T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/326
Karar No : 2023/1968
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı - …
VEKİLİ : …, Hukuk Müşaviri
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Kahramanmaraş İli, Nurhak İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde … A.Ş. tarafından yapılması planlanan ''…Projesi"ne ilişkin olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararının” iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; proje sahası ve proje etki alanı içerisinde yer alan arazilerin çok büyük bir bölümünün tarımsal kullanıma uygun olmayan arazilerden oluştuğu, çok dar bir alanda tarımsal faaliyetin mevcut olduğu, bu kısmın da projeden olumsuz etkilenmeyeceği, başka bir ifadeyle projenin tarımsal üretime ve hayvancılık faaliyetlerine bir etkisinin bulunmayacağı, ÇED raporunda proje alanının tamamının orman arazileri ile kaplı olduğu belirtilmesine rağmen, aynı bölüm başlığı altında devam eden ifadede de “tarımsal üretimin devamlılığı ve zarar görmemesi için...” ile “... yapılacak yol alanlarında muhtemel tarım arazileri için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 13. maddesi hükümleri doğrultusunda tarım dışı kullanım için izin alınacaktır....” ifadesinin kullanıldığı, dolayısıyla belirtilen hususların bir arazi etüdüne dayandırılmadığı ve birbirleriyle çeliştiği, bir başka ifade ile tarımsal alanların varlığının/yokluğunun net olarak belirlenemediği, ÇED raporunda 15 cm'lik yüzey toprak kalınlığına göre proje kazı alanlarından 2.055 m³ toprak sıyrılacağının hesaplandığı, diğer taraftan ÇED raporunun 304. sayfasında, ”Üst toprak minimum 15 cm, maksimum 30 cm derinliğe kadar sıyrılacaktır...” ifadesinden de anlaşılacağı üzere; sıyrılacak bitkisel toprak derinliği en az 15 cm, en fazla 30 cm belirlenmiş ise de hesaplamada ortalama denilerek en az değerin kullanıldığı, gerek fizibilite raporunda, gerekse ÇED raporunda …, … ve … regülatör yerleri akımlarının ayrı ayrı verilmediği, regülatör proje hesaplarının her bir regülatör yeri için sentetik yöntemlerle hesaplanan taşkın debilerine göre yapıldığı, proje sahasında yeraltı suyu kullanımı ve proje sahasında açılmış kuyu bulunmadığı, proje alanına yakın yerleşim yeri olarak bir tek … Mahallesi'nin bulunduğu, … Mahallesi dışında proje alanı yakınında yerleşimin bulunmadığı ve ... Mahallesi ile proje alanları arasında yaklaşık 200 m'lik kot farkı olduğu, bu mahallenin 27.08.2022 tarihli uydu görüntüsünde eski (kullanılamayacak durumda) bir yerleşim yeri niteliğinde olduğu, projenin uygulamasında fizibilite raporunun değil de ÇED raporunun sonuçlarının kullanılması gerektiği, daha önceden inşa edilmiş olan … Deresi üzerindeki Teleme HES ve dava konusu … ve … HES'in inşa edileceği derelerin de … Deresi'ni beslediği düşünüldüğünde, etki alanı içerisinde ... Deresi'nin debisinde çok önemli bir azalma olacağı, buna bağlı olarak regülatörlerden bırakılacak çevresel akış debisinin (can suyu) hayati öneme sahip olacağı, bu nedenle işletme aşamasında mutlaka çok sıkı bir şekilde denetlenmesi ve periyodik olarak yapılacak gözlem ve incelemelerle yetersizliği görüldüğünde mutlaka güncellenmesi gerektiği, projenin inşasından sonra tahmin edilen debilerin, yaklaşık olarak gerçekleşip gerçekleşmediğinin kurulacak ölçüm istasyonlarıyla sağlıklı olarak ölçülmesi, gerekirse zaman içerisinde tahminlerin güncellenmesi, özellikle hayati öneme sahip çevresel akış debisinin (can suyu) taahhüt edildiği şekilde bırakılıp