T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/1500
Karar No : 2023/4854
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
II- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
… Liman İşletmeleri A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Derneği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Kocaeli ili, Körfez ilçesi, … Mahallesi, … Mevkinde, davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Oyak NYK Ro-Ro Terminali" projesi ile ilgili olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen ve Bakanlık e-çed sisteminde internet ortamında 29/04/2022 tarihinde ilan edilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; ÇED raporu hazırlanmadan önce yapılmış olan OYAK NYK Ro-Ro Terminalinin inşaatına başlanarak tamamlandığı, dolayısıyla davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "OYAK NYK Ro-Ro Terminali" projesinin doğal bitki örtüsünü, ekili alanları, hayvancılığı, ulaşım ve trafiği, yer altı ve yer üstü sularını, toprak yapısını ve hayvanlar için doğal hayatı olumsuz veya olumlu etkilerinin değerlendirilmesinin yapılamadığı, rampa inşaatı tamamlandığından dolayı, inşaat sırasında ortaya çıkabilecek etkilerin nihai ÇED raporunda yer almadığı, her ne kadar idari yaptırımlar uygulansa da, ÇED süreci başlamadan inşaatın tamamlanarak faaliyete geçmesi nedeniyle inşaat faaliyetin öngörülebilecek çevresel etkilerinin ve önlemlerinin göz ardı edildiği dikkate alındığında, dava konusu proje ile ilgili olarak Bakanlıkça verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, kirlenmenin takibi, gemilerden atık alınması ve arıtma çamuruna ilişkin bilgi ve tedbirlerin, nihai ÇED raporunun ilgili kısımlarında detaylı olarak değerlendirildiği; bu bağlamda, eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Müdahil (davalı yanında) tarafından, davanın ehliyet ve süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği; İdare Mahkemesince bilirkişi heyeti oluşturulurken gerekli tüm uzmanlara yer verilmediği; projenin dava konusu işlemin tesis edilmesinden önce tamamlanmış olmasının, dava konusu "ÇED Olumlu kararı"nın iptalini sonucunu doğurmayacağı, belirtilen durum nedeniyle idari yaptırım kararı alınmasının mümkün olduğu; bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idarenin temyiz isteminin süresinde yapılmadığı; davalı yanında müdahil tarafından verilen temyiz dilekçesinde belirtilen iddiaların ise yerinde olmadığı; uzmanlık alanları itibarı ile bilirkişi heyetinin yeterli olmadığına yönelik itirazların ilk olarak temyiz aşamasında öne sürüldüğü, kaldı ki hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan heyetin uzmanlık alanları itibarı ile yeterli kabul edilmesi gerektiği belirtilerek, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'NIN DÜŞÜNCESİ : Davalının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddedilmesi; davalı yanında müdahilin temyiz isteminin ise kabul edilerek, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye … ve Üye …'nın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Kocaeli ili, Körfez ilçesi, … Mahallesi, … Mevkinde, davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Oyak NYK Ro-Ro Terminali" projesi ile ilgili olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verilmiş ve bu karar Bakanlık e-çed sisteminde internet ortamında 29/04/2022 tarihinde ilan edilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 8. maddesinde; sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; tatil günlerinin sürelere dahil olduğu, şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı; ivedi yargılama usulünü düzenleyen ve Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlıklarda da uygulanan 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde, verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; 48/7. maddesinde ise, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3. madde esaslarına