T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/35
Karar No:2023/290
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Kaynakları Dış Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Müdürlüğü
VEKİLİ : Av….
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Şişli Hizmet Merkezi ile davacı arasında imzalanan işçi eğitim programına ilişkin sözleşmelerde yer alan hükümlere uyulmadığı, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu ve sahte belgelerle bünyesinde çalışan personeli işsiz gibi göstererek İEP kapsamından yararlandığından bahisle oluştuğu işeri sürülen 760.618,18-TL kamu alacağının ödenmesinin istenilmesine ilişkin … tarih ve E… sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idare ile davacı aracı arasında imzalanan sözleşmelerde belirtilen hususlara uyulmadığı, gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğu, yanıltıcı ve sahte belgelerle bünyesinde çalıştırılan personelin işsiz gibi gösterildiğinden bahisle "kurum bütçesinden katılımcılar için fiilen ödenen tüm harcamaların toplamı 664.734,27 TL + 45.201,93 yasal faiz ve 47.455,04 TL SGK ödemeleri + 3.226,94 YL yasal faiz olmak üzere tarafınıza tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 (onbeş) gün içinde ....... Tebliğ tarihinden itibaren 15 (onbeş) gün içinde ödemenin yapılmaması halinde yasal yollardan tahsilini teminen hukuki işlem başlatılacaktır." şeklinde açıklamaya yer verildiğinin görüldüğü, herhangi bir yaptırım içermeyen, hukuk aleminde değişiklik doğurmayan bir işlem olduğu ve kesin işlem niteliklerinden hiçbirisini taşımadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nce; davacı ile idare arasında, çalıştığı beyan edilen işçiler için sözleşme düzenlendiği, ancak idarece sözleşme hükümlerine aykırı hareket edildiğinden bahisle davacıdan kamu bütçesinden katılımcılar için yapılan ödemelerin iadesinin istenildiğinin anlaşıldığı, buna göre, davalı idare ile davacı arasında imzalanan sözleşmelerin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu hususunda bir duraksama bulunmadığı, herhangi bir sözleşmenin idari sözleşme sayılabilmesi için; sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, taraflardan birinin idare olması ve kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer almasının zorunlu olduğu, bu durumda, uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine tabi hizmet sözleşmesinden kaynaklı bir uyuşmazlık olduğu ve davalı idarenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davalı idarenin istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir idari işlemde bulunması gereken unsurları içerdiği, bir tahakkuk işlemi olduğu, tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, tesis edilen işlemin hukuka ve mer'i mevzuata uygun olduğu, dava konusu işlemin davacıya borç bildirimi yapılmasından ibaret olduğu ve idari davaya konu edilemeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun uyuşmazlığın adli yargının görevinde olduğundan bahisle gerekçeli olarak reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 24/01/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. (X) KARŞI OY:
İstanbul Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğü ile davacı şirket arasında, iş başı eğitim programından yararlanmak amacıyla …, …, …, …,…,…,.., … sayılı sözleşmeler imzalanmıştır.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nca başlatılan soruşturma sonrası düzenlenen rapor doğrultusunda, davacı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu, yanıltıcı ve sahte belgelerle bünyesinde çalışan personeli işsiz gibi göstererek İEP kapsamından yararlandığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu … tarih ve E-… sayılı İstanbul Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü işlemi ile katılımcılar için ödenen tüm harcamaların ve sigorta prim giderinin sözleşme hükümleri gereğince yasal faiziyle birlikte tahsil edileceği belirtilerek anılan unsurların toplamı olarak 760.618,18-TL'nin 15 gün içerisinde Kurum hesabına ödenmesi gerektiğine, ödeme yapılmaması hâlinde temerrüde düşülen tarih itibarıyla yasal faiz hesaplanacağına ve söz konusu borcun yasal yollardan tahsilini teminen hukuki işlem başlatılacağına ilişkin davacı şirkete yapılan bildirim üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, "İdarî dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar" kuralına yer verilmiş; 14. maddesinin 3. fıkrasında, dava dilekçelerinin, görev ve yetki, idarî merci tecavüzü, ehliyet, idarî davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, idarî davaya konu işletmin kesin ve yürütülebilir olmaması durumunda davaların reddedileceği kurala bağlanmıştır.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu veya sair ihale mevzuatı çerçevesinde ihale aşamasında tesis edilen işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların kural olarak idarî yargı yerlerince, ihale safhası tamamlanıp taraflar arasında sözleşme imzalandıktan sonra sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların ise adlî yargı yerlerince görülüp çözümlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın, her ne kadar sözleşmenin uygulanmasından sonra ortaya çıkmış ise de, sözleşme hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanmadığı, sözleşmenin ifa edilmesinden uzun süre geçtikten sonra başlatılan soruşturma neticesinde davacı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği, haksız kazanç sağladığından bahisle idareye verdiği zararı rızaen ödemeye davet edilmesinden kaynaklandığı ve ödeme yapılmaması durumunda yasal yollara başvurulacağına işaret edildiği anlaşıldığından alacak davası açılmadan önce tesis edilen bildirim işleminin iptali istemiyle açılan bu davanın görüm ve çözümünde idarî yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Ancak, bir idari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olması gerekmektedir. Kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler, idarelerin kamu gücüne dayanarak, tek yanlı irade beyanıyla tesis ettikleri, ayrıca başka bir işlemin varlığına gerek olmaksızın doğrudan doğruya çeşitli hukukî sonuçlar doğurmak suretiyle etkisini gösteren işlemlerdir.
Dava konusu işlemin sözleşmelerin ifasından çok sonra başlatılan soruşturma ve bu soruşturma neticesinde alınan kararlar sonrasında davalı idarece tek taraflı olarak tesis edildiği görülmekle birlikte işlemin, 760.618,18-TL'nin davacıdan kamu gücü kullanılarak tahsiline yönelik bir unsur içermediği ve bu haliyle davacı şirketi rızaen ödeme yapmaya davet etmenin ötesinde hukuki bir yaptırıma ilişkin olmadığı, ödeme yapılmaması durumunda ancak genel hükümlere göre tahsilinin mümkün olduğu, tek başına icrai kabiliyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idarî yargı görevli olmakla birlikte dava konusu işlemin başkaca bir işlemin varlığına gerek olmaksızın tek başına davacı hakkında hüküm ve sonuç doğuracak mahiyette ve dolayısıyla iptal davasına konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir nitelikte olmadığı sonucuna ulaşıldığından davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken davanın görev yönünden reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmadığı, kararın belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.