T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/1835
Karar No : 2023/4256
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Genel Müdürlüğü / …
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; oğulları …'nın 06/07/2018 tarihinde Ankara ili, Keçiören ilçesi, … Göletinde boğularak hayatını kaybettiğinden bahisle olayda idarelerin kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık müteveffanın annesi …için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 355.782,00 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi, babası … için 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 253.770,00 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın zarar tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; uyuşmazlık konusu olayda, … Göleti'nin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün sorumluluk alanında bulunduğu ve idare tarafından yeterli denetim ve gözetim görevinin yapılmadığı, kanalın çevresinde, kanala girilmesini engelleyici şekilde gerekli ve yeterli önlemlerin alınmadığı, her ne kadar levha bulunduğu belirtilmişse de levha konulmasının idarenin tamamen sorumluluğunu ortadan kaldırdığı anlamı taşımadığı, dolayısıyla idarece yürütülen kamu hizmetlerinin kusurlu işletildiği, meydana gelen olaya bağlı doğan zararda davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varıldığı, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan raporda, …'nın 355.782,00 TL, …'nın ise 253.770,00 TL zararının oluştuğunun belirtildiği ve davacıların dava konusu olay nedeniyle manevi zarara uğradıklarının açık olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin kabulüne, … için 355.782,00 TL, … için 253.770,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, anne … ve baba …'ya ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 25/02/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :Davacılar tarafından; temyize konu kararın manevi tazminat, harçlar ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu, harç hesabının yanlış yapıldığı, vekalet ücreti hesaplanırken her bir maddi tazminat için ayrı, her bir manevi tazminat için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedildiği ileri sürülmektedir. Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından; dava konusu olayda idarelerinin kusurunun bulunmadığı, Keçiören Belediyesinin kusurunun bulunduğu, bilirkişi raporunun hatalı olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, artırılan kısım için alacağın zamanaşımına uğradığı, miktar artırımı ile artırılan kısma miktar artırım tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, harçtan muaf oldukları ileri sürülmektedir. Keçiören Belediye Başkanlığı tarafından; temyize konu kararda idarelerinin sorumluluğu konusunda hiçbir yasal gerekçe ve dayanak belirtilmemiş olmasına rağmen hüküm kısmında idarelerinin de sorumlu görülerek hüküm tesis edildiği, dava konusu olayın meydana gelmesinde idarelerinin sorumluluğu bulunmadığı, gerek ebeveynlerinin gerekse müteveffanın kusur durumu belirlenerek zarar miktarından indirim yapılması, miktar artırımı ile artırılan kısma miktar artırım tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca; Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacıların oğulları olan 15 yaşındaki …'nın 06/07/2018 tarihinde yüzmek için Ankara ili, Keçiören ilçesinde bulunan …Göletine girmesi sonucu boğularak hayatını kaybettiği, davacılar tarafından, 25/02/2019 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan başvuruya 11/03/2019 tarihinde cevap verildiği, ancak taleplerinin kabulü ya da reddi yönünde bir karar verilmediği, sadece fotoğrafların gönderildiği, davalı idarelerin olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir.
Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararında, dava konusu olayın meydana geldiği …Göleti'nin davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün sorumluluk alanında bulunduğu, idare tarafından yeterli denetim ve gözetim görevinin yapılmadığı, kanalın çevresinde, kanala girilmesini engelleyici şekilde gerekli ve yeterli önlemlerin alınmadığı, meydana gelen olaya bağlı doğan zararda davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle maddi ve manevi tazminata hükmedilerek davalı idarelerce davacılara ödenmesine karar verilmiş ise de; dosyada dava konusu olaya ilişkin savcılıkça başlatılan soruşturmaya dair bilgi ve belge bulunmadığı, olayın meydana geldiği gölete ilişkin yeterli bilgi olmadığı görüldüğünden ilgili savcılıkça yapılan soruşturmaya dair bilgi ve belgelerin istenmesi, olayın meydana geldiği göletin büyüklüğünün, dosyadaki fotoğraflarda yer alan "Suya Girmek Tehlikeli ve Yasaktır" "Gölete Girmek Tehlikeli ve Yasaktır" uyarı levhaları ile boğulma olayının meydana geldiği yer arasındaki mesafenin, göletin yerleşim yerlerine olan mesafesinin, aynı yerde dava konusu olaydan 4 yıl önce 10/07/2014 tarihinde meydana gelen boğulma olayı sonrasında idarelerce herhangi bir önlem alınıp alınmadığının araştırılması ve davalı Keçiören Belediye Başkanlığının da hangi nedenlerle sorumluluğunun bulunduğunun gerekçesiyle birlikte açıklanması gerekmektedir.
Ayrıca, dava konusu olayda reşit olmayan çocuklarını bakım ve gözetim sorumluluğu bulunan davacıların müterafik kusurlarının bulunup bulunmadığının, davacıların müteveffanın okur yazar olmadığı iddiasının da araştırılarak olaya etkisinin olup olmadığının da tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; Mahkemece davalı idarelerin dava konusu olayda kusurlarının bulunup bulunmadığının tespit edilebilmesi için gerekli görülmesi halinde keşif de yapılarak yukarıda belirtilen hususlar araştırılmak suretiyle yeniden karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davalı Keçiören Belediye Başkanlığına iadesine,
4.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/07/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dava konusu uyuşmazlık, davacıların 15 yaşında olan oğulları …'nın 06/07/2018 tarihinde yüzmek için girdiği gölette boğularak hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu olayın meydana geldiği göletin önceleri tarım arazilerinin sulanması amacıyla kullanıldığı, sonradan bu fonksiyonunu yitirdiği, piknik veya yüzme amaçlı kullanılabilecek bir niteliğinin bulunmadığı, gölet etrafında davalı idareler tarafından konulan "Suya Girmek Tehlikeli ve Yasaktır" "Gölete Girmek Tehlikeli ve Yasaktır" şeklindeki uyarı levhaların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, göletin niteliği, idareler tarafından uyarı levhalarının konulduğu, davacılar yakınının gölette yüzmenin tehlikesini anlayabilecek yaşta olduğu dikkate alındığında dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı idarelere atfedilecek bir kusur bulunmadığı, dava konusu olay ile idarelerin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı dolayısıyla idarelerin meydana gelen zararı tazmin yükümlülüğü olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla temyize konu kararın bozulmasına yönelik Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.
(XX)-KARŞI OY :
Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı usul ve yasaya uygun olup, onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.