T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/1346
Karar No : 2023/4028
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_ÖZETİ : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN_ÖZETİ : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde kararı veren mercinin temyiz isteminin reddine karar vereceği, ilgili mercinin bu kararına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı hususunun dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca saptanması hallerinde de 6. fıkrada sözü edilen kararın daire ve kurulca kesin olarak verileceği hükümlerine yer verilmiştir. İlgili Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, istinaf kanun yolunun temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu, temyize ilişkin şekil ve usulleri düzenleyen Kanun’un 48. maddesinin istinaf için de uygulanacağı, mahkemece verilen, süre aşımı nedeniyle istinaf başvurusunun reddi kararına karşı yedi gün içerisinde istinaf yolunun açık, istinaf incelemesi sonucunda Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararın da kesin nitelikte olacağı dikkate alındığında, istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kararın bozulması istemiyle yapılan temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmadığından davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşüldü:
Dava; davacılar tarafından, 01/10/2008 tarihinde Dicle Üniversitesi Hastanesinde gerçekleşen erken doğum sonrasında davacı anne ile bebeğinin taburcu edilmesinden 2 gün sonra bebeğin vefat ettiğinden bahisle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık her biri için 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 220.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, davacıların bu karara yönelik istinaf başvurusunun ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…, İstinaf No: … sayılı kararıyla süre aşımı nedeniyle reddedildiği, davacıların bu karara yönelik istinaf başvurusunun ise … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla temyiz yolu açık olarak reddedildiği, davacılar tarafından Danıştaya hitaben verilen ve 05/12/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin anılan kararının temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunla eklenen geçici 8. maddesinde, 6545 sayılı Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin 2576 sayılı Kanun'un anılan Kanunla değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı; aynı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında, istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; aynı maddenin 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin bu maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştayda temyiz edilebileceği; "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması halinde kararı veren merciin temyiz isteminin reddine karar vereceği, ilgili merciin bu kararlarına karşı, tebliğ tarihini işleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hallerde altıncı fıkrada sözü edilen kararın Danıştayın ilgili dairesince kesin olarak verileceği, hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (b) bendinde, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalarda verilen kararların temyiz edilebileceği hükme bağlanmış olup; aynı Kanun'un ek 1. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, bu Kanun'da öngörülen parasal sınırlar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulandığından, temyizen incelenerek bozulması istenilen Bölge İdare Mahkemesi kararının verildiği 2022 yılı için temyiz sınırı 261.000,00 TL olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 20/07/2022 tarih ve E:2022/48, K:2022/93 sayılı kararıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesinin ve 48. maddesinin 7. fıkrasında yer alan "…ve 6 ncı…" ibaresinin "istinafın kanuni süre geçtikten sonra yapılması hali" yönünden Anayasa'ya aykırı olduklarına ve iptallerine karar verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri ile Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının birlikte değerlendirilmesinden; 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalar dışındaki diğer davalarda, ilk derece mahkemesince işin esası hakkında verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunun kararı veren ilk derece mahkemesince kanuni süresi içerisinden yapılmadığından bahisle süre aşımı yönünden reddi kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemesinin ilgili dairesinin vereceği kararın kesin olduğu; istinaf başvurusunun kanuni süresinde yapılmadığının bölge idare mahkemelerince ilk kez değerlendirildiği hâllerde verilen istinaf başvurularının süre aşımı yönünden reddine ilişkin kararların ise 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi kapsamında bir değerlendimeye tabi tutulmaksızın temyize tabi olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; davacılar tarafından, toplam 220.000,00 TL tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, davaya konu edilen parasal miktarın, Bölge İdare Mahkemesi karar tarihindeki güncel temyiz parasal sınırının altında kaldığı, bu nedenle bakılan dava, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalar arasında yer almadığından ve istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın ilk kez bölge idare mahkemesince değerlendirilerek karara bağlanmadığı görüldüğünden, … Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen karar her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere verilmişse de kesin olup, temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin reddine, Bölge İdare Mahkemesince kesin olan karara karşı temyiz yolunun açık olduğu belirtilerek tarafların yanlış yönlendirilmesi sebebiyle temyiz aşamasında yatırılan … TL harcın ve artan posta ücretinin istemi halinde davacılara iadesine, 22/06/2022 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dava, davacılar tarafından, 01/10/2008 tarihinde Dicle Üniversitesi Hastanesinde gerçekleşen erken doğum sonrasında davacı anne ile bebeğinin taburcu edilmesinden 2 gün sonra bebeğin vefat ettiğinden bahisle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık her biri için 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 220.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, davacıların bu karara yönelik istinaf başvurusunun ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…, İstinaf No: … sayılı kararıyla süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacıların bu karara yönelik istinaf başvurusunun ise … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine davacılar tarafından istinaf isteminin reddine ilişkin kararın temyizen incelenerek bozulması talebinde bulunulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde, bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştayda temyiz edilebileceği, aynı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrasında ise bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hüküm altına alınmıştır.
2577 sayılı Kanun'un anılan maddeleri uyarınca, konusu 46. madde kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu açık olmakla birlikte, bu hükümler uyuşmazlığın esası incelenerek verilen kararları işaret etmekte olup idare mahkemeleri veya bölge idare mahkemelerince uyuşmazlığın esası incelenmeden verilen usule ilişkin kararları kapsamamaktadır.
Zira; idare mahkemelerinin ve bölge idare mahkemelerinin, bu tip davalarda usule ilişkin olarak vermiş oldukları kararlarda, uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle etkin yargı yolunun işletilemediği açıktır.
Nitekim; Anayasa Mahkemesinin 20/07/2022 tarih ve E: 2022/48, K: 2022/93 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu nedenle; davacıların toplamda 220.000,00 TL tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava neticesinde ... İdare Mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…, İstinaf No: … sayılı kararıyla süre aşımı nedeniyle reddi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı kesin olmayıp uyuşmazlık esastan incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.