bırakılmadığının ölçülmesi, çok sıkı bir şekilde denetlenmesi, ölçüm sonuçlarının tüm kurum ve kuruluşlarla ve diğer paydaşlarla paylaşılması, çevresel akış debisinin uygulamada yeterli olup olmadığının periyodik olarak yerinde yapılan gözlem ve incelemelerle denetlenmesi ve gerektiğinde güncellenmesi gerektiği, ÇED raporunda; arazinin hazırlanmasından başlayarak ünitelerin açılmasına dek yapılacak işler nedeniyle meydana gelecek vibrasyon, gürültü kaynakları ve seviyesi, kümülatif değerler, su kaynağına ait varsa diğer kullanım şekilleri ve etkileri, projenin memba ve mansap kısmında yer alan projeler ile birlikte kümülatif olarak değerlendirilmesinin, arazinin hazırlanmasından başlayarak ünitelerin açılmasına kadar yapılacak işlerde kullanılacak yakıtların türleri, özellikleri, oluşacak emisyonların kümülatif etkileriyle ilgili değerlendirmelerin yapıldığı, proje sahası içerisinde yapılacak tesislerin geçtiği yerlerdeki kesilecek ağaç miktarının belli olmadığı, sadece tahmini olarak 120 adet ağaç kesileceğinin düşünüldüğü, oysa orman alanlarından geçen kısmında meşcere tipi, kapalılığının rapora girmesi ve amenajman planları doğrultusunda kesilecek ağaç miktarının tam olarak ifade edilmesi gerektiği, proje sahası içinde kalan orman alanlarını gösteren 1/25000 ölçekli memleket ve meşcere haritasının varsa 1/10000 ölçekli orman kadastro haritasının ÇED belgesine eklenmesi gerektiği, dere içerisinde yaşayan canlıların yaşamına müdahale edilebileceği, bu durumda söz konusu canlıların ölümüne neden olacağı, ancak bu zararın derelere can suyu bırakılarak ve yerinde denetim yapılarak önlenebileceği, proje sahasında ağaçların kesilmesi, yüzey suyunun doğal akışının kesilmesi, nehir ve derelerin akış yollarının değiştirilmesi yüzey sularının kurumasına, etrafındaki canlı türlerinden kimisinin ölmesine kimisinin de zarar görmesine sebep olabileceği, bu zararları minimuma indirmek için HES yapacak firmanın inşaat aşamasında ve sonrasında gerekli önlemleri istisnasız olarak alması ve Kamunun da denetim ve gözetim yükümlüğünü yerine getirmesi gerektiği, proje sahasının çok büyük bir bölümün ormanlık arazilerden oluşmasına rağmen kurum görüşü olarak Orman Genel Müdürlüğü'nün olumlu ya da olumsuz görüşünün alınmadığı/bulunmadığı, ayrıca, ÇED raporunun genelinde alınacak önlemlerin, yapılacak ya da planlanan işler şeklinde değil de daha çok tavsiye niteliğinde olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, bilirkişi raporunda, dava konusu ÇED raporu hakkında hem olumlu, hem de olumsuz değerlendirilmelerde bulunulduğu görüldüğünden, ÇED raporunda yer alan önlemlerin yeterli düzeyde olup olmadığı hususunun tam olarak ortaya konulması amacıyla alınan ek bilirkişi raporunda özetle; projenin tarımsal üretime ve hayvancılık faaliyetlerine bir etkisinin bulunmayacağı, ÇED raporunda tarımsal alanlar için verilen beyanlardan, proje sahasında bir toprak etüdünün (bitkisel toprak kalınlığının belirlenmesi amacıyla) yapılmadığı ve verilen ifadelerin birbirleriyle çeliştiği, bir başka ifade ile tarımsal alanların varlığının/yokluğunun net olarak belirlenemediği, yine bu konu ile ilgili olarak sıyrılacak bitkisel toprak derinliğinin en az 15 cm, en fazla 30 cm belirlendiği ve hesaplamada ortalama denilerek en az toprak derinliğinin kullanıldığı, diğer taraftan; sıyrılacak bitkisel toprağın ve bitkice zayıf alanların bitkilendirilerek uygun eğimlerde depolanmasının yeterli bir tedbir olduğu, gerek fizibilite raporunda, gerekse çevresel etki