T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1114
Karar No : 2023/1619
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-…
2- …Başkanlığı
VEKİLLERİ: Av. …
DAVALI İDARELER YANINDA
MÜDAHİL : …İnşaat ve Gayrimenkul Geliştirme A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/03/2023 tarih ve E:2020/8150, K:2023/2856 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi, …Mahallesi, …ada, …parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanıp …tarih ve …sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine, askıda yapılan itirazın reddine dair …tarih ve …sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/03/2023 tarih ve E:2020/8150, K:2023/2856 sayılı kararıyla;
Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının leke plan olduğu ve şematik gösterimler içerdiği, Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı plan hükümlerinin 4.4. sayılı Kentsel Yerleşme Alanları başlıklı maddesinde yer alan; "Bu planla gösterilmiş/belirlenmiş kentsel yerleşik alanlar ve kentsel gelişme alanlarını birlikte ifade eder." hükmü uyarınca, dava konusu parsele getirilen "gelişme konut alanı" fonksiyonunda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarına ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık bulunmadığı,
Dava konusu parselin, 1981 yılında onaylanan imar planında, park ve yol kullanımlarına ayrıldığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 1985 yılında yürürlüğe girdiği, bu Kanun'dan önce 1956 yılında yürürlüğe giren 6785 sayılı İmar Kanun'un 31. maddesinde "İmar ve yol istikamet planlarında meydan, yol, park, yeşil saha ve otopark gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan Hazineye ve hususi muhasebeye ait arazi ve arsalar, belediyenin teklifi ve İcra Vekilleri Heyeti kararıyla belediyelere bedelsiz terk edilir" düzenlemesinin getirildiği,
Bahsi geçen tarihte Hazine arazisinin "park ve yol alanı" olarak plana dahil edildiği açık olmasına rağmen, mevzuata uygun bir şekilde taşınmazların terkinin Hazineden istenilmediği ve taşınmazların parselasyon işlemine dahil edilerek kamuya kazandırılmadığı, plan kararları sonrasında uygulama aşamasında, Aktur Sitesine karşılıksız kullanıma sunularak ağaçlandırıldığının görüldüğü,
Gerek davacı, gerekse bilirkişiler tarafından 801 adet ağacın varlığından bahsedilmiş ise de, 1981 yılında onaylanan plan sonrası dava konusu parsellerin, imar planına uygun bir şekilde kamusal alana ayrılmadan Hazinenin iradesi dışında Aktur Sitesi sakinlerinin kurduğu Derneğin kararı ile ağaçlandırıldığı ve aynı zamanda site sakinleri tarafından günümüze kadar yol olarak kullanıldığı,
Taşınmazın %52,19 oranında konut alanında kalan kısmı dışındaki bölümlerinin umumi ve kamu hizmet alanı olarak ayrıldığı ve bu durumun yeteri kadar kamusal kullanım kararı getirildiğini gösterdiği, planlamanın alandaki doğal doku ile uyumsuz olduğu yönünde bir belirlemenin de bulunmadığı,
Dava konusu imar planı değişikliği incelendiğinde, bahsi geçen parsellerin ilk olarak üst ölçekli planlarda yapılaşmaya açıldığı, belediyesince söz konusu alana ilişkin hazırlanan imar planı revizyonunun dikkate alındığı, onaylı planında yer alan ana yolların korunduğu, ayrıca Belediyesince, kaldırılan üç aksın site ile bağlantısının bahse konu revizyon ile planlanan parselin batısında kuzey güney aksı boyunca 10 metrelik yol ile sağlanacağı, doğusundaki bağlantının ise yine anılan revizyon ile düzenlendiği ve yola cephesi olmayan herhangi bir yapı olmadığı, ulaşıma ilişkin trafik ve yaya yolları açısından herhangi bir sorun teşkil etmediği,
Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuata aykırılık bulunmadığı,
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığınca yalnızca dava konusu parseller ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, plan kararlarında planlama esasları açısından bir sakınca bulunmadığı, diğer taraftan birkaç parselle sınırlı olarak yapılan bu değişiklik sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek nitelikte olmadığından, çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı, dava konusu planlarla öngörülen yol kararlarının planı kusurlandırmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu işlemlerin hukuka aykırılığı ortaya konulduğu halde aksi yönde karar verildiği, bilirkişi raporuna neden itibar edilmediğinin somut olarak ortaya konulamadığı, taşınmazın üzerinde yer alan ağaçların kesildiği, uyuşmazlık konusu parselin kamunun kullanımında olduğu ve sadece site sakinleri tarafından kullanılmadığı, plan değişikliklerinin imar mevzuatına ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler ve davalılar yanında müdahil tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın süresinde olduğu sonucuna ulaşılan dava dosyası açısından, işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Muğla ili, Bodrum ilçesi, …Mahallesi, …ada, …parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak …tarih ve …sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine karşı, askı süresi içerisinde yapılan itirazın reddine dair …tarih ve …sayılı Cumhurbaşkanı Kararı alınmıştır.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; 8. maddesinde, bu Kanun'da yazılı sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, tatil günlerinin sürelere dahil olduğu, sürenin son gününün tatil gününe rastlaması durumunda, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı, bu Kanun'da yazılı sürelerin bitmesinin çalışmaya ara verme zamanına rastlaması durumunda, bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı kurala bağlanmıştır.
