T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12553
Karar No : 2024/84
DAVACI : … Parti
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı (E-Tebligat)
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU : İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 16/05/2021 tarih ve 8160 sayılı "Kademeli Normalleşme Tedbirleri" konulu Genelgesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Genelgede temel hak ve özgürlüklerle ilgili sınırlamalar getirdiğinden Anayasa'nın 13. maddesine aykırı olduğu, bu kısıtlamaların uygulanmasının hukuk devleti ilkesi açısından kabul edilemeyeceği, anılan Anayasa hükmü uyarınca temel hak ve özgürlükler genelge ile sınırlandırılamayacağı, ancak Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen gerekçelerle kanun ile sınırlandırılabileceği, il hıfzısıhha kurullarının dava konusu Genelgede belirtilen sınırlamalara dair karar alma yetkisinin bulunmadığı, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALININ SAVUNMASI : İdarelerince salgınla mücadele kapsamında yayımlanan genelgelerin icrai niteliğinin bulunmadığı, valilikler ve kaymakamlıklarca alınacak tedbirlerin ülke genelinde yeknesaklığının sağlanmasına yönelik olduğu, konuya ilişkin icrai nitelikli kararların il ve ilçe hıfzıssıhha kurulu tarafından alındığı, idarelerine husumet yöneltilemeyeceği, kararların 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun verdiği yetkiye istinaden alındığı, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunca geliştirilen tavsiyeler doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde kararlaştırılan tedbirlerin zorunluluktan kaynaklandığı ve keyfilikten uzak olduğu, söz konusu genelgelerin yaşam ve sağlık hakkının korunmasına hizmet ettiği ve hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarece, 01/07/2021 tarihinden itibaren pandemi kısıtlamalarının kaldırıldığı belirtilmiş olup, dava konusu Genelgede yer alan tedbirler anılan tarih itibarıyla son bulduğundan, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 16.05.2021 tarihli "Kademeli Normalleşme Tedbirleri" Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Genelge ile, "Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riski yönetme ve hastalığın yayılım hızını kontrol altında tutma amacıyla, salgınla mücadele sürecinin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra hayatın her alanına yönelik uyulması gereken kurallar ve önlemler; salgının genel seyrinin ve Sağlık Bakanlığı ile Koronavirüs Bilim Kurulunun önerilerinin değerlendirilmesi sonucunda alınan kararlar doğrultusunda belirlenmektedir.Bu kapsamda salgının seyrinde yaşanan artışa bağlı olarak 14 Nisan 2021 tarihinden itibaren kısmi kapanma, 29 Nisan 2021 tarihinden itibaren tam kapanma tedbirleri hayata geçirilmiştir. Gerek kısmı kapanma ve tam kapanma döneminde alınan tedbirlerle sosyal izolasyonun artırılması gerekse aziz milletimizin tedbirlere uyum noktasındaki sağduyulu ve fedakarca yaklaşımı sonucunda günlük vaka, hasta ve ağır hasta sayılarında ciddi bir düşüş yaşandığı kamuoyunun malumudur. Öte yandan hep birlikte elde edilen bu başarının sürdürülmesi, salgının yayılımının kontrol altında tutulması ve yeniden ivmelenen aşılama faaliyetleri ile birlikte kalıcı normalleşmenin sağlanması için salgınla mücadele tedbirlerine riayet etmek önümüzdeki kademeli normalleşme sürecinde de son derece önem taşımaktadır.Bu doğrultuda Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri ve salgının seyrinde yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında 17 Mayıs 2021 Pazartesi günü saat 05.00’ten 1 Haziran 2021 Salı günü saat 05.00’e kadar uygulanacak olan kademeli normalleşme döneminde çeşitli tedbirlerin hayata geçirilmesi" hususları düzenlenmiştir.
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 1'inci maddesinde; "Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve İçtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.” hükmüne yer verilmiş; 27'nci maddesinde ise; "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9'uncu maddesinde; "Vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır. Bu sıfatla: A) (Değişik: 2/7/2018 KHK/703/138 md.) Valiler, ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevlerine ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verirler." hükmüne, 11'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendinde; "İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır.” hükmüne yer verilmiştir.
