T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/2498
Karar No:2023/3640
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mülkiyeti Şehitkamil Belediyesi'ne ait 30 adet taşınmazın 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18/e madddesi ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri uyarınca ihale yoluyla satışının yapılmasına dair Şehitkamil Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; satışının yapılmasına karar verilen 30 adet taşınmazın mülkiyetinin dava konusu işlem tarihi itibarıyla davalı idareye ait olduğu, bu hususta ihtilaf bulunmadığı, idarenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların satışının yapılması hususunda takdir yetkisinin bulunduğu ve takdir yetkisinin kamu yararı amacına aykırı şekilde kullanıldığına yönelik kanaat oluşturacak herhangi bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, ihale konusu taşınmazların dava konusu Meclis kararı ekinde yer alan listede tek tek gösterildiği, hangi taşınmazların satışa çıkarılacağına dair bir ihtilâf bulunmadığı, dolayısıyla ihale dava konusu işlemde ayrıntıları belli olmayan bir yetki devrinin söz konusu olmadığı, satışlardan elde edilecek gelirin kamu yararına uygun kullanılıp kullanılmayacağına yönelik iddiaların ise taşınmazların satışından elde edilen gelirlerin kullanılması esnasında ve sonrasında hukuki denetiminin yapılabileceği, bu sebeple salt elde edilecek gelirin ne amaçla kullanılacağının dava konusu işlemde belirtilmemiş olmasının işlemi tek başına sakatlayacak nitelikte olmadığı, ihale konusu taşınmazların işlem tarihinde merî imar planlarına göre kamu kullanımına ayrılan taşınmazlardan da olmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davanın, Gaziantep Büyükşehir ve Şahinbey Belediye Meclisi Üyesi sıfatıyla dava açan ... yönünden incelenmesinden ise, Gaziantep Büyükşehir ve Şahinbey Belediye Meclisi Üyesi sıfatıyla dava açıldığı belirtilmiş ise de, dava konusu işlemin davalı Şehitkamil Belediye Meclisi'nin bir kararı olduğu, davacının ise Gaziantep Büyükşehir ve Şahinbey Belediye Meclis Üyesi olduğu, ayrıca dava dilekçesinde gösterilen adresin de Gaziantep ili, Şahinbey ilçesinde yer aldığı, bu sebeple davacı ... 'in "hemşehri" sayılmasının mümkün olmadığı, davacının menfaatinin başkaca bir şekilde ihlâl edildiği iddiasının da bulunmadığı anlaşıldığından davacı ... 'in bakılan uyuşmazlık yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine, davacı ... yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Belediye Meclis üyelerinin, kamu yararını yakından ilgilendiren konularda, belde halkının hak ve menfaatlerini korumasının yasal görevleri arasında bulunduğu, dava konusu Meclis kararında gayrimenkul satışının hangi gerekçe ile istenildiği, satıştan elde edilecek gelirin hangi harcamalarda kullanılacağı, rayice uygun değer ve satış yetkisinin kim tarafından kullanılacağının belirtilmediği, belediyelerin, umumi hizmet alanlarını özel hukuk rejimi kapsamında kullanması noktasında takdir yetkisinin bulunmadığı, imar uygulamasıyla belediye adına parsel oluşturduğu hususunun davalı idare beyanıyla ortaya konulduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USÛL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (g) bendinde ise, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değiştirilen "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dâhi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; sekizinci fıkrasında ise, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen Geçici 8. maddenin birinci fıkrasında ivedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idarî yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin, 2576 sayılı Kanun'un, bu Kanunla değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı, bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Bölge Adliye Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemelerinin Tüm Yurtta Göreve Başlayacakları Tarihe İlişkin Karar" ile Bölge İdare Mahkemelerinin 20/07/2016 tarihinde tüm yurtta görevlerine başlayacakları ilan edilmiştir.
Aktarılan düzenlemelere göre ivedi yargılama usulüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır.
Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulabileceğinin belirlenmesi için öncelikle dava konusu uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olup olmadığının tespiti zorunludur. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kurala bağlandığından, ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklardan ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
İhale işlemlerine ilişkin idarî usûlü düzenleyen temel kanunlardan olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 4. maddesinde, ihalenin, "Bu Kanunda yazılı usûl ve şartlarla, işin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemleri"; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 4. maddesinde ise, "Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri" ifade ettiği belirtilmiş olup, bu kanuni tanımlamalar ve istikrar kazanan içtihatlar dikkate alınarak ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçte tesis edilen işlemlerin ivedi yargılama usulüne tâbi ihale işlemleri olduğunun kabulü gerekir.
Dosyanın incelenmesinden, Şehitkamil Belediyesine ait 30 adet taşınmazın ihale yoluyla satışına yönelik kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, ihale sürecindeki işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklara ivedi yargılama usulünün uygulanacağı, dava konusu işlemin "ihaleye çıkma kararı" niteliği taşıdığı, bu nedenle uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü uygulanarak çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, İdare Mahkemesi'nce verilen kararın 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulü kuralları gereğince doğrudan temyize tâbi olduğu, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda anılan Kanun'un 45/8. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında, ... Bölge İdare Mahkemesi tarafından esasa girilmeksizin dava dosyasının Danıştay'a gönderilmesi gerekirken, esasın incelenmesi suretiyle verilen kararda usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen de ehliyet yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 20/09/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.