T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/109
Karar No : 2023/1571
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/06/2022 tarih ve E:2017/7645, K:2022/5498 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/06/2022 tarih ve E:2017/7645, K:2022/5498 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında 'FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak' suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No: ... , Karar No: ... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 10/09/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkında terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de anılan kararın idari yargılama yönünden bağlayıcı bulunmadığı,
Davacının eşi ile ilgili durum yönünden, FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin (yargı kararıyla tespit edilen) FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı,
Davacının kendi beyanı yönünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik ifadesinin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında usulüne uygun savunma alınmadan, iddialar değerlendirilmeden ve kişiselleştirme yapılmadan işlem tesis edildiği, OHAL dönemi düzenlemeleri ile savunma hakkının ortadan kaldırılamayacağı, hakkındaki iddialar kendisine bildirilmediğinden savunma yapamadığı, mahkeme aşamasında da savunma hakkının kısıtlanarak adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılanma hakkının ihlal edildiği, idari işlemlerde sebep unsurunun bizatihi hakkında işlem yapılan kişi yönünden gerçekleşmiş olmasının gerektiği, idare tarafından ise sebep saptırması yapılarak kendisiyle ilgili hiçbir iddia ileri sürülmediği, eşiyle ilgili yürütülen ceza kovuşturması sürecinin ihraç işleminin sebebi olarak gösterildiği, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği, 2004 yılında gitmiş olduğu dershanenin o tarihlerde illegal bir yapı olarak görülmediği, ilçede başka dershane de olmaması nedeniyle daha çocuk yaştayken devam ettiği dershanenin suç unsuru olarak gösterilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, mahkeme tarafından işlemin tesis edildiği tarihteki olgulara göre karar verilmesi gerektiği, ihracın kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan suç teşkil etmeyen dershane iddiası ile eşinin ceza kovuşturması sürecinin karara esas alınmasının hukuka aykırı olduğu ve hükmün bozulması gerektiği, hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararın FETÖ ile hiçbir iltisak ve irtibatının olmadığını gösterdiği için idari yargıyı da bağladığı ancak Daire tarafından karar aşamasında bu hususun göz önünde bulundurulmadığı, eşi ile söz konusu yapının tanıştırılması veya katalog evliliği şeklinde uygulamalar yoluyla evlenmediği, hakkında da bu yönde iddianın bulunmadığı, terör örgütüyle hiçbir bağlantısının bulunmadığı, bu yönde de hiçbir somut delilin, tespitin idare tarafından ortaya konulamadığı, dava konusu işlemin Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu, bu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının; öte yandan ayrımcılık yasağının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No: ... , Karar No: ... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 10/09/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/06/2022 tarih ve E:2017/7645, K:2022/5498 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 05/07/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
667 sayılı KHK'nin 3. maddesinin 1. fıkrasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hakim ve savcılar hakkında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca karar verileceğine ilişkin düzenleme gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin keyfiyetten uzak olması gerekir.
Temyize konu Daire kararında "dava ret" hükmüne davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki sürecin gerekçe yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının eşi E.E.'nin hakim olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacının eşi E.E. tarafından, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 27/05/2021 tarih ve E:2017/962, K:2021/1566 sayılı kararıyla, davacı eşi E.E.'nin FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel gizli haberleşme amacıyla oluşturulan ve münhasıran FETÖ tarafından kullanılan Bylock uygulamasını yüklediği, öte yandan örgüt toplantılarına katıldığı ve evinde toplantılar yapıldığına dair tanık beyanlarının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine, yine aynı istemle açılan bir başka davada da, Danıştay Beşinci Dairesinin 27/05/2021 tarih ve E:2017/5812, K:2021/1567 sayılı kararıyla davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacının eşi hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçunu işlediğinden bahisle ceza davası açıldığı ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği görülmüştür.
Davacı, ... tarih ve Sor.No: ... sayılı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesinde;
"Dilekçemde belirttiğim üzere sadece ekonomik sebeplerle ve yaşadığım ilçede başka bir dershane olmaması nedeniyle daha sonradan örgütle irtibatlı olduğunu öğrendiğim Aral Fen Dershanesi isimli dershaneye üniversite sınavına hazırlanırken bir sene devam ettim. 2005 yılında Gazi Üniversitesi hukuk fakültesini kazanarak Ankara'ya geldim. Ankara'ya geldiğimde beni dershaneden tanıyan soyadını hatırlayamadığım ... bey, bana Ankara'daki öğrenci evlerinde kalmamı teklif etti. Ancak ben bu teklifi kabul etmeyip Zübeyde Hanım Kız Öğrenci Yurdunda kaldım. Üniversite eğitimim boyunca örgütle hiçbir irtibatım oImadı.
Üniversiteyi bitirdikten sonra önce Gazi Üniversitesinde yüksek lisans yapmaya başladım. Bu süreçte örgütle alakası olmayan bir arkadaşımın evinde kalıyordum. 2010 yılındaki hakimlik sınavını kazanarak aynı yıl staja başladım. Staj dönemimde eşim ...ile hemşehri olmamız nedeniyle tanıştım. Eşimle evlenmemde örgütün bir rolü yoktur. Ancak daha sonra şuan yürütülmekte olan soruşturmalar kapsamında eşimin cep telefonunda ByLock programı olduğu isnadı ile tutuklandı. Benim eşimin örgütle irtibatına ilişkin bir bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacının yukarıda yer verilen ifadesinden, eşiyle evliliğinin örgütsel bir amaç taşımadığı, staj döneminde aynı yerlerde staj yaptıkları, burada tanışıp evlendikleri anlaşılmakta olup, davacı tarafından evliliğinin katalog evlilik olmadığı ileri sürülmekte ve idare tarafından da bunun aksini ortaya koyan herhangi bir bilgi/beyan veya belge sunulmadığı görülmektedir.
Bu itibarla davacının eşi hakkındaki maddi ve hukuki süreç davacı hakkında aleyhe hukuki sonuçlar doğuramayacağından, bu durumun davacının örgüt ile iltisak veya irtibatını ortaya koyan şüpheden uzak bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Ayrıca, dosya kapsamında, eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç dışında davacının irtibat veya iltisakına dayanak olarak 2004 yılında Aral Fen Dershanesine gitmiş olması gösterilmiş ise de; davacının anılan dershanenin ilçedeki tek dershane olması ve ekonomik nedenlerle bu dershaneye gitmek zorunda kaldığı yönündeki tutarlı beyanlarına itibar edilmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen hususlar dışında da davacının irtibat veya iltisakına dayanak başkaca bir delilin de bulunmadığı görülmektedir.
Bu çerçevede, davalı idarece, bakılmakta olan davada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulamadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.