T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/2823
Karar No : 2023/10349
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı kurum bünyesinde başmüfettiş olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin .. tarihli ve E:.., K:… sayılı kararında; UYAP kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … CBS sayılı dosyası ile FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında soruşturma yürütüldüğünün ve soruşturma sonucunda … tarihli ve K:… sayılı karar ile kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğinin anlaşıldığı, dava konusu Komisyon kararında yer alan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına ilişkin tespitlerin kurum kanaatine dayandığı ve Komisyon kararında "kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; başvurucu hakkında en son görev yaptığı kurum tarafından FETÖ/PDY Terör Örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde güvenilir kaynaklara dayalı çevresel araştırma bilgileri bulunduğunun bildirildiği" şeklinde tespitlerin yer aldığı, Mahkemelerinin 24/05/2019 tarihli ara kararıyla; dava dosyasına bahse konu tespitlere ilişkin olarak çevresel araştırma bilgisi şeklinde herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı hakkında yürütülen adli soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarihli ve Sor:…, K:… sayılı dosyası ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği belirtilerek davalı idareden, "1-Dava dosyasına; davacı hakkındaki herhangi bir saha-sosyal çevre araştırması raporu, kurum kanaati gibi herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığından, varsa bu kapsamdaki bilgi ve belgelerin, 2-Dava konusuyla ilgili olarak, davacı hakkında yapılmış olan bir araştırma, inceleme ve/veya soruşturma varsa buna ilişkin raporların ve eklerinin (özellikle davacı leh ve aleyhindeki ifade ve bilgi alma tutanaklarının, şikayet/ihbar dilekçelerinin) ve davacı hakkındaki, 'gizli, çok gizli, özel, bilgi notu, görüş, kurum kanaati' gibi her ne ad altında olursa olsun, dava konusu işleme dayanak teşkil eden her türlü bilgi ve belgenin, 3-Davacının örgütle irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı konusunda gerekli araştırmanın tamamlanarak elde edilen bulguların ... ivedilikle sunulmasının istenilmesine," karar verildiği, ara kararına davalı idarenin … tarihli ve … sayılı yazısı ile verilen cevapta özetle, "... Örgütün kurumlarda önemli görevlerde bulunan üyelerinin bir kısmının herhangi bir maddi delil bırakmaksızın iş yaptıkları ... Cüneyt Olğaç'ın kurumda görev yaptığı süre zarfında edilinen izlenim ve çevresel araştırma bilgisi neticesinde, her türlü şüpheden uzak bir şekilde, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olduğu değerlendirilmiştir.... ... ile ilgili olarak devletin güvenlik birimlerinden alınan bilgilerde, FETÖ/PDY örgütünün mahrem yapılanmasında yer alan; asker ve emniyet imamları başta olmak üzere, kaymakam ve SGK yapılanması içerisinde rol alan üst düzey kişilerle ve ayrıca örgüte müzahir dernek/vakıfların en üst düzey yöneticileri ile yoğun bir şekilde irtibatının bulunduğu anlaşılmıştır. Bu hususların mahkemenizce ilgili kurum ve kuruluşlardan teyidi mümkün bulunmaktadır..." şeklinde bilgilerin yer aldığı ve bahse konu cevabi yazının davacının kamu görevinden çıkarılmadan önce görev yaptığı kurumun en üst düzeydeki yöneticisi olan kurum başkanı tarafından imzalandığı belirtilmiş ve Yargıtay ... Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararında da belirtildiği üzere, FETÖ/PDY terör örgütünün gizlilik, tedbir, mahrem yapılanma gibi sui generis yapısı gereğince bahse konu örgütle irtibatlı ve iltisaklı kişilerin tespiti bakımından tutanağa bağlanmış kurum kanaati, tanık beyanları ve sosyal çevre bilgilerinin en önemli delillerden olduğu hususu göz önüne alınarak, davacı hakkında kamu görevinden çıkarıldığı kurumun en üst düzeydeki yöneticisinin (kurum başkanının) imzası ile Mahkemelerine intikal ettirilen kurum kanaati ve yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğu anlaşıldığından, dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığını iddia ettiği özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dosyaya sunduğu tüm dilekçelerindeki beyanlarını aynen tekrar ettiği, İlk Derece Mahkemesinin kararında yer alan tespitlere ilişkin olarak çevresel araştırma bilgisi şeklinde kanıtlayıcı herhangi bir belge ve bilgi sunulmadığı, Mahkemenin 24/05/2019 tarihli ayrıntılı ara kararına cevaben davalı idare tarafından 01/07/2019 tarihli, hiçbir maddi bilgi ve belgeye dayanmayan bir yazı gönderildiği, yazı ekinde, yazı içeriğindeki bilgileri destekleyecek hiçbir bilgi ve belge gönderilemediği, üstelik yazıda imzası bulunan kişi ile olan husumetinin dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı, ilk derece mahkemesinin, davalı idarenin cevabi yazı içeriğindeki