T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/2774
Karar No : 2023/5896
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kütahya ili, Domaniç ilçesi, ... Köyü sınırlarında, ... tarafından yapılması planlanan "... ve İR:... ruhsat numaralı Mermer Arama ve Üretim Faaliyeti” projesine ilişkin Kütahya Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; dava konusu ÇED gerekli değildir kararının Kütahya Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ilan panosunda 20/02/2019-04/03/2019 tarihleri arasında askıda ilan edildiği, diğer taraftan ilan yapılması için ... Köyü Muhtarlığına gönderildiği, bu gönderinin 25/02/2019 tarihinde ... Köyü Muhtarlığına tebliğ edildiği, Kütahya Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ilan panosundaki son ilan tarihi olan 04/03/2019 tarihinden itibaren 30 gün içinde ve en son 03/04/2019 tarihinde dava açılması gerekirken, 30 günlük dava açma süresinin dolmasından çok sonra, 21/03/2023 tarihinde açılan davanın esasının, süre aşımı nedeniyle incelenme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; köy yerleşim alanı yakınındaki madencilik faaliyetleri nedeniyle 22/02/2023 tarihli dilekçe üzerine Kütahya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı yazı ile dava konusu işlemden haberdar olunduğu, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin İl Müdürlüğü ilan panosunda ilan edildiği tarihin dava açma süresinin başlangıcı olarak kabul edildiği, dava konusu işlemin hiçbir zaman ... Köyü'nde ilan edilmediği, projenin gerçekleşeceği ve etkilenme alanı olan ... Köyü Muhtarlığında ilan edilmemesine rağmen, 67 km mesafedeki il müdürlüğünde yapılan ilanın kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı tarafından, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden
01/01/2021 - 31/12/2021 tarihleri ve 01/01/2022 - 16/12/2022 tarihleri arasını kapsayan işletme faaliyet raporlarının alındığı, dava konusu faaliyet için kullanılan güzergah yolunun ise ... köyüne çok yakın bir mesafeden geçtiği, dolayısıyla dava konusu faaliyet ilanla öğrenilmemiş olsa dahi faaliyet başladıktan sonra öğrenilmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, temyize konu İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile aşağıda belirtilen gerekçeyle Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava konusu ... tarih ve ... sayılı işlem ile, Kütahya ili, Domaniç ilçesi, ... Köyü sınırlarında, ... tarafından yapılması planlanan "... ve İR:... ruhsat numaralı Mermer Arama ve Üretim Faaliyeti” projesi için "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2 maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçesinin süre aşımı, yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, ilk inceleme sonucunda 14. maddenin 3/e bendinde yazılı hallerde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Anayasanın "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde; "... idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmü yer almış, 2577 sayılı Kanunun, "Dava açma süresi" başlıklı, 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, "İvedi yargılama usulü" başıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde "2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar"dan doğan uyuşmazlıklar ivedi yargılama usulünün uygulanacağı uyuşmazlıklar arasında sayılmış, ikinci fıkrasının (a) bendinde ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu hükmü yer almıştır.
25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 17. maddesinin 2. fıkrasında "Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur" hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda aktarılan hükümler uyarınca; idari davalarda dava açma süresinin başlangıç tarihi; idari işlemin tebliğ, yayın veya ilân tarihidir. Ancak yasada öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacının dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur. İdari işlemin usulüne uygun tebliği ve bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkiler. Bu anlamda; bir idari işlemin iptali istemiyle açılan davada usul ve esas yönünden hukuki denetim yapılabilmesi; işlemin içeriğinin tebliğe veya duyuruya ilişkin olarak düzenlenen belgeden kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça anlaşılabilmesi halinde mümkündür.
