T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12000
Karar No : 2023/4991
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından yapılan başvuru üzerine, Muğla ili, Marmaris ilçesi, … Mahallesi, … Bulvarı, No:… adresinde yapılması planlanan "Yat Yanaşma ve Çekek Yeri Kapasite Artışı" projesi kapsamında verilen … tarih ve …sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararının geçerli olduğuna dair … tarih ve … sayılı Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin bulunduğu yolundaki 27/12/2022 tarihli işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Uyuşmazlıkta; Mahkemelerinin 30/03/2023 tarihli ara kararı ile davacının söz konusu projeyle ilgisini ortaya koyan bilgi-belgelerin (mülkiyet durumu, ikamet durumu vb.) gönderilmesi istenilmiş olup, ara kararı üzerine gönderilen bilgi-belgelerin ve UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davacının dava konusu proje alanının etki alanında veya yakınında ikamet etmediği, taşınmazının da bulunmadığı, ayrıca dava dilekçesinde davacının ikamet etmekte olduğu taşınmazın veya herhangi bir taşınmazının projeden olumsuz etkileneceğine ilişkin bir iddiasının da bulunmadığı, kendisine ait küçük bir teknesinin bulunduğunu belirten davacı tarafından teknesiyle ilgili olarak söz konusu işlemden nasıl etkileneceğine ilişkin bir açıklama da yapılmadığı görüldüğünden, 11/05/2012 tarihinde, "Yat Yanaşma ve Çekek Yeri Kapasite Artışı" projesi hakkında verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararının geçerli olduğuna dair … tarih ve … sayılı Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işlemi ile davacının kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği ve bu nedenle bakılan davayı açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının Marmaris ilçesinde ikamet ettiği ve dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararından doğrudan etkileneceği, Anayasanın 56. Maddesi gereği çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumak ve çevrenin kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu, bu maddenin dar yorumlanmasının hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağı belirtilerek usul ve yasaya aykırı olan Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davanın ehliyet yönünden reddine dair kararın usule ve hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Muğla ili, Marmaris ilçesi, … Mahallesi, … Bulvarı, No:… adresinde yapılması planlanan "Yat Yanaşma ve Çekek Yeri Kapasite Artışı" projesi kapsamında verilen … tarih ve … sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararının geçerli olduğuna dair … tarih ve … sayılı Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işlemi tesis edilmiş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 4577 sayılı Kanunla değişik 2. maddesinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar "iptal davası" olarak tanımlanmış olup, bu davalar idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli araçlardandır.
Ancak, yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır.
İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Aksi halde, kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkı doğar ve bu durum idarenin işleyişini olumsuz etkiler.
Aynı Kanun'un 14. maddesinde de; dava dilekçelerinin ehliyet ve ilk incelemeye ilişkin diğer hususlar yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde; bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmünün değerlendirilmesinden; yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır.
İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla; iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Aksi halde, kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkı doğar ve bu durum idarenin işleyişini olumsuz etkiler.
Bununla birlikte; çevreyi ilgilendiren projelerle ilgili verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda dava açma ehliyeti belirlenirken, adil yargılanma hakkı kapsamında davacıların "mahkemeye erişim hakkı" ile "idari istikrar ilkesi" arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu nedenle; projelerin yapımının planlandığı yörede ikamet eden ya da o yörede taşınmazları bulunanların, dava açma ehliyetlerinin varlığının kabulü, idari istikrarın sağlanması amacıyla yatırım planlayanların sürekli olarak dava tehdidi ile karşı karşıya kalmamaları bakımından temel ölçüt olmakla birlikte, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi adına davacıların öznel koşullarının da dikkate alınmasının, adil bir yargılama için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Öznel koşulların varlığının ise somut olayın niteliğine göre Mahkemelerce takdir edileceği kuşkusuzdur.