T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/1603
Karar No : 2023/5354
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
II-(DAVALILAR)1- … Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. ..
2- … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- … Başkanlığı
2- … Başkanlığı
3- …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Nevşehir İli, Göreme Beldesi, … Mevkii, … pafta, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan inşaatın yıkılması nedeniyle yapının rayiç değeri olarak şimdilik 5.000,00-TL ve inşaat için harcanan tüm bedellere ilişkin olarak şimdilik 5.000,00-TL maddi tazminatın sözleşme tarihinden itibaren işletilecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödenmesine, ayrıca Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'ndan alınacak bedelin alınamaması nedeniyle şimdilik 10.000,00-TL maddi tazminat ile 500.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 25/10/2021 havale tarihli dilekçe ile uyuşmazlık konusu 20.000-TL maddi tazminat miktarının, ıslah edilerek 1.919.820,71-TL'ye yükseltildiği, talep edilen 1.273.932,70 TL'nin Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ile imzalanan hibe sözleşmesi uyarınca otel inşaatının tamamlanması durumunda ödenmesi taahhüt edilen hibe yardımı olduğu, idari yargıda tazmini gereken zararların gerçek ve kesinleşmiş olarak ortaya çıkan zararlar olduğu, belli şartların gerçekleşmesi durumunda ileride elde edilmesi muhtemel gelirlerin gerçek ve kesinleşmiş olarak ortaya çıkan zarar olarak kabulünün mümkün olmadığı, haksız ve hukuka aykırı olarak davacıya ait inşaatın yıkılması nedeniyle uğranılan ve bilirkişilerce tespit edilen 645.888,01-TL maddi zararın davalı idarelerce müteselsilen tazmini gerektiği, davanın kısmen kabulüne, davacının uğramış olduğu 645.888,01-TL maddi zarar ile 50.000,00-TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müteselsilen davacıya ödenmesine, hükmedilen tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi olarak maddi zarar miktarının 20.000,00-TL'lik kısmı ile manevi zarar miktarı yönünden 27/05/2019 tarihinin esas alınmasına, maddi zarar miktarının 625.888,01-TL'lik kısmında ise yasal faizin 31/10/2021 tarihinden itibaren işletilerek (davalı idarelerce) hesaplanmasına, davacının fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; Nevşehir Müze Müdürlüğü tarafından bir arkeolog, bir sanat tarihçisi ve bir müze araştırmacısından oluşan heyet tarafından hazırlanan 20/10/2017 tarihli raporda; bahse konu sondaj çalışması sırasında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında herhangi bir kültür varlığına rastlanılmadığı belirtilmekle birlikte, bu raporun koruma kuruluna gönderilmediği gibi gerek davacıya gerekse ilgili belediyeye yapılacak iş ve işlemler hakkında gerekli bildirim veya açıklamada bulunulmadığı, bu sebeple 3.derece arkeolojik ve doğal sit alanında kalan taşınmazda koruma kurulu tarafından bir karar alınmaksızın inşaat ruhsatı düzenlenmesine neden olunduğu, Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında belirtildiği şekilde, uyuşmazlık konusu taşınmaz için yapı ruhsatı verilmeden önce koruma kurulundan karar alınmasına gerek olduğu, davalı Göreme Belediye Başkanlığı tarafından koruma kurulundan karar alınmadan mevzuata aykırı olarak yapı ruhsatı düzenlendiği, bu yapı ruhsatının kurul kararı olmadığı gerekçesiyle … tarih ve … sayılı işlem ile iptal edilmesi hukuka aykırı değil ise de, 2863 sayılı Yasa'nın 16. maddesi uyarınca 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32.maddesi uyarınca işlem tesis edilmesi gerekirken, anılan maddede belirtilen prosedüre aykırı olarak inşaatın yıkıldığı, davalı idarelerin hukuka aykırı işlemleri nedeniyle davacının yapı ruhsatı almak suretiyle yaptığı inşaatın yıkılmasında hizmet kusurlarının bulunduğu; söz konusu inşaatın yıkılması nedeniyle davacının bilirkişi raporu ile sabit maddi zararının tazmini gerektiği, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı da hukuka uygun bulunduğundan, davanın kısmen kabulüne ilişkin İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmediği belirtilmiş ve yargılama giderlerine ilişkin inceleme yapılmak suretiyle tarafların istinaf istemleri hakkında karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :Davacı tarafından; bilirkişilerin hesaplamış olduğu ve Mahkemenin hükmettiği tazminat miktarının düşük olduğu, Tarım ve Kırsal Destekleme Kurumundan alınacak bedele ilişkin davanın reddine ilişkin kararın hukuka uygun olmadığı, diğer yandan mahkeme kararında hükmedilen manevi tazminat miktarının da düşük belirlendiği ileri sürülmektedir.
