T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/2914
Karar No : 2023/4290
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …2- … 3- …4- … 5- …
VEKİLİ : …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlamada yakınları ...'ın vefat etmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tazmini istemiyle 07/10/2016 tarihinde 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile uğranılan zararın karşılığı olarak anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 15.000,00 TL; kardeşler ..., ... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 45.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 5233 sayılı Kanun kapsamında davacılar ile idare arasında tazminata yönelik sulhname imzalandığı davalı idare tarafından iddia edilmişse de ara kararı ile sorulmasına rağmen davalı idare tarafından bir sulhname veya ödeme dekontu sunulamadığı, davalı idare tarafından olayın bir terör saldırısı olduğunun belirtildiği, canlı bomba ile gerçekleştirilen patlama olaylarının çok sayıda vatandaşın ölümüne ve yaralanmasına sebep olduğu göz önüne alındığında, olay nedeniyle yakınlarını kaybeden davacıların maddi zararlarının mevzuat hükümleri ve hukuki değerlendirmeler ışığında sosyal risk ilkesi uyarınca davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği, bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davacılardan anne ...'ın hayatını kaybeden oğlunun maddi desteğinden yoksun kalması nedeniyle uğradığı maddi zararının 276.540,64 TL ve babası ...'ın ise 202.622,09 TL olduğunun belirtildiği, müteveffanın kardeşlerine düzenli desteğini gerektiren özel koşullar bulunmadığından davacı kardeşler açısından maddi bir zararın hesaplanmadığı görülmekte olup, davalı idarenin itirazları yerinde görülmeyerek raporun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, davalı idareye yapılan 07/10/2016 tarihli başvuruda davaya konu tutarı da kapsayacak şekilde maddi tazminat talep edildiği göz önüne alındığında davalı idarenin maddi tazminat tutarı yönünden başvuru tarihi itibarıyla temerrüde düştüğü sonucuna varılarak, maddi tazminat istemi bakımından bu tarihten itibaren işletilecek kanuni faizin de davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, öte yandan, davacılar tarafından maddi zararların tazmini istemiyle yapılan 07/10/2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiş ise de 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin işlemin idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem olmaması nedeniyle, anılan Kanun'un 13. maddesi uyarınca yapılan başvuru üzerine açılan tam yargı davasında başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali isteminin incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davacılardan ... için 276.540,64 TL ile ... için hesaplanan 202.622,09 TL maddi tazminat isteminin kabulü ile bu tutarın davalı idareye başvuru (07/10/2016) tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece bu davacılara ödenmesine, diğer davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, tazminat taleplerinin reddine ilişkin işlemin iptali isteminin ise incelenmeksizin reddine, yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmolunan maddi tazminat tutarı üzerinden nispi olarak hesaplanan 33.116,51 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, aynı tarife uyarınca reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden nispi olarak hesaplanan avukatlık ücretinin maktu ücretin altında kalamayacağı ve yargılamanın duruşmalı yapıldığı dikkate alınarak belirlenen 2.075,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan kararın kesinleşmesinden sonra alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; olayın, tarafların iddia ve savunmaları ile taraflarca dosyaya sunulanlar da dahil olmak üzere aynı olaya ilişkin olarak açılan diğer davalarda yargı yerlerince elde edilen tüm bilgi ve belgeler ışığında her yönü ile değerlendirildiği ve davalı idarenin/idarelerin olay öncesi ve sonrası emniyet tedbirleri ve sağlık hizmetleri yönünden hizmet kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, öte yandan, Devletin, yetki alanındaki bireylerin güvenliğini sağlamak hususunda pozitif yükümlülüğü bulunmakla birlikte, bu yükümlülüğün, dava konusu olayda olduğu gibi, idari faaliyetle doğrudan nedensellik bağı bulunmayan ve temelde insan davranışlarının önceden bilinemez veya öngörülemez oluşuyla bağlantılı olarak meydana gelen toplumsal olaylarda, idarelerin oluşan gerçek zararı tazmin etmekle yükümlü kılınmalarını gerektirecek biçimde yorumlanmasına hukuken olanak bulunmadığı, bu itibarla, Ankara Tren Garında meydana gelen terör olayı neticesinde oluşan zararda idarenin/idarelerin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir işlem ya da eyleminin olmadığı, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında, davalı idarenin/idarelerin olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğu bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen ve idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarının, anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi ve maddi zararlara ilişkin tazminat miktarlarının da 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliği'nin 21. