T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1619
Karar No : 2023/1681
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …'i temsilen … Sendikası
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Çayeli Belediyesinde sözleşmeli personel statüsünde tekniker olarak görev yapan davacının, görev yaptığı birimde hizmetine ihtiyaç bulunmaması halinde 31/12/2020 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesileceğine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Bakılan uyuşmazlıkta; dava konusu edilen işlemin, davacının görev yaptığı birimde hizmetine ihtiyaç bulunmaması halinde 31/12/2020 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesileceğinin bildirimine ilişkin olduğu, bu bakımdan şartlı işlem niteliğinde olduğu ve tek başına bağımsız olarak hukuksal bir etki doğurmadığı, söz konusu işlemin ancak davacının görev yaptığı Müdürlükçe hizmetine ihtiyaç olup olmadığı noktasında yapılacak bir incelemeden sonra yapılacak bir irade açıklamasıyla yürürlük kazanacağı, dolayısıyla bu haliyle dava konusu işlemin, kamu gücü kullanılması suretiyle başka bir işlemin varlığına gerek olmaksızın doğrudan doğruya çeşitli hukuki sonuçlar doğurma etkisini gösteren işlemlerden olmadığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 16/05/2022 tarih ve E:2022/994, K:2022/2547 sayılı kararıyla;
Davacının görev yaptığı birimde hizmetine ihtiyaç bulunmaması halinde 31/12/2020 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesileceğine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin davacıya bildirilmesinden sonra belirtilen tarih itibarıyla davacının sözleşmesinin yenilenmediği göz önüne alındığında, dava konusu edilen işlemin davacının hukuki durumunda değişikliğe neden olmakla birlikte kesin ve yürütülebilir işlem niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı,
Bu itibarla, dava konusu işlemin, kamu gücü kullanılması suretiyle başka bir işlemin varlığına gerek olmaksızın doğrudan doğruya hukuki sonuç doğuran işlemlerden olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine ilişkin Rize İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, davalı idarenin dava konusu işlemi tesis ederken bir irade açıklamasında bulunduğu ve 31/12/2020 tarihi itibarıyla sözleşmesini yenilemediği, dolayısıyla dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararının açıklamalı onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, temyizen incelenen dosyada yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının görev yaptığı birimde hizmetine ihtiyaç bulunmaması halinde 31/12/2020 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesileceğine ilişkin 20/11/2020 tarihli dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra, davalı idarece yapılan değerlendirme sonucu tesis edilen 27/11/2020 tarihli işlemle, Belediyenin hiçbir biriminde davacının mezun olduğu alana giren bir iş bulunmadığı gerekçesiyle davacının 31/12/2020 tarihinde dolacak olan sözleşmesinin yenilenmeyerek ilişiğinin kesilmesine karar verdiği, bunun üzerine davacı tarafından, 31/12/2020 tarihinde sona eren hizmet sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve dosyanın Danıştay'da temyiz aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, dava konusu edilen işlemin, davacının görev yaptığı birimde hizmetine ihtiyaç bulunmaması halinde 31/12/2020 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesileceğinin bildirimine ilişkin olduğu, anılan işlemin tesis edilmesinden sonra davalı idarece, davacının hizmetine ihtiyaç olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirme sonucunda davacının hizmetine ihtiyaç bulunmadığından bahisle sözleşmesinin yenilenmeyerek ilişiğinin kesilmesine karar verildiği ve davacı tarafından bu işlemin iptali istemiyle dava açıldığı dikkate alındığında, dava konusu işlemin kamu gücü kullanılması suretiyle tesis edilen ve tek başına hukuki sonuç doğuran işlemlerden olmadığı anlaşıldığından, davacının dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliğinde olduğu iddiası yerinde görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle incelenmeksizin reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/09/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının Danıştay Onikinci Dairesinin 16/05/2022 tarih ve E:2022/994, K:2022/2547 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY XX- Dava; Çayeli Belediyesinde sözleşmeli personel statüsünde tekniker olarak görev yapan davacının, görev yaptığı birimde hizmetine ihtiyaç bulunmaması halinde 31/12/2020 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesileceğine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükümleri yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." denilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, "Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:
...
d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,
...
