T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/1866
Karar No : 2023/3328
DAVACI : … A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurumu
DAVANIN KONUSU : … tarih ve … sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (Kurul) kararının 1. maddesi, 3. maddesinin (b) bendi ve 5. maddesinin, Log kayıtlarının işletmeciler tarafından tutulmasına ilişkin düzenleme yapan "e-Devlet Kapısı-Özel İşletmeler Abonelik İçeren Hizmetler Entegrasyonu Web Servis Tasarım Dokümanı"nın “2.2.2. KisiselSorgulamaGType Sınıfı” başlıklı kısmında yer alan tablonun “tcKimlikNo” ve “islemYapanTur” parametre adlı sütunları ile … tarih ve … sayılı davacı şirket tarafından yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idarî davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idarî işlemin yazılı bildirim tarihinin, tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın gösterileceği, dava dilekçelerinin ve bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı; 14. maddesinin 3. fıkrasında, dava dilekçelerinin, görev ve yetki, idarî merci tecavüzü, ehliyet, idarî davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ise, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddedileceği kurala bağlanmıştır.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idarî işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
Öte yandan, düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davalarında, idarî işlemin unsurları açısından hukuka aykırılık bulunduğu iddiasıyla düzenleyici işlemin tamamının iptali istenebileceği gibi, düzenleyici işlemin belirli maddelerinin/ibarelerinin iptalinin istenebilmesi de mümkündür. Ancak, her durumda iptali istenen kısımların açıkça belirtilmesi ve bu kısımların davacının menfaatini nasıl etkilediğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Dava dilekçesinin "AÇIKLAMALAR" başlıklı 3 nolu bölümü incelendiğinde, "Ancak, Kurul kararında düzenlenmemesine rağmen web servis dokümanı ile işletmecilere kendi sistemlerinde olmayan ve doğrulanamayan varis ve yetkili kişi verilerine ilişkin loglama yükümlülüğü getirilmesi hukuka uygun değildir. Nitekim, bu durum açıkça normlar hiyerarşisine, hukukî güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. Hâl bu olmakla birlikte, loglama işleminin işletmecilerde yapılmasının doğru bir yaklaşım olmadığı, bu sürecin e-Devlet nezdinde yürütülmesi gerektiği aşağıdaki örnekten de açıkça görüleceği üzere, izahtan varestedir.
Süreç örneği:
- A kişisi tüzel kişi adına işlem yapan kişi yani yetkili,
- B kişisi ise müvekkil şirket abonesi olan tüzel kişi yani adına işlem yapılan kişi.
Bu süreçte;
1) E-devlet A kişisinin (yetkili); B kişisi (abone tüzel kişi) adına işlem yapma yetkisine sahip olup olmadığını ilgili kurumlardan kontrol eder.
2) E-devlet yeni yapılması talep edilen servis aracılığı ile “A kişisi (yetkili), adına işlem yapma yetkisine sahip olduğu B kişisinin (abone tüzel kişi) borç / alacak bilgilerini talep etmektedir" taleplerini yapar.
Buna göre,
> A ve B kişileri arasındaki yasal ilişki müvekkil şirketin de içinde bulunduğu Türk Telekom grubu tarafından bilinmemekte ve bu ilişki herhangi bir şekilde müvekkil şirket tarafından doğrulanamamaktadır. Herhangi bir şekilde doğrulanamayan ve tarafı olunmayan bu yasal ilişkiye ait verilerin/logların da Türk Telekom grubunun sistemlerinde tutulmasının geçmişe dönük işlem takibinde risk yaratacağı ve İşletmecilere ciddi operasyonel yük getireceği değerlendirilmektedir.
> A kişisinin borç alacak sorgulamaya esas abonelik işlemi özelinde Türk Telekom grubu ile herhangi bir abonelik sözleşmesi bulunmamaktadır. Kişisel verilerin korunması düzenlemeleri kapsamında A kişisi açısından müvekkil şirketin veri sorumlusu olmadığı dikkate alındığında önemli bir veri olan TCKN bilgisinin müvekkil şirket sistemlerinde tutulması ve güvenliğinin sağlanmasının kişisel verilere uyum açısından riskli olacaktır.