Yine aynı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarının ivedi yargılama usulüne tabi olduğu; ikinci fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; aynı fıkranın (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun, "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari işlemlerin nitelikleri gereği kanunlarda genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamaktadır.
Davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü ve bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini bilmeleri mümkün değildir.
Dolayısıyla, ivedi yargılama usulüne tâbi olan bir işlemi öğrendiklerinde kaç gün içinde hangi merciye başvurulacağını ya da doğrudan dava açılıp açılamayacağını bilmeleri beklenemez.
Bu doğrultuda, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, 31/08/2019 tarih ve 30874 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 30/08/2019 tarih ve 1486 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan, 1/5000 ölçekli nazım imar planı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü kapsamına girmekte olup, her ne kadar söz konusu maddede, otuz günlük özel dava açma süresi öngörülmüş ise de; Anayasa'nın 40. maddesi gereğince, kanunlarda özel başvuru yolu ve dava açma süresi öngörüldüğü hallerde bunun ilgililere açıkça ve ayrıca bildirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta, dava konusu değişiklikler 12/09/2019-14/10/2019 tarihleri arasında askı suretiyle ilan edilmiş, askı sürecinde, davacı tarafından sunulan 25/09/2019 tarihli dilekçe ile plan değişikliklerine itirazda bulunulmuştur.
Dava konusu imar planı değişiklikleri askıda ilan edilirken, söz konusu planların ivedi yargılama usulüne tabi olduğuna veya özel dava açma süresi bulunduğuna yönelik askı tutanaklarında herhangi bir açıklamaya yer verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda bakılan davada, dava açma süresi değerlendirilirken, özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin gözetilmesinin yanı sıra, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. madde hükmünün uygulanamayacağının dikkate alınması gerekmektedir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu plan değişikliklerinin son ilan tarihi olan 14/10/2019 tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde ve en son 13/12/2019 (Cuma) tarihinde açılması gerekirken, 24/08/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta, 2577 sayılı Kanun'un 11. madde hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığından, plan değişikliklerine askı sürecinde davacı tarafından yapılan itirazın reddine yönelik 24/07/2020 tarih ve 31195 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, …tarih ve …sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, dava açma süresini ihya etmeyeceği de açıktır.
Bu durumda, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/03/2023 tarih ve E:2020/8150, K:2023/2856 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. …TL harcın davacıya iadesine,
4.Kesin olarak, 12/07/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa'nın 40. maddesinde; Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu belirtilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanun'un "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinde, ivedi yargılama usulüne tabi işlemler arasında "Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları"nın sayıldığı ve ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerde dava açma süresinin 30 (otuz) gün olduğu ve 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki itiraz usulünün uygulanmayacağı belirtilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun, "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi, dava açma süresi ile ilgili hükümler içermekle birlikte, söz konusu maddede, tüm idari işlemlere karşı dava açılmadan önce, ilgili idare nezdinde itiraz edilebileceğini öngören genel ve ihtiyari idari usul (idari itiraz usulü) kuralları düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin (b) fıkrasında, düzenleyici bir idari işlem niteliğinde olan imar planlarına karşı, ilan/askı süresi içerisinde özel ve ihtiyari bir idari itiraz usulü öngörülmüştür.
Bir uyuşmazlıkta, genel kanun ve özel kanun hükümlerinin olayı düzenleyen hükümleri arasında bir çelişki olması durumunda, o konuda genel kanunun değil özel kanunun uygulanacağı hususu hukukun temel ilkelerinden biridir.
Bu çerçevede, imar planlarına karşı açılan davalarda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinde özel bir kural olarak öngörülen bir aylık askı/ilan süresi içerisindeki özel idari itiraz usulünün, dava açma sürelerine esas alınması gerekmektedir.
