T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/155
Karar No:2023/2659
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Yakıt Taşımacılık İnşaat Sanayi
ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstasyonlu bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetim sonucunda, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 70.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; idarî para cezalarının Kanun'da alt ve üst sınır belirtilmek suretiyle belirlendiği durumlarda, idarî para cezası vermeye yetkili makamın, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrasında belirtilen idarî para cezası yaptırımı konusundaki takdir yetkisini kullanırken, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinde yer alan kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunu göz önünde bulundurması ve hangi nedenle idarî para cezasını üst sınırdan verdiğinin yargısal denetime imkân verecek şekilde somut olarak ortaya koyması gerektiği, ancak bu durumda idarî para cezasına konu işlemin yargısal denetiminin yapılmasının mümkün olacağı, bakılan uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından idarî para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin hukuken haklı bilgi ve belgelerle gerekçelendirilemediği, ayrıca bu konuda herhangi bir açıklama da getirilmediği göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir kriter gözetmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrasında öngörülen üst sınırdan idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 28/08/2014 tarihinde yapılan denetimde tutulan B-… seri numaralı tutanakta; "..., 2013 1. ayında Aksaray VD: … vergi no ile … Kasabası … Mahallesi … Sokak No:… Aksaray adresinde bulunan … Petrol Madeni Yağ Otomotiv Turizm Nakliye Gıda Lokanta Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden 80.211 litre motorin alındığı ve firmanın İzmir şubesine gönderildiği beyan edilmiştir." tespitine yer verildiği, istasyon yetkilisinin davacı şirket kaşesi altında yer alan imzalı beyanında "... Petrol Ltd. Şti'nden firmamız adına düzenlenen … tarih ve … nolu fatura, 26/01/2013 tarih ve … nolu fatura, … tarih ve … nolu fatura, … tarih ve … nolu faturalarla alınan motorin İzmir şubesine gönderilmiş, söz konusu mallar Maraş şubesinde kullanılmamıştır." açıklamasının yer aldığı, anılan tespitler üzerine konunun detaylı bir şekilde araştırılması ve mevzuat karşısındaki durumunun tespit edilmesi amacıyla soruşturma açıldığı, konu ile ilgili olarak yapılan incelemede davacı şirketin diğer bayisinin … Mahallesi, … Caddesi, No: … (Parsel: …) Aliağa/İzmir adresinde bayilik lisansı ile faaliyet göstermekte iken, tesisin … Ürünleri İnşaat Nakliye Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi unvanlı muhataba devir nedeniyle … tarihli, … sayılı kararla sonlandırılmış olduğu, ancak ... Petrol Madeni Yağ Otomotiv Turizm Nakliye Gıda Lokanta Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden motorin ikmal edildiği tarihte her iki şirketin de sahip olduğu istasyonlu bayilik lisanslarının yürürlükte olduğunun görüldüğü, uyuşmazlıkta, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etme fiilinin davacı şirket yetkilisinin beyanı ile de sübuta erdiği anlaşıldığından, belirtilen yükümlülüğe riayet etmeyen davacı şirkete, bu ihlal nedeniyle verilecek cezayı özel olarak ayrıca düzenleyen kanun maddesinin iptali nedeniyle oluşan hukuki durum dikkate alındığında, Kanun'un 19. maddesinde özel olarak sayılmayan ihlaller nedeniyle uygulanacak cezaları düzenleyen aynı maddenin 7. fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık, işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Kanun'un uygulanmasında isnat edilen fiilin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte değerlendirilerek cezanın miktarına karar verilmesi gerektiği, üst sınırdan ceza verilmesinin gerekçesinin belirtilmediği, işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştay'ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 25/05/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." kuralına yer verilerek, usûli müktesep hak (usûle ilişkin kazanılmış hak) kavramı yasal bir dayanağa kavuşturulmuştur.
Söz konusu kural, yargı yerlerince usûli müktesep hak ilkesinin uygulanmasında hukuk devleti ve adîl yargılanma hakkı ilkeleri gereğince içtihat yoluyla istisnai durumlar öngörülebilmesine engel teşkil etmemektedir (Anayasa Mahkemesi'nin 12/06/2020 tarih ve E:2019/115, K:2020/31 sayılı kararı).
Temyiz mahkemesince bozma kararı verildikten sonra, "maddi olayın tespitinde açık bir hata yapıldığının anlaşılması", "uyuşmazlıkta uygulanan hukuk kuralında değişiklik yapılması", "davanın kabulü", "feragat", "tarafların niteliğinde değişiklik", "uygulanan kuralın Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi" veya "uygulanan kanun hükmünde lehe bir değişiklik olması" gibi yargılama süreci açısından olası bulunmakla birlikte önceden öngörülemeyen istisnai durumlarda usûli müktesep haktan söz edilemeyecektir.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır.
Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce; 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdarî para cezaları" başlıklı 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değişik 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" kuralının, (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlâli" yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek yapılan itiraz başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun’un, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin; "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anılan iptal kararı, 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına rağmen, kanun koyucu tarafından, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden uygulanacak idarî para cezasına yönelik belirtilen tarihe kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmamıştır.
Anayasa Mahkemesi'nce, bayilerin dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri hâlinde fiilin haksızlık içeriği, bayilerin kusur durumu dikkate alınmadan, ekonomik büyüklüklerine ve sınıflarına göre adil bir denge gözetilmeden, itiraz konusu kuralla ölçülü ve makul olmayan idarî para cezası ile cezalandırılmalarının hukuk devletinin gereği olan "adalet" ve "hakkaniyet" ilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle vermiş olduğu iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, iptal kararının gerekçesine uygun yasal bir düzenleme yapılmadığı gözardı edilerek, davalı idarece 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c-3) bendine göre verilemeyen idarî para cezasının, bu kez anılan maddenin yedinci fıkrası uyarınca verilmesinin, hukukî güvenlik ve hukukî belirlilik ilkeleri açısından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kanun koyucu tarafından, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile getirilen düzenleme ile madde yeniden düzenlenmiş ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdarî para cezaları" başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (3) numaralı alt bendinde; 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinin ihlâli hâlinde sorumlulara uygulanacak idarî para cezası belirlenmiştir.
Buna göre, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması yükümlülüğünün ihlâli hâlinde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlüğe girdiği 03/02/2017 tarihinden, bu konuda gerekli yasal düzenlemenin yapıldığı 28/02/2019 tarihine kadar olan dönemde bayiler için uygulanacak herhangi bir idarî para cezası bulunmamakta olup, lehe olan bu durumun 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere aynen uygulanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesi'nce, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin; "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden iptal edilmesi ve kanun koyucu tarafından uygulanacak yaptırım konusunda iptal kararında verilen süre içerisinde herhangi bir yasal düzenleme yapılmaması karşısında, 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere lehe olan durumun uygulanmayıp, Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca yapılacak incelemede, uyuşmazlık konusu olayda uygulanacak kuralın Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi üzerine davacı lehine gelişen bu durum istisna oluşturduğundan usûli müktesep haktan bahsedilemeyecek olup, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyoruz.