T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/229
Karar No : 2023/6984
DAVACI: …
VEKİLLERİ:
1- Av. …
2- Av. …
DAVALI: … Genel Müdürlüğü / ANKARA
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacının Türkiye’ye giriş yaptığı sırada pasaportuna el konulmasına ilişkin işlemin dayanağı olan Emniyet Genel Müdürlüğünün 22/08/2016 tarih ve 124420 sayılı Genelgesi’nin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI: Davacı vekili tarafından, müvekkilinin yurt dışında ikamet ettiği, Türkiye'ye geldiği sırada Atatürk Havalimanında pasaport kontrolü noktasına müracaat ettiğinde, pasaportunun iptal edildiği belirtilerek 23/03/2017 tarihinde tebliğ tebellüğ tutanağı düzenlenerek pasaportuna el konulduğu, herhangi bir suç örgütü ile ilişkisi olmayan müvekkili hakkında tesis edilen işlemin dayanağı olan Genelge'nin hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi kapsamında, 30/01/2017 tarihinde davacının eşinin pasaportunun iptal edildiği, ayrıca 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 10. maddesi ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesine, ilgili pasaport birimlerine isimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportların da iptal edileceğine yönelik hüküm eklendiği, bu nedenle, davacının pasaportunun da iptal edilerek sisteme "şüpheli eşi" şerh kaydı konulduğu belirtilerek Genelge'nin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Tesis edildiği tarihte dayanağı Kanun Hükmünde Kararname'ye uygun olmayan Genelge'nin ilgili kısım yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Davacının Türkiye’ye giriş yaptığı sırada pasaportuna el konulmasına ilişkin işlemin dayanağı olan Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 22.8.2016 tarihli ve 124420 sayılı Genelgesinin iptali istenilmektedir.
5632 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22. maddesinin, 15.8.2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 23. maddesiyle eklenen birinci fıkrasında, “Yurt dışına çıkmaları, Mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığı’nca tespit edilenlere ve terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen yurt dışındaki her türlü eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları ile vakıf, dernek veya şirketlerin kurucu ve yöneticisi olduğu veya bu yerlerde çalıştığı İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmez.” hükmüne yer verilmiş ve 5632 sayılı Kanun’un 22. maddesine 674 sayılı KHK ile eklenen bu ibare, 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle aynen kabul edilmiştir.
Öte yandan, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde, “Milli Güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenler, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirilir. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaport iptal edilir.” düzenlemesi yer almış, 1.9.2016 tarihli ve 673 sayılı KHK’nin “Değiştirilen Hükümler” başlıklı 10. maddesinin 2. bendi ile 667 sayılı KHK’nin 5. maddesine “Birinci fıkraya göre ilgili pasaport birimine isimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportlar da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde aynı tarihte İçişleri Bakanlığı’nca iptal edilir.” kuralı eklenmiştir.
Dosyanın incelendiği tarihteki mevcut belge ve bilgilerden; yurt dışında ikamet eden davacının pasaportunun, Almanya’dan Türkiye’ye giriş yaptığı sırada 5632 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca Ankara Pasaport Şubesi tarafından iptal edildiğinin tespiti üzerine umuma mahsus pasaportuna el konulması nedeniyle bu işlemin dayanağı olan Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 22.8.2016 tarihli ve 124420 sayılı Genelgesinin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının umuma mahsus pasaportuna, eşi İlhan Bayazıt’a ait pasaportun 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi kapsamında davalı idare tarafından iptal edilerek sisteme şerh düşüldüğü için el konulduğu görülmektedir.
