T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/228
Karar No : 2023/5209
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Çatalca İlçesi, … Mevkii, …, … nolu pafta, İR:… numaralı sahada yapılan "Kuvars Kumu Maden Ocağı ve Yıkama-Eleme Tesisi" projesi ile ilgili verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Kapsam Dışı" kararına konu çalışma alanının 787,11 ha olduğu, ancak sonradan verilen … tarih ve E-… sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararında çalışma alanının 12,64 ha olarak sınırlandırıldığı, dolayısıyla … tarih ve … sayılı "ÇED Kapsam Dışı" kararının geçerliliğinin tespiti ile birlikte … tarih ve E-… sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının düzeltilmesi isteğiyle yapılan 17/12/2021 tarihli başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; davacı tarafından, proje tanıtım dosyasında ruhsat tarihinin sehven 1990 sonrası olduğu belirtilerek, 11/07/2017 tarihinde düzenlenen "ÇED Gerekli Değildir" yönünde tesis olunan Çevresel Etki Değerlendirme Belgesinin düzeltilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işlemin 28/09/2022 tarihinde davacı tarafından tebellüğ edilmesi üzerine, anılan işlem aleyhine yukarıda anılan mevzuat hükümleri kapsamında en son 28/10/2022 (Cuma) tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre aşılarak 09/11/2022 tarihinde açılan davada, davacının dava dilekçesindeki beyanıyla da sabit olduğu üzere süre aşımı bulunduğundan, davanın esasını inceleme olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçeyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idareye yapılan başvurunun çevresel etki değerlendirmesine ilişkin bir başvuru niteliğinde olmadığından, başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin de çevresel etki değerlendirmesi sonucu tesis edilmiş bir işlem olmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin, "İvedi Yargılama Usulü" başlıklı 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, kaldı ki uyuşmazlık 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi kapsamında değerlendirilecek olsa dahi, hak arama özgürlüğü bakımından Anayasanın 40. maddesi uyarınca işleme karşı başvurulabilecek kanun yolu ve merci ile süresinin gösterilmesi gerektiği halde, dava konusu işlemin içeriğinde gösterilmediğinden, genel dava açma süresine göre süresinde açılan davanın esasının incelenmesi, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesi kararında açıklanan maddi ve hukuki sebepler karşısında, mevzuata uygun bir şekilde tesis edilen işlemin iptalini ve temyize konu kararın bozulmasını gerektiren bir yönün bulunmadığı belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından yapılan başvuru, … tarih ve E-… sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının düzeltilmesini veya geri alınmasını gerektirecek nitelikte 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi kapsamında bir başvuru olup, aynı madde uyarınca 11. madde hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşıldığından, … tarih ve E-… sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının davacı adına tesis edildiği dikkate alındığında, hayatın olağan akışı gereği davacının düzeltilmesini veya geri alınmasını istediği "ÇED Gerekli Değildir" kararından yaklaşık dört yıldır haberdar olmamasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, dava açma süresi geçirildikten çok sonra 17/12/2021 tarihinde yapılan başvuruya 21/03/2022 tarihinde verilen cevap üzerine, 09/11/2022 tarihinde açılmış olan davanın süre aşımı nedeniyle esasının inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İlk olarak (dava dışı) … Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti.; İstanbul İli, Çatalca İlçesi, … Mevkii, …, … nolu pafta, İR:… numaralı 787.11 ha'lık sahada 18/01/1990 tarihli işletme ruhsatı ile "Kuvars Kumu Maden Ocağı ve Yıkama-Eleme Tesisi" projesi ile ilgili faaliyet göstermiştir.
Sonrasında işletme ruhsatının (dava dışı) … Yapı ve Maden San. ve Tic. A.Ş.'ye devredilmesi nedeniyle anılan şirket tarafından söz konusu faaliyetin ÇED Yönetmeliği kapsamında değerlendirilmesi isteğiyle davalı idareye başvurulmuş, yapılan inceleme neticesinde, … tarih ve … sayılı işlemle faaliyetin, ÇED Yönetmeliğinin geçici 3. maddesi uyarınca ÇED kapsamı dışında olduğuna karar verilmiştir.