Diğer bir deyişle, imar planlarının kesinleşip, uygulanabilmesi için öngörülen "ilan-askı-itiraz" usulünün 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamındaki bir usül olmayıp, özel Kanun niteliğindeki 3194 sayılı Kanun'da işlemin tekemmülü için öngörülen özel bir usül olduğu ve bu kapsamda yapılan itirazın 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.
Her ne kadar, 24/07/2008 tarih ve 5793 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değiştirilen 3194 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesinde;
"Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmüne yer verilerek, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait ya da onlar lehine irtifak veya kullanım hakkı tesis edilmiş arsa ve araziler ile özel kanunlar uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilere ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ya da yaptırılan imar planları ile bunlara bağlı parselasyon planlarının Kanun'un 8. maddesinde belirtilen ilan ve askı yükümlülüklerinden muaf olarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun onayı ve Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girmesi öngörülmüş ise de, maddenin yedinci cümlesinde yer alan "bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak yürürlüğe girer" ibaresinin iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 09/06/2011 tarih ve E:2008/87, K:2011/95 sayılı kararıyla;
"...Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti, 36. maddesinde hak arama özgürlüğü, 125. maddesinde de idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir.
3194 sayılı İmar Kanunu, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla çıkarılmış olup, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapıları kapsamaktadır. Kanun'un 8. maddesinde, imar planlarının belediye meclisince, belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planların ise valilikçe onaylanacağı, her iki planın 1 ay süre ile ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde yapılacak itirazların da 15 gün içinde kesin karara bağlanacağı öngörülmüştür. Maddenin gerekçesinde de imar planlarının, 5 yıllık kalkınma planı ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi ve fiziki planların bütününde sosyo-ekonomik esasa dayalı düzenlemenin getirilmesi, bu suretle şehirlerin gelişmesinin Bölge Planları ile yönlendirilmesi ile imar planlamalarında sürenin asgariye indirilmesi ve aynı zamanda mahalli koşulların plana sağlıklı olarak yansıması için Valilik ve Belediyelere plan yapma yetkisini tanıyan hükmün getirildiği; ayrıca, halkın kendisi için yapılan imar planlarının aleniyetinin sağlanmasının amaçlandığı vurgulanmıştır.
Bu durumda İmar Kanunu'nda ilanlar için öngörülen askı süresinin imar planlarının ve değişikliklerinin aleni olmasına dayandığı ve ilgililerin idareye yapacakları itirazlar için getirildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu kuralla sözü edilen taşınmazlara ilişkin olarak İmar Kanunu'nun 8. maddesindeki imar planlarının onaylanmasının ardından kamuoyuna mahalli araçlarla duyuru yapılarak aleniyetin sağlanması ve bu süre içinden yapılan itirazlar sonucunda kesinleşmesi yönteminden vazgeçilmekte, imar palanları ile bunlara bağlı parselasyon planlarının Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanması ve Resmi Gazete'de yayımlanmalarının ardından idari açından kesin ve uygulanması gereken bir işlem halini alması öngörülmekte, sözü edilen planlardaki yanlışlık ve eksikliklerin giderilmesi amacıyla ilgililerce idareye başvurulması ve idarenin de itiraza konu işlemi kaldırarak ya da değiştirerek planlardaki hukuka aykırılıkları giderebilmesinin yolu kapatılmaktadır. Bu durumda, ilgililerin bu taşınmazlara ilişkin imar planları ile bunlara bağlı parselasyon planlarındaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için yetkili ve görevli idari yargı mercilerine dava açmak dışında, bir başvuru imkanı kalmamaktadır. Kuralın imar plan ve değişikliklerini veya bunlara ilişkin onama işlemlerini askı sürelerine tabi kılmamakla, yargı yolunu ve hak arama özgürlüğünü kullanmasını zorlaştırdığı açıktır."
gerekçesine yer verilerek, kural Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin değinilen kararı karşısında, 3194 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesindeki imar planlarının da, 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki usule tabi olacağında kuşku bulunmamaktadır. Nitekim, dava konusu imar planı da yürürlüğe konulurken 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki usule uygun olarak ilan-askı ve itiraz süreci işletilmiştir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu imar planları değişikliklerinin, 12/09/2019-14/10/2019 tarihleri arasında Bodrum Belediye Başkanlığı tarafından askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süresi içinde 25/09/2019 tarihinde yapılan itirazın reddine dair Cumhurbaşkanı Kararının 24/07/2020 tarih ve 31195 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine, 24/08/2020 tarihinde bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Bu durumda, itirazın reddine ilişkin işlemin ilan edildiği 24/07/2020 tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde, 24/08/2020 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.