T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/2435
Karar No : 2023/5421
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :
1- ...
...
299- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) :... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Enerji ve Maden Ticaret A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Bartın İli, Amasra İlçesi, ... Köyü mevkiinde ... Enerji ve Maden Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Lavvar Tesisi" projesi ile ilgili olarak "ÇED gerekli değildir" kararı verilmesine ilişkin Bartın Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler, dosyadaki bilgi ve belgeler, proje tanıtım dosyası ve keşif mahallinde yapılan gözlem ve tespitler birlikte değerlendirilerek, Proje Tanıtım Dosyasının Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında belirtilmiş esaslara göre hazırlandığı ve dosyanın hazırlanması hususunda Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecine uygun hareket edildiği, Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu, projenin çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da zararın çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alındığı, yeterli verilere istinaden düzenlenen Proje Tanıtım Dosyasına göre verilen dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında Çevre Kanununa ile ilgili Yönetmeliğine ve dolayısıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu alanda halihazırda entegre projenin var olduğu ve uyuşmazlığa konu "Lavvar Tesisi" projesinin anılan entegre projenin parçası olduğu ve bu projenin de ÇED sürecine tabi olduğu, kaldı ki Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporundaki muhalif bilirkişilerin de ÇED sürecinin işletilmesi gerektiği hususunda değerlendirmede bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
1- Davalı idare tarafından, Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Müdahil tarafından, Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Bartın İli, Amasra İlçesi, ... Köyü mevkiinde ... Enerji ve Maden Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Lavvar Tesisi" projesi ile ilgili olarak "ÇED gerekli değildir" kararı verilmesine ilişkin Bartın Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar "iptal davası" olarak tanımlanmış olup, 14. maddesinde; dava dilekçelerinin ehliyet yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde ise; bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Tarafların Kişilik veya Niteliğinde Değişiklik" başlıklı 26. maddesinde; "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, idari davalarda feragat istemleri üzerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde; "(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.", 309. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.", 310. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.", 311. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.", 312. maddesinde; (1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir." hükümlerine yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
25.11.2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde; "c) Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları... h) Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını... ifade eder" düzenlemesine, "Entegre projeler" başlıklı 25. maddesinde ise; "Bu Yönetmeliğe tabi birden fazla projeyi kapsayan entegre bir projenin planlanması halinde, Bakanlıkça entegre proje için tek Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası/Proje Tanıtım Dosyası hazırlanması istenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Temyize konu İdare Mahkemesi kararının davacılardan ... , ..., ... ve ... 'e ilişkin kısmı yönünden;
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmünün değerlendirilmesinden, yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır.
İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Aksi halde, kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkı doğar ve bu durum idarenin işleyişini olumsuz etkiler.
Çevreyi ilgilendiren projelerin yapımının planlandığı yörede ikamet etmeyen ya da o yörede taşınmazları bulunmayanların, bu projelere verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle dava açma ehliyetlerinin varlığının kabulü, bu tür idari işlemlerin ve bu işlemler üzerine yatırım planlayanların sürekli olarak dava tehdidi ile karşı karşıya kalmaları sonucunu doğuracağı ve bu durumun da idari istikrar ilkesine aykırı olacağı açıktır.
Uyuşmazlık konusu olayda, anılan davacıların, davanın açıldığı tarih itibarıyla dava konusu proje alanı veya proje etki alanında ikamet etmedikleri gibi, bu alanlarda taşınmazlarının da bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlem ile kişisel, güncel ve meşru bir menfaatlerinin ihlal edildiğinden söz edilemeyeceğinden, bakılan davayı açma ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna varılmış olup, adı geçen davacılar yönünden davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2- Temyize konu İdare Mahkemesi kararının davacılardan ... ve ...'e ilişkin kısmı yönünden;
Olayda; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen nüfus kayıt örneğinden, davacılardan ...'ın 13/02/2018 tarihinde, ...'in ise, 05/11/2022 tarihinde vefat ettiği ve bu suretle taraf ehliyetini yitirdikleri, davanın da yalnızca ölen davacıları ilgilendirdiği ve mirasçılarına intikâl eden bir hak niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, adı geçen davacılar yönünden dava dilekçesinin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
3- Temyize konu İdare Mahkemesi kararının davacılardan ...'a ilişkin kısmı yönünden;
Dosyanın incelenmesinden; davacının, 26/04/2022 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile davadan feragat beyanında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, iptal davalarının objektif niteliği dikkate alındığında, bu davalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin hükümlerinin nasıl yorumlanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Hak arama hürriyeti, dava açma hakkı nasıl evrensel temel hak ve hürriyetlerdense, bu hakkın kullanılması, kullanılmaması veya önce kullanıp sonra vazgeçilmesi de kişinin doğal temel haklarındandır. İptal davaları da tam yargı davaları gibi kişinin üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği nitelikteki haklarındandır.