Kapadokya Alan Başkanlığı tarafından; dava konusu taşınmazın tescilli iki adet peri bacasının arasında yer aldığı ve III. Derece Doğal Sit Alanı şerhiyle korunacak alan statüsünde olduğu, 658 sayılı ilke kararına göre yapı ruhsatı verilmeden önce ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı yapılarak, sondaj sonuçlarına ilişkin raporun, kültür varlığının bulunması halinde varsa kazı başkanının görüşleri ile birlikte, müze müdürlüğünce koruma bölge kuruluna iletilip, kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçilmesi yönünde olduğu, 9423 nolu parsele yönelik Koruma Amaçlı İmar Planının 2.4 Plan koşulunda aynı düzenlemenin olduğu, fiziki olarak yapılan tesfiye ve temel kazısı faaliyetinin tescilli peri bacalarının zemin statiğine ve görsel olarak genel silüetine etkisinin bulunduğu, dava konusu alanda ise koruma bölge kurulunun görüşü alınmadan doğrudan uygulamaya geçilmiş olmasının mevzuata aykırı olduğu, Mülga Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün arşivinde yapılan dosya incelemesinden TKDK hibe yardımında kaldığına yönelik başvuruya rastlanmadığı, belirtilerek istemin reddi gerektiği, 01/06/2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun uyarınca işlemlerin Kapadokya alan Başkanlığı tarafından yürütüleceği, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğundan tazminat sorumluluğu bulunmadığı savunulmuştur.
Göreme Belediye Başkanlığı tarafından; … tarih ve … sıra numarası ile ilk olarak … Kardeş adına yapı ruhsatı düzenlendiği, daha sonra ilgilisinin talebi ile … Kardeş ve … Turizm Otelcilik Ltd. Şti. adına … tarih ve … sayılı isim değişikliği ruhsatının düzenlendiği, bu süreçte müze müdürlüğünden alınması gereken sondaj kazı raporunun alınmadığının fark edilmesi üzerine … tarih ve … sayılı yazı ile talepte bulunulduğu, parsel malikinin dilekçesinde yanlış parsel numarası bildirmesi nedeniyle müze müdürlüğünün yer gösterimi ile yaptığı sondaj kazısı doğru parselde yaptığı halde farklı parsele ilişkin rapor düzenlemiş olduğu, 658 sayılı ilke kararının lll. Derece arkeolojik sitlere ilişkin 3. maddesinin (ç) bendindeki değişiklik ile sondaj kazısı sonucu kültür varlığı bulunmaması haline Koruma Bölge Kurulundan izin alma şartının kaldırıldığı, yapılan yıkım işleminin Koruma Bölge Kurulu Kararının uygulanması işlemi olduğu, yıkıma ilişkin Belediyenin kararı bulunmadığı, bu anlamda yapının yıkımına müdahil olmayan Belediyenin tazminat sorumluluğu bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kapadokya Alan Başkanlığı tarafından; istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Göreme Belediye Başkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Nevşehir İli, Göreme Beldesi, Nefit Mevkii, … pafta, … parsel sayılı taşınmazın 3.Derece Arkeolojik ve Doğal Sit Alanında kaldığı, bitişik konumdaki … ve … sayılı parsellerde G.E.E. Ve A.Y. Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile tescillenen peribacalarının bulunduğu, Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile uygun bulunan koruma amaçlı imar planında "konut" alanında kaldığı, daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile onaylanan ve askı itirazları ile değişikliğe uğrayan Koruma Amaçlı İmar Planında "konut ve ticaret" alanı olarak belirlendiği, plan değişikliği ile ilgili Koruma Bölge Kurulunun görüşünün alınmadığının belirtildiği, imar planının 2.4 plan hükmünde; "lll. Derece Arkeolojik Sit Alanlarında mülga Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı ilke kararının 3. maddesinin (ç) bendinde yazılan, bu alanlarda Belediyesince veya Valilikçe İnşaat İzni verilmeden önce ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarının bu alanlarla ilgili varsa kazı başkanının