> A kişisi tarafından B kişisi için yapılan herhangi bir sorgulama aynı anda tüm operatörlere gönderileceği için bu işlemlere ait logların e-devlet üzerinde değil farklı kurumlara ait sistemlerde (borç alacak sorgulama süreçlerine entegre olan herhangi bir işletmecide) tutulmasının beklenmesi işlem takibinin pratikte imkânsız bir noktaya gitmesine sebep olabilir. Buna göre adına işlem yapan A kişisi bilgilerinin X işletmecisinin loglarında olup Y işletmecisinin loglarında olmaması ya da İşletmecilerin loglarında olup içeriğin (zaman farkı, işlem farkı vb) değişkenlik göstermesi, yeknesak olmaması gibi durumlar gündeme gelebilecektir.
Bu noktada ayrıca belirtmek gerekir ki normal şartlarda kamuya açık olmayan bu tarz yasal ilişkilerin (yetkili/tüzel kişi ya da varis/muris) süreçle doğrudan ilişkili olmayan sistem ya da kurumlar ile paylaşılması muhtemel güvenlik ataklarının önünün açılmasına sebep olabilecektir. Özellikle ilişki analizi/sosyal mühendislik saldırılarında kişi - akrabalık ağaçları /ilişkileri yoğunlukla kullanıldığı bilinmektedir.
Bu çerçevede, loglama işleminin e-Devlet nezdinde yürütülmesi gerektiği, işletmecilerce yapılmasının uygun olmadığı açıktır.
Anlatılanlar ışığında, web servis dokümanında normlar hiyerarşisine, hukuki güvenlik ve belirlilik gibi birçok ilkeye aykırı olarak dayanağı Kurul kararında düzenlenmeyen bir hususun işletmecilere yükümlülük olarak getirilmesi hukuka aykırıdır." iddialarına yer verildiği, bu iddialar kapsamında dava dilekçesinin "KONU" ile "SONUÇ VE İSTEM" kısmında ise, "e-Devlet Kapısı-Özel İşletmeler Abonelik İçeren Hizmetler Entegrasyonu Web Servis Tasarım Dokümanı"nın “2.2.2. KisiselSorgulamaGType Sınıfı” başlıklı kısmında yer alan tablonun “tcKimlikNo” ve “islemYapanTur” parametre adlı sütunlarının iptalinin istenildiği, bununla birlikte yukarıda yer verilen iddialar doğrultusunda "e-Devlet Kapısı-Özel İşletmeler Abonelik İçeren Hizmetler Entegrasyonu Web Servis Tasarım Dokümanı"nın “2.2.2. KisiselSorgulamaGType Sınıfı” başlıklı kısmında yer alan tabloda tüzel kişilere yönelik olarak "adinaIslemYapilanTuzelKisiBilgileri" kısmında yer alan "islemYapanYetkiTur" kısmının iptalinin istenilip istenilmediği anlaşılamamıştır.
Bu itibarla, davacının "e-Devlet Kapısı-Özel İşletmeler Abonelik İçeren Hizmetler Entegrasyonu Web Servis Tasarım Dokümanı"nın iptalini istediği kısımlar yönünden tereddüt oluştuğundan, "e-Devlet Kapısı-Özel İşletmeler Abonelik İçeren Hizmetler Entegrasyonu Web Servis Tasarım Dokümanı"nın hangi maddelerinin hangi gerekçeyle iptalinin istendiğinin tereddüde yer verilmeyecek şekilde açıkça ortaya konulması; söz konusu tasarım dokümanının “2.2.2. KisiselSorgulamaGType Sınıfı” başlıklı kısmında yer alan tabloda tüzel kişilere yönelik kısımların da iptalinin istenilip istenilmediğinin dava konusu edilip edilmediğinin açıkça belirtilerek, dava konusu tüm işlemlerin dava dilekçesinin "Konu", "Açıklamalar" ile "Sonuç ve İstem" bölümlerinde bütünlük arz edecek şekilde ayrı ayrı açıklanması suretiyle açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-d maddesi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenerek noksanları tamamlandıktan sonra dilekçe ret kararını veren yargı yeri sıfatıyla Danıştay'da yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DİLEKÇENİN REDDİNE,
2. Aynı Kanun'un 15/5. maddesi hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede aynı yanlışlık yapıldığı takdirde davanın reddedileceğinin davacıya tebliğine,
3. Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına,
4. Davanın yenilenmemesi durumunda kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcı ile posta gideri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 22/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.