T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1885
Karar No : 2023/1653
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Kooperatifi
VEKİLİ : Av. İsmail Turan
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-…
2-… Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 15/03/2023 tarih ve E:2021/3997, K:2023/1184 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Özelleştirme kapsam ve programında bulunan İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Tepecik Mahallesi, 2861 numaralı parselde kayıtlı bulunan taşınmazın 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun uyarınca satış yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen ihalenin iptaline ilişkin 09/07/2021 tarih ve 4243 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 15/03/2023 tarih ve E:2021/3997, K:2023/1184 sayılı kararıyla;
4046 sayılı Kanun'a göre, Kanun'da "kuruluş" olarak sayılan genel ve katma bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının, Kurul'ca, belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmesi yoluna gidilebileceği, genel bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmeti ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının mülkiyet devri suretiyle özelleştirilmesinin mümkün olduğu, Özelleştirme Yüksek Kurulunun (Cumhurbaşkanı'nın) yapılan ihaleler sonucunda ihale komisyonunca verilen nihaî kararları onaylama yetkisini haiz olduğu, ihale şartnamesi uyarınca ihale komisyonu kararlarının Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasından sonra kesinleşeceğinin anlaşıldığı,
Özelleştirme ihalelerinde, Cumhurbaşkanı'nın ihale komisyonunca verilen nihaî kararları onaylama/onaylamama konusunda takdir yetkisine sahip olduğu, ancak bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı, bu yetki kullanılırken hukuken geçerli seçenekler arasından tercihte bulunulması ve işlemin yapılıp yapılmaması noktasında makûl ve meşru sebepler dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğinin açık olduğu,
Cumhurbaşkanı'na ihaleyi onaylama ya da onaylamayarak iptal etme konusunda tanınan yetki, ihale işlemlerinin sırf mevzuata uygunluğunu denetlemeye yönelik olmayıp, aynı zamanda ihale konusu işin özelliklerinin, benzer işlere ilişkin diğer ihalelerin sonuçlarının ve ihalede oluşan fiyatın piyasa şartlarına uygun olup olmadığı konusunda Cumhurbaşkanı'nın, yerindelik denetimi yaparak idare menfaatini koruması amacıyla düzenlendiği,
Hem hukuka uygunluk ve hem de yerindelik denetimi yapılarak bu konuda alınan idarî kararın yargısal denetiminin de özellik gösterdiği, başka bir anlatımla, 4046 sayılı Kanun'da ihale komisyonu kararlarını onaylama zorunluluğu getirilmemesi nedeniyle, idareye tanınan yetkinin onaylamama yönünde kullanılması hâlinde, bu yetkinin kamu yararına kullanıldığının ispatı bakımından, hukuken kesin delil niteliği taşıyan belgelere dayanılması gibi bir zorunluluk bulunmadığı, dolayısıyla, ihale iptali işleminin idarî davaya konu edilmesi hâlinde, gerek davalı idarenin yapacağı açıklamalar ve sunduğu belgeler, gerek re'sen yapılacak araştırma sonucunda elde edilen bulguların işlemde kamu yararına aykırılık bulunmadığını ortaya koyar nitelikte ise işlemde, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği,
İhale komisyonu kararlarının Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması aşamasında, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerektiği açık olup, bu yetki kullanılırken hukuken geçerli seçenekler arasından tercihte bulunulması ve ihalenin yapılıp yapılmaması noktasında makûl ve meşru sebeplerin dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, ihale işlemleri bakımından takdir yetkisinin denetiminde temel ihale ilkelerinin gözetilmesi ve hukukî güvenirlik, idari istikrar gibi ilkelerin de dikkate alınması gerektiği,
Bir kamu malının satılmasından mümkün olduğunca yüksek gelir elde edilmesi kamunun yararına olacağından, değer tespit komisyonunca belirlenen bedelin aşılmış olduğu durumlarda dâhi, söz konusu taşınmazın daha yüksek bir fiyata satılabileceğinin anlaşılması ve kamu yararı dışında subjektif nedenlerle hareket edildiğinin davacı tarafından ortaya konulamaması hâlinde, takdir yetkisinin ihalenin iptal edilmesi yolunda kullanılmasının hukuka aykırı olmayacağı,