görüşleri ile birlikte Müze Müdürlüğünce Koruma Kuruluna iletilip, Kurul Kararı alındıktan sonra geçilebileceği" düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı Göreme Belediyesi tarafından, dava dışı ... adına … tarih ve … sayılı yapı ruhsatının düzenlendiği, ilgilinin talebi üzerine ... ve ... Turizm Otelcilik Ltd. Şti adına … tarih ve … sayılı değişiklik ruhsatının düzenlendiği, İnşaat İzni verilmeden önce … tarih ve … sayılı ilke kararı ile plan notlarında belirtildiği şekilde ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek sondaj sonuçlarını bu alanlarla ilgili varsa kazı başkanının görüşleri ile birlikte müze müdürlüğünce Koruma Kuruluna iletilip, Kurul Kararı alınmadan işlem tesis edildiği, yapı ruhsatı verildikten sonra ...tarafından Müze Müdürlüğüne verilen 02/10/2017 tarihli dilekçede … pafta, … parsele (… pafta, … parsel olması gerekirken) ilişkin … tarih ve … sayılı ilke kararı ile plan hükümlerinde belirtilen sondaj kazısı yapılması gerektiğinden teknik eleman görevlendirilmesi isteminde bulunulduğu, Göreme Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı yazılarında ise KVKBK ve Müze Müdürlüğünden, 2 pafta 9423 parsele ilişkin (… pafta, … parsel olması gerekirken) anılan ilke kararı ile plan hükümlerinde belirtilen sondaj kazısının yapılarak sonuçlarının Belediye ve Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne gönderilmesinin istenildiği, Müze Müdürlüğü tarafından parsel malikinin yer gösterimi ile sondaj kazıları yapılarak … pafta, … parsele ilişkin 20/10/2017 tarihli raporun düzenlenerek, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile Göreme Belediye Başkanlığı ile Koruma Bölge Kuruluna gönderildiği, yanlış bildirilen parsel numarası esas alınarak düzenlenen rapora ve parsel numarasına itirazın olmadığı, işlemler takip edilmek suretiyle Koruma Bölge Kurulunun görüşünün de alınmadığı görülmektedir.
Dava konusu taşınmazın 29/01/2018 tarihinde davacı ...'a satışının yapıldığı, yapı ruhsatının da 28/02/2018 tarihli isim değişikliği ruhsatı ile davacı adına düzenlendiği, yapı ruhsatının yapının kullanım amacına göre 2 mesken ve 3 ofis- işyeri olarak düzenlendiği, uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde yapılacak otel yatırımı için davacı ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu arasında imzalanan fon tahsisine dair 31/10/2018 sözleşmenin dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.
Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün … tarih ve E… sayılı Göreme Belediye Başkanlığına gönderilen yazısıyla, Nevşehir İli, Göreme Beldesi, … Mevkii, … pafta, … sayılı parselde, izin alınmadan yapılan uygulamalara yönelik belediye tarafından yapılan işlemler hakkında her türlü bilgi ve belgenin iletilmesi ve söz konusu uygulamaların ivedilikle durdurularak, imar mevzuatı açısından gerekli işlemlere başlanılmasının istenilmesi üzerine, Göreme Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısıyla izinsiz uygulamaların durdurulduğunun bildirildiği, Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile … tarih ve … sayılı ilke kararı ile plan notlarına aykırı olarak kurul kararı alınmadan verilen inşaat ruhsatının iptali hususunda belediyesince gereğinin yapılmasına ve binanın Müze Müdürlüğü denetiminde belediyesince kaldırılmasına karar verildiği, bu karar uyarınca Göreme Belediye Başkanlığının 14/02/2019 tarih ve 01 sayılı işlemi ile yapı ruhsatının iptal edilerek, Göreme Belediyesinin yeterli araç ve ekipmanının olmaması nedeniyle İl Özel İdaresinden talep edilen araç ve ekipmanlarla 15/02/2019 tarihinde Nevşehir Müze Müdürlüğü denetiminde yıkıma başlanılarak, 16/02/2019 tarihinde yıkımın tamamlandığına ilişkin rapor düzenlendiği görülmektedir.