Buna göre, bu hakkın kullanımı tek taraflı irade beyanı ile yapılıp tamamlandığına, ayrıca mahkemenin veya davalının kabulüne de gerek bulunmadığına göre, feragat beyanından sonra davaya bakmakta olan mahkemece bu beyanın sadece gerçekten feragat anlamında olduğu ve kanunen belirlenen şekilde yapılıp yapılmadığının saptanmasıyla yetinilmesi ve bu saptamadan sonra feragat nedeniyle uyuşmazlığın sona erdiğine ilişkin hüküm kurulması zorunludur.
Nitekim, yukarıda metinlerine yer verilen hükümlerde, feragat ve kabulün karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, hiçbir yoruma ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta ifade edilmiştir.
Öte yandan, iptal davalarının objektif dava türü olması, bir kişinin açtığı iptal davasından feragat etme hakkını ortadan kaldıran bir özellik değildir. Çünkü o işlemden etkilenen herkesin dava açabilmesi mümkün olup, başkalarının açmadığı davalar nedeniyle dava açan kişinin doğal ve yasal bir hakkının yorum yoluyla hukuken elinden alınma olanağı bulunmamaktadır. Aksi halde objektif nitelikteki iptal davası açıldıktan sonra feragat hakkının tanınmaması, mahkemelere adeta kamu savcılığı görevi verilmesi sonucunu doğurur. Oysaki Anayasa'da ve yasalarımızda mahkemelere böyle bir görev verilmemiştir.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurlunun 19.02.2020 günlü, E:2019/3471, K:2020/404 sayılı ve 27.02.2020 günlü, E:209/2396, K:2020/526 sayılı kararları da bu yöndedir.
Bu durumda, davadan feragatin idari yargıda görülen bütün davalarda uygulanabilmesinin mümkün olması, bu hakkın yorum yoluyla kısıtlanma olanağının bulunmaması, davacılardan ...'ın yasal şekle ve esasa uygun olarak davasından feragat etmiş olması karşısında, anılan davacı hakkında 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
4- Temyize konu İdare Mahkemesi kararının diğer davacılara ilişkin kısmına gelince;
Dosyanın incelenmesinden; Bartın İli, Amasra İlçesi, ... Köyü mevkiinde ... Enerji ve Maden Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Lavvar Tesisi" projesi ile ilgili olarak "ÇED gerekli değildir" kararı verilmesine ilişkin Bartın Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; bilirkişi Prof. Dr. ...’un " ... başvuru sahibi firmanın ÇED süreci devam eden ‘Kömür Hazırlama (Lavvar) Tesisleri ve Dolgu Alanı ile Rıhtım’ projesinin çevresel etkilerinin kümülatif etkilerinin değerlendirilmesi, ilgili mevzuat hükümleri ile 15.06.2022 tarihli mahallinde yapılan keşif esnasında elde edilen bilgilere göre; ... Enerji ve Maden Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan ‘LAVVAR TESİSİ’ projesi ile ilgili Ekoloji ve Çevre Biyolojisi açısından ÇED süreci başlatılarak ÇED raporu düzenlenmesi gerektiği ... " bilirkişi Prof.Dr. ... ’ın ise " .. başvuru sahibi firmanın ÇED süreci devam eden ‘Kömür Hazırlama (Lavvar) Tesisleri ve Dolgu Alanı ile Rıhtım’ projesinin çevresel etkilerinin kümülatif etkilerinin değerlendirilmesi, ilgili mevzuat hükümleri ile 15.06.2022 tarihli mahallinde yapılan keşif esnasında elde edilen bilgilere göre; ... Enerji ve Maden Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan ‘LAVVAR TESİSİ’ projesi ile ilgili Ekoloji ve Çevre Biyolojisi açısından ÇED süreci başlatılarak ÇED raporu düzenlenmesi gerektiği, Proje Tanıtım Dosyası (PTD), Bartın Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafında tespit edilen eksikler de giderilerek revize edilmiş, Revize edilen ve http://eced.cbs.gov.tr (e-ÇED yazılım portalı) web adresine yüklenerek ÇED Yönetmeliği’nin 15. Maddesinin (a) bendi uyarınca incelenen ve değerlendirilen Revize Proje Tanıtım Dosyasında (Revize PTD) gerek çevresel, gerekse bilimsel alanlarda hata, eksik ve yetersizlikler bulunduğu, uyuşmazlığa konu "Lavvar Tesisi Projesi" ve "Kömür Hazırlama (Lavvar) Tesisleri ve Dolgu Alanı ile Rıhtım Entegre Projesi"nin entegre proje niteliğinde olduğu..." tespitlerine yer verildiği;
Adı geçen bilirkişilerin bahsettiği entegre proje hakkında e-ÇED portalı üzerinden yapılan incelemede; müdahil şirket tarafından ÇED süreci başlatılan "Kömür Hazırlama (Lavvar) Tesisleri ve Dolgu Alanı ile Rıhtım Entegre Projesi" nin ÇED sürecinin devam ettiği, son şekli verilen ÇED raporunun mevcut olduğu, nihai ÇED raporunun alınmadığı, anılan ÇED raporunun "PROJENİN TEKNİK OLMAYAN ÖZETİ" kısmında; "... Enerji ve Maden Ticaret A.Ş. tarafından, ... Bartın İli, Amasra ve Merkez İlçesi, ... Köyü ve ... Köyü sınırları içerisinde, Entegre bir Proje planlanmaktadır. Entegre Projeye ait bileşenler aşağıda sıralanmıştır.