değerlendirme raporunda ..., … ve … regülatör yerleri akımlarının ayrı ayrı verilmediği, regülatör proje hesaplarının her bir regülatör yeri için sentetik yöntemlerle hesaplanan taşkın debilerine göre yapıldığı, proje sahasında yeraltı suyu kullanımı ve proje sahasında açılmış kuyu bulunmadığı, yakın çevredeki bölge halkının su ihtiyaçlarını kaynaklardan karşıladıkları derin veya keson kuyunun da mevcut olmadığı, proje alanına yakın yerleşim yeri olarak sadece ... Mahallesi'nin bulunduğu ve ... Mahallesi ile proje alanları arasında yaklaşık 200 m'lik kot farkı olduğu, bu mahallenin 27.08.2022 tarihli uydu görüntüsünde eski (kullanılamayacak durumda) bir yerleşim yeri niteliğinde olduğu, daha önceden inşa edilmiş olan ... Deresi üzerindeki Teleme HES ve dava konusu ... ve ... HES'in inşa edileceği derelerin de ... Deresi'ni beslediği düşünüldüğünde etki alanı içerisinde ... Deresi'nin debisinde çok önemli bir azalma olacağı, buna bağlı olarak regülatörlerden bırakılacak çevresel akış debisinin (can suyu) hayati öneme sahip olacağı, bu nedenle işletme aşamasında mutlaka çok sıkı bir şekilde denetlenmesi ve periyodik olarak yapılacak gözlem ve incelemelerle yetersizliği görüldüğünde mutlaka güncellenmesi gerektiği, ÇED raporunda; arazinin hazırlanmasından başlayarak ünitelerin açılmasına dek yapılacak işler nedeni ile meydana gelecek vibrasyon, gürültü kaynakları ve seviyesi, kümülatif değerler, su kaynağına ait varsa diğer kullanım şekilleri ve etkileri, projenin memba ve mansap kısmında yer alan projeler ile birlikte kümülatif olarak değerlendirilmesi, arazinin hazırlanmasından başlayarak ünitelerin açılmasına kadar yapılacak işlerde kullanılacak yakıtların türleri, özellikleri, oluşacak emisyonların kümülatif etkileriyle ilgili değerlendirmelerin yapıldığı, proje sahası içerisinde yapılacak tesislerin geçtiği yerlerdeki kesilecek ağaç miktarının belli olmadığı, sadece tahmini olarak 120 adet ağaç kesileceğinin düşünüldüğü, oysa orman alanlarından geçen kısmında meşçcere tipi, kapalılığının rapora girmesi ve amenajman planları doğrultusunda kesilecek ağaç miktarının tam olarak ifade edilmesi gerektiği, proje sahası içinde kalan orman alanlarını gösteren 1/25000 ölçekli memleket ve meşcere haritasının varsa 1/10000 ölçekli orman kadastro haritasının ÇED belgesine eklenmesi gerektiği, alınacak tedbirlerin kabul edilebilir sınır değerler içerisinde ve tatminkâr düzeyde olması nedeniyle davaya konu ÇED olumlu kararının uygun olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, dava konusu projenin yapılması halinde, tarımsal üretime ve hayvancılık faaliyetine etkisinin bulunmadığı, sıyrılacak bitkisel toprağın ve bitkice zayıf alanların bitkilendirilerek uygun eğimlerde depolanmasının yeterli tedbir olduğu, proje sahasında yer altı suyunun kullanılmadığı ve açılmış kuyunun bulunmadığı, proje alanının yakınında eski yerleşim yeri olan ... Mahallesi haricinde yerleşim bulunmadığı, çevresel etki değerlendirme süreçlerinin Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği hükümlerine uygun tamamlandığı, dava konusu projenin yapılması halinde çevreye verebileceği muhtemel zararların ortadan kaldırılması ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin çevresel etki değerlendirmesi raporunda yer aldığı, alınan tedbirlerin kabul edilebilir sınırlar içinde ve tatminkar olduğu görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bölgede yapılması planlanan 2. HES projesinin çevre ve insan sağlığı açısından ciddi tehditler