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmı incelendiğinde; 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen somut olay neticesinde vefat eden ...'ın hak sahiplerine verilecek nakdi tazminat tutarının 5233 sayılı Kanun'un 9.maddesi ve çıkarılan Yönetmeliğin 21.maddesi gereğince, Yetkili Makam olan Valinin veya Bakanın onay tarihi olan "2016" yılının "ikinci" yarısında geçerli olan gösterge ve katsayılar esas alınarak hesaplama yapıldığında, onay tarihi "2016" yılının "ikinci" yarısında olması nedeniyle kanunda belirtilen oran hesaplanarak 32.640,65 TL maddi zararının bulunduğu, bu durumda, Ankara Tren Garında meydana gelen terör olayı neticesinde vefat eden ...'ın hak sahiplerine veraset ilamındaki pay oranlarına göre 32.640,65 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davacıların istinaf isteminin reddine, davalı idarenin istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacılara 32.640,65 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (Nisbi vekalet ücreti, maktu vekalet ücretinden az olamayacağından) kabul edilen maddi tazminat üzerinden 5.500,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (Davalı idare lehine hükmedilecek vekalet ücreti, davacı tarafa hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğinden) ret edilen maddi tazminat üzerinden 5.500,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, idarelerin kusuru olmadığı yönünde değerlendirme yapılarak bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkına, gerekçeli karar hakkına, tarafların ve silahların eşitliği ilkeleri bağlamında adil yargılanma hakkına aykırı karar verildiği, maddi tazminatın yerleşik içtihata rağmen 5233 sayılı Kanuna göre hesaplandığı gerçek zararın dikkate alınmadığı, önceki saldırılar ve istihbari bilgi dikkate alındığında yeterli önlem alınmadığı, mahkemeden önleme araması kararı alınmasına rağmen toplanma alanına girişte arama yapılmadığı, özel önlem alınmadığı, diğer mitinglerle kıyas yapıldığında gerekli önlemlerin alınmadığı, teftiş raporunda da kamu görevlilerinin sorumluluğu olduğu tespitine yer verildiği, kararda idarenin değerlendirmeleri esas alınarak taraflı davranıldığı, olay sonrası ceza boyutunda da ihmaller yaşandığı, ihmali olan kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmediği, bunun tazminat sürecine olumsuz yansıdığı, sanıkların katliam öncesi amonyum nitrat içeren gübre almaya çalıştıkları, gübre satıcısının sanıklardan şüphelenmesi üzerine emniyete haber verdiği ve emniyetin kısa sürede sanıkların kimliklerine ulaşarak araştırma yapmasına rağmen saldırının önlenmediği, maddi tazminat hesaplamasının 5233 sayılı Kanuna göre yapılmasının hukuka aykırı olduğu, önerilen tazminat noktasında sulh olunamıyorsa genel hükümlere göre tazminata hükmedilmesi gerektiği, bu konuya dair Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınmadığı, olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, katliamda vefat eden miting katılımcılarının siyasi muhalif karakterleri nedeniyle tüm süreçte ayrımcılığa uğradığı ve mağduriyetlerinin daha da arttığı iddialarıyla; davalı idare tarafından, olayın bir terör eylemi olduğu tespiti yapıldığından terör eylemlerinden veya terörle mücadele sırasında idari eylemlerden dolayı maddi zarara uğrayanların zararının 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında il valiliklerinde oluşturulan zarar tespit komisyonlarınca belirlenerek giderileceği belirtildiğinden öncelikle usulden reddi gereken tam yargı davasının kabulünün hukuka ve yasaya aykırı olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar tarafından, 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlamada yakınları ...'ın vefat etmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tazmini istemiyle 08/12/2015 tarihinde İçişleri Bakanlığına başvurulmuş, başvuru Ankara Valiliğine yönlendirilmiş, neticesinde Ankara Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun 02/06/2016 tarih ve 06/01/2016/146 sayılı kararıyla davacılara 31.085,95 TL önerilmiş, davacıların önerilen tazminatı kabul etmemesi üzerine 08/09/2016 tarihinde uyuşmazlık tutanağı imzalanmıştır.
