T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/1540
Karar No:2023/3043
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- …
2- …
3- …
4- …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mersin ili, Erdemli ilçesi, …Mahallesi, … ada … sayılı parseldeki taşınmazın satışına ilişkin 16/09/2021 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, "feragatin"; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlandığı, 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçesiyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, 310. maddesinde, feragat ve kabulün, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, 311. maddesinde ise, feragat ve kabulün kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğuracağının kurala bağlandığı;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde davacıların talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanan feragat, tek taraflı, karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan ve verildiği anda hüküm doğuran bir irade beyanı olduğu, feragatin geçerliliği için mahkemeye ulaşmasının yeterli olup mahkemenin kabulüne de gerek bulunmadığı, bu nedenle feragatin, kullanmakla tüketilen tek taraflı bir hak olup kesin bir hükmün hukuki neticelerini doğurduğundan, daha sonra feragat talebinden vazgeçilmesinin mümkün olmadığı;
Dosyanın incelenmesinden; bakılan davanın, ilk olarak Mahkemelerinde açıldığı, yetki yönünden ret kararı ile …İdare Mahkemesi'ne gönderildiği, … İdare Mahkemesince esastan verilen kararın Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/06/2022 tarih ve E:2022/1571, K:2022/2766 sayılı kararı ile; davaya bakmakla Ankara İdare Mahkemesi'nin yetkili olduğu, davanın 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi ve dava esnasında feragat eden davacıların feragat durumları da dikkate alınmak suretiyle çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu ve dosyanın Mahkemelerine gönderildiği, Mahkemeleri tarafından 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca dilekçe ret kararı verilerek söz konusu kararda "davacılardan …, …, …, … ve … tarafından 19/04/2022 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçeleri ile davalarından feragat ettikleri anlaşıldığından, yeniden açılacak davaların bu davacılar tarafından açılmayacağının da tabii olduğunun belirtildiği;
Belirtilen gerekçelerle, feragat nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, 6306 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 5. fıkrasının e, f, g, ğ bentlerinin ve 6. maddenin 6. fıkrasının Anayasa’nın 5, 12, 23, 35, 40, 43, 44, 45, 46, 47 ve 63. maddelerine aykırı olduğu, uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde zilyetliği bulunduğu, davalı idare tarafından rekabet koşullarının oluşturulmadığı, feragat dilekçelerinin ... İl Müdürlüğü ve ... Belediyesi yetkililerinin evlerinin yıkılması ile korkutulmaları neticesinde verildiği, irade bozukluğu hâllerinde feragatten dönülebileceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hâllerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır. Ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır." kuralına yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24. maddesinde, "Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz. Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi devam eder."; 307. maddesinde, "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."; 310. maddesinin 1. fıkrasında, "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir."; 28/07/2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle eklenen 3. fıkrasında, "Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir."; 311. maddesinde, "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." kurallarına yer verilmiştir.
Yargılama, kural olarak yargılamayı yürüten mahkemenin işten el çekmesini gerektiren nihai kararıyla sona erse de 6100 sayılı Kanun'un 307'inci ve devamı maddelerinde düzenlenen davayı kabul, davadan feragat ve sulh müesseseleri nedeniyle de sona erebilir. Davayı sona erdiren taraf işlemlerinden feragat ve kabul, mahkemeye yönelik olarak, kayıtsız ve şartsız beyanla yapılabilir. Bu işlemlerin yapılabilmesi için karşı tarafın veya mahkemenin izin veya icazetine gerek bulunmamakta, ayrıca hüküm kesinleşinceye kadar davanın her aşamasında yapılabilmektedir.
Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat usul hukuku açısından etki doğurduğu gibi, maddi hukuk açısından da sonuç doğurmaktadır. Bu itibarla, davadan feragat karma karakterli bir hukuki işlemdir. Davadan feragat ve davayı kabul, hukuk muhakemelerine egemen olan tasarruf ilkesinin bir sonucudur. (Murat Atalı, Medenî Usul Hukuku, Ed.: Hakan Pekcanıtez, Muhammet Özekes, Mine Akkan, Hülya Taş Korkmaz, III. Cilt, 15. Baskı, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 2017, s. 2008 vd.)
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde, anılan Kanun'da düzenleme bulunmayan hâllerde özel olarak sayılan usul hukuku işlemlerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yollama yapıldığı kabul edilmektedir.) bulunan düzenlemelerin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
6100 sayılı Kanun'un 311. maddesinin ikinci cümlesinde irade bozukluğu hâllerinde feragatin iptalinin istenebileceği düzenlenmiştir. Medeni yargılama usulünde, bu durumda davacının başvurabileceği iki yol öngörülmüştür. Bunlardan ilki, irade sakatlığı nedeniyle feragatin iptali davasının açılmasıdır. Diğeri ise, feragatin geçersizliğini ileri sürerek feragat ettiği davayı yeniden açmasıdır. İrade sakatlığı nedeniyle feragatin iptalinin ileri sürülmesi, idari yargıda sınırlı sayıda olan dava türleri ve dava konusu bakımından mümkün değildir.
İrade sakatlığı nedeniyle, feragatin geçersizliğinin istenmesi ancak adli yargıda açılacak bir dava ile mümkündür. Yanılma, aldatma ve korkutma nedeniyle iradesi sakatlanan davacının davasından feragat etmesi hâlinde, feragat beyanının sakat olduğunun ispatlanması gerekmektedir. Bu da tanık dinlenmesi de dâhil etraflı araştırmayı gerektirebilir. Yazılı yargılamanın hakim olduğu idari yargılama usulünde ise sözlü olarak tanık deliline başvurulmamaktadır. Ayrıca, idari yargıda dava türleri sınırlı sayıdadır. İdari işlemin iptalinin dava konusu olduğu iptal davasında ve zararın tazmin edildiği tam yargı davasında, davacının feragatin geçersizliği ile birlikte iptal davasını veya tam yargı davasını tekrar açması halinde, idari yargı hâkimin feragatin geçersizliğinin tespitine karar vermesi, davanın konusu açısından uygun olmayacaktır.
Belirtilen gerekçelerle, davacıların irade bozukluğu nedeniyle feragat ettikleri yönündeki iddialarını adli yargıda açacakları bir dava ile ileri sürmeleri mümkün olmakla birlikte, adli yargıda feragatin iptali istemli bir davanın henüz açılmadığı görüldüğünden, temyize konu Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle anılan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin reddine,
2. Feragat nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacılara iadesine,
5. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacılara iadesine,
6. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 14/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.