oluşturacağı, bilirkişi raporunda projenin çevreye ve bölge halkının bireysel menfaatlerine etki edecek olumsuz yanlarına değinilmediği, 2. HES projesinin derelerin kurumasına sebebiyet vereceği ve deredeki canlı yaşamının son bulmasına yol açacağı, bilirkişi tarafından yapılacak barajın doğaya ve canlılara vereceği zararlara ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, halkın tek geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğu, 2. HES projesinin faaliyete geçirilmesi halinde hayvanların su kaynaklarının, geçiş yollarının ve otlanma alanlarının ciddi zarar göreceği, DSİ’ye müzekkere yazılmış olsaydı ilk yapılan barajdan dereye can suyu verilmediği, bu konuda defalarca ceza yazıldığı fakat aynı ihlallerin devam ettiği hususlarının görüleceği, Gaziantep’in kullanma suyunun ... Deresinden sağlandığı, yapılacak 2. HES projesinin milyonlarca kişinin kullandığı suyun kalitesini ve miktarını etkileyeceğinden ciddi bir tehlike oluşturduğu, bilirkişi raporunda amenajman planları doğrultusunda kesilecek ağaç miktarının tam olarak ifade edilmesi gerektiği, proje sahası içinde kalan orman alanlarını gösteren 1/25000 ölçekli memleket ve meşcere haritasının varsa 1/10000 ölçekli orman kadastro haritasının ÇED belgesine eklenmesi gerektiğinin ifade edildiği, bu tespitin raporun eksik olduğunu ortaya koyduğu belirtilerek Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve hukuka uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
MÜDAHİLİN (DAVALI YANINDA) SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek ve Üye … 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olayın yeterince açıklığa kavuşturulmadığı kanaatine varıldığından, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Kahramanmaraş İli, Nurhak İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde Zifana Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan ''... ve ... Hidroelektrik Santrali Projesi"ne ilişkin olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 14. maddesi uyarınca 18/10/2021 tarih ve 6432 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı" verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde, "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları... ifade eder.'' hükmüne; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, proje sahipleri tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-3 sayılı listesinde yer alan genel format esas alınarak proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin özellikleri dikkate alınarak projenin inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkileri ve alınacak önlemleri içeren ve bu önlemlere yönelik taahhütleri içeren çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyasının hazırlanması gerektiği, başvuru dosyasının Komisyon tarafından, ÇED Raporu ve eklerinin yeterli ve uygun olup olmadığı, yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılıp dayandırılmadığı, projenin çevreye olabilecek etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenip incelenmediği, çevreye olabilecek olumsuz etkilerin giderilmesi için gerekli önlemlerin yer alıp almadığı, halkın katılımı toplantısı ve süreç içerisinde gelen görüş ve önerilere çözüm getirilip getirilmediği hususlarında inceleme ve değerlendirme yapılacağı, Bakanlıkça Komisyon çalışmaları ve halkın görüşleri dikkate alınarak proje için "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararının verileceği, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olduğu anlaşılmaktadır.
