T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1112
Karar No : 2023/1350
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALILAR) 1- …
2- … Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. …
II-(DAVACILAR) 1- … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ : Av. …
2- … Odası
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2019/12049, K:2022/8905 sayılı kararının aleyhe olan kısımlarının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hazineye ait Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanının 10/01/2019 tarih ve 591 sayılı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2019/12049, K:2022/8905 sayılı kararıyla;
Dava konusu kararın 24/01/2019 - 24.02.2019 tarihleri arasında Çankaya Belediye Başkanlığında, 29/01/2019 - 28/02/2019 tarihleri arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığında askıya çıkarıldığı, son askı tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde, 25/03/2019 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından davalı idarelerce davanın süresinde açılmadığı iddiasına itibar edilmediği,
İmar planlarına karşı açılan davalarda "ilgililer" kavramına, ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan şehir plancıları ve peyzaj mimarlarının oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar ile bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen şubelerin de dahil olduğu,
TMMOB Şehir Plancıları Odası (Ankara Şubesi) ile Peyzaj Mimarları Odasının; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açık olduğundan davalı idarelerin ehliyete yönelik itirazlarının yerinde görülmediği,
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesindeki çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı tanımları, 6. maddesi, 9. maddesinin 2. fıkrası, Ek-3. maddesi, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun geçici 29. maddesi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesine yer verilerek ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor özetlenerek,
Dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden yapılan incelemede:
Özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara yönelik her tür ve ölçekte plan ve/veya plan değişikliğini yapma yetkisinin 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olması ve bu yetkinin yalnızca özelleştirme programına alınan taşınmazlarla sınırlı bir yetki olması karşısında, plan açıklama raporunun ve plan değişikliğinin gerekçelerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği,
Önceki imar planlarında askeri alan kullanımına ayrılan taşınmazların, Milli Savunma Bakanlığının ihtiyacı kalmadığından özelleştirme kapsamına alınması neticesinde, resmi kurum alanlarının yoğun şekilde yer aldığı Dumlupınar Bulvarına yakınlığı da gözetilerek, resmi kurum alanı ve rekreasyon alanı kullanımına ayrılması suretiyle çevre imar bütünlüğünün sağlandığı ve planlamanın temel gerekçesinin ortaya konulduğunun anlaşıldığı,
Diğer taraftan, uyuşmazlık konusu parsellerin sit alanı dışında yer aldığı ve bugüne kadar ağaçlandırılmayarak boş vaziyette bırakıldığı da göz önünde bulundurulduğunda, taşınmazlara kısmen rekreasyon alanı, kısmen resmi kurum alanı kullanımları getirilmesinde bu yönüyle de planlama tekniklerine ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
Ayrıca alanın, resmi kurum alanı yerine ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmesinin daha uygun olacağı şeklinde yerindelik denetimi yapılması sonucunu doğuracak yargı kararı verilemeyeceğinin de açık olduğu,
Özelleştirme programına alınan taşınmazlara yönelik her tür ve ölçekteki planları onaylama yetkisi yalnızca söz konusu taşınmazlarla sınırlı bir yetki olduğundan, parsel bazlı plan değişikliği yapılmasının mevzuata, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğuna dair bilirkişi raporunda yer verilen değerlendirmelere itibar edilmesine imkan bulunmadığı,
Öte yandan bilirkişi raporunda, planlama alanı içinde vadi bulunduğu belirtilmiş ise de, dava konusu planlarda bu kısma rekreasyon alanı kullanımı getirildiği, planlara esas jeolojik ve jeoteknik raporda çalışma alanının önlemli alan (ÖA-2.1:önlem alınabilecek nitelikte stabilite sorunlu alanlar) olarak sınıflandırıldığı ve bu alanlarda her tür bina için parsel bazında zemin etüdü raporu hazırlanacağı ve yer altı su seviyesine, zeminin oturma, şişme, sıvılaşma, taşıma gücü özellikleri ile diğer jeoteknik özelliklerine yönelik hesaplamaların yapılacağının belirtildiği, ancak yapılaşma koşullarına yönelik herhangi bir sınırlamaya yer verilmediğinin görüldüğü,
Ayrıca söz konusu jeolojik ve jeoteknik raporda, planlama alanı içerisinde afete maruz bölge ve yapı yasaklı alan bulunmadığının tespit edilmesi ve alanda vadi bulunduğuna dair herhangi bir belirleme yapılmaması karşısında, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında öngörülen yapı yoğunluğunun şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olmadığının anlaşıldığı,