bilgileri güvenlik birimlerinden teyit etmek için, Ankara, Diyarbakır ve Mardin İl Emniyet Müdürlüklerine gönderilmek üzere 10/09/2019 tarihli bir ara karar daha yapıldığı, bu ara karara gelen cevaplarda da şahsının FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı olduğuna dair hiçbir belge ve bilgi bulunmadığının belirtildiği, davalı idarenin 01/07/2019 tarihli yazısı içeriğindeki hususlardan hiçbirinin teyit edilemediği, ilk derece mahkemesince bu sefer 12/12/2019 tarihli bir ara karar ile davalı idareden ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nden teyide yönelik tüm bilgi ve kanıtların istenildiği, bu ara karara cevap veren Emniyet Genel Müdürlüğünün yazısında da şahsının FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı olduğuna dair en ufak bir bilgi bulunmadığı, davalı idarenin ise bu ara karara cevap vermeyerek sükutla durumu geçiştirdiği, hakkında FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı olduğuna dair hiçbir bilgi ve belgenin gelmemesinin gerçeğin tezahürü olduğu, yapılan ara karar cevaplarının bu gerçeği net olarak ortaya koymasına rağmen ilk derece mahkemesinin dosyanın içeriği ile çelişir şekilde karar verdiği, mahkeme karar içeriğinde geçen Yargıtay kararında, tutanağa bağlanmış kurum kanaati vurgulanarak tanık beyanlarından bahsedilirken şahsının durumunda bu hususlardan hiçbirinin bulunmadığı, hem meslekten çıkarma kararının hem de dava konusu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararının, kurum başkanının tek imzalı yazısına itibar edilerek tesis edildiğinin anlaşıldığı, kurum başkanının sahip olduğu bu istihbari bilgiden Devlet'in diğer makamlarının haberdar olmamasının açıklanamayacağı, hakkında iki farklı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, öte yandan şahsının pasaport başvurusunun olumlu sonuçlandığı, hakkında istihbari bilgi olması durumunda pasaport başvurusunun olumlu sonuçlanmayacağının açık olduğu, hakkındaki tek imzalı yazıyı yazan kurum başkanı ile arasında yargı makamlarına da yansıyan husumet bulunduğu, kurum başkanının kendisi ile ilgili olarak kin ve husumet ile işlem tesis ettiği, Bölge İdare Mahkemesi'nin 30/09/2022 tarihli ara karar ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin bilgi istediği, Savcılık makamının hakkındaki 26/10/2022 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı göndermesine rağmen istinaf isteminin de reddine karar verildiği, Savcılık'tan lehine gelen bir yazı sonucunda istinaf talebinin reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı ve anlaşılmaz olduğu, kararın karşı oy değerlendirmesinin dava konusu işlemin hukuka aykırılığını ortaya koyduğu iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, davalı idare bünyesinde başmüfettiş olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru 19/09/2018 tarih ve 2018/34947 sayılı işlemle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile davacının kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturmalar sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18/02/2019 tarih ve Sor.No:2017/135327, K:2019/19068 sayılı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2022 tarih ve Sor.No:2022/234818, K:2022/148579 sayılı kararlarıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararların kesinleştiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dava dosyasında bu kapsamda, ilk derece mahkemesi tarafından 10/09/2019 ve 12/12/2019 tarihli, idare dava dairesi tarafından da 24/02/2022, 28/04/2022, 05/07/2022 ve 30/09/2022 tarihli ara kararları verilmiş ise de, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlığın çözümü için bu ara kararlara gelen cevapların kararda değerlendirilmediği, davacı hakkındaki kamu görevinden çıkarılmasını gerektiren iddiaların dayanakları yargılama esnasında davalı idarece dosyaya sunulmadığı, sadece kurumun en üst düzeydeki yöneticisinin (kurum başkanının) imzası ile dosyaya intikal ettirilen kurum kanaati gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturması ve varsa ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir. Zira olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu kapsamda davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Sor. No:…, K:… sayılı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Sor. No:…, K:… sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar içeriğinde yer alan tespitlerin ve davalı idarenin 06/04/2022 tarihli ek beyan dilekçesi ekinde sunulan SGK Başkanlığı Personel Daire Başkanlığı'nın 25/03/2022 tarihli yazısı ekinde sunulan … tarihli ve …. sayılı inceleme raporunda yer verilen bilgilerin de araştırılarak elde edilecek bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle sadece kurum kanaatine dayanılarak davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 12/07/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.