T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/2284
Karar No : 2023/4382
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DİĞER DAVALI : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının hissedar olduğu, Mersin İli, Yenişehir İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın imar planında "Belediye Hizmet Alanı" olarak işlevlendirilerek tasarruf hakkının kısıtlandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 20.000,00-TL (ıslah ile 411.725,30-TL) tazminat bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda;
dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek, dava konusu taşınmazın bir kısmının fiilen yol olarak kullanıldığının sabit olduğu, bir bütün olan taşınmazın tamamı açısından fiili el atmanın varlığı kabul edilerek değerlendirmenin bu şekilde yapılması gerektiği, dolayısıyla fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelik açılan bu davanın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olduğu gerekçesiyle görev bakımından davanın reddine, yargılama giderleri yönünden ise; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331.maddesinin 2. bendi uyarınca şimdilik bağlayıcı hüküm kurulmasına yer olmadığına; adli yargı yerinde dava yenilenmediği takdirde, davacı tarafından karşılanan 3.741,50-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 5.500,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, davaya adli yargı yerinde devam edilmesi halinde ise; (vekalet ücreti dahil) tüm yargılama giderleri hakkında hüküm kurmaya adli mahkeme görevli hale geleceğinden 3. maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki hükümlerin geçerli olmayacağına, karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Görevsiz yargı mercii tarafından davanın esasına ilişkin haklılık durumu belirlenmeden yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ve ayrıca görevsizlik kararı üzerine vekalet ücretinin şarta bağlanmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının hissedar olduğu, Mersin İli, Yenişehir İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın imar planında "Belediye Hizmet Alanı" olarak işlevlendirilerek tasarruf hakkının kısıtlandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 20.000,00-TL (ıslah ile 411.725,30-TL) tazminat bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda, hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde "Yargı yolunun caiz olması", (c) bendinde ise "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında sayılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, "Yargılama Giderlerinin Kapsamı" başlıklı 323. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmış; "Yargılama Giderlerinden Sorumluluk
" başlıklı 326. maddesinin 1. fıkrasında "Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
" hükmüne, 2. fıkrasında ise; "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıklar, hukuki nitelikleri gereği oluşturdukları bütünlüğe, tabi oldukları yargılama usulüne ve görevli mahkemeye göre çeşitlere ayrılırlar. Buna göre; anayasa yargısı, idari yargı, adli yargı ve uyuşmazlık yargısı ana yargı yollarıdır. Keza bunların kendi içindeki alt ayırımları olan genel idari yargı, askeri idari yargı, genel ceza yargısı, askeri ceza yargısı ve medeni yargı da birer yargı yoludur.
Davalar tabi oldukları yargı yoluna göre, kanunla belli edilen görevli mahkemede açılır. Davanın yanlış yargı yerinde açılması halinde, davanın açıldığı mahkeme, yargı yolunun caiz olmaması (dava şartının bulunmaması) sebebiyle davayı reddeder. (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2010, s. 765) Aynı şekilde sonradan yapılan kanun değişikliği nedeniyle de bakılmakta olan bir davada yargı yolu değişebilir, bu durumda kanun değişikliğine kadar, davaya bakmış olan mahkemesince yargı yolunun değişmiş olması nedeniyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekir. Zira, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için müktesep bir hak doğmayacağı, bu nedenle yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Mahkemelerce böyle durumlarla karşılaşıldığında verilen ve işin esasına yönelik olmayan görevsizlik kararlarında, dava dosyaları doğrudan görevli yargı yerine gönderilmemekte, bir anlamda diğer yargı yolunda davaya devam edip etmeyeceği hususu davacının iradesine bırakılmaktadır. Mahkemelerin bu durumlarda vermiş oldukları görevsizlik kararının kaynağı, yargı yolunun farklı olmasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun 114. maddesinde "yargı yolunun caiz olması" ve "Mahkemelerin görevli olması" durumları ayrı ayrı dava şartı olarak düzenlenmiştir. Yargı yolunda, birbirinden ayrı hukuk disiplinleri kastedilirken (Örneğin; adli yargı, idari yargı), mahkemelerin görevli olması ya da görevsizlikte ise, aynı yargı yoluna tabi fakat farklı görevli mahkemeler arasındaki ayırım kastedilmektedir. (Örneğin; idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri, idari yargı yolu içinde farklı görevli mahkemelerdir veya asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri, adli yargı yolu içinde farklı görevli mahkemelerdir.) Yargı yolu farklılığı nedeniyle davanın reddine karar verildiği hallerde dosya mahkemesince kendiliğinden görevli yargı yoluna gönderilemezken, görevsizlik nedeniyle verilen kararlarda, mahkemesince dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilebilir.
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek, dava konusu taşınmazın bir kısmının fiilen yol olarak kullanıldığının sabit olduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ... tarihli, E:... , K:... sayılı kararı doğrultusunda, bir bütün olan taşınmazın tamamı açısından fiili el atmanın varlığı kabul edilerek değerlendirmenin bu şekilde yapıldığı ve fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelik davanın ise özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olacağı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği, bu kararın esasa ilişkin bir karar olmadığı; verilen hükmün dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğu yönünde bir tespit içermediği görülmektedir. Burada yargı yolunun farklı olması nedeniyle verilen görev yönünden ret kararı söz konusu olmasına rağmen, İdare Mahkemesince, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde düzenlenen bir görevsizlik hali varmış gibi değerlendirme yapılarak, aynı Kanunun 331. maddesinin 2. bendine atıf yapılsa da, 6100 sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının burada uygulama alanı bulunmamaktadır, zira burada söz konusu olan, yargı yolunun farklı olmasından kaynaklanan bir görev yönünden ret kararıdır. Bu nedenle, Mahkeme hükmünde yer verildiği gibi adli yargıda dava açılmış olması veya açılmamış olması durumlarına göre şartlı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yukarıda verilen 323. maddesinin 1.fıkrasının (ğ) bendi ve 326.maddesinin 1. fıkrasında, kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında ise; davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması halinde, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince, tarafların haklılık durumu dikkate alınarak yargılama giderlerinin takdir edilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin davanın yenilenmesine ya da davaya devam edilmesine göre takdir edilmesine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 03/05/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.