Bunun üzerine davacı tarafından, yapı ruhsatı alınarak başlanan ve yaklaşık %50'si tamamlanan inşaatın herhangi bir karar alınmaksızın İl Özel İdaresi ekipleri tarafından yıkılması nedeniyle ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında 27/05/2019 tarihinde maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle usulden reddi üzerine Nevşehir İli, Göreme Beldesi, … Mevkii, … pafta, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan inşaatın yıkılması nedeniyle, yapının rayiç değeri olarak şimdilik 5.000,00-TL ve inşaat için harcanan tüm bedellere ilişkin olarak şimdilik 5.000,00-TL meblağın, sözleşme tarihinden itibaren işletilecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödenmesine, ayrıca Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'ndan alınacak bedelin alınamaması nedeniyle şimdilik 10.000,00-TL meblağ ile 500.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir. Bu suretle idarenin sorumluluğu “Anayasa prensibi” olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Belirtilen bu sorumluluk türlerinden idare hukuku öğretisinde “Hizmet Kusuru” olarak adlandırılan ve kusur esasına dayanan idari sorumluluk idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Hizmet kusuru, idari bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanabilir.
Kamu idareleri, yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hizmetin işleyişini sürekli olarak denetlemek ve hizmetin ifası esnasında gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. İdarenin bu yükümlülüğü yerine getirmeyerek hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması halinin idareye bu zararın hizmet kusuru kriterlerine göre tazmini sorumluluğunu yükleyeceği, bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebileceği idare hukukunun genel ilkeleridir.
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin eksik ya da kötü işlemesi nedeniyle meydana gelen zararın idare tarafından tazmini için varlığı gerekli ön koşullardan olan nedensellik bağının, zarar gören kişilerinde kusurlu olması durumunda idarenin kusur oranını azaltması mümkündür. Bu bağlamda zarar görenin kusuru sonucunda, kısmen sorumlu olan idarenin sorumluluğundaki azalma, zarar görenin kusuru oranındadır.
Diğer yandan, idari yargıda tazmini gereken zararların gerçek ve kesinleşmiş olarak ortaya çıkan zararlar olması nedeniyle belli şartların gerçekleşmesi durumunda ileride elde edilmesi muhtemel gelirlerin gerçek ve kesinleşmiş olarak ortaya çıkan zarar olarak kabulü mümkün değildir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde ise idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun "Tespit ve tescil" başlıklı 7. maddesinde; "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur...." hükmüne, "Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi" başlıklı 8. maddesinde; "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir." hükmüne, 9. maddesinde; ''Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.'' hükmüne, 16. maddesinde ise; ''Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasaktır. Buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile, koruma amaçlı imar planlarında, plana; sitlerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında imar mevzuatına göre işlem yapılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 günlü, 658 sayılı Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında, arkeolojik sit, "insanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlar" olarak tanımlanmış ve aynı ilke kararında, "Arkeolojik Sitlerde Koruma ve Kullanma Koşulları: Bu bölümde yapılan derecelendirme arkeolojik sitlerin taşıdıkları önem ve özelliklerinin yanısıra alanda uygulanacak koruma ve kullanma koşullarını kapsar." ... 3) III. Derece Arkeolojik Sit: Koruma - kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlardır. Bu alanlarda,... ç) Bu alanlarda, belediyesince veya valilikçe inşaat izni verilmeden önce, ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarının bu alanlarla ilgili, varsa kazı başkanının görüşleriyle birlikte müze müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçilebileceğine,..." düzenlemesine yer verilmiştir.
