T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/1833
Karar No : 2023/2455
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. …,
Hukuk Müşaviri …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve
E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : ... A.Ş.'de sözleşmeli statüde ... olarak görev yapmaktayken 4046 sayılı Kanun kapsamında Devlet Personel Başkanlığına bildirilerek, Sağlık Bakanlığı, Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesine ... olarak atanan davacı tarafından, 4046 sayılı Kanun'un 22. ve 406 sayılı Kanun'un Ek 29. maddesi gereğince yapılacak fark tazminatı ödemesinde, aile ve çocuk yardımı ile asgari geçim indirimi ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye 5473 sayılı Kanun'la eklenen Ek 3. madde uyarınca, Yüksek Planlama Kurulu kararı ile düzenlenen ek ödemenin güncel tutarıyla birlikte dikkate alınması ve güncel ek ödemenin fark tazminatından düşülmesi uygulamasına son verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının başvuru tarihinden geriye doğru 60 gün öncesinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince Danıştay Onbirinci Dairesinin 21/11/2017 tarih ve E:2017/943, K:2017/6130 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle; davacının fark tazminatının hesaplanması yönünden, 11/11/2021 tarihli ara kararı uyarınca hazırlanan bilirkişi raporunda, davacının önceki kurumundaki sabit ücret değerleri ile yeni kurumda aldığı ücret karşılaştırıldığında, oluşan ücret farkının (259.876,77-TL), ödenmesi gereken tarihten rapor tarihine kadar işleyen yasal faizinin ise, 74.930,46-TL olarak hesaplandığı; dava dilekçesinde miktar belirtilmediğinden, ıslaha ilişkin herhangi bir talep alınmaksızın dava konusu işlem hakkında karar verildiği, davacı tarafından idareye başvuru tarihi olan 10/02/2014 tarihinden geriye doğru 60 günlük süreye ilişkin parasal hakların ödenmesi istenildiğinden, hesaplamanın 12/12/2013 tarihinden itibaren yapılması gerektiği; bu durumda, davacıya ödenmesi gereken fark ücretinin, Aralık/2013 dönemi için 195,32-TL ana ödeme (hesaplanan 31 gün için 318,77-TL, günlük ise 318,77/31*19 gün = 195,32-TL), faizin ise, 157,57-TL (hesaplanan 31 gün için 248,93/31*19=157,57-TL) olarak hesaplandığı, 12/12/2013 ilâ 01/08/2022 tarihleri arasındaki toplam fark ücret alacağının (05/04/2010 ilâ 12/12/2013 arası dönem çıkarılmak suretiyle 259.879,77 - 14.266,88) 245.612,89-TL olduğu, faiz ödemesinin ise, (74.930,46-TL-13.239,68-TL) 61.690,78-TL olarak hesaplandığı; diğer taraftan, yapılacak ödemeler faiziyle birlikte hesaplanması nedeniyle faize faiz işletilmesi mümkün olmadığından, ayrıca yasal faize ilişkin hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların bütünüyle maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, dava konusu işlem hukuka uygun olduğundan, davacının tazmini gereken herhangi bir mali hakkının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava dilekçesinde iptal talebi yanından yoksun kalınan parasal haklarının başvuru tarihinden geriye doğru 60 gün öncesinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmesine karşın, İdare Mahkemesince bu hususta hüküm kurulmamış olduğu; diğer taraftan, hatalı tespit ve değerlendirmelerin yer aldığı bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle karar verildiği görüldüğünden, temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi … Bölge Müdürlüğünde sözleşmeli statüde ... olarak görev yapmakta iken, 4046 sayılı Kanun kapsamında 04/01/2010 tarihinde nakle tâbi personel olarak Devlet Personel Başkanlığına bildirilerek, Sağlık Bakanlığı, Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ... olarak atanan davacı tarafından, 4046 sayılı Kanun'un 22. ve 406 sayılı Kanun'un Ek 29. maddesi gereğince fark tazminatı ödemesinde aile ve çocuk yardımı ile asgari geçim indirimi ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye 5473 sayılı Kanun'la eklenen Ek 3. madde uyarınca, Yüksek Planlama Kurulu kararı ile düzenlenen ek ödemenin güncel tutarıyla birlikte dikkate alınması ve güncel ek ödemenin fark tazminatından düşülmesi uygulamasına son verilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 22. maddesinin beşinci fıkrasında, "Bu madde hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen sözleşmeli personel ile iş kanunlarına tâbi personele, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları sözleşme ücreti, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ikramiye, bankacılık tazminatı, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum veya kuruluştaki kadro veya pozisyonlara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dâhil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir.” hükmü öngörülmüştür.
