T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/1255
Karar No : 2023/2077
DAVACI : …
DAVALI : … Bakanlığı
DAVANIN ÖZETİ : Milli Eğitim Bakanlığı 2022-2023 Eğitim-Öğretim Yılı ortaöğretim kurumları haftalık ders çizelgesinin iptali istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ:
Davacı tarafından, ortaöğretim öğrencisi velisi sıfatıyla, Milli Eğitim Bakanlığı 2022-2023 Eğitim-Öğretim Yılı ortaöğretim kurumları haftalık ders çizelgesinin; hukuka aykırı olduğu, haftalık 40-43 saatlik ders yükünün öğrencileri olumsuz olarak etkilediği, haftalık en fazla 35 saatlik ders ile sorumlu tutulmalarının gerektiği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtilmiş, Kanun'un 3. maddesinde ise, idarî davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idarî işlemin yazılı bildirim tarihinin, tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın gösterileceği, dava dilekçelerinin ve bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı; 14. maddesinin 3. fıkrasında, dava dilekçelerinin, görev ve yetki, idarî merci tecavüzü, ehliyet, idarî davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ise, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddedileceği; 14. maddesinin 3/c bendinde, dava dilekçelerinin, diğer ilk inceleme konuları yanında ehliyet yönünden de inceleneceği belirtilmiş; aynı Kanunun 15. maddesinin 1/b bendinde ise, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
İdari Yargılama Usulünde geçerli olan resen araştırma ve yazılılık ilkesi gereği dava dilekçelerinin, 2577 sayılı Kanunda belirtilen şekil kurallarına uygun bir biçimde ve yargılamanın gerektirdiği bilgileri içerecek nitelikte düzenlenmesi gerekmektedir. Bunu sağlamak için, dava dilekçelerinde; dava konusu edilen işlemlerin ve dava sebeplerinin, bir başka ifadeyle; idari işlemin içerdiği iddia edilen hukuka aykırılığın dayandığı hukuk kurallarının açık ve net bir biçimde somut olarak belirtilmesi şarttır.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde sözü edilen "ehliyet" kavramının, iptal davası açılabilmesinin idari yargılama usulü bakımından özel bir koşulu olan subjektif ehliyeti ve genel dava açma ehliyetini, diğer bir anlatımla fiil ehliyeti ya da objektif ehliyeti de kapsadığında duraksama bulunmamaktadır.
Subjektif ehliyet, yani menfaat koşulu, 2577 sayılı Kanundan kaynaklanmakta olup, idari yargılama usulüne özgüdür ve davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmesi anlamına gelmektedir.
Objektif ehliyet ise; taraf ehliyeti ve dava ehliyeti olmak üzere iki unsurdan meydana gelmektedir. Taraf ehliyeti, bir davada davacı veya davalı olabilmeyi; dava ehliyeti ise, bir davayı davacı veya davalı sıfatıyla bizzat ya da vekil aracılığıyla açabilme, takip edebilme ve davayla ilgili usul işlemlerini yapabilmeyi ifade etmektedir. Bu bakımdan, medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukukundaki karşılığı taraf ehliyeti iken, medeni hakları kullanma ehliyetinin medeni usul hukukundaki karşılığı dava ehliyetidir.
Anılan yasal düzenlemeler ile iptal davalarının hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur.
Yukarıda belirlenen kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı taraf ilişkisinin kurulmasında yeterli sayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre belirlenmektedir.
Bu açıklamalar karşısında, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra, dava konusu idari işlemin niteliğine bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Dava dilekçesinin incelenmesinden; davacı tarafından 23/11/2022 tarihli CİMER başvuru ile, 9. sınıfların haftalık ders saati belirlenirken 14 yaşındaki bir çocuğun gelişim çağı özelliklerinin dikkate alınmadığı, çocukların okul harici zamanlarını sosyal kültürel faaliyetlere katılmak için zaman tanınmadığı, bu kadar ders yükünün öğrencileri olumsuz etkilediği, haftalık belirlenen 40-43 saatlik ders programlarının verimli olmadığı, tüm ortaöğretim kurumlarında haftalık ders saatinin 35 ile sınırlandırılması gerektiği, bu konuda gerekli iş ve işlemlerin yapılmasını talebine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen 05/12/2022 tarihli cevapta; başvurunun incelendiği, görüş ve önerilerin komisyonlarda değerlendirilmek üzere ilgili birime gönderildiğinin belirtilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yine davacı tarafından dilekçe içeriğinde de; 40-43 saatlik haftalık ders yükünün, ortaöğretim seviyesinde olan ve hayatının zor ve önemli bir dönemini geçiren gençlerin kişisel, sosyal ve kültürel gelişimlerinin yanı sıra akademik gelişimlerinin de olumsuz etkilediği, dolayısıyla bu ders yükünün azaltılması gerektiği ileri sürülmektedir.
Uyuşmazlıkta; davacı tarafından tüm okul türleri için hazırlanan haftalık ders saati programlarının iptali istenildiğinden; her ne kadar, davacının 23/11/2022 tarihli başvuru içeriğinden öğrenci velisi olduğu anlaşılmakla birlikte; çocuğunun hangi okul türünde hangi seviyede öğrenci olduğu anlaşılamadığından; tüm okul türlerine ilişkin haftalık ders saati programlarının iptalini istemekte kişisel, güncel ve aktif ve meşru menfaati anlaşılamamıştır.
Bu itibarla; dava açmaktaki güncel, kişisel, aktif ve meşru menfaatinin açıklamasına yönelik olarak gerekli açıklamalar yapılarak buna ilişkin gerekli bilgi ve belge (öğrenci belgesi vb.) eklenerek hukuka aykırılık iddialarının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açık, net ve anlaşılır olarak açıklanması gerekmektedir.
Bu durumda; dava dilekçesinde 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uyarlılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan DAVA DİLEKÇESİNİN aynı Kanunun 15. maddesinin 1/d bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde usulüne uygun biçimde düzenlenecek dilekçe ile yeniden dava açılabilmek üzere REDDİNE,
2. Yeniden açılacak dava için ayrıca harç alınmayacağının ve aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddine karar verileceğinin davacı vekiline bildirilmesine,
3. Davanın yenilenmemesi durumunda kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcı ile posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya iadesine, 14/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.