göre düzenlenmediği ve temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı hususlarının dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca saptanması hallerinde de 2. ve 6. fıkralarda sözü edilen kararların daire ve kurulca verileceği hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararının davalı idareye 27/01/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davanın konusunun, ivedi yargılama usulüne tabi olan çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlık olması nedeniyle bu karara karşı yukarıda belirtilen Kanun hükmü uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde temyiz isteminde bulunulması gerektiği halde, 15 gün içerisinde temyiz edilmediği, bu karara karşı en son 13/02/2023 Pazartesi gününde temyiz isteminde bulunulması gerekirken, 16/02/2023 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Davalı yanında müdahilin temyiz istemine gelince;
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 03/02/2023 tarih ve E:2021/4, K:2023/1 sayılı kararında; müdahilin tek başına kanun yollarına başvurabilmesinin, resen araştırma ilkesinin benimsenmiş olduğu idari yargılama usulünde, maddi olayın doğru ve eksiksiz bir şekilde belirlenerek gerçeğe en uygun kararın verilmesine ve böylece kamu yararının gerçekleştirilmesine; idarenin hukuka uygun hareket etmesi sağlanarak hukuk düzeninin idari yargı eliyle korunmasına ve kanun yollarının hukukun ülke genelinde aynı şekilde uygulanmasını temin ederek kanun önünde eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi işlevinin yerine getirilmesine katkı sağlayacağı belirtilmiş olup; idari yargının kendine özgü özellikleri göz önüne alınarak konu değerlendirildiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemini yapma hakkı tanınan müdahilin, yanında katıldığı taraf hakkında verilen karara karşı tek başına kanun yollarına başvurabilmesinin, adil yargılanma hakkının temini bakımından gerekli olduğuna hükmedilmiştir. Uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından süresinde temyiz isteminde bulunulmadığı görülmekte ise de, davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılan temyiz başvurusunun, davalı tarafın işlem ve açıklamalarına açıkça aykırı olmadığı görüldüğünden, yukarıda belirtilen Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı uyarınca, davalı yanında müdahil şirketin tek başına kanun yoluna başvurma hakkının bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanun'un"Bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" başlıklı 275. maddesinde "(1) Bilgisine başvurulan bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin, uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu maddi vakıaların açıklığa kavuşturulması ve tespiti için, uzman kimliği bulunan başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazeretini bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan mahkemeye bildirir. (2) Bilirkişi, incelemesini gerçekleştirebilmek için, bazı hususların önceden soruşturulması ve tespiti ile bazı kayıt ve belgelerin getirtilmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunun sağlanması için, bir hafta içinde kendisini görevlendiren mahkemeye bilgi verir ve talepte bulunur." hükmünü; aynı Kanun'un "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Çevre Mühendisi Dr. Öğretim Üyesi …, Biyolog Dr. Öğretim Üyesi …, Şehir ve Bölge Planlama Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi …, Ziraat Mühendisi …ve Orman Yüksek Mühendisi …'dan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, hazırlanan bilirkişi raporunda özetle;
- Projenin imar mevzuatı açısından değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planına ulaşılamadığı, 1/25000 ölçekli nazım imar planında ise, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalması nedeniyle planlama sahasının dışında bırakıldığı bilgisinin olması sebebiyle, belirtilen durumun iptal sebebi doğurmayacak bir eksiklik olduğu; proje alanı kapsamındaki plan değişikliği teklifinin, onaylı imar planı zorunluluğu olmaması nedeniyle, mevzuata aykırılık göstermediği ve planların kademeli birlikteliğine aykırı bir durum taşımadığı;
- Projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi sonucunda; rampa inşaatının tamamlanmasından dolayı, inşaat sırasında ortaya çıkabilecek etkilerin nihai ÇED raporunda yer almadığı, her ne kadar idari yaptırımlar uygulansa da, ÇED süreci başlamadan inşaatın tamamlanarak faaliyete geçilmesi nedeniyle inşaat faaliyetinin öngörülebilecek çevresel etkilerinin ve bu konuda alınması gereken önlemlerin göz ardı edildiği; proje alanı etkisindeki plaj deniz suyu ve proje alanındaki deniz suyu analiz sonuçlarına göre, mevcut durumda kirlenme seviyesinin sınır değerlerin altında olduğu, ancak RO-RO limanının faaliyete geçmesiyle birlikte artacak gemi trafiğine bağlı olarak deniz kirliliğinin artma potansiyeli bulunduğu, bu nedenle projenin faaliyete geçmesi sonrasında muhtemel çevresel risklerin azaltılabilmesi için özellikle gemilerden denize atılabilecek atıkların engellenmesi ve kontrol edilmesi ve belli periyotlarla deniz suyunun analiz edilerek, kirlenmenin takip edilmesi gerektiği; tesiste oluşacak evsel katı atıklar, evsel atıksu, araç yıkama suları, atık yağlar ve bitkisel atık yağlar ile gemilerden kaynaklanan sıvı atıklar konusunda yer veirlen bilgiler ve alınması planlanan önlemlerin mevzuata göre uygun olduğu; gürültü kirliliğine yönelik alınan tedbirlerin yerinde olduğu; nihai ÇED raporunda gemi atıklarının limanda geçici depolanıp depolanmayacağı, depolanacaksa depolama bölgesinin özellikleri, vb. bilgilere yer verilmemesinin eksiklik teşkil ettiği; nihai ÇED raporunda emisyon hesaplama yöntemi ve bu konuda hesaplamaların bilimsel olarak doğru olduğu, buna karşın, emisyon kaynakları olarak sadece gemilere yüklenen ve indirilen araçlar ile iş makinelerinden göz önüne alınarak gemilerden kaynaklanan emisyonlar ile bunların mevcut hava kirliliğine etkileri ile diğer limanlarla birlikte kümülatif etkilerine nihai ÇED raporunda yer verilmemesinin eksiklik olduğu, limana yanaşan RO-RO gemilerinden kaynaklı olarak oluşacak gemi trafiği artışı ile oluşacak emisyonların ÇED raporunda yer alması gerektiği;
- Projenin zirai çevreye etkilerinin değerlendirilmesi sonucunda; proje alanı ve etki çevresinde herhangi bir tarımsal faaliyetin yapılmadığı ve zeytinlik sahasının bulunmadığı, Mera Kanunu kapsamında kalan toprak yapısına sahip bir parselin yer almadığı; proje alanının canlılar için önem taşıyan sulak alan içerisinde bulunmadığı, proje sahasında göller, akarsular, yeraltı suları ile devamlı akışı olan yüzey sularının bulunmadığı, proje çalışma alanı çevresinde yer alan ana dere niteliğinde olmayan derelere, projeye olan mesafeleri nedeniyle zarar verilmesinin söz konusu olmadığı;
- Projenin orman dokusuna etkilerinin değerlendirilmesi sonucunda; davalı yanında müdahil tarafından inşa edilen ek rıhtımın, en yakın orman alanına mesafesinin 750 metre olduğu; hakim rüzgar yönü itibarı ile orman alanının proje sahasının etki alanında bulunmaması ve rıhtıma yanaşacak gemilerin bacalarından çıkacak gazların çevredeki orman ve bitki örtüsüne herhangi bir zararının görülmediği, orman-halk ilişkilerinin proje sebebiyle olumsuz yönde etkilenmeyeceği;