Diğer taraftan, sadece özelleştirme kapsamında bulunan taşınmazlarla sınırlı şekilde planlama yapılması mümkün olduğundan, bölgede onaylı imar planlarında öngörülen ve taşınmazlarda son bulan taşıt yollarının, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı sınırları içinde devam ettirilerek, resmi kurum alanına erişim sağlayacak şekilde sürekliliğinin sağlandığı ve yine resmi kurum alanı işlevinin ihtiyacı olan otopark alanı ile sonlandırılacak şekilde kurgulandığı görüldüğünden, taşınmazlarda ayrılan 10 ve 15 metre genişliğindeki taşıt yollarının planlama tekniklerine ve ulaşım planlamasına uygun olduğuna şüphe bulunmadığı,
Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden yapılan incelemede ise:
Ankara İli bütünü için en üst kademe plan olarak Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında uyuşmazlık konusu taşınmazlara getirilen “askeri alan” işlevinin, dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile "kentsel ve bölgesel sosyal altyapı alanı" ve "birinci derece yol alanı" işlevlerine çevrildiğinin görüldüğü,
Öte yandan, 13/01/2017 onay tarihli 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planının tümüne karşı TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Mimarlar Odası (Ankara Şubesi) ve TMMOB Şehir Plancıları Odası (Ankara Şubesi) tarafından açılan diğer bir davada, söz konusu planın iptali yolunda ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın istinaf yoluna başvurulmadan kesinleştiğinin anlaşıldığı,
Yukarıda detaylarına yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilere yönelik her ölçekteki plan ve/veya plan değişikliklerini yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olduğu, bu doğrultuda davalı idare tarafından da alt ölçekli planlarla uyumsuzluğun ortadan kaldırılması ve taşınmazların özelleştirme programına uygun olarak kullanılmasının sağlaması amacıyla dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin onaylandığı anlaşılmakla birlikte; değişiklik yapılan ana planın yargı kararıyla iptaline karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi karşısında, hukuka aykırılığı tespit edilen söz konusu planda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu işlemin de sebep unsuru yönünden hukuka aykırı hale geldiği sonucuna varıldığı,
gerekçesiyle dava konusu 1/25.000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yönünden davanın reddine, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin ise iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davacı Odalar tarafından, dosyada mevcut bilirkişi raporu tüm iddialarını destekler mahiyette gelmiş olmasına rağmen Dairece dikkate alınmayarak davanın reddine karar verildiği, öte yandan dava konusu alana ilişkin yine Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 03/08/2022 tarih ve 5920 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan plan değişikliklerinin iptali talebiyle de Danıştay Altıncı Dairesinin E:2022/8296 sayılı dosyası üzerinden dava açtıkları, dolayısıyla işbu davanın konusuz kaldığı ve esas olarak iptal kararının E:2022/8296 sayılı dosyadan verilmesi gerektiğinin göz ardı edildiği, dava konusu 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin sebeplerinin irdelendiği plan açıklama raporu bulunmadığı gibi tamamen parsel ölçeğinde gerçekleştirildiğinden parça-bütün ilişkisini bozduğu, söz konusu plan değişikliğinin üst ölçekli plan ile çeliştiği, plan değişikliklerine konu alanın TSK Hatıra Ormanı içerisinde yer aldığı, ağaçlandırma alanı olarak ayrılan bölgenin Eskişehir Yolu ile Binesin Ve Beysukent Siteleri arasında yer aldığı ve 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında “askeri alanlar” olarak tanımlandığı, sözü edilen alanda herhangi bir yapılaşmanın bulunmadığı, Atatürk Orman Çiftliği sınırlarına giren ve TSK Hatıra Ormanı içerisinde bulunan söz konusu alanda 10 katlı bir yapılaşmanın önerilmesi açıkça üst ölçekli plana aykırı bir işlem teşkil ettiği, plan değişiklikleri ile TSK orman alanının yok edildiği, plan değişiklikleri ile uyuşmazlık konusu alana getirilen kullanım kararlarının çevresi ile uyumsuz ve mevcut planların bütünlüğü ve teknik ve sosyal donatı dengesinin bozucu nitelikte olduğu, temyize konu Daire kararının davanın reddine dair kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idareler tarafından, temyize konu Daire kararında yer alan karşı oy gerekçesinde de ifade edildiği gibi dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin bağımsız bir çevre düzeni planı olarak kabul edilmesi ve bu çerçevede yargısal denetime tabi tutulması gerektiği, planlama yetkilerinin sınırları göz önünde bulundurulduğunda daha önce yapılmış bütüncül çevre düzeni planının iptal edilmiş olmasının idarelerince yapılan çevre düzeni planı değişikliğini sakatlamayacağı, temyize konu Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Savunmalar verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Dosyada bulunan bilirkişi raporunda dava konusu 1/25000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin şehircilik ilkeleri planlama esasları ve kamu yararına aykırı oldukları ortaya konulduğundan