T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/210
Karar No : 2023/1490
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ: Huk. Hiz. Gen. Müd. V. …
2- … Valiliği
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2016/1351, K:2021/5872 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, süresi dolan silahlı özel güvenlik belgesinin yenilenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Bingöl Valiliğinin … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 17/07/2012 tarih ve Bakanlık Genelge No:2012/42, Emniyet Genel Müdürlüğü Genelge No:2012/71 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Birleştirilmiş Genelgesi'nin 7.1.2 maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2016/1351, K:2021/5872 sayılı kararıyla;
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un (dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle) 10/(d), 11 ve 12/1; Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 24/2; 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 13 ve Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in (dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle) 16. maddesi ile dava konusu 17/07/2012 tarih ve Bakanlık Genelge No:2012/42, Emniyet Genel Müdürlüğü Genelge No:2012/71 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Birleştirilmiş Genelgesi'nin 7.1.2. maddesinde yer alan düzenleme aktarıldıktan sonra,
Dava konusu düzenleyici işlem yönünden;
Dava konusu düzenleme ile haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilen silahlı özel güvenlik görevlisi olacaklar için yapılacak olan uygulamanın belirlendiği,
Düzenleme ile 91/1779 karar sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 16. maddesi kapsamında bir suçtan yargılanarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilenlerin, belirlenecek olan denetim süresi tamamlanıncaya kadar silahlı özel güvenlik görevlisi olamayacağı, bu süre zarfında talepleri olması halinde silahsız özel güvenlik görevlisi olabilecekleri, denetimli serbestlik süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi veya denetimli serbestlik tedbirine uygun davranması halinde denetim süresinin bitiminde silahlı çalışma izni verilebileceğinin kurala bağlandığı,
Silah taşıma yetkisi verilecek özel güvenlik görevlilerinin, 6136 sayılı Kanun'da ve bu Kanun'un uygulanmasına ilişkin Yönetmelik'te, silah taşıma ruhsatı verilebilmesi için aranılan koşulları taşımaları gerektiğinde kuşku ve duraksama bulunmadığı,
Dolayısıyla, 6136 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesi kapsamında herhangi bir kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunanlara hiçbir zaman; anılan madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılanması devam edenlere ise, yargı kararı kesinleşinceye kadar silah taşıma ruhsatı verilemeyeceğinden; bu kişilere, belirtilen sürelerde silahlı özel güvenlik görevlisi çalışma izni de verilemeyeceği,
Bu bağlamda, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 16. maddesinde, "Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılaması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemleri, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur." kuralı yer aldığından, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olanlar bakımından yargılamanın sonlanmış bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiği,
Bilindiği gibi, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmeden önce sanığın sabit bulunan eylemine uygun bir ceza belirlendiği ve mahkûmiyet hükmü kurulduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sanık hakkında kurulan bu mahkûmiyet hükmünün koşullu olarak, sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmadığı,
Bu koşulun ise; denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hali olduğu, bu halde, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmayan kişinin “hükümlü” sayılmadığı, ancak denetim süresince “sanık” sıfatının devam ettiği, koşullar yerine getirildiği takdirde ise, mahkemece geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verildiği,
Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/07/2009 tarih ve E:2009/163, K:2009/202 sayılı kararında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi hakkında, "Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır." nitelemesinin yapıldığı,
Sonuç olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla kamu davası sonuçlanmadığından, denetim süresi boyunca sanık sıfatı taşıyan kişi hakkındaki yargılamanın da sonlandığının kabulüne olanak bulunmadığı,
Bu durumda, anılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığı,
Dava konusu bireysel işlem yönünden;
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında Ceza Mahkemesince 6136 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince 1 yıl, 15 gün hapis ve 740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden, 5 yıllık denetim süresi tamamlanıncaya kadar silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartı verilmesinin mümkün olmadığından bahisle davacının silahlı özel güvenlik kartının yenilenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddedildiği ve davacıya silahsız özel güvenlik kartı düzenlendiği,
Buna göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının niteliği gereği, davacı hakkındaki adli yargılamanın sonuçlandığından söz edilmesine hukuki olanak bulunmadığı, denetim süresince davacının “sanık” sıfatının devam etmekte olduğu, koşulları yerine getirdiği takdirde ise, Mahkemece geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceği anlaşıldığından, dava konusu bireysel işlemde de hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olmasının karara konu suçu işlediği sonucunu doğurmayacağından masumiyet karinesinin ihlal edildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yanlış ve hatalı değerlendirildiği, kanunla getirilmeyen yasağın genelge ile getirilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idarelerden Bingöl Valiliği tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, diğer davalı idare İçişleri Bakanlığı tarafından süresinde savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 29/11/2021 tarih ve E:2016/1351, K:2021/5872 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 19/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.