Dava konusu Cumhurbaşkanı kararıyla, ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, yeterince rekabetin oluşmadığı ve değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı hususları gözetilerek takdir yetkisinin ihalenin iptali yönünde kullanıldığı, ihaleye 3 isteklinin katıldığı, bunlardan sadece davacı tarafından Değer Tespit Komisyonunca belirlenen değerin üzerinde teklif verildiği, ihalenin sonuçlandırılmasına ilişkin ihale komisyonu kararının 21/06/2019 tarihinde alındığı, dolayısıyla ihalede gerekli rekabetin sağlanamadığı, ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu ve güncel tarih itibarıyla değer tespitinin düşük kaldığı, Cumhurbaşkanınca takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif ve keyfi amaçlar doğrultusunda kullanıldığına ilişkin olarak herhangi bir bilgi ve belge de bulunmadığı hususları dikkate alındığında, ihalenin iptaline ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ihalenin daha önce de takdir yetkisi kullanıldığı belirtilerek iptal edilmesi üzerine açılan davada dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, söz konusu yargı kararı gereği gibi uygulanmayarak başka gerekçelerle tekrar ihalenin iptal edildiği, bu durumun Anayasa ve 2577 sayılı Kanuna aykırılık teşkil ettiği ileri sürülerek, Daire Karanının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idarelerden Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, Cumhurbaşkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesince temyize konu 15/03/2023 tarih ve E:2021/3997, K:2023/1184 sayılı kararının ONANMASINA,
3.14/09/2023 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak, karar verildi.
KARŞI OY
X- Dosyanın incelenmesinden, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Maliye Hazinesi adına kayıtlı İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Tepecik Köyü, 2861 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen gerçekleştirilen ihale sonucunda 28/02/2018 tarih ve 03 sayılı ihale komisyonu kararı ile taşınmazın en yüksek teklifi veren davacıya satılmasına karar verildiği, ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla anılan ihale komisyonu kararı onaylanmayarak ihalenin iptal edildiği, ikinci kez gerçekleştirilen ihaleye üç teklif verildiği, tüm teklif sahiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen nihaî pazarlık görüşmesinde alınan nihaî teklifler sonucunda en yüksek teklifin davacı tarafından verildiği, 21/06/2019 tarih ve 03 sayılı ihale komisyonu kararıyla taşınmazın ihale şartnamesi çerçevesinde davacıya satılmasına karar verilerek bu hususun 4046 sayılı Kanun'un 3. ve Geçici 29. maddeleri gereğince Cumhurbaşkanı'nın onayına sunulduğu, 12/05/2020 tarih ve 2518 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla söz konusu ihale komisyonu kararının onaylanmamasına ve ihalenin iptaline karar verildiği, davacı tarafından ihalenin iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinin E:2020/2439 sayılı dosyasına kayden açılan davada verilen 22/02/2021 tarihli kararla, "... Dairemizin 24/09/2020 ve 30/12/2020 tarihli ara kararları uyarınca davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Tepecik Köyü, 2861 parseldeki 138.050,00 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen gerçekleştirilen ilk ihalede en yüksek teklifin davacı tarafından verildiği ve taşınmazın davacıya satışına ilişkin ihale komisyonu kararının Kurul kararıyla onaylanmayarak ihalenin iptal edilmesine karar verildiği, aynı taşınmazın satışı için ikinci defa gerçekleştirilen dava konusu ihaleye davacının da aralarında bulunduğu üç isteklinin katılarak fiyat teklifi sunduğu, tüm teklif sahiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen nihaî pazarlık görüşmesi sonucunda en yüksek teklifi veren davacının teklif ettiği bedelin referans değerin üzerinde olduğu, buna karşın yaklaşık on bir ay sonra alınan Cumhurbaşkanı kararıyla ihalenin onaylanmayarak iptal edilmesine karar verildiği, ihalenin iptal edilmesine ilişkin sebebin yalnızca