1- Dolgu Alanı, Dalgakıran ve Rıhtım ile Hizmet Binaları,
2- İki Adet Lavvar Tesisi (200 ton/saat kapasiteli 1 adet ünite ve 500 ton/saat kapasiteli 1 adet üniteden oluşan ) yer alacaktır.
Projeye, iki adet lavvar tesisi, iki adet lavvarlanmış kömür stok sahası, iki adet atık depolama sahası ve kazı fazlası depolama alanı ile devam edilmektedir. İşbu ÇED süreci devam ederken ... A.Ş. tarafından aynı ruhsat alanı içinde 200 ton/saat kapasiteli bir adet Lavvar Tesisi, Lavvarlanmış Kömür Stok Alanı, pasa-şist depolama alanı ve bitkisel toprak depolama alanı için Bartın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ... tarafından ... ÇED Gerekli Değildir kararı verilmiştir.
Bu durumda Entegre Proje, ... Ruhsat numaralı yıllık 3.596.560 ton kapasiteli kömür ocağı, iki adet lavvar tesisi, kazı fazlası malzeme depolama alanı ve iki adet atık depolama alanı ile rıhtım ve dolgu alanını kapsamaktadır. İşbu ÇED Raporu, Entegre Proje bileşenleri ile ... ÇED Gerekli Değildir kararı verilen tesislerin kümülatif etki değerlendirmesini kapsamaktadır." ifadelerine yer verilmiştir.
Bu durumda; "Lavvar Tesisi Projesi" ve "Kömür Hazırlama (Lavvar) Tesisleri ve Dolgu Alanı ile Rıhtım Entegre Projesi"nin entegre proje niteliğinde olduğu, dolayısıyla bu projelerin çevresel etkilerinin kümülatif olarak ve aynı ÇED sürecinde değerlendirilmesi gerekirken, entegre bir projenin tüm etkilerinin bir bütün olarak en başta değerlendirilmesi ve alınacak tedbirlerin de ona göre belirlenmesi olanağının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verecek şekilde, projenin parçalara ayrıldığı dikkate alındığında, "Lavvar Tesisi Projesi" hakkında Kömür Hazırlama (Lavvar) Tesisleri ve Dolgu Alanı ile Rıhtım Entegre Projesi"nden ayrı olarak verilen dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kısmen kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA;
-... , ..., ... ve ... yönünden davanın EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
-... ve ... yönünden DİLEKÇENİN İPTALİNE,
-... yönünden feragat nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
-Diğer DAVACILAR yönünden ise DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE,
3.Davacılar tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin, haklılık durumu dikkate alınarak takdir edilen ...-TL'lik kısmının ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... -TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından, yerel mahkemede yapılan duruşma sırasında vekil ile temsil olunan haklarında Dairemizce dava konusu işlemin iptaline karar verilen davacılara verilmesine, söz konusu yargılama giderinin kalan kısmı olan ...-TL'nin ise davadan feragat eden davacı ile haklarında Dairemizce davanın ehliyet yönünden reddine karar verilen davacılar üzerinde bırakılmasına, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davadan feragat eden davacı ile davanın ehliyet yönünden reddine karar verilen davacılar tarafından, yerel mahkemede yapılan duruşma sırasında vekil ile temsil olunan davalı idareye verilmesine,
4.Davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin, haklılık durumu dikkate alınarak takdir edilen ...-TL'lik kısmının davadan feragat eden davacı ile haklarında Dairemizce davanın ehliyet yönünden reddine karar verilen davacılar tarafından davalı yanında müdahile verilmesine, kalan ... TL'nin davalı yanında müdahil üzerinde bırakılmasına,
5.Artan posta avanslarının ise istemleri halinde davacılara ve davalı yanında müdahile verilmesine,
6.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
7.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 01/06/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.