun bir süre tedavi gördüğü Kastamonu Devlet Hastanesince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporunda, davacının bu yaralanma nedeniyle %65 oranında engelli hale geldiği tespit edilmiştir.
Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma kapsamında Kastamonu Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan ... tarihli ve ... sayılı Adli Tıp Raporunda yaralanmanın, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte hafif olmadığı, kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu, şahısta saptanan çıkığın-kırığın, hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.
Davacı tarafından; kayın biraderi ....'nin İl Özel İdare binasında yeterli emniyet, arama ve kontrol tedbirleri alınmadığından binaya uzun namlulu silahla girdiği, dolayısıyla kamuya ait binaya girişte güvenlik zaafiyetinin bulunması nedeniyle olayın meydana geldiği ileri sürülerek oluşan zararlarına karşılık olmak üzere tazminat ödenmesi istemiyle 13/01/2020 tarihli dilekçe ile yaptığı başvurusunun, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, saldırgan ile davacı arasında husumet bulunduğu, olayın bu nedenle meydana geldiği, bina girişinde tüm tedbirlerin alındığı, ancak saldırganın daha önce İdareleri bünyesinde çalışmış olması, hala çalışıyor olarak zannedilmesi, güvenlik görevlilerince tanınıyor olması nedeniyle güvenlik kontrolüne tabi tutulmaksızın içeriye girmesine izin verildiği, dolayısıyla herhangi bir güvenlik zaafiyetinin olmadığından bahisle reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kamu tüzel kişiliğini haiz olsun olmasın soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki kusurun dikkatsizlik, tedbirsizlik, ihmal gibi sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, idare hukukuna has, müstakil, olaylara göre değişebilen anonim bir niteliğe bürünmüştür. Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır. Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır.
Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince; silahlı saldırıyı gerçekleştiren ... ile davacı arasında kişisel husumetin bulunduğu ve tehlike içerisinde olduğunun davacı tarafından davalı idareye iletilmediği, bilgilendirilmeyen bir konuda davalı idarenin olağan dışı güvenlik tedbiri almasının beklenemeyeceği, kaldı ki saldırıyı gerçekleştiren ...'nin tüfeği aracında içeriye soktuğu ve davalı idare bünyesinde çalışan özel güvenlik görevlilerinin de araç içerisini arama gibi bir yetkilerinin de olmadığı, ayrıca söz konusu silahlı saldırı olayının davalı idarenin hizmet ilişkisinden kaynaklanmadığı, üçüncü kişi eylemi ile gerçekleştiği hususları göz önüne alındığında, zarar ile davalı idarenin eylemi arasında illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmişse de; öncelikle hem çalışanların hem de vatandaşların güvenliğinin en üst seviyede sağlanması gereken yerlerden biri olan İl Özel İdaresi binasında davalı idare tarafından gerekli güvenlik tedbirlerinin alınıp alınmadığı hususunun, bir başka deyişle olayda güvenlik tedbirlerinin alınmasına ilişkin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Olayla ilgili olarak yürütülen idari soruşturma sonucunda düzenlenen 29/12/2017 tarihli inceleme raporunda özetle; hizmet alımı kapsamında özel güvenlik hizmetinin ... Özel Güvenlik ve Koruma Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından silahsız özel güvenlik personeli eliyle yerine getirildiği, Merkez Genel Sekreterlik Yerleşkesinde ve diğer Müdürlüklerin olduğu ek binada da 9'ar olmak üzere 18 personel, bunlara ilave olarak Encümen Müdürlüğünün bulunduğu bina ile Mimar ... Kültür ve Sanat Merkezinde birer kişi olmak üzere 2 personel, toplamda 20 personel ile üç vardiya şeklinde güvenlik hizmetinin verildiği, Kültür ve Sosyal İşler Müdür Vekili ile Şefi tarafından verilen ifadelerde de belirtildiği üzere Genel Sekreterlik ana hizmet binası nizamiye girişlerinde araç giriş çıkışları ile kurum personeli ve kuruma yaya olarak gelen vatandaşların kontrollerinin yapılmasında özel güvenlik personelinin vardiyalarda tek kişi olduğu, hizmet binalarının girişlerinde X-Ray cihazı bulunmadığından delici, kesici, patlayıcı ve silah gibi cisimleri ziyaretçilerin üzerinde taşıyıp taşımadıklarının tespitinin yapılamadığı, şüpheli şahısların üst aramasının danışmada dedektörle yapıldığı, ayrıca Genel Sekreterlik binasının arka kısmında kalan giriş kapısından giriş-çıkış yapan ziyaretçiler olduğu, İdare binasında hizmet veren 112 Acil bölümüne ziyarete gelenlerin de belirtilen giriş kapısından giriş-çıkış yaptıkları, diğer müdürlüklerin olduğu Ek İdare Hizmet binasında iki kapı olduğu, birisinde danışma ve güvenlik görevlisinin bulunduğu, ikinci kapıda danışma ve güvenlik görevlisi olmadığı, tek danışma ve güvenlik görevlisi ile hizmet binasına giriş ve çıkışların kontrol edilmeye çalışıldığı, Genel Sekreterlik İdare binasının olduğu yerleşkede ana nizamiye girişinin olduğu duvarın (ana yol) yüksek ve güvenlikli yapılı