ÇED Olumlu kararı verilmesi süreci, nihai ÇED raporu hazırlanmak suretiyle gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin proje alanına, projenin etkileme alanına ve çevreye olası etkileri ile çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırıldığı, proje kapsamında çevreye verilecek olumsuz etkilerin asgari seviyede tutulabilmesi amacıyla alınacak tedbirlere, proje kapsamında yapılacak çalışmalara uyulacak kurallara ve alınacak tedbirlere ilişkin taahhütlerin verildiği, projenin etkilerine dair analiz ve hesaplamaların yer aldığı çalışmaları ifade etmektedir. Nihai ÇED raporu değerlendirilerek yeterli olduğunun tespit edilmesi halinde ÇED olumlu kararı verilmekte ve bu kararın akabinde yatırımcı tarafından meri mevzuat doğrultusunda gerekli olan izin, onay ve uygun görüş gibi izinler alındıktan sonra proje inşaatına başlanılmaktadır. ÇED süreci, projeye başlanılmadan önce projenin çevreye tüm etkilerinin detaylı olarak araştırıldığı ve yapılacak çalışmalar ile alınacak tedbirlerin uygunluğunun değerlendirildiği süreçtir
Diğer taraftan, dava konusu ÇED Olumlu kararının yargısal denetiminde, dayanağı nihai ÇED raporunun değerlendirilmesi suretiyle projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırılması suretiyle ÇED Olumlu kararının hukuka uygun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dolayısıyla; dava konusu ÇED olumlu kararının yargısal denetiminin, dayanağı nihai ÇED raporunun değerlendirilmesi suretiyle projenin, çevreye muhtemel bütün etkilerinin incelenip incelenmediğinin ve alınacak önlemlerin yeterli olup olmadığının, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırılması suretiyle yapılmasının gerektiği, bilirkişi raporunda ise tarafların iddia ve savunmalarında iddia ettiği hususlar da dikkate alınarak dava konusu ÇED olumlu kararının dayanağı nihai ÇED raporunda yer alan hususların ve önlemlerin değerlendirilmesi, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin tespit edilmesi halinde, bunların somut tespit ve teknik verilerle desteklenmesi, alınacak önlemlerin yetersizliğinin somut olarak ortaya konulması gerekmektedir.
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için proje tanıtım dosyası ya da ÇED raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Uyuşmazlıkta; davacı tarafından 2. HES projesinin derelerin kurumasına sebebiyet vereceği ve deredeki canlı yaşamının son bulmasına yol açacağı, bilirkişi tarafından yapılacak barajın doğaya ve canlılara vereceği zararlara ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, halkın tek geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğu, Gaziantep’in kullanma suyunun ... Deresinden sağlandığı, yapılacak 2. HES projesinin milyonlarca kişinin kullandığı suyun kalitesini ve miktarını etkileyeceğinden ciddi bir tehlike oluşturduğu, bilirkişi raporunda amenajman planları doğrultusunda kesilecek ağaç miktarının tam olarak ifade edilmesi gerektiği, söz konusu faaliyet ile orman alanlarının zarar göreceği yolunda iddia ve itirazlarda bulunulduğu dikkate alındığında; bilirkişi raporunda proje sahasının çok büyük bir bölümün ormanlık arazilerden oluşmasına rağmen kurum görüşü olarak Orman Genel Müdürlüğü'nün olumlu ya da olumsuz görüşünün alınmadığı/bulunmadığının belirtildiği, bilirkişi raporunda orman alanlarına ilişkin alınan tedbirlerin yeterli olup olmadığı, projenin orman alanları, derede yaşayan canlılar, flora ve fauna üzerinde olumsuz etkilerinin bulunup bulunmayacağı, söz konusu etkilerin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeye yer verilmediği, bilirkişi raporunu hazırlayan heyette projenin flora ve fauna üzerindeki olası olumsuz etkileri ve bu kapsamda alınan önlemlerin bilimsel ve teknik yönden yeterliliği konusunda değerlendirme yapabilecek flora-fauna uzmanının bulunmadığı, ayrıca dava konusu projeye ilişkin ÇED raporu Ek-18'de Orman Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı olumlu görüşünün bulunduğu görüldüğünden, bu çerçevede başta yukarıda yer verilen hususlar olmak üzere, ÇED raporunda yer alan bilgi ve tedbirlerin yeterli olup olmadığı ve alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerin çelişkiye mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anılan hususlar gözetilmeksizin düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, projeye yapılan itirazlar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının aralarında özellikle çevre mühendisi, ziraat mühendisi, orman mühendisi, hidrojeoloji uzmanı, flora ve fauna uzmanı ile projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre başka dallarda oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle düzenlenecek bilirkişi raporunun incelenip değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 23/02/2023 tarihinde usul yönünden oyçokluğuyla, esas yönünden oybirliğiyle karar verildi.