T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1040
Karar No:2023/3151
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Sigorta Fonu (...)
...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının ... Giyim A.Ş.'nin kanuni temsilcisi olması nedeniyle Fon'a devredilen bankalara olan kredi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen 27.825.141,78-TL tutarlı, ... tarih ve ... sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; 6183 sayılı Kanun, 4389 sayılı (Mülga) Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, Fon alacağı belirlenirken davacının kanuni temsilci olarak göreve başladığı dönemden önce kullanılıp ödenmeyen ve kendi görev yaptığı dönemde kullanılıp ödenmeyen kredi tutarları esas alınarak sorumluluk tutarına ulaşıldığının anlaşıldığı, davacının hesaplanan Fon alacağının ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeyi dosyaya sunamadığı, ... Giyim AŞ'de 25/05/1998 - 07/09/1998 ve 21/05/1999 - 15/10/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği yaptığı; bu itibarla, anılan şirketin ... Bank A.Ş.'den olan 10/12/1997 ile 07/10/1999 dönemleri arasında kullandırılan krediler ile kanuni takip hesaplarına aktarılan ve ödenmeyen kredi borçlarından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce Dairemizin 06/10/2022 tarih ve E:2017/2514, K:2022/3532 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon'a intikal eden ... Bank A.Ş.'nin hâkim ortaklarından ... Giyim San. İç ve Dış Tic. A.Ş.'de 25/05/1998-07/09/1998 ve 21/05/1999-15/10/1999 tarihleri arasından yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, davalı idarenin 11/04/2016 tarihli savunma dilekçesinin 5. ve 6. sayfalarında yer alan tablolarda davacının sorumlu tutulduğu akreditif kredilerinin gösterildiği, bu akreditif kredilerinin bir kısmının açıldığı veya geri ödenmesi gerektiği tarihlerin davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı sürelere tekabül ettiği, ancak bunlardan ... referans numaralı kredinin 10/12/1997 tarihinde açıldığı, 29/12/2000 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 10/12/1997 tarihinde açıldığı, 09/01/2001 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 10/12/1997 tarihinde açıldığı, 30/12/2000 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 20/05/1998 tarihinde açıldığı, 23/05/2001 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 13/11/1998 tarihinde açıldığı, 24/05/2001 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 13/11/1998 tarihinde açıldığı, 24/05/2001 tarihinde tazmin olduğu; ayrıca, dosyada yer alan ... Bank A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan 04/01/2002 tarihli ... Giyim San. İç ve Dış Tic. A.Ş. İnceleme Raporunun 4., 5., 6. ve 7. sayfalarında bu kredilerin vadelerinin sırasıyla 29/12/2000, 09/01/2001, 30/12/2000, 23/05/2001, 24/05/2001 ve 24/05/2001 tarihleri olduğunun belirtildiği;
Dairelerinin, 30/05/2017 tarih ve E:2017/880 sayılı ara kararı ile, davalı idareden davacının borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu dönem ve öncesinde kullandırılan ''akreditif kredileri'' yönünden, söz konusu kredilerin tazmin tarihi yerine açılış tarihlerinin banka kaynağının kullanıldığı tarih olarak kabul edilmesinin gerekçesinin sorulmasına karar verildiği, davalı idare tarafından söz konusu ara kararına istinaden gönderilen 03/07/2017 tarihli cevapta, ... Bank A.Ş. tarafından, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete kefalet ve teminat karşılığında vadeli ithalat akreditifi kullandırıldığı ve akreditifin açılması ile amir banka sıfatı ile ihracatçı konumundaki şirkete karşı geri dönülemez bir ödeme yükümlülüğünün oluştuğu, muhabir (teyit) bankanın satıcıya peşin olarak ödediği ihracat yapılan ürün bedeli karşılığı tutarın, vadeli olarak alıcıdan faizi ile birlikte tahsil etmesi gerekirken alıcının bu ödemeyi gerçekleştirmemesi ile bu tutarın amir banka tarafından muhabir bankaya ödenmesinin zorunlu olduğu, bu nedenle muhabir banka tarafından satıcıya ödeme yapıldığı tarihin akreditifin açıldığı tarih olarak değerlendirilmesi ve akredetifin açıldığı tarihte banka açısından riskin oluştuğunun kabulü gerektiği yönünde açıklamalara yer verildiği;
Aktarılan tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesinden, gerek davalı idarenin ara kararına vermiş olduğu 03/07/2017 tarihli cevapta davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete kullandırılan akreditif kredilerinin vadeli olduğunun belirtildiği, gerekse ... Bank A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan 04/01/2002 tarihli ... Giyim San. İç ve Dış Tic. A.Ş. İnceleme Raporunun 4., 5., 6. ve 7. sayfalarında yer alan bu tespitlere göre bu kredilerden yukarıda bahsi geçenlerin vadelerinin sırasıyla 29/12/2000, 09/01/2001, 30/12/2000, 23/05/2001, 24/05/2001 ve 24/05/2001 tarihlerine tekabül ettiği dikkate alındığında, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreden önce açılan ve görev süresi sonrasında vadeleri dolan bir kısım akreditif kredilerinden de sorumlu tutulduğu, başka bir deyişle borcun doğduğu veya ödenmesi gerektiği dönemde kanuni temsilci olmadığı hâlde sorumluluğuna gidildiği kredilerin de dava konusu işlemde hesaplamaya dahil edildiği;
Her ne kadar, davalı idare tarafından Banka açısından riskin doğduğu tarihin dikkate alınarak davacının sorumluluğunun kredilerin açıldığı tarihler olarak belirlenmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, sözleşme hukuku kuralları çerçevesinde henüz vadesi dolmayan borçların o tarihte şirket tarafından ödenmesi beklenemeyeceğinden, davacının görev süresi öncesinde doğan ve görev süresi sonrasında ödenmesi gereken borçlardan kanuni temsilci olarak sorumluluğuna gidilmesine imkân bulunmadığından, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak sorumlu olduğu krediler ayrıştırılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin daha önce verilen yargı kararlarında belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tesis edildiği, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediği ve tahsil imkânının bulunmadığı, şirket ile imzalanan protokolde belirlenen borç tutarı ödenmediğinden söz konusu protokolün yürürlüğe girmediği, borç tutarının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak ayrıştırıldığı, faiz tutarının mevzuata ve yargı içtihatlarına uygun olarak hesaplandığı, akreditif kredilerde amir banka olarak ihracatçıya karşı geri dönülemez bir ödeme sorumluluğu altına girilmesi nedeniyle akreditif kredinin açıldığı tarih itibarıyla Banka açısından riskin doğduğu, bu bakımdan davacının görev süresinden sonra akreditif kredilerin tazmin olmuş olmasının sorumluluk açısından bir öneminin olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 20/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.