T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13534
Karar No : 2024/590
TEMYİZ EDEN TARAFLAR:
I-(DAVACI) …
VEKİLİ: Av. …
II- (DAVALILAR)
1- … Bakanlığı
VEKİLİ: … - Hukuk Müşaviri
2- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … Sokak, … pafta, … sayılı parsel üzerinde Şeref Sitesi, F Blok'un yıktırılması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 44.000,00-TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile ''... ... İdare Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasından da aynı dava sebebine istinaden aynı miktarlı davanın davalı Avcılar Belediye Başkanlığı'na karşı açıldığı ve Mahkemenin … tarih, K:… sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verildiği, davacı vekili ve davalı belediye arasında imzalanan 03.04.2013 tarihli ibraname kapsamında Mahkememizde farklı hasımla mükerrer olarak dava konusu edilen maddi tazminat bedelinin davalı Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından davacıya ödendiği anlaşılmakla konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine gerek bulunmaktadır.'' gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi sonrasında, söz konusu kararın Danıştay Ondördüncü Dairesinin 09/03/2017 tarih ve E:2015/4130, K:2017/1442 sayılı kararı ile davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, bozmaya uyularak verilen davanın süreaşımı nedeniyle reddine yönelik … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 26/12/2018 tarih ve E:2018/4427, K:2018/8079 sayılı kararı ile onanması ve Danıştay Altıncı Dairesinin 14/06/2019 tarih ve E:2019/14198, K:2019/5729 sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddi sonrasında kesinleşmesi üzerine, davacı tarafından yapılan bireysel başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin 23/11/2022 tarih ve 2019/32003 başvuru numaralı dosyasında, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması maksadıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemeye gönderilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde, ''...davacının maliki olduğu 15 no'lu dairenin de bulunduğu Avcılar ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, No:…, … pafta, … parsel sayılı yerde bulunan F blok olarak isimlendirilen yapının, 17.08.1999 Marmara Depreminde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı teknik elemanlarının bölgede yaptıkları hasar tespit çalışmalarında orta hasarlı binalar kapsamında olduğunun belirlendiği, yasa ve genelgeler doğrultusunda hazırlanan proje gereği kısmi bodrum kat+zemin kat+3 normal katlı yapı için … tarih ve … sayı ile takviye ve güçlendirme ruhsatı düzenlendiği, akabinde de yapı kullanma izninin tanzim edildiği, ancak ileri tarihlerde binada çatlak ve oturmalar olduğu ilgilileri tarafından ileri sürülerek Bayındırlık ve İskan Müdürlüğüne müracaat edildiği, Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü teknik elemanlarından kurulan bir komisyon tarafından yapılan tetkik ve inceleme neticesinde rapor düzenlendiği, anılan raporda: "Şeref Sitesi F blok olarak isimlendirilen mevcut 1 bodrum kat+zemin kat+3 normal kat ve 16 bağımsız bölümden oluşan yapının 1999 marmara depreminde orta hasarlı olarak tespit edildiği ve güçlendirme yapıldığı, dairelerin hemen hepsinde kiriş altlarında, kolonlarda, bölme duvarlarda, yer döşemesi, banyo WC duvarlarında ayrılmaların meydana geldiği, bilhassa zemin kattaki bu ayrılmaların 10-15 cm'yi bulduğu ve dairelerin oturulamaz duruma geldiğinin" ifade edildiği, aynı şekilde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Jeolojik Etüt ve İzleme Şube Müdürlüğünün hazırlamış olduğu raporun yapı ile ilgili bölümünde de; "bodrum katta yapılan incelemelerde betonun kalitesiz olduğu ve korozyona bağlı olarak tavan döşemelerindeki demirlerin ortaya çıktığı, yapılan güçlendirmenin yapının yarı bodrumlu olmasından dolayı tam anlamı ile uyum sağlamadığının" tespit edildiği, bütün bunlara istinaden Avcılar Kaymakamlığının bila tarihli yazısı ile "heyelan bölgesinin kuzeyinde hareketlilik olduğu, Bayındırlığın teknik raporunda vatandaşın can ve mal emniyeti açısından binaların tahliye edilmesi gerektiği belirtildiğinden, vatandaşın can ve mal emniyetini korumak açısından çok acilen binaların tahliye edilmesinin" talep edildiği, bu nedenle kullanılması can ve mal emniyeti açısından tehlikeli olduğu tespit edilen yapı hakkında ilgililere 3194 sayılı İmar Kanununun 39. maddesi gereğince tebligata müteakip 10 gün içinde yapının tamir edilerek veya yıkılarak