22.8.2016 tarihli dava konusu Genelgenin, 667 sayılı KHK’nin 5. maddesi kapsamında iptal edilen pasaportlara yönelik olarak yapılacak işlemleri düzenlediği, FETÖ/PDY terör örgütü şüphelisi/eşi olanların da hamili oldukları pasaportların el konulacağının belirtildiği, ancak Genelgenin yayınlandığı 22.8.2016 tarihi itibariyle dayanağı olan 667 sayılı KHK’nin 5. maddesinin; Milli Güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenleri kapsadığı ve bu kapsamdaki FETÖ/PDY terör örgütü şüphelilerine ait pasaportların iptal edileceğini içerdiği, FETÖ/PDY terör örgütü şüphelisi/eşi olanların da pasaportlarının iptaline ilişkin bir hükme yer verilmediği, şüpheli eşlerine ait pasaportların genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde iptal edilebileceği hususunun ise 1.9.2016 tarihli ve 673 sayılı KHK’nin “Değiştirilen Hükümler” başlıklı 10. maddesinin 2. bendi ile 667 sayılı KHK’nin 5. maddesine eklenen ibare ile getirildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, 22.8.2016 tarihli Genelgenin yayınlandığı tarih itibariyle dayanağı olan 667 sayılı KHK hükümlerinde FETÖ/PDY terör örgütü şüphelisinin eşlerine ait pasaportlara da el konulacağına yönelik bir düzenleme bulunmadığı ve pasaport birimine isimleri bildirilen şüpheli kişilerin eşlerine ait pasaportların da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde iptal edilebileceği yolundaki düzenlemenin 673 sayılı KHK’nin yayımlandığı 1.9.2016 tarihinde getirildiği dikkate alınarak dava konusu Genelgenin dayanağı üst hukuk normuna aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendi ve dosyadaki belgeler incelendi. Dairemizin 21/06/2023 tarihli ara kararına davalı idarece cevap verildiği görüldü.
Dava konusu Genelge, olağanüstü hâlin geçerli olduğu dönemde ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi çerçevesinde davacı hakkında uygulandığından, Genelge'nin iptali istemi, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye göre davacının hukuki konumu göz önüne alınarak ve bununla (davacının hukuki statüsü ile olağanüstü hâl dönemi ile) sınırlı olarak incelendi, gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
Yurt dışında ikamet eden davacının pasaportunun, Almanya’dan Türkiye’ye giriş yaptığı sırada 5632 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca Ankara Pasaport Şubesi tarafından iptal edildiğinin tespiti üzerine, umuma mahsus pasaportuna el konulması nedeniyle bu işlemin dayanağı olan Emniyet Genel Müdürlüğünün 22/08/2016 tarih ve 124420 sayılı Genelgesi’nin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Temel Haklar ve Ödevler" Başlıklı İkinci Kısmının "Kişinin Hakları ve Ödevleri
" başlıklı İkinci Bölümünde yer alan "V. Yerleşme ve seyahat hürriyeti" başlıklı 23. maddesinde,
"Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.
" hükmü;
"IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında,
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir." hükmü;
Dava konusu Genelgenin tesis edildiği tarih itibarıyla (21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yapılan değişiklik öncesinde) yürürlükte bulunan haliyle,
"2. Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilanı" başlıklı 120. maddesinde,
"Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir." hükmü;
"3. Olağanüstü hallerle ilgili düzenleme" başlıklı 121. maddesinde,
"Anayasanın 119 ve 120 nci maddeleri uyarınca olağanüstü hal ilanına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmi Gazetede yayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. ...
...
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir." hükmü;
"E. Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verme" başlıklı 91. maddesinde,
"Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez." hükmü yer almıştır.
Yukarıda aktarılan Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulu'nun 20/07/2016 tarih ve 498 sayılı kararı ile Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik 15/07/2016 tarihli darbe girişimi üzerine kamu düzeni ve güvenliği açısından hükümete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nun 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı kararı ile ülke genelinde olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan karar 21/07/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan OHAL ilanının ardından, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin,
"Yürütülen soruşturmalarda alınacak tedbirler" başlıklı 5. maddesinde,
"(1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenler, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirilir. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir.
01/09/2016 tarih ve 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 10. maddesi ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir:
"(2) Birinci fıkraya göre ilgili pasaport birimine isimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportlar da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde aynı tarihte İçişleri Bakanlığınca iptal edilebilir."
29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen düzenlemeler de dahil olacak şekilde kanunlaştırılmıştır.