Öte yandan; idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlali halinde, idareye güven ilkesi doğrultusunda alınan izinlere ve ruhsatlara dayanılarak yüksek maliyetlere katlanılmak suretiyle gerçekleştirilen yatırımlar nedeniyle maddi ve manevi zararların ortaya çıkabileceği, bu zararların tazmin edilebilmesi için adli ve idari davalar açılarak bozulan hukuk düzeninin yeniden oluşturulması yoluna gidileceği, bunun da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, idari işlemlerin belirli bir süre sınırlaması olmaksızın, süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava konusu edilebilme olasılığının bulunmasının, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı ve idarede bulunması gereken istikrarı bozacağı, dolayısıyla, hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanabilmesi amacıyla dava açma sürelerinin, idarenin işlem ve eylemlerinin özelliklerine göre belli bir süre ile sınırlandırılabileceği tabiidir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından köy yerleşim alanı yakınındaki madencilik faaliyetleri nedeniyle 22/02/2023 tarihli dilekçe ile yapılan başvuru üzerine, Kütahya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı yazı ile dava konusu işlemden haberdar olunduğundan bahisle 21/03/2023 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı, Dairemizce verilen 04/05/2023 tarih ve E:2023/2774 sayılı ara kararı ile "dava konusu işlemin ... Köyünde ilan (askıda ilan, hoparlör vb.) edilip edilmediğinin sorulmasına, duyuru yapıldı ise dava konusu işlemin ... Köyünde ilan edildiği tarih aralıklarını gösteren tüm bilgi ve belgelerin (ilan tutanağı vb.), dava konusu projeye ilişkin olarak herhangi bir inşaat/yatırım çalışmasına başlanılıp başlanılmadığının sorulmasına, başlanıldı ise inşaat/faaliyete hangi tarihte başlanıldığının sorularak, bu hususa dair bilgi ve belgelerin" istenilmesi üzerine, davalı idare tarafından ara kararına verilen 02/06/2023 tarihli cevap yazısında; dava konusu işlemin ... Köyünde duyurulmadığı, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden alınan 01/01/2021 - 31/12/2021 tarihleri ve 01/01/2022 - 16/12/2022 tarihleri arasını kapsayan işletme faaliyet raporlarının bulunduğu yönünde cevap verildiği anlaşılmaktadır. Ara kararı cevap yazısı ekinde sunulan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden alınan 2021 yılına ilişkin işletme faaliyet raporunda ise “2021 yılında üretime hazırlık çalışmaları yapıldığı, 10.890 ton pasanın açığa çıktığı”nın ve 2022 yılına ilişkin işletme faaliyet raporunda “2022 yılı ara dönemde 1545 ton blok ve 2412 ton moloz üretimi olmak üzere toplam 3957 ton üretim gerçekleştirildiği, 114 ton mermer ile 693 ton molozun fason kesim yapılmak üzere fabrikaya gönderildiği” hususlarının belirtildiği görülmüştür.
Bu durumda; davalı idare tarafından, projenin gerçekleştirileceği etkilenme alanında "ÇED Gerekli Değildir" kararı duyurulmamış olsa dahi, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden alınan 2021 yılına ilişkin işletme faaliyet raporunda “2021 yılında üretime hazırlık çalışmaları yapıldığı, 10.890 ton pasanın açığa çıktığı”nın ve 2022 yılına ilişkin işletme faaliyet raporunda “2022 yılı ara dönemde 1545 ton blok ve 2412 ton moloz üretimi olmak üzere toplam 3957 ton üretim gerçekleştirildiği, 114 ton mermer ile 693 ton molozun fason kesim yapılmak üzere fabrikaya gönderildiği”nin belirtildiği görüldüğünden, 2021 yılında proje alanında çalışmalara başlanıldığı anlaşıldığından, proje tanıtım dosyasında proje alanının ... Köyü'ne 1.250 m mesafede olduğunun (dava dilekçesinde proje sahasının ... Köyü'ne 600 m mesafede olduğunun) belirtildiği dikkate alındığında, köyde ikamet edenlerin hayatın olağan akışı gereği dava konusu işlemden haberdar olmamasının mümkün olmadığı, projenin gerçekleştirileceği ... Köyünde ikamet eden davacının hayatın olağan akışı gereği projeyle ilgili başlamış olan ve devam eden üretimden, dolayısıyla dava konusu işlemden 2021 yılında haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiğinden; dava konusu işlemden 27/02/2023 tarihi itibarıyla haberdar olduğundan bahisle, dava açma süresi geçirildikten sonra 21/03/2023 tarihinde açılan davanın süresinde kabul edilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 13/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.