T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/176
Karar No : 2023/1761
TEMYİZ EDENLER:
I- (DAVACI): …
VEKİLLERİ: Av. …, Av. …
II- (DAVALILAR):
1- … Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
2- … Kurumu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1070, K:2022/2374 sayılı kararının, davacı tarafından iptale ilişkin kısmının gerekçe yönünden, davanın reddine ilişkin kısmının esas yönünden, davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından iptale ilişkin kısmının, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iptale ilişkin kısmı ile vekalet ücreti yönünden karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca çıkarılan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesinin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmı ile Genelgenin bu hükmüne dayanılarak İzmir Üniversitesinin ödenmeyen sigorta prim borcunun mütevelli heyet başkanı sıfatıyla davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1070, K:2022/2374 sayılı kararıyla;
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesinin ''7- Kurum Alacaklarının Takip ve Tahsil Edilmesi'' Başlıklı kısmının iptali istemi yönünden;
Anayasa'nın 119.; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 1 ve 2.; 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2.; 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5.; 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 16. maddesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesinin dava konusu maddelerine yer verilerek,
Olayda, her ne kadar dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgenin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmında tesis edildiği tarih itibarıyla 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırılık bulunmamakta ise de, dava konusu Genelgenin yürürlüğe girdiği tarihten kısa bir süre sonra 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Maliye Bakanlığına başvuru imkanı getirildiği hususu dikkate alındığında, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile dava konusu Genelge hükmünü hukuken etkisiz kılacak şekilde düzenleme getirildiği ve dava konusu Genelgenin iptali istenen kısmında belirtildiği şekliyle 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların malvarlığı bedelsiz olarak Hazineye devredildiğinden bahisle Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının tahsil edilmesi olanağı kalmadığından bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu Genelgenin iptali istenen kısmının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırı hale geldiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda, Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların sigorta prim borçlarının; 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi uyarınca kapatılan kurum ve kuruluşların devredilen mal varlığından tahsili yoluna gidilmesi, tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 20. fıkrası ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi hükümleri çerçevesinde tahsili yoluna gidilmesi gerektiğinden, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde belirtilen yola başvurulmaksızın, malvarlığı bedelsiz olarak Hazineye devredildiğinden bahisle sigorta prim alacaklarının tahsil edilmesi olanağı kalmadığından bahisle kapatılan kurum ve kuruluşların tüzel kişilik yöneticileri, yetkilileri ve kanuni temsilcileri ve teşekkülü idare edenler hakkında icra takip işlerine başlanılması yönündeki dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgenin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmında hukuka uyarlık görülmediği,
İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden:
2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24.; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15.; 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 16.; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88. maddelerine yer verilerek,
675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, 20/07/2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum ve kuruluşlar ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine açılan davalarla ilgili olarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verileceği, bu karardan sonra davacı veya alacaklının idari makama yapacağı başvuruya verilen karar aleyhine idari yargıda dava açacağı, idari yargının verdiği kararın kesin olduğu, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı kuralının getirildiği,
Uyuşmazlık konusu olayda ise, davacı hakkında tesis edilen haciz işlemine karşı ... İş Mahkemesinin … sayılı esasına kayden görülen davanın, kapatılan İzmir Üniversitesi ile anılan Üniversitenin sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine açılmayıp, Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açıldığının görüldüğü,
Öte yandan, 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 19. fıkrasında, Sosyal Güvenlik Kurumunun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Sosyal Güvenlik Kurumunun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesinin yetkili olduğunun hüküm altına alındığı,
Bu bakımdan, uyuşmazlığın Danıştayın görev alanına girmediği, sigorta prim borcu nedeniyle davacı adına tesis edilen haciz işleminin görevli ve yetkili İş Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından, İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden davanın görev yönünden reddinin gerektiği,