Daire kararının anılan plan değişiklikleri yönünden davanın reddine dair kısmının bozulması, Daire kararının dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptaline dair kısmının ise onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu 1/25000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yönünden davanın reddine ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 25/10/2022 tarih ve E:2019/12049, K:2022/8905 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 12/06/2023 tarihinde, temyize konu Daire kararının iptale ilişkin kısmı yönünden gerekçede ve esasta, redde ilişkin kısmı yönünden ise esasta oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasanın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin 2. fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." hükmüne yer verilmiştir.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7142 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanunun "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." hükmü yürürlükten kaldırılmakla birlikte 4046 sayılı Kanunun Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır.
Her ne kadar, 703 sayılı KHK'nın "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde, bu KHK ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de; Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanunla verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir.
Nitekim, 703 sayılı KHK'nın geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanunla verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı KHK veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden Genelgeye ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur.
Öte yandan, 4046 sayılı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın genelge hükümleri ile tespit edilmesi normlar hiyerarşisine açıkça aykırıdır.
Yetki kuralları, idari kararların Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki genelge ile değil, Anayasanın 47. maddesinin 2. fıkrasının açık hükmü gereğince ancak üst hukuk normu niteliğindeki kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelgeye ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 703 sayılı KHK'nın 85. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile 4046 sayılı Kanuna eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 10/01/2019 tarihli işlemin 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, 10/01/2019 tarih ve 591 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir.
Kaldı ki, geçici 29. maddeyle sadece bu KHK'nın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görümekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir.
Bu durumda, dava konusu 1/2500 ölçekli ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olmaları nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin de yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek iptaline karar verilmesinde sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı Odaların temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının redde ilişkin kısmının bozulması, davalı idarelerin temyiz isteminin reddi ile Daire kararının iptale ilişkin kısmının yukarıda açıklanan gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin 2. fıkrası ile aynı Kanunun Ek-3. maddesiyle verilen yetkiye istinaden 4046 sayılı Kanun kapsamında bulunan özel statüdeki alanlara yönelik her tür ve ölçekteki plan, değişiklik ve revizyonlarını, ilgili kuruluşların görüşünü alarak ve çevre imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapma ve yaptırma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olduğu göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin gerçekte bir plan değişikliği olarak değil, özel yetkiye istinaden taşınmaz özelinde doğrudan yapılmış bir çevre düzeni planı olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Nitekim, davaya konu planın "çevre düzeni planı değişikliği" olarak adlandırılmasının; yapıldığı tarihte kent bütünü için yürürlükte olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı bulunmasından kaynaklandığı, söz konusu planın bulunmamış olması halinde, dava konusu 1/100.000 ölçekli planın bağımsız bir çevre düzeni planı olarak kabul edileceği açıktır.
Kaldı ki, Ankara İli bütünü için hazırlanan ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının iptali yolundaki ... İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde, uyuşmazlık konusu … ve … parsel sayılı taşınmazlar ile yakın çevresini ilgilendirecek, dolayısıyla bu planın doğrudan iptalini gerektirecek bir gerekçeye de yer verilmediğinden kent bütününe ilişkin çevre düzeni planının iptaline karar verilmiş olmasının işbu davaya konu çevre düzeni planını doğrudan hukuka aykırı hale getirmeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin bağımsız bir plan olarak ele alınması ve esası yönünden hukuki denetim yapılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Daire kararının dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin iptaline dair kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.