T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/11056
Karar No : 2023/8991
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… Temyiz No:… sayılı temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde astsubay üstçavuş olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza yargılamasının yapıldığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının gerekçesinde; "sanık ...'ın kullandığı anlaşılan … numaralı hattın Türk Telekom'a ait ankesörlü ve şahıslara ait büfelerde bulunan kontörlü telefonlardan toplam 11 kez arandığı, bu aramalardan 22/11/2012 tarihindekinde sanığın astsubay H.T. ile ardışık olarak arandığının tespit edildiği... içinde bulunduğumuz bilişim çağında cep telefonlarıyla iletişim kurma hayatın olağan akışına uygun ve kabul edilen bir gerçek olmasına rağmen kamuya açık ve birbirinden bağımsız market/büfe/ kırtasiye/lokanta vb. sair işletmelerde kurulu bulunan ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatlarla iletişim kurmanın örgütün irtibat kurma yönetmelerinden biri oluğu, ankesör aramalarının “gizlilik” ve “deşifre olmama” kuralına riayetle gerçekleştirildiği bu nedenle sanıkların ankesörlü hatlardan örgüt mensupları ile görüşerek, örgüt hiyerarşisi içerisinde askeri personellerden sorumlu mahrem imamların kontrolü altında bulundukları ve bu kişilere bağlı olarak hareket ettikleri, FETÖ/PDY oluşumunun hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdikleri, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil oldukları, örgütle güncel bağlarını devam ettirdikleri ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradelerini örgüt iradesine terk ettikleri, eylemlerinin yoğunluk, çeşitlilik, süreklilik kriterlerine uyduğu, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girdikleri, örgütle organik bağ kurup örgütsel davranışlarda bulundukları ve örgüt üyesi sıfatını haiz oldukları" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilerek, davacının üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nun 314/2. maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi dikkate alınarak neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, anılan Mahkeme kararı ve davalı idare tarafından dava konusu işlemin dayanağı olarak dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin, davacının FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisakı bulunduğunun değerlendirilmesini sağlayacak yeterlik ve nitelikte olduğu anlaşıldığından, davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesinin tanıdığı yetki çerçevesinde ve mevzuatta belirtilen usule uygun olarak Milli Savunma Bakanı'nın onayı ile kamu görevinden çıkarılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…, Temyiz No:… sayılı kararı ile; davacının istinaf isteminin reddine ilişkin Dairelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, 26/10/2022 tarihinde davacının dava dilekçesinde belirttiği adresinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, söz konusu karara karşı temyiz başvurusunun en geç 30 günlük yasal sürenin sona erdiği 25/11/2022 tarihine kadar yapılması gerekirken, 29/11/2022 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile yapıldığı tespit edilmiş olup, bu durumda otuz (30) günlük yasal süre geçirilerek yapıldığı anlaşılan temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İstinaf başvurusunun reddine dair kararın, kendisiyle husumetli olan ve ara sıra evlerine gelen kayınbabasına yapıldığı, ancak kayınbabasının aralarındaki husumet sebebiyle tebligatı kendisine iletmediği, sonrasında eşine 28/11/2022 tarihinde PTT'den bir evrak geldiğini söylediği, bunun üzerine evde yaptığı aramada üzerinde herhangi bir tarih bulunmayan evrakı bulduğu ve hemen ertesi gün dilekçesini hazırlayıp temyiz başvurusunu yaptığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi yönünde verilen karara karşı yapılan temyiz başvurusunun reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Temyiz başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…, Temyiz No:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 15/06/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.