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 2017/23696 numaralı Bireysel Başvuru talebinin kabulüne ilişkin 29/09/2020 tarihli kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle,
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesinin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının iptaline, İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden davanın görev yönünden reddine, toplam 435,20 TL yargılama giderinden 217,60 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 217,60 TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davacı tarafından, 5510 sayılı Kanun’un 88/20. maddesine göre; Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlilerinin sorumluluğunun söz konusu olacağına hükmedildiği, söz konusu maddede açıkça, haklı sebepler olmaksızın deyimine yer verildiği, İzmir Üniversitesinin 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığı, aynı gün tüm malvarlığı ve parasının Hazineye devredildiği, İzmir Üniversitesi kapatılmamış olsaydı prim borcunun ödenmesi gereken günde ödenecek olduğu, prim borcunun ödenememiş olmasının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile meydana gelen mücbir sebep dolayısıyla olduğu ve kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenden dolayı sorumlu tutulmaması gerektiğinden Daire kararının iptale ilişkin kısmının düzeltilmesi gerektiği; Daire kararının davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmı bakımından ise, kamu alacaklarının tahsili hukukundaki ihtiyati haciz müessesesinin, icra ve iflas hukukundaki ihtiyati hacizden farklı olduğu, kamu alacaklarının tahsili hukukundaki ihtiyati haczin, “idari” bir kararla gerçekleştirilmesinin “mülkiyet hakkı”nın idari işlem ile sınırlandırılması sonucunu doğurduğu, Danıştay nezdinde açılan davada düzenleyici işlemin iptali ile birlikte Genelge hükmünün uygulanmasına yönelik idari işlemin de iptali isteminin yasaya uygun olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, dava konusu edilen 2016/16 sayılı Genelgenin iptali istenen ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle ilgili bir düzenleme olmadığı, kurumun alacaklarının takip edilmesine ilişkin 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 20. fıkrasında belirtilen düzenlemelere ilişkin olduğu, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde de benzer düzenlemelerin yer aldığı, 2016/16 sayılı Genelgenin dava konusu edilen kısmının dayanağı kanun hükümlerine uygun olduğu belirtilerek dava konusu Genelge hükmünün hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, dava konusu Genelgenin 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşların 6183 sayılı Kanun kapsamında takibi yapılan prim ve prime ilişkin borçlarının tahsiline ilişkin olarak çıkarıldığı ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 20. fıkrası ile 6183 sayılı Kanuna dayandığı, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı için dava konusu 2016/16 sayılı Genelgenin “7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmında tesis edildiği tarih itibarıyla 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı; diğer davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekilinin duruşmaya katılmadığı halde Daire kararında duruşmalı işler için belirlenen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verildiği, duruşmalı işler için belirlenen vekalet ücretinin tamamının idareleri lehine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının, düzenleyici işleme ilişkin kısmının gerekçeli onanması, vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının düzeltilerek onanması, bireysel işleme ilişkin kısmının ise onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesi uyarınca davacının mütevelli heyet başkanı olduğu İzmir Üniversitesi kapatılmış ve kapatılan İzmir Üniversitesinin tüm mal varlığı Hazineye intikal etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesinin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı maddesi uyarınca, kapatılan İzmir Üniversitesinin ödenmeyen sigorta prim borcu nedeniyle 11/08/2016 tarihinde mütevelli heyet başkanı sıfatıyla davacının şahsi taşınır ve taşınmaz malları haczedilmiş, davacı tarafından 29/08/2016 tarihinde hacze yapılan itiraz ise 6183 sayılı Yasa uyarınca davacının mütevelli heyet başkanı olduğu dönemlere ilişkin kapatılan İzmir Üniversitesinin borçlarının tamamından sorumlu olduğundan bahisle İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle reddedilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesinin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmı ile buna dayanılarak İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemiyle temyizen bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasanın 119. maddesinde, ''Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir,'' hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa'nın bu hükmüne istinaden 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 'Amaç ve kapsam' başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir.", 'Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler' başlıklı 2. maddesinde; "Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen;
a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları,
b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci
yurtları ve pansiyonları,
c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri,
ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları,
d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar,
kapatılmıştır.