29/12/2016 tarih ve 663 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararı ile 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı ilke kararının 3. derece arkeolojik site ilişkin 3. maddesinin (ç) bendi ''Bu alanlarda, belediyesince veya valilikçe inşaat izni verilmeden önce, ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarına ilişkin raporun, kültür varlığı bulunması halinde varsa kazı başkanının görüşleriyle birlikte müze müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçilebileceği'' şeklinde değiştirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; Nevşehir İli, Göreme Beldesi, … Mevkii, … pafta, … parsel sayılı taşınmazın 3.Derece Arkeolojik ve Doğal Sit Alanında kaldığı, bitişik konumdaki … ve … sayılı parsellerde tescilli peribacalarının bulunduğu, Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile uygun bulunan koruma amaçlı imar planında "konut" alanında kaldığı, daha sonra Koruma Bölge Kurulunun görüşü alınmadan yapılan plan değişikliği ile "konut ve ticaret" alanı olarak belirlendiği, ilgili imar planının 2.4 plan hükmünde; "lll. Derece Arkeolojik Sit Alanlarında mülga Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı ilke kararının 3. maddesinin (ç) bendinde yazılan, bu alanlarda Belediyesince veya Valilikçe İnşaat İzni verilmeden önce ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek sondaj sonuçlarının bu alanlarla ilgili varsa kazı başkanının görüşleri ile birlikte Müze Müdürlüğünce Koruma Kuruluna iletilip, Kurul Kararı alındıktan sonra geçilebileceği" düzenlemesinin bulunduğu, … günlü, … sayılı ilke kararı ile plan hükümlerine aykırı olarak, gerekli prosedür izlenmek suretiyle kurul kararı alınmadan Göreme Belediyesi tarafından inşaat izni verildiği, bu aşamadan sonra sondaj kazısı yapılması istemine ilişkin taşınmaz malikinin dilekçesi ve Göreme Belediyesinin yazılarında ise yanlış parsel numarası verilmesi sonucu dava konusu taşınmaza yönelik işlem tesis edilemediği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, dava konusu taşınmazın 29/01/2018 tarihinde davacı ...'a satışının yapıldığı, yapı ruhsatının da 28/02/2018 tarihli isim değişikliği ruhsatı ile davacı adına düzenlendiği, taşınmaz üzerindeki inşai faaliyetin tam olarak hangi tarihte başladığının dosyadan anlaşılamadığı, yapının kullanım amacına göre 2 mesken ve 3 ofis- işyeri olarak yapı ruhsatı düzenlenmiş olmasına rağmen, davacı ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu arasında uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde yapılacak otel yatırımı için fon tahsisine dair 31/10/2018 sözleşmenin imzalandığı, taşınmaz üzerinde otel yatırımı yapmak için sözleşme imzalayan davacının kendi yararı gereği, zarara uğramamak için taşınmazın imar durumu ve ekleri olan sit haritası, plan, plan notları ve parsel kararlarındaki düzenlemeleri dikkate almak suretiyle ruhsat başvurusu yapması ve inşai faaliyete başlamasının gerektiği, davacı tarafından taşınmaz üzerinde otel inşaatına başlanılmadan önce imar durumu ve eklerinin dikkate alınmadığı, bu konuda gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği anlaşılmaktadır.
Kararın, Kapadokya Alan Başkanlığı Yönünden İncelenmesinden,
Yukarıda belirtilen mevzuatın değerlendirilmesinden; taşınmaz kültür varlıkları ve sitlerden Bakanlıkça tespiti yapılanların koruma bölge kurullarınca değerlendirilerek tescil edileceği, tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisinin koruma kurullarına ait olduğu, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacağı, bunların yeniden kullanıma açılamayacağı, kullanımlarının değiştirilemeyeceği, esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılacağı, koruma - kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alan olan 3. derece arkeolojik sit alanlarında; belediyesince veya valilikçe inşaat izni verilmeden önce, ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarına ilişkin raporun, kültür varlığının bulunmaması halinde doğrudan, bulunması halinde ise kazı başkanının görüşleriyle birlikte, müze müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulama yapılması gerektiği, yukarıda anılan 658 sayılı ilke kararında yapılan değişikliğin, kazı sonucunda kültür varlığının bulunmaması halinde inşaat ve tesisat yapılması için kurul kararı alınması şartını ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
01/06/2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanunla, 2863 sayılı Kanun kapsamında kültür varlıklarını koruma bölge kurulu müdürlüklerine, koruma, uygulama ve denetim büroları ile çevre ve şehircilik il müdürlüklerine verilen görev ve yetkilerin Kapadokya alanında bu kanun ile kurulan idare tarafından yürütüleceği düzenlemesi yapılmıştır.
