T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/1418
Karar No : 2023/5580
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü / ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağının bulunmadığı, ByLock kullanmadığı, buna ilişkin olarak her türlü şüpheden uzak somut hiçbir bilgi ve belgenin sunulmadığı, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı’nın delil niteliğinin bulunmadığı, ByLock verileri üzerinde değişiklikler yapıldığı, tek başına ByLock kullanımının suç unsuru olarak kabul edilemeyeceği, ByLock ile sağlanan iletişimin suç teşkil edebilmesi için konuşma içerikleriyle desteklenmesi gerektiği, AİHM kararlarında gazete aboneliği, kapatılan okullara çocuklarını gönderme ve Bank Asya’ya para yatırma gibi eylemlere dayanılarak suçlama yapılamayacağının belirtildiği, AİHM kararlarının bağlayıcı nitelikte olduğu, isnat edilen eylemlerin gerçekleştirildiği tarihlerde FETÖ/PDY yapılanmasının terör örgütü olduğuna dair kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı, CGNAT kayıtları ve HTS kayıtlarının kişisel veri niteliğinde olduğu, ByLock verilerinin teknik açıdan şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilemeyeceği, HTS kayıtlarının ham veriler olmadığı, ByLock’a ilişkin eksiksiz tespit yapılabilmesi için içerik ve kullanıcı kaydı sorgulamasının yapılması gerektiği, gizli tanık ...’dan elde edildiği iddia olunan kodlama bilgisinin hukuka aykırı olarak elde edildiği ve somut verilere dayanmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiği, dijital verilerin ikincil nitelikli delil olduğu ve somut belgeler ile desteklenmesi gerektiği, kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlanıp cezalandırılamayacağı, kanunların erişilebilir ve öngörülebilir olması gerektiği, hakkındaki tanık beyanlarının yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, FETÖ/PDY yapılanmasının 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla terör örgütü olarak nitelendirildiği, terör suçlamasının bu tarihten önceki eylemlere geriye dönük olarak uygulanamayacağı, hakkında herhangi bir yargılama yapılmadan KHK ile kamu görevinden çıkarılmasıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiği, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, aynı eylemler nedeniyle iki kez yargılanıp iki ayrı cezaya hükmedilemeyeceği, kamu görevinden çıkarma işleminin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu, yürütme organının düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı, Mahkemelerce irtibat ve iltisak kavramlarına son derece geniş, muğlak ve başlı başına temel hakları ihlal eden anlamlar yüklendiği, bu durumun kanunların öngörülebilir olması gerektiği ilkesine aykırılık teşkil ettiği, OHAL döneminde alınan kararların geçici nitelikte olması gerektiği ve kalıcı nitelikte karar alınamayacağı, Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasanın 15. ve 121. maddelerine aykırı olduğu, işlendiği zaman yasal olan faaliyetlerin geçmişe dönük olarak terör örgütü suçlamasına dayanak olarak gösterilemeyeceği, hiçbir somut delil gösterilmeden, savunma hakkı tanınmadan ve adil bir yargılama süreci işletilmeden kamu görevinden çıkarıldığı, sadakat yükümlülüğünün temel hak ve özgürlüklerden yararlanmaya engel olmayacağı, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, savunma hakkı, silahların eşitliği ilkesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleri, öngörülebilirlik ilkesi, ölçülülük ilkesi, hakkın özüne dokunma yasağı, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı, gerekçeli karar hakkı gibi temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılması gerekmekte ise de, davacı tarafından temyiz aşamasına ait yargılama giderlerinin yatırıldığı anlaşıldığından temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/05/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.