(2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.
(3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.'' hükmüne yer verilmiştir.
27/07/2016 tarih ve 29783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 inci maddesinde ise; "(1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan;
a) Ekli (1) sayılı listede yer alan asker kişiler Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmıştır. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.
b) Ekli (2) sayılı listede yer alan özel radyo ve televizyon kuruluşları kapatılmıştır.
c) Ekli (3) sayılı listede yer alan gazete ve dergiler ile yayınevi ve dağıtım kanalları kapatılmıştır. ...
(3) Kapatılan gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları ile özel radyo ve televizyon kuruluşlarına ait olan taşınırlar ve her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Bunların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak talepte bulunulamaz. Devre ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilir.
(4) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine aidiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olan ve ekli (2) ve (3) sayılı listelerde yer almayan özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları, ilgili bakan tarafından oluşturulacak komisyon teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanır." hükümleri yer almıştır.
17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 'Devir işlemlerine ilişkin tedbirler' başlıklı 5. maddesinde; "(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); ... devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne veya diğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, ... tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(2) Bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izlenir. Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan elden çıkarılanların tutarı emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar bu emanetlerden ödenerek kalan tutar bütçeye gelir kaydedilir. ...
(4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar.
(5) (Değişik: 2/1/2017-KHK-679/6 md.) Borçların ödenmesinde, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralama esas alınır. ...", düzenlemesine yer verilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88. maddesinin 20. fıkrasında, "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." hükmüne,
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı Mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgenin iptali istenen ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmında; "667 ve 668 sayılı KHK’lar kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşların 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsil edilen prim ve prime ilişkin borçlarının tahsili hususunda 29/7/2016 tarihli ve 4184525 sayılı Genel Yazı da açıklanan esaslara göre işlem yapılacaktır." düzenlemesine,
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün 29/07/2016 tarih ve 4184525 sayılı 'KHK ile Kapatılan Kurum ve Kuruluşlar' konulu Genel Yazısında; ...Anılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların ve bunlara bağlı iktisadi işletmelerin ve teşekküllerinin malvarlığının bedelsiz olarak Hazineye devredilmesi nedeniyle, Kurum alacaklarının kapatılan tüzel kişiliklerinden ve teşekküllerden tahsil edilmesi olanağı kalmadığından Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında kapatılan özel sağlık kurum ve kuruluşlarının, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile bunların iktisadi işletmelerinin, vakıf yüksek öğretim kurumlarının, sendika federasyon ve konfederasyonların, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, gazete, dergi ile yayınevi ve dağıtım kanallarının Kuruma prim ve prime ilişkin borcu olup olmadığı hususunun derhal tespit edilerek borcu bulunanlar hakkında yukarıda açıklanan Kanun hükümleri çerçevesinde tüzel kişilik yöneticileri, yetkilileri ve kanuni temsilcileri ve teşekkülü idare edenler ile limited şirket statüsünde olanların ortakları hakkında icra takip işlerine derhal başlanılması ve 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yürütülecek tüm cebri icra işlemlerinin ünite amirinin koordinasyonunda ivedilikle yerine getirilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesi ve gereğinin buna göre yapılmasını rica ederim." düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Danıştayda, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen dava ve işlerde ücret" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında; "Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri genel kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedilir." kuralı yer almış, Tarife'nin 'İkinci Kısım-İkinci Bölüm'ünün 20. sırasında; Danıştay'da ilk derece görülen davalar için ödenecek ücret duruşmasız ise (a) bendine göre 4.500,00-TL, duruşmalı ise (b) bendine göre 7.425,00-TL olarak belirlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Daire kararının bireysel işleme ilişkin kısmı yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması",
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının, bireysel işlem bakımından davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının düzenleyici işleme ilişkin kısmı yönünden;
Sigorta pirim alacaklarının ilgililerden tahsiline ilişkin usul ve esaslar bu konuda "özel kanun" konumunda bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda düzenlenmiştir.