Dava Konusu Genelge'nin İncelenmesi:
Dava konusu Genelge'nin tesis edildiği tarihteki hâliyle Anayasa'nın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Ancak, bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Emniyet Genel Müdürlüğünün dava konusu 22/08/2016 tarih ve 124420 sayılı Genelgesi ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinin 1. fıkrasına atıf yapılarak, Valiliklerce, pasaport hamillerinin ülkemizden yurt dışına çıkış yapmak istemelerine binaen, ibraz etmiş oldukları pasaportlarının iptal edildiğinin tespit edilmesi ve Pasaport Müracaat Sistemi "Açıklamalar" bölümünde "FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ ŞÜPHELİSİ/EŞİ" ibaresinin görülmesi durumunda pasaportlarına el konulması; Dış Temsilciliklerce, vatandaşlarımızın hamili oldukları pasaportlarına "FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ ŞÜPHELİSİ/EŞİ" kaydı olması nedeniyle "iptal-iptal" veri girişinin yapılması veya sistemde "iptal-iptal" veri girişinin görülmesi hâlinde, pasaportlar üzerinde geçerli/geçersiz vize ikamet ve çalışma izni dahi olsa pasaportuna el konulması yönünde işlem tesis edilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Öncelikle, her ne kadar Anayasanın 23. maddesinde, seyahat hürriyetinin, vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin, yalnızca suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabileceği hükme bağlanmış ise de; söz konusu hükmün olağan dönemlere yönelik genel kural içerdiği, Anayasanın 15. ve 91. maddeleri uyarınca olağanüstü dönemlerde çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler ile seyahat hürriyeti de dahil olmak üzere kişi hakları ve ödevlerinin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği gibi bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler de alınabileceği açıktır. Bu itibarla, 667 ve 673 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri ile seyahat özgürlüğüne yönelik olarak getirilen kısıtlamaların, davalı idarece, kendi görev alanına ilişkin kısmının uygulanmasını göstermek amacıyla Genelge düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin kanunlaşmış hâli olan 6749 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasına yönelik iptal istemini de içeren dava sonucunda Anayasa Mahkemesince verilen 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararda, anılan fıkranın olağanüstü dönemler bakımından hukuka uygun bulunduğu açıkça belirtilmiştir.
Bununla birlikte, 22/08/2016 tarihli dava konusu Genelge, 23/07/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinin 1. fıkrasına dayandırılmıştır. Anılan madde uyarınca milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenlerin, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirileceği, bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportların iptal edileceği kuralı getirilmiştir.
01/09/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesine eklenen ikinci fıkra ile ise, birinci fıkraya göre ilgili pasaport birimine isimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportların da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde aynı tarihte İçişleri Bakanlığınca iptal edilebileceği kural altına alınmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının eşi hakkında soruşturma yürütüldüğünden bahisle davacının pasaportu da iptal edilmiştir. Bu işleme gerekçe olarak dava konusu Genelge gösterilmiş ise de, dava konusu Genelge'nin tesis edildiği tarihte, pasaport iptali bakımından hakkında soruşturma olan kişilerin eşlerine yönelik bir düzenleme bulunmadığı, bu yöndeki düzenlemenin 01/09/2016 tarihinde getirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, tesis edildiği tarihte Genelge'nin eşlere yönelik kısmında dayanağı Kanun Hükmünde Kararname hükmüne ve Anayasaya uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, 6749 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasına yönelik iptal istemini de içeren dava sonucunda Anayasa Mahkemesi'nin 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararı ile anılan fıkranın -olağan dönemler bakımından- iptaline karar verilmiş olup, kararın ilgili kısmında,
"...
72. Dava konusu kural içeriği itibarıyla olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmasına rağmen olağanüstü hâl süresini aşacak biçimde uygulanmaya imkân vermektedir. Başka bir ifadeyle kural olağanüstü hâl süresiyle sınırlı bir düzenleme öngörmemektedir. Bu durumda kurala ilişkin incelemenin sınırlamaya konu hakkın düzenlendiği Anayasa maddesi başta olmak üzere Anayasa’nın ilgili hükümleri bağlamında yapılması gerekir.
...
75. Anayasa’nın 23. maddesinin beşinci fıkrasında vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararıyla sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu kural ise belirli koşullardaki kişilerin haklarında bir suç nedeniyle yapılan soruşturma ya da kovuşturma olmaksızın ve hâkim kararı aranmaksızın pasaportlarının bakanlıkça iptaline karar verilebilmesine imkân sağlamaktadır. Bu nedenle kural, Anayasa’nın yerleşme ve seyahat özgürlüğüne tanıdığı güvencelerle bağdaşmamaktadır.
76. Öte yandan kural olağanüstü dönemde de uygulama alanı bulmuştur. Olağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklere Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınmasına Anayasa belirli koşullarda cevaz vermiştir. Bu nedenle kuralın olağan dönemde seyahat özgürlüğüne aykırı olduğu yönünde yapılan tespit, kuralın olağanüstü dönemle sınırlı uygulamasını kapsamamaktadır.
77. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 23. maddesine aykırıdır. İptali gerekir. ..." gerekçesine yer verilmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Emniyet Genel Müdürlüğünün 22/08/2016 tarih ve 124420 sayılı Genelgesi’nin "şüphelilerin eşleri" bakımından İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın ve kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.