İdare hukukunda normlar hiyerarşisinde Yönetmeliklerden sonra gelen düzenleyici işlemlerden olan Genelgeler, bir Yönetmeliğe dayalı olarak ve yönetmelik hükümlerine açıklık getirmek amacıyla çıkarılırlar. İdarelerin, normlar hiyerarşisine uygun olarak kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerekli önlemleri alma ve bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma yetkisine sahip olduğu açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, devletin yetkili kurumlarınca bir yandan Covid-19 salgını ile mücadele edilirken bir yandan da salgının seyri göz önünde bulundurulmak ve önümüzdeki günlerde salgın durumunun belirsizliği ile mevsimsel koşullar dikkate alınmak suretiyle normalleşme sürecinin ilk adımlarının atılmaya başlandığı, tüm bu gelişmelere binaen toplum sağlığının korunması kapsamında çalışmalara başlandığı, bu çalışmalara esas olmak üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Sağlık Bakanlığından ve Koronavirüs Bilim Kurulundan görüş istendiği, söz konusu kurumların önerileri ile Cumhurbaşkanlığının Talimatları doğrultusunda uygulamaya geçirilen tedbirler kapsamında Genelgenin yayımlandığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla davalı idarenin, küresel etkileri olan salgın hastalığın seyrine bağlı olarak tedbirler alma ve daha önce alınmış olan kararları güncelleme noktasında takdir yetkisi bulunduğundan, anılan takdir yetkisine istinaden solunum yoluyla çok kolaylıkla bulaşan virüsün yayılmasını önlemek, sosyal izolasyonu temin etmek, kalabalık ortamların oluşmasını önlemek, bu süreçte yaşanabilecek olumsuzlukları asgari seviyeye indirmek amacıyla, memleketin sağlık şartlarını düzenlemek ve kişilerin sağlığına zararlı bütün hastalıklarla mücadele etmek üzere, 1593 sayılı Umumi Hıfsızsıhha Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve pandeminin seyrine göre tedbir alınmasına yönelik hükümlere uygun olarak yayımlanan genelgede hukuka ve kamu yararına aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Öte yandan, 17.5.2021 tarihinden sonra etaplar halinde “kademeli normalleşme” sürecinin yürütülmesini takiben, 27.6.2021 tarihli Genelge üzerine tam kapanma tedbirleri döneminin sona ermesi ve vaka sayılarında belirgin bir düşüş sağlanması ile birlikte 1.7.2021 tarihinden itibaren yeniden düzenleme yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı "Kademeli Normalleşme Tedbirleri" konulu Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarece, tam kapanma tedbirleri döneminin sona ermesi ve vaka sayılarında belirgin bir düşüş sağlanması ile birlikte, 01/07/2021 tarihinden itibaren pandemi kısıtlamalarının kaldırıldığı belirtilmiş olup, dolayısıyla dava konusu Genelgede yer alan tedbirlerin de anılan tarih itibarıyla son bulduğu görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlem yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 09/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İdari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren hukuki sonuçlar doğurmaya başlayan tasarruflar olup, sözkonusu işlemler tesis eden idare tarafından geri alınmadığı veya İdari Yargı Mercileri nezdinde açılan bir iptal davasına konu edilmesi üzerine verilen bir Mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece hukuki sonuçlarını doğurmaya devam ederler. Anılan işlemlerin daha sonra tesis edilen başka bir işlem ile ortadan kaldırılabileceği düşünülse de idari işlemin bu şekilde sonlandırılması, ortadan kaldırıldığı tarihe kadar doğurduğu hukuki sonuçları da hukuk dünyasından kaldırmaz. Yani idari işlemlerin hukuk dünyasından tesis edildikleri tarihten itibaren doğurduğu tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kalkması durumu, ancak, idari işlemin geri alınması ya da bir iptal davasına konu olması durumunda bu davaya bakan İdari Yargı Merci tarafından iptali ile mümkün olabilecektir.
Olayda, dava konusu edilen idari işlem düzenleyici nitelikte bir işlem olup, işlemin tesis edilmesinden sonra başka bir işlem ile ortadan kaldırılmış ise de, ilk tesis edildiği tarih ile ortadan kaldırıldığı tarih arasında geçen süreçte doğurmuş olduğu hukuki sonuçlar hukuk aleminde varlığını halen sürdürdüğünden, işlemi tüm hukuki sonuçları ile ortadan kaldırmanın ise ancak yargı kararı ile iptal edilmesi ile ya da geri alınması ile mümkün olabileceğinden, daha sonra başka bir işlem ile geri alınması geri alınma aşamasına kadar hukuki sonuçları ortadan kaldırmayacağından, ortadaki hukuki ihtilafın çözüme kavuşturulması gerekliliği karşısında bu aşamada işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.