Dava konusu Genelge'nin "7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmı incelendiğinde, bu konuda özel kanun niteliğinde olan 5510 sayılı Kanun'un sigorta pirim alacaklarının tahsiline ilişkin hükümleri ile kamu alacağı niteliğinde olan sigorta pirim alacakları bakımından 6183 sayılı Kanun'un hükümlerini etkisiz hale getiren düzenlemeler içerdiği görülmektedir.
Diğer taraftan, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 2. fıkrasında ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 3. fıkrasında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen ve Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı belirtilmiş ise de, 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile 20/07/2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum ve kuruluşlardan devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve belli şartlarla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden ise Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
Ayrıca 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde, tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerektiği ve borçların ödenmesinde kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralamanın esas alınacağı ifade edilmiştir.
670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile getirilen hüküm sonrasında, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 2. fıkrasında ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağına yönelik hükmün uygulama kabiliyeti kalmadığı gibi, dava konusu Genelge'nin dayanağı da ortadan kalkmış bulunmaktadır.
Bu çerçevede, uyuşmazlık konusu düzenleyici işlem değerlendirildiğinde, gerek sigorta pirim alacaklarının tahsiline ilişkin iş ve işlemlerin 5510 ve 6183 sayılı Kanunlar çerçevesinde yapılması gerekliliği, gerekse düzenlemenin dayanağı 667 sayılı KHK hükmünün bilahare 670 sayılı KHK ile değiştirilmesiyle dava konusu Genelge'nin hukuken dayanaksız kalması karşısında, Genelgenin iptali istenilen "7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi''ne ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, dava konusu Genelgenin anılan hükmünün iptaline yönelik verilen Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Daire kararının vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden;
Uyuşmazlıkta, davalı idarelerin yargılama sürecinde avukatları aracılığıyla temsil edildiği ve yasal süresi içinde idareler adına savunma dilekçeleri verildiği, yargılamanın duruşmalı yapıldığı, duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/06/2021 tarihinde, davacı vekili ile davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin duruşmaya katıldığı; diğer davalı idare Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını temsilen ise duruşmaya gelenin olmadığı, yapılan yargılama sonucunda düzenleyici işlem yönünden dava konusu işlemin iptaline, bireysel işlem yönünden davanın görev yönünden reddine karar verildiği; dolayısıyla, davacı ve davalı idarelerin vekalet ücretine hak kazandığı; ancak, davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını temsilen duruşmaya katılan olmadığı halde Dairece reddedilen kısım bakımından "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine" hükmedildiği görülmektedir.
Bu durumda, duruşmaya katılmayan davalı idare lehine duruşmalı işler için belirlenen vekalet ücretine yönelik söz konusu hatanın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca; temyize konu kararın hüküm fıkrasının, "4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine," şeklindeki kısmının "4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız davalar için belirlenen ücretin yarısı olan 2.250,00-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, 5.175,00-TL vekalet ücretinin duruşmaya katılan Sosyal Güvenlik Kurumuna davacıdan alınarak verilmesine, 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine," şeklinde düzeltilerek onanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının ve davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesinin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının iptaline, İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden davanın görev yönünden reddine yönelik Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 20/04/2022 tarih ve E:2018/1070, K:2022/2374 sayılı kararının, dava konusu düzenleyici işleme yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmının ise aynen ONANMASINA,
3. Anılan kararın hüküm fıkrasının "4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız davalar için belirlenen ücretin yarısı olan …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, …-TL vekalet ücretinin duruşmaya katılan Sosyal Güvenlik Kurumuna davacıdan alınarak verilmesine, … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine," şeklinde düzeltilerek ONANMASINA,
4. Kesin olarak, 28/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.