T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1279
Karar No:2023/2225
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Sigorta Fonu (Fon)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'de kanuni temsilci olarak görev yaptığı belirtilen davacının, söz konusu şirket borçları nedeniyle adına 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca gönderilen ödeme emirlerine karşı açtığı davanın reddine karar verilerek kesinleştiğinden bahisle, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinin 5. fıkrasında ödeme emrine dava açan borçlunun tamamen veya kısmen haksız çıkması hâlinde %10 haksız çıkma tazminatı alınacağına ilişkin hüküm uyarınca 6.925.302,00-TL borçlandırılmasına ilişkin Fon Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E: …, K: … sayılı kararda; 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca ödeme emrine karşı açılan davanın tamamen veya kısmen reddi hâlinde idarece %10 oranında haksız çıkma zammı alınabilecek ise de, haksız çıkma zammı alınmasındaki kanun koyucunun amacı ve haksız çıkma zammı alınmasının yasal şartlarının üzerinde durulmasının yerinde olacağı, ... A.Ş.'nin kanuni temsilcileri adlarına müştereken ve müteselsilen düzenlenen ödeme emirlerine karşı her bir kanuni temsilci tarafından açılan davaların reddi üzerine dava konusu Fon Kurulu kararı ile toplam alacak miktarları üzerinden %10 oranında haksız çıkma tazminatı düzenlediği, her bir kanuni temsilci adına düzenlenen haksız çıkma tazminatları toplandığında 36.352.066,20-TL gibi şirket borcunun %50'sinden fazla miktarda bir haksız çıkma tazminatı tahsil edileceği, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde, tahakkuk eden kamu alacağına karşı açılan davada haksız çıkılarak tahsilin geciktirilmesi hâlinde %10 haksız çıkma tazminatı tahsil edileceğinin belirtildiği, getirilen hükümle kamu alacağının tahsilinin gecikmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı, birden fazla kişinin tek bir borçtan müteselsilen sorumlu olduğu durumlarda her bir sorumludan toplam borç miktarının %10'u kadar haksız çıkma tazminatı tahsilinin kanunun amacını aşar bir durum oluşturacağı, aksi durumda haksız çıkma tazminatı miktarlarının somut olayda olduğu gibi toplam borç miktarının yarısına tekabül edebileceği hatta ve hatta hak arama hürriyetini aşar nitelikte asıl borç miktarını da aşabileceği, netice olarak; her bir sorumlu tarafından müteselsilen sorumlu oldukları asıl borca karşı tahakkuk ve tahsil aşamalarında dava açılabileceği açık olup asıl borca karşı açılan davaların reddi hâlinde asıl borcun tek olması nedeniyle asıl borcun azami %10'u oranında haksız çıkma tazminatı hesaplanması gerektiği, bu nedenle, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca, borcun tek olması, davacının da asıl borçlu olan şirketin kanuni temsilerinden sadece biri olduğundan şirket borcundan müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunması nedeniyle, her bir kanuni temsilcinin ayrı ayrı ödeme yapma durumunda bırakılarak mükerrer ödemeye sebebiyet verilmesi hakkaniyete uygun olmayacağından, tesis edilen dava konusu Fon Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itirazda bulunabileceği, itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağının %10 zamla tahsil edileceği düzenlemelerine yer verildiği, sözü edilen düzenlemenin, itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağının %10 zamla tahsil edileceğine ilişkin kısmının Anayasa Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarih ve E:2021/119, K:2022/48 sayılı kararıyla Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği;
Bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak veya menfaatlerini ihlâl eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması hâlinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği, aksi hâlde, iptal edilen kuralın uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulünün; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hâle getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir kuralın uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olacağı, bu nedenle, yargılama sırasında 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde yer alan amme alacağının %10 zamla tahsil edileceğine ilişkin kuralın Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş olması karşısında, iptal edilen bu hüküm uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin dayanağı olan Kanun maddesinin dava konusu işlemin tesisinden ve dava açıldıktan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, söz konusu karar üzerine de ... tarih ve ... sayılı Fon Kurulu kararı ile dava konusu Fon Kurulu kararının geri alınmasına karar verildiği ve bu durumun istinaf aşamasında 21/02/2023 tarihli dilekçe ile bildirildiği, davanın konusuz kalmış olması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini teminen kararının bozulması ve davanın açıldığı tarih itibarıyla dava konusu Fon Kurulu kararının dayanağı olan Kanun hükmünün varlığını devam ettiriyor olması nedeniyle davanın açılmasına kendileri tarafından sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 08/05/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.