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru üzerine verdiği 05/03/2020 tarih ve Başvuru No:2016/13846 sayılı kararında; davacıların dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının iptalini istemede menfaatlerinin ihlal edilmediği yolundaki idari yargı kararının gerekçesine yönelik olarak, "...davacıların mülklerinin proje sahasına yakın olması veya kullanım amacı gibi öznel koşulları dikkate almaksızın bir proje sahasında mülkü olmayanların -projeye yakın sahada mülkü olsa bile- projeye karşı hiçbir durumda dava açamayacakları yönünde kategorik bir yaklaşım içermektedir. Ancak başvurucuların öznel durumları hakkında bir değerlendirme içermeyen bu kategorik yaklaşım, başvurucular gibi proje kapsamında olmamakla birlikte projeden etkilenme potansiyeli bulunan kişilerin dava açmalarını imkansız hale getirdiğinden başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin orantısız olması sonucunu doğurmaktadır..." değerlendirmesine yer verilerek, davacıların öznel koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiş ve başvurucuların, proje sahasına 8-9 km mesafede taşınmaz (pamuk tarlası ve zeytinlik) sahibi olmaları sebebiyle projeden etkilenme potansiyelinin bulunduğu vurgulanmıştır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu projenin Muğla'nın Marmaris İlçesinin … Mahallesinde yapılmasının planlandığı, Ulusal Yargı Ağı Portalı (UYAP) kayıtlarına göre, davacının Marmaris İlçesinde ikamet ettiği görülmekte, projenin denizin üzerinde yat limanı, yat ve tekne bağlama iskelesi kapasite arttırımına yönelik olduğu dikkate alındığında, İlçe merkezinde yaşayanların da projeden etkilenme potansiyelinin bulunduğunun hayatın olağan akışı gereği kabulü gerektiğinden, davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; davacının, yukarıda belirtilen öznel koşulları dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptalini istemekte meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin ve dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğu anlaşıldığından, davanın, ilk incelemeye ilişkin diğer hususlar da dikkate alınarak incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerekmekte olup, davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince 30/03/2023 tarihli ara kararıyla proje sahibi şirket … Turizm Yat Marina İşletmeleri A.Ş.'ye davanın re'sen ihbar edildiği, proje sahibi şirketin de 13.04.2023 tarihli dilekçeyle davaya müdahale isteminde bulunulduğu, ancak Mahkemece müdahale istemi hakkında karar verilmeden temyize konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, Mahkemece bozma üzerine verilecek kararda 'müdahale talebinin' de değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 13/09/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun, 4577 sayılı Kanunla değişik 2. maddesinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar "iptal davası" olarak tanımlanmış, 14. maddesinde de; dava dilekçelerinin ehliyet yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde; bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükmü düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükmünün değerlendirilmesinden, yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır.
İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Aksi halde, kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkı doğar ve bu durum idarenin işleyişini olumsuz etkiler.
Bununla birlikte, çevreyi ilgilendiren projelerle ilgili verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda dava açma ehliyeti belirlenirken, adil yargılanma hakkı kapsamında davacıların mahkeme erişim hakkı ile idari istikrar ilkesi arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu nedenle, projelerin yapımının planlandığı yörede ikamet eden ya da o yörede taşınmazları bulunanların, dava açma ehliyetlerinin varlığının kabulü, idari istikrarın sağlanması amacıyla yatırım planlayanların sürekli olarak dava tehdidi ile karşı karşıya kalmamaları bakımından temel ölçüt olmakla birlikte, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi adına davacıların öznel koşullarının da dikkate alınmasının, adil bir yargılama için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Öznel koşulların varlığının ise somut olayın niteliğine göre Mahkemelerce takdir edileceği kuşkusuzdur.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacının Marmaris İlçesi … mahallesinde ikamet ettiği, dava konusu projenin ise Marmaris İlçesi, … Mahallesi sınırlarında gerçekleştirileceği, projenin ''Yat Yanaşma ve Çekek Yeri Kapasite Artışı"na ilişkin olduğu ve niteliği gereği denizin üzerinde yat limanı, yat ve tekne bağlama iskelesi kapasite arttırımına yönelik olduğu düşünüldüğünde, dava konusu projenin etki alanının madencilik faaliyetlerine ait projelerde olduğu gibi projenin niteliği gereği ortaya çıkabilecek tozlanma, hava kirliliği, gürültü seviyesi, vb. unsurların yoğunluğu ve etki alanı gibi değerlendirilemeyeceği, bu nedenle davacının projenin etki alanında bulunmadığının kabulü gerektiği, dolayısıyla dava konusu işlemin davacının doğrudan ya da dolaylı menfaatini etkileyecek bir işlem olmadığı sonucuna varıldığından, davacının bakılmakta olan davayı açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, usul ve hukuka uygun olan temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.