Yönlerinden sırasıyla incelenir.";
"İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinde,
"1. Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
...
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,
...
Karar verilir.
...
4. İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında, ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna başvurulabilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Çayeli Belediyesinde sözleşmeli personel statüsünde tekniker olarak görev yapan davacının, görev yaptığı birimde hizmetine ihtiyaç bulunmaması halinde 31/12/2020 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesileceğine ilişkin 20/11/2020 tarihli dava konusu işlem tesis edilerek davacıya tebliğ edildiği, akabinde davacı tarafından anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, devam eden süreçte, davalı idarece yapılan değerlendirme sonucunda, belediyenin hiçbir biriminde davacının mezun olduğu alana giren bir iş bulunmadığı gerekçesiyle davacının 31/12/2020 tarihinde dolacak olan sözleşmesinin yenilenmeyerek ilişiğinin kesilmesine ilişkin 27/11/2020 tarihli işlemin tesis edildiği, bunun üzerine, davacı tarafından, 31/12/2020 tarihinde sona eren hizmet sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin anılan işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, söz konusu davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve dosyanın Danıştay'da temyiz aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmekte, hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul edilmekte ve bu hak gereğince mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olması gerektiği ifade edilmekte, bu sebeple hukukî belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda hakkın ihlâl edildiğine karar verilmektedir.
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamalar mahkemeye erişimi imkânsız hâle getirmemeli ya da aşırı derecede zorlaştırmamalıdır. Başka bir ifadeyle, mahkemeye erişim hakkı, sınırlandırılabilen bir hak olmakla birlikte getirilecek sınırlamaların, hakkın özünü zedelememesi, meşru bir amaç izlenmesi, açık ve ölçülü olması, dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek seviyeye ulaşmaması gerekmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte getirilen kısıtlamaların hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşme'nin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmektedir.
Somut olayda, davacının görev yaptığı birimde hizmetine ihtiyaç bulunmaması halinde 31/12/2020 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesileceğine ilişkin 20/11/2020 tarihli dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra, davalı idarece, davacının hizmetine ihtiyaç olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirme sonucunda 27/11/2020 tarihli işlemle davacının hizmetine ihtiyaç bulunmadığından bahisle sözleşmesinin yenilenmeyerek ilişiğinin kesilmesine karar verilmiş olup, her ne kadar dava konusu işlem, 27/10/2020 tarihli işlem dikkate alındığında bildirim işlemi mahiyetinde olsa da; dava konusu işlemde, hizmetine ihtiyaç bulunmaması halinde 31/12/2020 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesileceği hususunun bildirildiği, anılan durumun, işlemin tesis edildiği tarihte tek başına hukuki sonuç doğuracak nitelikte işlem olarak yorumlanmasına sebebiyet vereceği, bu itibarla, dava konusu işlemin davacının hizmetine ihtiyaç duyulup duyulmadığı husununu değerlendirecek birime yönelik iç yazışma şeklinde yürütülmesi ve nihai işlem olan davacının hizmetine ihtiyaç bulunmadığından bahisle sözleşmesinin yenilenmeyerek ilişiğinin kesilmesine ilişkin 27/11/2020 tarihli işlemin davacıya tebliğ edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Buna göre, görev yaptığı birimde hizmetine ihtiyaç bulunmaması halinde 31/12/2020 tarihinde dolacak olan görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesileceğine ilişkin 20/11/2020 tarihli dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada, söz konusu işlemin bildirim işlemi olduğundan bahisle verilen incelenmeksizin ret kararının, davacının hak kaybına uğramamak amacıyla açtığı davanın aşırı katı ve şekilci yorumlanması sonucunu doğuracağı ve adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlal edeceği gerekçesiyle ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.