- Projenin biyolojik çevreye etkileri açısından değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu OYAK NYK RO-RO Terminaline yönelik hazırlanan nihai ÇED raporunun, inşaatın tamamlanmasından sonra hazırlandığı, bu durumun taraflarca da kabul edildiği, nihai ÇED raporu olmadan ve yasal izin alınmadan herkesin kullanımına açık olan deniz kıyı veya İzmit Körfez bölgesinde terminal inşaatı yapılarak bu inşaatın tamamlandığı, bu bağlamda inşaatı tamamlanan yerin inşaat yapımı sırasında ve sonrasında ekosisteme, biyotaya, sulak alanlara, çevre ve insanlara verebileceği etkilerin tartışılmasının anlamsız olduğu; proje kapsamında dalış yapıldığına dair bilgi olmamasına rağmen, su altı görüntülere yer verildiği, tespit edildiği belirtilen mikroalg, makroalg, zooplankton ve omurgasız hayvanlara ilişkin herhangi bir fotoğrafın bulunmadığı, bu hususun projede uzmanlar tarafından fiili bir çalışmanın yapılmadığı ve bu türlerin teşhisinde yeterli hassasiyetin gösterilip gösterilmediği konusunda tereddüt oluşturduğu; proje etki alanının belirlenmesinde herhangi bir bilimsel yöntemin / teknik yaklaşımın kullanılmadığı, 2 km çaplı bir alanın etki alanı olarak kabul edildiğinin görüldüğü, projenin karada ve suda etki alanlarının ayrı ayrı ve belirli kriterler dikkate alınarak belirlenmesinin uygun olacağı, bu şekilde projenin İzmit Körfezindeki sulak alanlara etkisinin olup olmayacağının anlaşılabileceği; nihai ÇED raporu hazırlanmadan önce inşa edilerek tamamlanmış OYAK NYK RO-RO Terminali'nin gelecek zaman süreci içinde yapılacakmış gibi ve doğal bitki örtüsünü, ekili alanları, hayvancılığı, ulaşım ve trafiği, yer altı ve yer üstü sularını, toprak yapısını ve hayvanlar için doğal hayatı olumsuz veya olumlu etkileyebileceğinden söz edilemeyeceği;
- Sonuç olarak, proje hakkında verilen dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının, yeterli teknik ve bilimsel inceleme sonucu alınmadığı ve yetersiz olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davalı yanında müdahil şirket tarafından verilen temyiz dilekçesi ile anılan dilekçe ekinde sunulan hukuki mütalaada; Bakanlıkça tesis edilen "ÇED Olumlu" kararının, dava konusu projenin bir kısmının nihai ÇED raporundan önce tamamlanmış olmasının tek başına dava konusu işlemin hukuka aykırı olarak değerlendirilmesi sonucuna yol açamayacağı, projenin çevreye etkilerinin neler olacağı konusunda bilirkişi raporunda yeterli incelemenin yapılmadığı; hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinde bulunması gereken ve nihai ÇED raporunda görev alan hidrojeoloji mühendisi, hidrobiyoloji mühendisi ve inşaat mühendisinin bilirkişi heyetinde yer alması gerektiğine yönelik iddia ve itirazlarda bulunulduğu görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde "ÇED raporu hazırlanmadan önce yapılmış olan OYAK NYK Ro-Ro Terminalinin inşaatına başlanarak tamamlandığı, dolayısıyla davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "OYAK NYK Ro-Ro Terminali" projesinin doğal bitki örtüsünü, ekili alanları, hayvancılığı, ulaşım ve trafiği, yer altı ve yer üstü sularını, toprak yapısını ve hayvanlar için doğal hayatı olumsuz veya olumlu etkilerinin değerlendirilmesinin yapılamadığı, rampa inşaatı tamamlandığından dolayı, inşaat sırasında ortaya çıkabilecek etkilerin nihai ÇED raporunda yer almadığı, her ne kadar idari yaptırımlar uygulansa da, ÇED süreci başlamadan inşaatın tamamlanarak faaliyete geçmesi nedeniyle inşaat faaliyetin öngörülebilecek çevresel etkilerinin ve önlemlerinin göz ardı edildiği" belirtilmekte ise de; uyuşmazlık konusu projeye ilişkin nihai ÇED raporunun düzenlenmesinden ve proje hakkında "ÇED Olumlu kararı" tesis edilmesinden önce, projeye ilişkin birtakım inşai faaliyetler yapılması ya da projenin tamamlanmasının ve hatta faaliyete geçilmiş olmasının bu konuda sonradan verilen "ÇED Olumlu kararı"nın tek başına iptali sonucunu doğurmayacağı, belirtilen duruma yönelik öngörülen ve idari para cezası verilmesini gerektiren fiilin, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde açıkça düzenlendiği; bunun ötesinde, çevresel etki değerlendirmesi süreci tamamlamadan inşaata başlayan ya da faaliyete geçenler hakkında, sadece bu nedene dayanarak ÇED sürecinin işletilmesini olanaksız kılmanın ise, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan; proje tanıtım dosyası veya nihai ÇED raporunun hazırlanması ve "ÇED Gerekli Değildir" ya da "ÇED Olumlu kararı"nın tesis edilmesinden önceki süreçte gerçekleştirilen / tamamlanan inşai faaliyetlerin çevresel etkilerine yönelik değerlendirmenin, anılan işlemlerin iptali istemiyle görülen davalarda yapılmasının bir gereklilik olduğuna kuşku bulunmadığı açıktır. Başka bir ifadeyle, çevresel etki değerlendirmesi süreci tamamlanmadan inşaatına başlanan ya da faaliyete geçilen projelerde, sırf belirtilen nedenle ÇED sürecinin işletilmesinin mümkün olmadığı şeklinde bir değerlendirme yapılamayacağı açık olup; "ÇED Gerekli Değildir" veya "ÇED Olumlu" kararının tesis edilmesinden önce gerçekleştirilen inşai faaliyetlerin etkilerine yönelik, dayanak proje tanıtım dosyasında veya nihai ÇED raporunda yer verilen tespit, bilgi ve tedbirlerin yeterliliğinin bilimsel açıdan yeterli düzeyde olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki nihai ÇED raporunun 286,vd. sayfalarında projenin mevcut deniz trafiğine olabilecek etkileri ile inşaat ve işletme aşamalarında denizde seyir, can, mal ve çevre güvenliğinin sağlanmasına yönelik bilgi ve tedbirlere yer verilmesine ve … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… sayılı "Keşif Günü ve Bilirkişi Bildirim Yazısı"nda yer verilen bilirkişi soruları arasında, "projenin ulaşım ve trafiğe etkileri" bağlamında değerlendirme yapılması istenilmesine karşın; projenin gemi trafiğine etkileri ve bu konuda alınması gerekli önlemlerin bilimsel ve teknik yönden yeterliliği konusunda değerlendirme yapabilecek gemi trafiği konusunda uzman "kılavuz kaptan", "deniz ulaştırma işletme mühendisi", "gemi inşa mühendisi" veya "gemi makineleri işletme mühendisi"nin bilirkişi heyetinde bulunmadığı görülmektedir.
Dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki nihai ÇED raporunun 95,vd. sayfalarında proje alanı ve etki alanının hidrojeolojik özellikleri ve yer altı su kaynaklarının mevcut ve planlanan kullanımı konusunda bilgilere yer verildiği; anılan ÇED raporu ekinde yer alan Hidrografik ve Oşinografik Etüt Raporunda ise, projenin amacı, konumu ve kapsamı hakkında bilgiler verildikten sonra, jeolojik, jeofiziksel ve oşinografik birtakım tespit ve değerlendirme yapıldığı ve söz konusu raporun hazırlanmasında, biri kıyı ve liman mühendisliği alanında uzman jeofizik mühendisi olmak üzere 3 jeofizik mühendisi, jeoloji mühendisi ve hidrografi alanında uzman makine mühendisinin görev aldığı görülmekte olup; … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… sayılı "Keşif Günü ve Bilirkişi Bildirim Yazısı"nda yer verilen bilirkişi soruları arasında, projenin "yer altı ve yer üstü suları"na etkileri konusunda değerlendirme yapılmasının istenilmesine karşın; projenin hidrojeolojik etkileri konusunda değerlendirme yapabilecek hidrojeoloji mühendisi ile projedeki inşa edilen/inşa edilmesi planlanan yapıların kıyı kesiminde oluşturması muhtemel etkiler konusunda değerlendirme yapabilecek kıyı ve liman mühendisliği konusunda uzman inşaat mühendisinin bilirkişi heyetinde bulunmadığı görülmektedir.
Yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçelerindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (nihai ÇED raporunda yer verilen taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, aralarında çevre mühendisi, biyolog (deniz biyolojisi alanında uzman), hidrojeoloji mühendisi, kıyı ve liman mühendisliği konusunda uzman inşaat mühendisi ile kılavuz kaptan, deniz ulaştırma işletme mühendisi, gemi inşa mühendisi veya gemi makineleri işletme mühendisi (deniz trafiğine yönelik sayılanlardan yalnızca biri) olmak üzere, gerekirse başka dallardan da mümkünse üniversite öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, yukarıda niteliği belirtilen bilirkişi raporuna dayanılarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin ise KABULÜNE,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 18/05/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.