idarenin takdir yetkisi olarak gösterildiği ve dava konusu işlemin tesis edilmesine ilişkin herhangi bir somut gerekçe veya geçerli hukukî sebebin de davalı idareler tarafından ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Tepecik Köyü, 2861 parseldeki 138.050,00 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın satış ihalesinin iptaline ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır." gerekçesiyle söz konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütmenin durdurulması kararının uygulanmasına ilişkin olarak işlemlere devam edilebilmesi amacıyla … tarih ve … sayılı ihale komisyonu kararının Cumhurbaşkanlığı Makamının onayına sunulması üzerine, 09/07/2021 tarih ve 4243 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, "... … tarih ve … sayılı kararın; ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, yeterince rekabetin oluşmadığı ve değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı hususları dikkate alınarak onaylanmamasına ve ihalenin iptal edilmesine ..." karar verildiği ve anılan Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Danıştay Onüçüncü Dairesinin E:2020/2439 sayılı dosyasına kayden açılan davada verilen 22/02/2021 tarihli kararın gerekçesi incelendiğinde, ihalenin iptal edilmesine ilişkin sebebin yalnızca idarenin takdir yetkisi olarak gösterilmesinin ve dava konusu işlemin tesis edilmesine ilişkin herhangi bir somut gerekçe veya geçerli hukukî sebebin de davalı idareler tarafından ortaya konulamamasının yürütmenin durdurulması kararına dayanak teşkil ettiği anlaşıldığından, söz konusu yargı kararının uygulanması aşamasında 12/05/2020 tarih ve 2518 sayılı Cumhurbaşkanı kararının tesis edildiği tarih itibarıyla mevcut olan hukuki ve fiili durum dikkate alınmak ve takdir yetkisinin ihalenin iptali yönünde kullanılmasına yönelik somut gerekçe veya geçerli hukuki sebeplerin gösterilmek suretiyle ihalenin tekrar iptaline karar verilebileceği açıktır.
Bununla birlikte, bakılan davanın konusu olan 09/07/2021 tarih ve 4243 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, "... 21/06/2019 tarih ve 3 sayılı kararın; ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, yeterince rekabetin oluşmadığı ve değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı hususları dikkate alınarak onaylanmamasına ve ihalenin iptal edilmesine ..." karar verildiği dikkate alındığında, ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu ve değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı yönündeki tespitin, 12/05/2020 tarih ve 2518 sayılı Cumhurbaşkanı kararının tesis edildiği tarihten sonra ortaya çıkan fiili ve hukuki durumu kapsadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin gerekçesinin Danıştay Onüçüncü Dairesinin E:2020/2439 sayılı dosyasına kayden açılan davada verilen 22/02/2021 tarihli kararında belirtilen esaslara uygun düşmediği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin sebep öğesi yönünden hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Mahkemelerin bağımsızlığı" başlıklı 138. maddesinin 4. fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." kurallarına yer verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu olayda, davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Maliye Hazinesi adına kayıtlı İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, … Köyü, … parselde kayıtlı bulunan taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen gerçekleştirilen ihale sonucunda … tarih ve … sayılı İhale Komisyonu kararı ile taşınmazın en yüksek teklifi veren davacıya satılmasına karar verilmiş, ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla anılan İhale Komisyonu kararının onaylanmayarak ihalenin iptal edilmesine karar verilmiş, ikinci kez gerçekleştirilen ihalede en yüksek teklif davacı tarafından verilmiş, … tarih ve … sayılı İhale Komisyonu kararıyla taşınmazın davacıya satılmasına karar verilerek İhale Komisyonu kararı Cumhurbaşkanı'nın onayına sunulmuş, 12/05/2020 tarih ve 2518 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla söz konusu ihale komisyonu kararının onaylanmamasına ve ihalenin iptaline karar verilmiştir.
Anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 22/02/2021 tarih ve E:2020/2439 sayılı kararıyla "... Dairemizin 24/09/2020 ve 30/12/2020 tarihli ara kararları uyarınca davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, … Köyü, … parseldeki 138.050,00 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen gerçekleştirilen ilk ihalede en yüksek teklifin davacı tarafından verildiği ve taşınmazın davacıya satışına ilişkin ihale komisyonu kararının Kurul kararıyla onaylanmayarak ihalenin iptal edilmesine karar verildiği, aynı taşınmazın satışı için ikinci defa gerçekleştirilen dava konusu ihaleye davacının da aralarında bulunduğu üç isteklinin katılarak fiyat teklifi sunduğu, tüm teklif sahiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen nihaî pazarlık görüşmesi sonucunda en yüksek teklifi veren davacının teklif ettiği bedelin referans değerin üzerinde olduğu, buna karşın yaklaşık on bir ay sonra alınan Cumhurbaşkanı kararıyla ihalenin onaylanmayarak iptal edilmesine karar verildiği, ihalenin iptal edilmesine ilişkin sebebin yalnızca idarenin takdir yetkisi olarak gösterildiği ve dava konusu işlemin tesis edilmesine ilişkin herhangi bir somut gerekçe veya geçerli hukukî sebebin de davalı idareler tarafından ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, … Köyü, … parseldeki 138.050,00 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın satış ihalesinin iptaline ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır." gerekçesiyle söz konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütmenin durdurulması kararının uygulanmasına ilişkin olarak işlemlere devam edilebilmesi amacıyla … tarih ve … sayılı İhale Komisyonu kararı Cumhurbaşkanlığı Makamının onayına sunulmuş, 09/07/2021 tarih ve 4243 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla "... … tarih ve … sayılı kararın; ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, yeterince rekabetin oluşmadığı ve değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı hususları dikkate alınarak onaylanmamasına ve ihalenin iptal edilmesine, ..." karar verilmesi üzerine anılan Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 2020/2439 esasına kayıtlı dosyada idarenin takdir yetkisini, İhale Komisyonu kararının onaylanmaması yönünde kullanmasının somut gerekçesinin (ihale bedelinin düşük olması, ihaleye katılımın yetersiz olması vb. sebeplerin bulunup bulunmadığının) bildirilmesi hususunun davalı idarelerden sorulduğu, verilen cevapta herhangi bir somut gerekçe veya hukukî sebebin ortaya konulamadığı sonucuna varılarak dava konusu ihalenin iptaline ilişkin işlemin E:2020/2439 sayılı dosyada, 16/11/2021 tarih ve K:2021/3868 sayılı kararla iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz isteminin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/04/2022 tarih ve E:2022/962, K:2022/1388 sayılı kararıyla reddedilerek, iptal kararının onandığı, devam eden süreçte anılan kararın uygulanmasına ilişkin olarak işlemlere devam edilebilmesi amacıyla … tarih ve … sayılı İhale Komisyonu kararının Cumhurbaşkanlığı Makamının onayına sunulduğu, ancak bu kez ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, yeterince rekabetin oluşmadığı ve değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı gerekçeleriyle ihalenin yeniden iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Anayasa'nın 138. maddesinin 4. fıkrası ile 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen, idarelerin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğu kapsamında yargı kararına uyulmadığı dikkate alındığında, yargı kararının gerekçesi doğrultusunda işlem tesis edilmemek suretiyle Anayasa'ya açıkça aykırı olarak tesis edilen ihalenin yeniden iptaline karar verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka uygunluk bulunmadığından Daire kararının bozulması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX- Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin ikinci fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır.
Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir.
Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge'ye ekli 1 sayılı Cetvelin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur.
Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ekli 1 sayılı Listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkca aykırıdır.
Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa'nın 47. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelge'ye ekli 1 sayılı Listenin üçüncü numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 03/02/2021 tarihli işlemin 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez.
Bu itibarla, 03/02/2021 tarih ve 3500 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir.
Kaldı ki, geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görümekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemde yetki yönünde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Mahkemelerin bağımsızlığı" başlıklı 138. maddesinin 4. fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 1. Fıkrasında ise, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." kurallarına yer verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu olayda, davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Maliye Hazinesi adına kayıtlı İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Tepecik Köyü, 2861 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen gerçekleştirilen ihale sonucunda … tarih ve … sayılı İhale Komisyonu kararı ile taşınmazın en yüksek teklifi veren davacıya satılmasına karar verilmiş, ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla anılan İhale Komisyonu kararının onaylanmayarak ihalenin iptal edilmesine karar verilmiş, ikinci kez gerçekleştirilen ihalede en yüksek teklif davacı tarafından verilmiş, … tarih ve … sayılı İhale Komisyonu kararıyla taşınmazın davacıya satılmasına karar verilerek İhale Komisyonu kararı Cumhurbaşkanı'nın onayına sunulmuş, 12/05/2020 tarih ve 2518 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla söz konusu ihale komisyonu kararının onaylanmamasına ve ihalenin iptaline karar verilmiştir.
Anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 22/02/2021 tarih ve E:2020/2439 sayılı kararıyla "... Dairemizin 24/09/2020 ve 30/12/2020 tarihli ara kararları uyarınca davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Tepecik Köyü, 2861 parseldeki 138.050,00 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın satış yöntemi ile özelleştirilmesini teminen gerçekleştirilen ilk ihalede en yüksek teklifin davacı tarafından verildiği ve taşınmazın davacıya satışına ilişkin ihale komisyonu kararının Kurul kararıyla onaylanmayarak ihalenin iptal edilmesine karar verildiği, aynı taşınmazın satışı için ikinci defa gerçekleştirilen dava konusu ihaleye davacının da aralarında bulunduğu üç isteklinin katılarak fiyat teklifi sunduğu, tüm teklif sahiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen nihaî pazarlık görüşmesi sonucunda en yüksek teklifi veren davacının teklif ettiği bedelin referans değerin üzerinde olduğu, buna karşın yaklaşık on bir ay sonra alınan Cumhurbaşkanı kararıyla ihalenin onaylanmayarak iptal edilmesine karar verildiği, ihalenin iptal edilmesine ilişkin sebebin yalnızca idarenin takdir yetkisi olarak gösterildiği ve dava konusu işlemin tesis edilmesine ilişkin herhangi bir somut gerekçe veya geçerli hukukî sebebin de davalı idareler tarafından ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Tepecik Köyü, 2861 parseldeki 138.050,00 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın satış ihalesinin iptaline ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır." gerekçesiyle söz konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütmenin durdurulması kararının uygulanmasına ilişkin olarak işlemlere devam edilebilmesi amacıyla … tarih ve … sayılı İhale Komisyonu kararı Cumhurbaşkanlığı Makamının onayına sunulmuş, 09/07/2021 tarih ve 4243 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla "... 21/06/2019 tarih ve 3 sayılı kararın; ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, yeterince rekabetin oluşmadığı ve değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı hususları dikkate alınarak onaylanmamasına ve ihalenin iptal edilmesine, ..." karar verilmesi üzerine anılan Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 2020/2439 esasına kayıtlı dosyada idarenin takdir yetkisinin, İhale Komisyonu kararının onaylanmaması yönünde kullanmasının somut gerekçesinin (ihale bedelinin düşük olması, ihaleye katılımın yetersiz olması vb. sebeplerin bulunup bulunmadığının) bildirilmesi hususunun davalı idarelerden sorulduğu, verilen cevapta herhangi bir somut gerekçe veya hukukî sebebin ortaya konulamadığı sonucuna varılarak dava konusu ihalenin iptaline ilişkin işlemin E:2020/2439 esas sayılı dosyada, 16/11/2021 tarih ve K:2021/3868 sayılı kararla iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz isteminin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/04/2022 tarih ve E:2022/962, K:2022/1388 sayılı kararıyla reddedilerek, iptal kararının onandığı, devam eden süreçte anılan kararın uygulanmasına ilişkin olarak işlemlere devam edilebilmesi amacıyla 21/06/2019 tarih ve 3 sayılı İhale Komisyonu kararının Cumhurbaşkanlığı Makamının onayına sunulduğu, ancak bu kez ihalenin yapıldığı tarihin eski olduğu, yeterince rekabetin oluşmadığı ve değer tespitinin güncel tarih itibarıyla çok düşük kaldığı gerekçeleriyle ihalenin yeniden iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Anayasa'nın 138. maddesinin 4. fıkrası ile 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen, idarelerin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğu kapsamında yargı kararına uyulmadığı dikkate alındığında, yargı kararının gerekçesi doğrultusunda işlem tesis edilmemek suretiyle Anayasa'ya açıkça aykırı olarak tesis edilen ihalenin yeniden iptaline karar verilmesine ilişkin dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü, temyize konu kararın bozulması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.