T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1131
Karar No:2023/2938
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … A.Ş. Genel Müdürlüğü (…)
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sistem Kullanım Anlaşması'nda belirtilen maksimum enerji alış/veriş kapasitesinin aşıldığı gerekçesiyle Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü'nce Ocak 2010-Aralık 2010 arası döneme ilişkin 1.521.476,66-TL tutarında ceza faturası düzenlenerek tahakkuk ettirilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Sistem Kullanım Anlaşması'nda belirtilen cezaî şartın uygulanabilir hâle gelebilmesi için, söz konusu ihlâlin TEİAŞ’ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirilmemesinin gerektiği, madde metninde uyarı müessesesinin Sistem Kullanım Anlaşması'nda yer alan kurallardan herhangi birinin ihlâli durumunda işletileceğinde şüphe bulunmadığı, Aralık 2010 döneminde yürürlükte bulunan Sistem Kullanım Anlaşmaları'nın "Cezaî Şartlar" başlıklı 10. maddesinde belirtilen ihlâlin karşılığında cezaî şartın uygulanabilmesi için uyarı müessesesinin ön şart olarak belirtildiği, ancak TEİAŞ tarafından davacı şirketin ihlâline ilişkin herhangi bir uyarıda bulunulmadığı, bu nedenle, davacı şirket ile TEİAŞ arasında akdedilen Sistem Kullanım Anlaşmasında açıkça belirtilmesine rağmen davacıya herhangi bir uyarı yapılmadan doğrudan cezaî şart uygulanmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; adli yargı yerlerinde açılan davalarda idari yargı yerinin görevli olduğuna karar verilmesi üzerine davacılar tarafından idari yargıda yeniden dava açılması halinde, davanın 2577 sayılı Kanunun 9/2. maddesi uyarınca adli yargı yerince verilen görevsizlik kararlarının kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde açılıp açılmadığının yanında, ayrıca davanın adli yargıda da idari yargıda dava açma süresi içinde açılıp açılmadığının incelenmesi gerekeceği, aksi bir yorumun, sözü edilen yolun, idari yargıda dava açma süresini kaçıranlar yönünden, öncelikle adli yargı yerinde dava açmak suretiyle hakkın kötüye kullanılabileceği;
Uyuşmazlık konusu olayda, ceza faturalarının bildirimine ilişkin dava konusu işlemin davacı şirkete tebliğine ilişkin dosyada bir belge bulunmamakla birlikte davacı şirket tarafından işlemin en geç ceza faturası tutarının ödendiği 30/03/2011 tarihinde öğrenildiği dikkate alındığında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde yer alan kural gereğince 30/03/2011 tarihini izleyen 60 gün içinde dava açılması gerekirken bu tarihten çok sonra ilk olarak 05/04/2012 tarihinde ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açıldığı bu nedenden dolayı da davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına, davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla dava konusu uyuşmazlıkların çözümünde görevli merciin adli yargı olduğunun Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin … tarih E:…, K:… sayılı kararı ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile sabit olduğu, görevli yargı merciinde yasal süresi içerisinde adli yargıda dava ikame edilmesinden yaklaşık 9 yıl sonra meydana gelen Kanun değişikliği sonucu görevli yargı yerinin idari yargı olarak düzenlenmesi nedeniyle söz konusu davanın süresi içerisinde açılmadığı yönündeki kararın hukuka aykırı olduğu, bu şekilde bir değerlendirme yapılmasının adil yargılanma hakkının ve mahkemeye erişim hakkının açık ihlali anlamına geleceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, faturaların ihtirazi kayıt konulmaksızın ödenmiş olduğu, yapılan bildirimin sistemden fazla enerji çeken şirketin sisteme zarar vermemesi için bir tedbir mahiyetinde olduğu, cezai işlem uygulanması ile bir ilgisinin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava konusu uyuşmazlığa konu edilen … tarih ve J Seri … seri nolu ceza faturası düzenlenerek … tarih ve … sayılı işlem ekinde davacı şirkete tebliğ edildiği, ardından 1.521.476,66-TL tutarlı ceza faturasının 30/03/2011 tarihinde ihtirazi kayıtla ödendiği, sonrasında tahakkuk ettirilen 5.030,55-TL tutarındaki gecikme cezasının da 13/04/2011 tarihinde ihtirazi kayıtla ödendiği, ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalı idareden tahsili talebiyle ilk olarak 05/04/2012 tarihinde ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esasına kayden dava açıldığı, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla taraflar arasındaki sözleşmenin idari nitelikte olduğu ve bu nedenle sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğinden dolayı yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile görevli yargı yerinin adli yargı olduğu gerekçesiyle bozulduğu, Mahkemece bozma kararına uyularak … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile onandığı, bu karar karşı yapılan karar düzeltme isteminin ise, "... ilk derece mahkemesinin ve Dairemizin karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 7257 sayılı Kanun ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine ilişkin ceza-i şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceği hükme bağlandığından yargı yoluna ilişkin bu değişikliğin usul hükmü niteliğinde olduğu, derhal ve kesinleşmemiş tüm uyuşmazlıkları da kapsar şekilde uygulanması gerektiği anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının bozulması uygun görülmüştür." gerekçesiyle kabulüne karar verilerek Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılarak Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin … tarih, E:…, K:… sayılı anılan bozma kararına uyularak … tarih ve E:…; K:… sayılı karar ile davanın görev yönünden reddine karar veriliği, bu kararın da Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin … tarihli E:…, K:… sayılı kararıyla onanıp görevsizlik kararının 17/11/2021 tarihinde taraflarına tebliği üzerine 16/12/2021 tarihinde ... İdare Mahkemesi'nin kaydına giren dilekçe ile görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun dava açma süresini düzenleyen 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde, idari işlemin bildirim tarihini izleyen günden itibaren altmış gün olduğu düzenlenmiştir.
2577 sayılı Kanun'un -dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle- 11. maddesinde, "İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içerisinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, davacı ile davalı TEİAŞ arasında imzalanan Sistem Kullanım Anlaşması'nın 10. maddesinde, "Kullanıcının bağlantı noktasına maksimum enerji alış/veriş kapasitesinin üzerinde elektrik enerjisi alması veya vermesi" fiilinin cezaî şart uygulanması gereken ihlâl olarak tanımlandığı, söz konusu fiilin davacı şirket tarafından işlendiğinden bahisle davalı TEİAŞ tarafından Aralık- 2010 dönemine ilişkin sistem kullanım ceza faturalasının düzenlendiği, söz konusu ceza faturasının davalı idare tarafından davacı şirkete tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakla birlikte 1.521.476,66-TL tutarlı ceza faturasının 30/03/2011 tarihinde ihtirazi kayıtla ödendiği, sonrasında tahakkuk ettirilen 5.030,55-TL tutarındaki gecikme cezasının da 13/04/2011 tarihinde ihtirazi kayıtla ödendiği, bakılan davanın ise 16/12/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Gerek dava gerek temyiz dilekçesinde süreye ilişkin olarak "benzer bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 13/05/2013 tarih ve E:2012/129, K:2013/621 sayılı kararıyla uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin adli yargı yeri olduğuna karar verildiği; ancak sonrasında yine benzer bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 05/05/2014 tarih ve E:2013/1855, K:2014/502 sayılı kararı ile bu defa uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin idari yargı yeri olduğuna karar verildiği, bu kararın 17/06/2014 tarih ve 29033 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı" hususları ileri sürülmüştür.
Bakılan davanın idarî yargıda hangi süre içerisinde açılması gerektiği hususu, davacının somut uyuşmazlıktaki hukukî durumu ve öne sürdüğü iddialar ile mahkemeye erişim hakkına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları göz önünde bulundurularak incelenmelidir.
De Geouffre de la Pradelle/Fransa kararında vurgulandığı üzere, idarenin işlem veya eylemlerinden etkilenenler, idarenin korumakla görevli olduğu kamusal gereksinimler ile kendi bireysel menfaatleri arasında âdil bir denge kuran tutarlı bir sisteme sahip olmayı bekleme hakkına sahiptir (AİHM Kararı, De Geouffre de la Pradelle/Fransa, B.No: 12964/87, Karar tarihi: 16/12/1992, §34).