tehlikenin ortadan kaldırılması hususunda Avcılar Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından yapı ilgililerine tebligat yapıldığı, verilen süre içinde ilgililerin herhangi bir işlem yapmamaları üzerine Avcılar Belediye Encümeninin … tarih ve …-… sayılı kararı ile binanın yıkımına karar verildiği, söz konusu binanın yıkım işleminin 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu çerçevesinde büyükşehir belediyesi tarafından 17.08.2008 tarihinde uygulandığı, davacı tarafından söz konusu binada bulunan dairesinin yıkımı nedeniyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle yapılan başvuruların reddedilmesi üzerine söz konusu maddi zararın tazmini istemiyle 44.000,00-TL maddi zararın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; davacının maliki olduğu 15 numaralı bağımsız bölümünde bulunduğu Avcılar ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, No:…, … pafta, … parsel sayılı yerde bulunan F blok olarak isimlendirilen yapının, imar mevzuatına uygun olarak Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından verilmiş olan yapı ruhsatının ve yapı kullanma izin belgesinin mevcut olduğu, 1999 Marmara depreminden sonra da takviye onarım ve güçlendirme izin belgesinin tanzim edildiği, dosyada mevcut olan ve söz konusu adresteki yapının diğer malikleri tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … D.İş sayılı dosyasında taşınmazın değerinin tespiti istenmiş, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özet ve sonuç olarak "söz konusu yapının 16 bağımsız bölümden oluştuğu, binanın maliyet değerinin 705.152,45.-TL dairelerin her birinin maliyetinin ise 44.072,00-TL olduğunun" ifade edildiği görülmektedir. Bu durumda söz konusu binanın imar mevzuatına uygun olarak yapı ruhsatının ve yapı kullanma izin belgesinin mevcut olduğu, sonrasında da takviye onarım ve güçlendirme izin belgesinin tanzim edildiği, bağımsız bölüm tutar maliyetinin 44.072,00-TL olduğu dikkate alındığında, bu yapıda bulunan dairenin yıkımı nedeniyle davacının uğradığı 44.000,00-TL zararın ruhsatları tanzim eden Avcılar Belediye Başkanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (eski adı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) tarafından dava açma tarihi olan 02.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. ...'' gerekçeleriyle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, 44.000,00-TL'nin dava açma tarihi olan 02/12/2012 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1-Davacı tarafından; ayrı ayrı iki tazminat talebinde bulundukları, tazminat miktarının eksik hesaplandığı, enflasyon dikkate alınmadan aleyhlerine yasal faize hükmedildiği belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe hususların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; hizmet kusurları bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
3-Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği, süresinde açılmadığı, aynı alacağa ilişkin aleyhlerine ikame edilmiş ve süreaşımı nedeniyle reddine karar verilerek kesinleşmiş bir mahkeme kararı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davaya konu taşınmazın 1999 depreminde orta hasarlı olduğunun tespitiyle güçlendirildiği, ancak taşınmazın içinde bulunduğu bölgeye yakın alanda meydana gelen heyelandan dolayı, yapıda çatlak ve oturmalar olduğu, şikayetler üzerine İstanbul Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce oluşturulan raporla, dairelerin oturulamaz hale geldiğinin tespit edilmesi üzerine, Avcılar Kaymakamlığının … günlü, … sayılı yazısıyla can ve mal emniyeti açısından binanın acilen tahliye edilmesi gerektiğinin Avcılar Belediye Başkanlığına bildirildiği, bunun üzerine Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından … günlü … sayılı yazı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 39. maddesi uyarınca yasal işlem yapılacağı, yapının tebligatı müteakip 10 gün içinde tamir edilmesi veya yıkılması, aksi takdirde işlemin Belediye veya Valilikçe yapılacağı ve masrafının %20 fazlasıyla yapı sahiplerinden tahsil edileceği hususunun ilgililere, 3194 sayılı İmar Kanununun 39. maddesi uyarınca ihbarnamenin bir suretinin kapıya asılarak ve 09.07.2008 tarihinde mahalle muhtarına bırakılarak tebliğ edildiği verilen sürede yapı sahiplerince tedbir alınmaması üzerine Avcılar Belediye Encümeninin … günlü, … sayılı kararıyla, 3194 sayılı İmar Kanununun 39. maddesi uyarınca yıkım kararı alındığı ve yapının bu karar gereğince 27.08.2008 günü