T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/3439
Karar No : 2023/3030
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : .. Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, Tasfiye Halinde … Aksesuar ve Kimya Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin kanuni temsilcisi sıfatıyla 2011 yılının Haziran ila Aralık dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve …, …, … ile … tarih ve … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının, Tasfiye Halinde … Aksesuar ve Kimya Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu, anılan şirketin 20/03/2012 tarihinde tasfiyeye girdiği hususunun 28/03/2012 tarih ve 8036 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği ve tasfiyesine ilişkin olarak Türk Ticaret Kanunu'nun 536 ve devamı maddelerinde öngörülen işlemlerin tamamlanmadığı, şirketin sona erdiğine ilişkin alacaklılara çağrı niteliğindeki ilanların yapılmadığı, tasfiyenin sonuçlanmadığı ve şirketin tüzel kişiliğinin halen devam ettiği, dava konusu ödeme emri muhteviyatı amme alacağının, davacının şahsi iş ve işlemlerinden kaynaklanmadığı, davacı iddialarının "borcum yoktur" kapsamında bulunduğu, olayda mükellefin sözü edilen şirket olduğu dikkate alındığında, idarece şirket adına işlem tesis edilemesi gerektiğinden, bu durumda öncelikle şirket adına vergi ceza ihbarnameleri tanzim ve tebliğ edilerek, amme alacağının kesinleşmesi ve vadesinde ödenmemesi halinde şirket adına icra takibi yapılması, alacağın şirketten tahsilinin mümkün olmaması durumunda ancak kanuni temsilcinin takibi gerektiğinden doğrudan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emirleri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 19/09/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 160. maddesinde işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi halinde, mükellefin işi bırakmış addolunulacağı ve mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edileceği kurala bağlanmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Tasfiye" başlıklı 17. maddesinde tasfiyeye giren şirketler için tasfiye dönemleri, tasfiye beyannamelerinin verilmesi, tasfiye kararının tespiti ve tasfiye memurlarının sorumluluğu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiş, maddeye 5904 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle eklenen ve 03/07/2009 tarihinde yürürlüğe giren 9. fıkrayla, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı düzenlenmiştir.
Davacının uyuşmazlık konusu dönemde kanuni temsilcisi olduğu Tasfiye Halinde … ve Kimya Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin mükellefiyet kaydının işi bıraktığının tespit edilmesi nedeniyle vergi dairesince 30/04/2015 tarihinde re'sen terkin ettirildiğinin anlaşıldığı olayda, mükellefiyet kaydı bu nedenle re'sen terkin ettirilen mükellefin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü gerekeceğinden, ilgili dönemde kanuni temsilci olan davacı adına 5520 sayılı Kanunu'nun 17. maddesinin 9. fıkrası uyarınca tarhiyat yapılabileceğinden uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi gerektiği oyuyla Karara katılmıyorum.