Bu durumda; yapı ruhsatı verilmeden önce … günlü, … sayılı ilke kararı ve plan hükümleri doğrultusunda kurul kararı alınması gerektiğinden, mevzuata aykırı olarak kurul kararı alınmadan inşaat izni verilerek, üzerinde inşai faaliyet yapılan taşınmaza ilişkin alınan Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının hukuka uygun olduğu, Kapadokya Alan Başkanlığının tazminat isteminin konusu zararın oluşmasında kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Göreme Belediye Başkanlığı yönünden yapılan incelemeye gelince;
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında, bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına etki etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında azaltılmalıdır.
Uyuşmazlıkta, alana ilişkin Koruma Amaçlı İmar planının 2.4 plan hükmündeki; "lll. Derece Arkeolojik Sit Alanlarında mülga Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı ilke kararının 3. maddesinin (ç) bendinde yazılan, bu alanlarda Belediyesince veya Valilikçe İnşaat İzni verilmeden önce ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek sondaj sonuçlarını bu alanlarla ilgili varsa kazı başkanının görüşleri ile birlikte müze müdürlüğünce Koruma Kuruluna iletilip, Kurul Kararı alındıktan sonra geçilebileceği" düzenlemesi ile anılan 658 sayılı ilke kararı hükümlerine aykırı olarak Koruma Kurulu Kararı alınmadan yapı ruhsatı düzenlemesi, ayrıca yapı ruhsatı düzenlendikten sonra Nevşehir Müze Müdürlüğü ile Kültür Varlıklarını Koruma Kuruluna gönderdiği yazılarda taşınmazın parsel numarasını yanlış bildirmesi nedeniyle hizmet kusuru ilkesi uyarınca Göreme Belediye Başkanlığının sorumlu olduğu açık olmakla birlikte, mesken ve ofis-işyeri olarak yapı ruhsatı verilen taşınmaz üzerinde otel yatırımı yapmak için sözleşme imzalayan davacının, kendi yararı gereği, zarara uğramamak için taşınmazın imar durumu ve ekleri olan sit haritası, plan, plan notları ve parsel kararlarındaki düzenlemeler dikkate alınmak suretiyle ruhsat başvurusu yapması ve inşai faaliyete başlaması gerekirken, bu konuda gerekli dikkat ve özenin göstermediği göz önünde bulundurularak, yapılacak inceleme sonucunda meydana gelen zarar nedeniyle davacının kusur oranı da (müterafik kusur) belirlenmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; yukarıda belirtilen süreçler dikkate alınarak, kusur oranlarına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle davalı Göreme Belediye Başkanlığı'nın tazminat isteminin konusu zararın oluşmasındaki kusuru ile davacının müterafik kusurunun belirlenerek, tazminat miktarının kusur oranı nispetinde davalı Göreme Belediye Başkanlığına yükletilmesi gerekirken, davalı idarelerin ve davacının kusur oranları hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, hesaplanan maddi zararlar ile takdir edilen manevi zararın tazmini yükümlülüğünün davalı idarelere müştereken ve müteselsilen yüklenerek hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer yandan; davacı tararafından talep edilen Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ile imzalanan hibe sözleşmesi uyarınca otel inşaatının tamamlanması durumunda ödenmesi taahhüt edilen hibe yardımının, gerçek ve kesinleşmiş olarak ortaya çıkan zarar olarak kabul edilemeyeceği ve bu kısma ilişkin tazminata hükmedilemeyeceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan tarafların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kısmen reddi; istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yargılama giderlerine ilişkin kısmına ilişkin yeniden hüküm kurulması yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/05/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.