yıkıldığı, davacının, Almanya'da yaşaması sebebiyle 27.08.2008 tarihli yıkımı, evini satmak için geldiği 02.09.2011 tarihinde öğrendiğini belirterek, uğradığı maddi-manevi zararların tazmini talebiyle 06.12.2011 tarihli dilekçeyle davalı idarelere başvurduğu, başvurusunun, 30.01.2012 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini belirttiği … günlü ve … sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hukuk Müşavirliği yazısı ile reddedilmesi üzerine 02.02.2012 tarihli dilekçeyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi yada hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem yada eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu taşınmazın bulunduğu Avcılar İlçesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve bazı kamu kurumlarınca farklı tarihlerde yapılan araştırma ve tespitlerde, ilçe geneli için; ''Marmara denizi kıyıları killi ve marnlı serilerle örtülü bulunduğundan heyelana müsaittir, bu kısımlar gerekli önlemler alınmadıkça iskan için sakıncalıdır'' görüşüne yer verildiği, 1971 yılında yapılan bu tespitte, evlerin fazla katlı olmaması, hafif malzemeden yapılması, derin kazılar yapılmaması, yüzey suyu drenajı yapılması kıyıdan itibaren kademeli olması ve istinat duvarı yapılması gerektiğinin ifade edildiği, yine Bakanlıkça 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesine hazırlattırılan raporda; yamaçları heyelanlı ve heyelana müsait olmaları nedeniyle ancak düşük eğimli ve potansiyel heyelan alanlarında zemine fazla yük vermemek ve kazıdan kaçınmak şartı ile tek katlı ve bahçeli evler yapılmasının mümkün olabileceğinin belirtildiği, İller Bankasınca hazırlanan 1981 tarihli rapora göre Avcıların turistik tesis alanı olarak, kamp alanı ve iki katlı yapı alanı olarak gösterildiği , davaya konu alanın, 1981 yılında İller Bankası tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığının onayladığı nazım imar planı ve 1982 tarihli Avcılar Belediye Başkanlığının hazırladığı uygulama imar planı ile yerleşime açıldığı ve zaman içerisinde çok katlı yerleşime izin verildiği, anılan planların hazırlandığı tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6785 sayılı İmar Kanununun 1605 sayılı Kanunla değişik 26. maddesiyle nüfus ve il veya ilçe merkezi olması ölçütlerine göre yol istikamet planları ile imar planlarını belediyelerin yaptırmaları mecburiyeti getirildiği ve 29. maddesiyle imar ve yol istikamet planlarının İmar ve İskan Bakanlığının tasdikiyle kesinleşeceği ve yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alındığı, Bakanlığın onay yetkisi planların hukuki varlık şartlarından olduğundan, bu planlara ilişkin çok katlı yerleşime izin veren ilçe belediyesinin yanında Bakanlığın ve Mülga 3030 sayılı Kanundan kaynaklanan denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, imar yükümlülüklerini ilçe belediyesi ile birlikte kullanan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hizmet kusurlarının bulunduğu, Mülga 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinin g bendinde de, afetle ilgili daimi iskan yerleşmelerinde imar planlarını ve alt yapı tesisleri planlarını ve bunlara ait etüd, harita, proje ve keşifleri yapmak veya yaptırmak, re'sen onaylamak veya onaylanmasını sağlamak, inşaat işlerini yapmak veya yaptırmak konularında Bakanlık Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün yetkili olduğunun hükme bağlandığı, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürütülen görevlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçtiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu zemin hareketliliği olan taşınmazın kuzey yönünde komşuluğunda bulunan bölgede genel hayatı etkileyecek nitelikteki heyelanın varlığına ilişkin bilimsel raporlarda ifade edilen ve idarelerin bilgisinde olan jeolojik veriler dikkate alınmadan alan planlamaya konu edilip arsa üretilerek üzerinde yapılaşmaların gerçekleştirilmesine imkan sağlandığı şartlar altında taşınmaz edinen kişilerin, bölgenin sonradan afet bölgesi ilan edilerek yapı ve ikamete yasaklanan bölgenin etkisinde kalan, depremde de orta hasarlı olmasına karşın güçlendirilerek ruhsatlandırılan ve heyelan sonucu oturulamaz hale gelen yapının can ve mal emniyetini korumak açısından tahliye edilerek yıkılması ile oluşan gerçek zararının, Avcılar Belediyesinin yanısıra afet mevzuatı ile imar mevzuatı açısından görev üstlenen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının da hizmet kusurları dikkate alınarak tazmini gerekmektedir.