Davacı gibi mahkemeler de, idari işlem ve eylemlerin sınıflandırılmasına ilişkin yargısal içtihatlar bulunmasına rağmen pozitif hukukun aşırı karmaşıklığı karşısında tereddüde düşebilirler. Nitekim AİHM, De Geouffre de la Pradelle/Fransa kararında, dava açma süresinin aşıldığından bahisle süre yönünden ret kararının davanın açıldığı tarihten iki yıl altı ay sonra verilmesini konuya ilişkin hukuki süreçlerin karmaşıklığına kanıt olarak değerlendirmiş ve bu karmaşıklığın yargıya başvuru süresinin nasıl hesaplanacağını da karmaşık hâle getireceği sonucuna ulaşmıştır (De Geouffre de la Pradelle/Fransa, §33).
Dava açmak için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukukî belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (AYM, Remzi Durmaz Kararı, B.No: 2013/1718, 02/10/2013, §27). Buna karşılık, uygulanan usûlün karmaşıklığı ve açık olmaması dava açma süresinin tam olarak anlaşılmasına imkân vermemiş ve bu nedenle dava açma hakkı kullanılamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Sibel İnceoğlu, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul, 2005, s.131).
Süre sınırı getiren kuralların iyi adalet yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu kuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin başvuru yollarını kullanmalarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (AİHM kararı, Eşim/Türkiye, B.No: 59601/09, Karar tarihi: 17/9/2013, §20-21). Mahkemeye erişim hakkının yasal birtakım şartlara tâbi tutulması kabul edilebilir olsa da, mahkemelerin, usûl kurallarını, uyuşmazlığın esasında mündemiç hakkı ihlâl edecek kadar katı veya bu kuralları ortadan kaldıracak kadar da geniş yorumlamaktan kaçınmaları gerekir (AİHM Kararı, Walchli/Fransa, B.No. 35787/03, § 29). AİHM, kuralların belirliliği ve iyi adalet yönetimini sağlama amacına hizmet etme işlevlerini yitirmesi hâlinde ve ilgililerin davalarının esasının yetkili mahkeme tarafından karara bağlanmasını önleyecek birtakım engeller oluşturma fonksiyonu görmesi durumunda mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmaktadır (Eşim/Türkiye, §26).
Aktarılan yargısal içtihatlarla davaya konu uyuşmalıktaki maddî vakıalar birlikte değerlendirildiğinde;
-Benzer bir davada Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 05/05/2014 tarih ve E:2013/1855, K:2014/502 sayılı kararı idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmasının ve anılan kararda "Evvelce konu bir başka dosya münasebetiyle Mahkememiz gündemine gelmiş olup, 13/05/2013 tarih ve E:2012/129, K:2013/621 sayılı kararımızla adli yargı yeri görevli kılınmış olmakla beraber; elde edilen yeni bilgi ve belgeler uyarınca konunun yeniden değerlendirme yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır." değerlendirmesine yer verilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesince anılan karar ile içtihat değişikliğine gidilmiş olmasının hukuk sürecinin aşırı karmaşıklığına kanıt oluşturduğu, bu karmaşıklığın yargıya başvuru süresinin nasıl hesaplanacağını da karmaşık hâle getirdiği açıktır.
Uyuşmazlık Mahkemesi'nin benzer davada idari yargının görevli olduğuna ilişkin 05/05/2014 tarih ve E:2013/1855, K:2014/502 sayılı kararının 17/06/2014 tarih ve 29033 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı dikkate alındığında, bu tarihten daha önceki bir süreçte davacı tarafından adli yargıda davanın 05/04/2012 tarihinde açıldığı ve söz konusu davada idari yargının görevli olduğu gerekçe ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin kararın temyiz incelemesi üzerine adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle bozulduğu hususu dikkate alındığında; Bölge İdare Mahkemesi'nin davacının ceza faturası tutarının ödendiği 30/03/2011 tarihinde dava konusu işlemi öğrendiği kabulünden hareketle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde yer alan kural gereğince 30/03/2011 tarihini izleyen 60 gün içinde dava açılması gerekirken bu tarihten çok sonra ilk olarak 05/04/2012 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı yönündeki gerekçesinin, mahkemeye erişim hakkına ilişkin yargısal içtihatlar göz önünde bulundurulduğunda, aşırı katı ve şekilci olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, usûl hükümlerinin aşırı katı ve şekilci yorumlanması suretiyle Mahkemeye erişim hakkının ve buna bağlı olarak adil yargılanma hakkının ihlâline sebebiyet veren, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın süre yönünden reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 08/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.