olduğu, ancak atölye ve ambarlar, ... Atölye Tesisleri, İdare binası çevresinin tamamen duvar ve tel örgü ile kapalı halde olmadığı, açıklıklar ile tel örgü ve güvenlik duvarı olmayan alanların mevcut olduğu, yine Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İller Bankası, otogar, devlet hastanesine komşu olan alanda komple duvar ve tel örgünün bulunmadığı, devlet hastanesi etrafında yeni yapılaşmaların halen devam ettiği, bina yapımı devam eden alanların idare sınırları bitişiğinde olduğu, belirtilen yerlerden yaya geçişlerinin olabileceği, herhangi bir geçişi engelleyici tel, çit vb. bulunmadığı, güvenlik görevlilerinin görüş alanı dışında kalan yerlerden de yaya geçişleri olabileceğinin gözlemlendiği, ek hizmet binası kampüs alanı ana nizamiye girişinin alt kısmı (ana yol) yüksek duvarlarla çevrili ve geçişlerin iki noktada bulunan nizamiyelerle kontrol edildiği, ancak boşaltılan lojmanlar bölgesi başta olmak üzere yerleşkenin üst tarafında bulunan siteden yaya geçişi olabileceği, yerleşkeye geçişleri engelleyici herhangi bir tel ya da çit duvarın olmadığı hususları tespit edilerek kurum idare binalarının girişlerine X-Ray cihazı temin edilerek giriş-çıkışların üst aramasından sonra yaptırılmasının, kurum çalışanlarının giriş-çıkış kontrolleri için güncel bilgilerinin nizamiyelere verilmesinin, arabaları ile kuruma gelen personelin yerleşkeye giriş-çıkışları için güvenlik görevlilerince rahatlıkla görülebilecek şekilde taşıt kartlarının yaptırılmasının, yabancı araçların girişteki otopark alanına arabalarını park etmelerinin ve iki yerleşkeye girişlerinde mesai saatlerinde dikkatli bir şekilde kontrolle, mesai saatleri haricinde giriş kapıları kapalı tutulmak suretiyle kontrolle yaptırılmasının sağlanmasının, ... nizamiyesi bölgesinde bulunan eski atölye binalarının olduğu bölgede, yerleşke sınırlarının güvenlik çiti, duvarı içine alınmasının, ek binanın eski boşaltılan lojmanlar bölgesi ve üst bölümlerinde güvenlik çiti bulunmayan yerlerin tel örgü çit içerisine alınarak ve gerek Genel Sekreterlik gerekse ek bina yerleşkesi etrafında komple eksik olan tel örgü ve çitlerin tamamlanmasının ve yaya geçişlerinin önüne geçilmesinin kurumun ve çalışanların güvenliği açısından önem arz ettiği ifade edilmek suretiyle anılan raporla İl Özel İdaresi binasına giriş ve çıkışlarda güvenlik ve kontrol zaafiyetinin bulunduğu kabul edilmiştir.
Uyuşmazlıkta, olay günü, ...'nin daha önce davalı İdare bünyesinde çalışmış olması ya da hala çalıştığının zannedilmesi ve bu sebeple güvenlik görevlilerince tanınan biri olması nedeniyle aracıyla birlikte herhangi bir güvenlik kontrolünden geçmeden içeriye girmesine izin verildiği, aracında sakladığı ruhsatsız silahı eniştesi olan davacının görev yaptığı binaya sokmak suretiyle odasında ateşleyerek davacıyı yaraladığı anlaşılmaktadır.
Kamu kurum ve kuruluşlarına ait binalarda kurum çalışanlarının ve vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasının kamu hizmetlerinin düzenli işlemesinin bir gereği olduğu noktasında kuşku bulunmamaktadır. Bu kapsamda, davacının görev yaptığı Kastamonu İl Özel İdare Binasının korunması gerekli görülen kısımlarında koruma noktaları oluşturmak; bu yerlerin her türlü tehlikeye karşı korunması için gerekli önlemleri almak; dış güvenliğini sağlamak; koruma hizmeti verilen bina ve tesise gelen mektup, paket, koli ve benzeri eşyaları ve ziyaretçileri güvenlik kontrolünden geçirmek; koruma ve güvenlik ihtiyacında meydana gelen değişikliklerin gereğini yapmak, kapı dedektörü, X-Ray cihazı vb. teknolojik imkânlardan yararlanmak suretiyle güvenlik ve koruma hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesinin sağlanması gerekmektedir.
İdari soruşturma sonucu düzenlenen inceleme raporunda da ortaya konulduğu üzere Kastamonu İl Özel İdaresi binası ve tesislerinin korunması ve güvenliğinin sağlanması noktasında bir takım eksikliklerin bulunduğu, bir başka ifade ile X-Ray cihazını ve turnike sistemini kurmayan, yeterli güvenlik personeli bulundurmayan, dış güvenliğinin sağlanması amacıyla yeterli donanım ve teşkilatı kurmayarak koruma ve güvenlik önlemlerini artırmayan, ziyaretçilerin güvenlik kontrolünü yeterince yapmayan davalı idarenin meydana gelen olayda hizmet kusurunun bulunduğu görülmektedir.
Bu durumda, güvenliğinin sağlanmasını teminen yeterli tedbir alınmayan Kastamonu İl Özel İdaresi binasına ruhsatsız silahla girmek suretiyle gerçekleştirilen saldırı eyleminden dolayı binada kamu görevlisi olarak görev yapan davacının yaralanması sonucunda ortaya çıkan zararlardan, idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğu sonucuna varılmış olup, üçüncü kişinin eylemi sebebiyle zarar ile idari eylem arasında illiyet bağının kesildiği, dolayısıyla eylemin gerçekleşmesinde davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir kusur veya kusursuz sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 03/04/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.