Hizmet Kusuru bulunan idarelerin tazminata esas olmak üzere kusur oranlarının belirlenmesi gerekliliği yönünden;
Zarara birden fazla idarenin eylem ve işlemleriyle sebebiyet vermiş olmaları durumunda kusur oranlaması yapılmak suretiyle, zararın tazmininin kusurlu olunan oran nispetinde olmak üzere, sorumlu idarelerden ayrı ayrı tahsil edilmesi, sorumluluk ve tazminat hukukunun en temel prensiplerindendir.
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, dosyada mevcut ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … D.İş sayılı dosyasından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporun esas alındığı, söz konusu raporda belirlenen yapı bedeli üzerinden, zararın kusur oranı belirlenmeksizin, davalı idareler tarafından ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda; uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyet ile davacının, arsa sahibinin ve yapı müteahhidi ile yapıya ilişkin projeler nedeniyle fenni mesuliyet üstlenen kişilerin taşıdığı hukuki sorumluluklar dikkate alınarak kusurları olup olmadığı hususlarının da irdelenmesi suretiyle davalı idarelerin tazminat istemine konu zararın oluşmasındaki kusurlarının belirlenerek tazminat miktarının kusur oranları nispetinde davalı idarelere ayrı ayrı yükletilmesi gerekirken, hesaplanan maddi zararın tazmini yükümlülüğünün davalı idarelere ayrı ayrı kusur oranı belirlenmeksizin yüklenerek hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir.
Maddi tazminata ilişkin miktarın belirlenmesi usulü yönünden;
Davacının bağımsız bölümünün bulunduğu blokta ikamet etmeyi engelleyici durumun hangi tarihte ortaya çıktığı tespit edilerek, dairenin değer tespitinin zarara uğranıldığı tarih itibarıyla tespit edilmesi gerektiği gibi binanın maliyet bedeli tespit edilirken her yıl güncellenen Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ hükümlerine göre hesaplama yapılması ve bu hesaplama yapılırken zarara uğrayan dairenin yapı maliyet bedeli belirlendikten ve bu bedelden yıpranma payı düşüldükten sonra, ortaya çıkacak bu rakamdan enkaz bedeli düşülmesi (enkazın davacının uhdesinde kalması durumunda) suretiyle ulaşılacaktır.
Ayrıca; kusur durumu ve maddi tazminat bedeli yönünden, Mahkemece gerek görülmesi halinde, hüküm birlikteliğini sağlamak adına, aynı binada bulunan başka bir bağımsız bölüm maliki tarafından açılan davada verilen, davanın kısmen kabul, kısmen reddi yolundaki kararın da (... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/03/2021 tarih ve E:2020/10509, K:2021/4353 sayılı kararı ile onanmış ve Danıştay Altıncı Dairesinin 30/09/2021 tarih ve E:2021/7203, K:2021/10384 sayılı kararı karar düzeltme isteminin reddi ile kesinleşmiştir) bu davada da dikkate alınabileceği gibi, dosyanın önceki aşamalarında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesine gerekçe olan … İdare Mahkemesi'nin E:…, K:… sayılı kararının verildiği dava dosyasının da akıbetinin araştırılması ve bu dosya ile olan ilgisi sebebiyle hukuki değerlendirmede dikkate alınması gerektiği tabiidir.
Öte yandan; davacının uğradığı zararın tazminine karar verilmesi halinde; maddi tazminata uygulanacak faiz başlangıcı hususunda taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak karar verileceği gibi (maddi tazminat yönünden davacının bağımsız bölümünün bulunduğu blokta ikamet etmeyi engelleyici durumun ortaya çıktığı tarihe göre, değer tespitinde esas alınan yılın davanın açılmasından sonraki bir tarih olması durumunda, faiz başlangıcı olarak tespite esas alınan yılın; değer tespitinde esas alınan yılın, davanın açılmasından önceki bir tarih olması durumunda ise faiz başlangıcı olarak -taleple bağlı kalınarak- dava tarihinin kabul edilmesi gerekmektedir) bozmaya uyularak yeniden yapılacak yargılama sonucunda yargılama giderleri hususunda da (yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak, tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde) yeniden karar verileceği tabiidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/01/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.