Akabinde, davacılar tarafından, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tazmini istemiyle 07/10/2016 tarihinde 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca yeniden İçişleri Bakanlığına başvurulmuş, başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile uğranılan zararın karşılığı olarak anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 15.000,00 TL; kardeşler ..., ... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 45.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
17/07/2004 tarihinde kabul edilip 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesi, 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.''; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesi, 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'' hükümleri yer almıştır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun -ön karar tarihinde yürürlükte olan haliyle- 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Bölge İdare Mahkemesi kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde, "Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir."; "Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret" başlıklı ikinci bölümünün 16. sırasının (a) bendinde, İdare Mahkemelerinde takip edilen duruşmasız davalarda 5.500,00 TL, (b) bendinde ise, duruşmalı davalarda 11.000,00 TL vekalet ücretine hükmedileceğine yönelik düzenleme yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesinin, Ankara Tren Garında meydana gelen terör olayı neticesinde oluşan zararda idarenin/idarelerin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir işlem ya da eyleminin olmadığı, 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen ve idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarının, anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi ve maddi zararlara ilişkin tazminat miktarlarının da 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliği'nin 21. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği yönündeki değerlendirmeleri ve Bölge İdare Mahkemesince, son işlem tarihi olan uyuşmazlık tutanağının düzenlendiği 2016 yılının ikinci yarısındaki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımının 50 katı olan 32.640,65 TL'nin 5233 sayılı Kanun uyarınca maddi tazminat tutarı olarak belirlenmesi Dairemizce de isabetli bulunmuştur.
Bununla birlikte, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi kararında Kanunda belirtilen usul ile 32.640,65 TL maddi zarar bulunduğu, bu durumda müteveffa ...'ın hak sahiplerine veraset ilamındaki pay oranlarına göre 32.640,65 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 07/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesi gerektiği gerekçesine yer verilmişse de hüküm kısmında anılan miktarın vefat edenin kardeşlerinin de aralarında bulunduğu tüm davacılara ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
Dosyada mevcut bulunan ... Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile muris ...'ın mirası 2 pay kabul edilerek 1 payının murisin babası ...'a, 1 payının murisin annesi ...'a aidiyetine karar verildiği, vefat edenin kardeşlerinin vefat edenin mirasçısı olmadığı ve 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesinde, terör eylemi veya terörle mücadele faaliyetinden kaynaklanan ölüm hallerinde ölenin mirasçılarına nakdi ödeme yapılacağının belirtildiği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince, 5233 sayılı Kanun'a uygun biçimde hesaplanan maddi tazminat tutarının miras paylarına göre yarısının davacılardan baba ...'a, diğer yarısının da anne ...'a ödenmesine, vefat edenin kardeşlerinin maddi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmesi gerekirken, anılan miktarın vefat edenin mirasçısı olmayan kardeşlerinin de aralarında bulunduğu tüm davacılara ödenmesine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, idari eylemlerden doğan tam yargı davalarında, idareye başvurarak ön karar alınması zorunlu olmakta, ancak böyle bir ön karar alındıktan sonra tam yargı davası açılabilmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem, idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem olmadığından anılan Kanun'un 13. maddesi uyarınca yapılan başvuru üzerine açılan bir tam yargı davasında, başvurunun reddine ilişkin işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, ortada idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem olmadığından, zımni ret işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken, temyize konu karar ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasının ardından anılan işlemin iptali istemi yönünden hüküm kurulmamasında isabet bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, temyize konu karar ile hükmedilen miktar olan 32.640,65 TL üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanan nispi vekalet ücretinin, Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu vekalet ücretinin altında kaldığı, Tarifede ise hükmedilecek vekalet ücretinin Tarifede belirlenen maktu vekalet ücretinin altında kalamayacağının belirtildiği dikkate alınarak duruşmasız işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedildiği görülmekte ise de taraf vekillerinin yargılama sürecinde 17/09/2019 tarihinde yapılan duruşmaya katıldığı da göz önüne alındığında, işbu bozma kararı sonrası verilecek kararda, karar tarihinde yürürlükte bulunan Tarife baz alınarak duruşmalı işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği de açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/07/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.