Söz konusu işletme ruhsatının son olarak davacıya devredilmesi üzerine, davacı, işletme ruhsatından kaynaklı işletme hakkını 05/09/2016 tarihinde rödovans sözleşmesi ile … Madencilik Nakliyat Petrol San. Tic. Ltd. Şti.'ye devretmiş ve bu ruhsat kapsamında proje tanıtım dosyası hazırlama ve başvurma dahil olmak üzere gerekli izin ve onaylar için anılan şirkete vekaletname verilmiştir.
(Davacı tarafından iddia edildiğine göre, söz konusu vekaletnamedeki yetkiye istinaden … Madencilik Nakliyat Petrol San. Tic. Ltd. Şti. tarafından gerekli olmamasına rağmen yapılan başvuru üzerine) Davacı adına; İstanbul İli, Çatalca İlçesi, … Mevkii, …, … nolu pafta, İR:… numaralı sahanın 12,64 ha'lık kısmında "Kum Ocağı ve Eleme Yıkama Tesisi" projesi ile ilgili olarak davalı idare tarafından … tarih ve E-… sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Rödovans sözleşmesinin 01/11/2019 tarihinde sona ermesi nedeniyle (davacı tarafından ifade edildiğine göre) söz konusu işletme sahasının davacıya iade edilmesi üzerine, davacı tarafından aynı sahada yeni bir maden ocağı açılması planlanmış, ancak davalı idare tarafından ÇED Yönetmeliği kapsamında yükümlülüklerinin yerine getirilmesi istenilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından 17/12/2021 tarihinde yapılan başvuru ile; "Kuvars Kumu Maden Ocağı ve Yıkama-Eleme Tesisi" projesi ile ilgili verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Kapsam Dışı" kararına konu çalışma alanının 787,11 ha olduğu, ancak sonradan verilen … tarih ve E-… sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararında çalışma alanının 12,64 ha olarak sınırlandırıldığı, dolayısıyla … tarih ve … sayılı "ÇED Kapsam Dışı" kararının geçerliliğinin tespiti ile birlikte … tarih ve E-… sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının düzeltilmesi istenilmiştir.
Söz konusu 17/12/2021 tarihli başvuru, davalı idare tarafından … tarih ve … sayılı işlemle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi öngörülmüş, bu ek fıkranın gerekçesinde ise; "Bireylerin yargı ya da idarî makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmaktadır. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir." açıklaması yapılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde; "1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, ...Tarihi izleyen günden başlar. ..." hükmüne, "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde; "1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı,isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmüne, "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde ise; "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne, "İvedi yargılama usûlü" başlıklı 20/A maddesinde; " 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: ... e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar. ... 2. İvedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. ..." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; idari işlemlerin nitelikleri gereği genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, hak arama hürriyetinin gereği olarak Anayasanın 40. maddesi uyarınca idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamakta olup, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği açıktır.
Nitekim Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla; idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” yönünde birleştirilmesine karar verilmiştir.
Olayda; davacı tarafından "Kuvars Kumu Maden Ocağı ve Yıkama-Eleme Tesisi" projesi ile ilgili verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Kapsam Dışı" kararına konu çalışma alanının 787,11 ha olduğu, ancak sonradan verilen … tarih ve E-… sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararında çalışma alanının 12,64 ha olarak sınırlandırıldığı, dolayısıyla … tarih ve … sayılı "ÇED Kapsam Dışı" kararının geçerliliğinin tespiti ile birlikte … tarih ve E-… sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının düzeltilmesi isteğiyle yapılan başvuru dikkate alındığında, uyuşmazlığın çözümü, gelinen aşamada yapılmak istenilen projenin, ÇED Yönetmeliğine tabi olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasına bağlı olduğu sonucuna varıldığından, söz konusu başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlem, 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olmakla birlikte, özü itibarıyla 787,11 ha çalışma alanını kapsayacak şekilde verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Kapsam Dışı" kararının geçerliliğinin tespiti amacıyla yapılan bu başvurunun, aynı Kanunun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte, 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi kapsamında olduğu anlaşılan dava konusu işleme karşı tebliği izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde dava açılması gerekli ise de, dava konusu işlemde Anayasanın 40. maddesi uyarınca özel dava açma süresinin gösterilmediği dikkate alındığında, yukarıda belirtilen Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı gereği genel dava açma süresinin uygulanması gerekmekte olup, dava konusu işlemin davacı tarafından 28/09/2022 tarihinde tebellüğ edildiği, davanın ise 60 günlük genel dava açma süresi içinde 09/11/2022 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, işbu davanın esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 25/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.