406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 29. maddesinin birinci fıkrasında, "Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen aslî ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22/01/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tâbi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamu görevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır. Bu personel belirtilen süre içinde Türk Telekomda çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakil için Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğer malî ve özlük hakları, Türk Telekom tarafından karşılanır. Bu fıkrada belirtilen süre içinde, nakle tâbi personelden, Türk Telekom tarafından hizmetine ihtiyaç duyulmayanlar, tespit edildikleri tarihten; kendi isteği ile nakil talep edenler ise talep tarihinden itibaren, en geç doksan (yüzseksen günlük aylıksız izin süresi aşılmamak kaydıyla ve 15 Ocak 2006 tarihindeki üçüncü fıkraya göre hesaplanan ücretleriyle) gün içinde, Türk Telekom tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir ve bunların aylıksız izinleri bu tarih itibarıyla sona erer. Hizmetine ihtiyaç duyulmayan personelin tespiti ve kendi isteği ile nakil talebinde bulunma süresi, hisse devir tarihinden itibaren yüzelli günü aşamaz." ; üçüncü fıkrasında ise, "Birinci fıkra kapsamına giren personelden, sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel statüsünde çalışanlar hakkında, 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrası hükümlerinin uygulanmasında, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki unvanları esas alınarak, Yönetim Kurulunca 15/04/2004 tarihi itibarıyla bu unvana göre belirlenmiş olan ücret ve diğer mali haklarına, bu tarihten Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde kamu görevlilerine yapılacak artış oran ve/veya miktarları uygulanmak suretiyle bulunacak tutar dikkate alınır." kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 22. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen sözleşmeli personel ile iş kanunlarına tâbi personele, nakil yapılmak üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirildiği tarihte yapılan ödemelerin toplam net tutarının, nakledildiği kurum veya kuruluştaki kadro veya pozisyonlara ilişkin olarak yapılan toplam net tutardan fazla olması halinde, aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın, fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenecektir. Nakle tabi personelin önceki kurumunda ve atandığı kurumda aldığı net tutarın hangi ödeme kalemlerini içerdiği, diğer bir ifadeyle, ne şekilde hesaplanacağı hususu aynı fıkrada belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 29. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, 4046 sayılı Kanun kapsamında nakle tabi tutulan sözleşmeli statüde ve kapsam dışı personel statüsünde çalışan Türk Telekom personelinin, 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrası hükümlerinin uygulanmasında, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki unvanları esas alınarak, Yönetim Kurulunca 15/04/2004 tarihi itibarıyla bu unvana göre belirlenmiş olan ücret ve diğer mali haklarına, bu tarihten Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde kamu görevlilerine yapılacak artış oran ve/veya miktarları uygulanmak suretiyle bulunacak tutarın dikkate alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında, Danıştay Onbirinci Dairesinin 21/11/2017 tarih ve E:2017/943, K:2017/6130 sayılı bozma kararında açıkça vurgulandığı üzere, 04/01/2010 tarihinde Devlet Personel Başkanlığına nakle tâbi personel olarak bildirilen ve sonrasında kuruma yerleştirilen davacının, davalı idarede aile ve çocuk yardımı ile asgari geçim indiriminden yararlandığı, fark tazminatı hesabında anılan kalemlerin dikkate alınamayacağı; ancak, 5473 sayılı Kanun'a dayanılarak getirilen ve 5793 sayılı Kanun ile güncellenen ek ödemenin, 2010 yılına ilişkin tutarından yararlanması gerektiği; fark tazminatı hesabında, davacının Devlet Personel Başkanlığına bildirildiği tarihteki net ücretin, sözü edilen ek ödeme dahil edilmeksizin 1.955,48-TL olarak davalı idareye bildirildiği ve davalı idare tarafından bu net ücretin sabit değer olarak esas alınarak işlem tesis edildiği anlaşıldığından, bu tutara söz konusu ek ödeme tutarı eklenerek bulunacak tutar sabit değer alınmak suretiyle davacının fark tazminatının hesaplanması gerektiği; buna göre, alacağı ücret ile atandığı kurumda emsaline ödenen ücret arasındaki fark kapanıncaya kadar söz konusu ek ödemenin fark tazminatı hesabında dikkate alınarak ödeneceği (fark tazminatı miktarınca döner sermaye miktarının düşülerek, şayet varsa fark tazminatını aşan döner sermaye farkıyla birlikte ödeneceği); farkın kapanmış olması halinde ise, davacıya fark tazminatı ödenmeyeceği ve emsali personelin aldığı ücrete tâbi olacağı açıktır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince uyuşmazlığın, yukarıda belirtilen çerçevede değerlendirilmek suretiyle çözümlenmesi gerekirken, ara kararı gereğince dosyaya sunulan bilirkişi raporunda 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nda yer alan hükümler dikkate alınmaksızın yapılan değerlendirmeler esas alınarak, eksik inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle varılan sonuçta hukuki isabet görülmemiştir.
Kararın, yoksun kalınan parasal haklar yönünden hüküm kurulmamasına ilişkin kısmına gelince;
İdare hukukunun yerleşik içtihatlarından olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda, idare mahkemeleri davacının istemi ile bağlı olduğundan, bu istemi daraltacak veyahut genişletecek biçimde karar verilebilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinde, 5473 sayılı Kanun uyarınca verilen ek ödemenin güncel tutarının ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların başvuru tarihinden 60 gün öncesinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre, İdare Mahkemesince, dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak bir hüküm kurulması gerekirken, davacının talebi daraltılmak suretiyle yoksun kalınan parasal hakların ödenmesi istemi yönünden hüküm kurulmamasında hukuka uygunluk bulunmamıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 04/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.