T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/3711
Karar No : 2023/5770
TEMYİZ EDEN TARAFLAR: I- (DAVACILAR)
1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
II- (DAVALILAR)
1- … Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ: Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
3- … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF:
1- … Bakanlığı
2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
3- … Belediye Başkanlığı
4- …
5- …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … Caddesi, … pafta, … sayılı parsel üzerindeki, … Sitesi, ... Blok, … numaralı bağımsız bölümde dairesi bulunan davacının, söz konusu alanın afete maruz bölge ilan edilmesi ve taşınmazın yıkımına karar verilmesi nedeniyle uğranıldığı belirtilen 114.000,00-TL (ıslah sonrası 119.421,53-TL) maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 04/12/2013 tarih ve E:2013/550, K:2013/7859 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak, davanın kabulü ile 114.000,00-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken alınıp davacıya verilmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Ondördüncü Dairesinin 09/05/2017 tarih ve E:2017/425, K:2017/3107 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, 119.421,53-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulü ile dava tarihinden (ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı Avcılar Belediye Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan kusurları oranında tahsili ile davacılara verilmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 03/11/2020 tarih ve E:2020/2076, K:2020/10301 sayılı kararıyla, maddi tazminat bedeli ve maddi tazminata uygulanacak faiz başlangıcı ile yargılama giderleri yönünden bozulması, diğer hususlar yönünden ise onanması üzerine, bozma kararına uyularak, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile toplamda tazmini gereken 99.642,61-TL'lik maddi zararın; 99.642,61-TL'nin (%60) kusur oranına isabet eden 59.785,56.-TL'sinin İstanbul Büyükşehir Belediyesince, (%30) kusur oranına isabet eden 29.892,78-TL'sinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, (%10) kusur oranına isabet eden 9.964,26-TL'sinin Avcılar Belediyesince değer tespitine esas alınan 11.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, maddi tazminat talebinin 19.778,92-TL kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1-Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; yapı maliki ve müteahhidin kusurlarının irdelenmediği, dava konusu heyelan nedeniyle herhangi bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığı, manevi tazminat isteminin reddi gerektiği belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; zarardan sorumlu tutulamayacakları, kusurlarının bulunmadığı, işlem ve eylemlerle illiyet bağının bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
3-Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından; maddi tazminat istemi kısmen kabul edildiği halde, davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu, dava konusu heyelan nedeniyle herhangi bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığı, husumetin kendilerine yöneltilemeyeceği, zarar ile idarenin iş ve eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı belirtilerek, manevi tazminat isteminin reddi gerektiği, harçtan muaf oldukları, müterafik kusurun irdelenmediği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
4-Davacılar tarafından; aynı binadaki 21 nolu daireye ilişkin emsal davada hazırlanan rapor ile bu dosyadaki rapor arasında maddi tazminat bedeli hesabı yönünden çelişki olduğu, iki rapor arasında 7.616,00-TL'lik bir fark olduğu, hüküm birlikteliğinin sağlanması adına, yargılama safahati de gözetilerek kararın düzeltilerek onanması gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile Mahkeme kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Avcılar İlçesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve bazı kamu kurumlarınca farklı tarihlerde yapılan araştırma ve tespitlerde, ilçe geneline yönelik; ''Marmara denizi kıyıları killi ve marnlı serilerle örtülü bulunduğundan heyelana müsaittir, bu kısımlar gerekli önlemler alınmadıkça iskan için sakıncalıdır'' görüşüne yer verildiği, 1971 yılında yapılan bu tespitte, evlerin fazla katlı olmaması, hafif malzemeden yapılması, derin kazılar yapılmaması, yüzey suyu drenajı yapılması, kıyıdan itibaren kademeli olması ve istinat duvarı yapılması gerektiğinin ifade edildiği, yine Bakanlıkça 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesine hazırlattırılan raporda; yamaçları heyelanlı ve heyelana müsait olmaları nedeniyle ancak düşük eğimli ve potansiyel heyelan alanlarında zemine fazla yük vermemek ve kazıdan kaçınmak şartı ile tek katlı ve bahçeli evler yapılmasının mümkün olabileceğinin belirtildiği, İller Bankasınca hazırlanan 1981 tarihli rapora göre Avcıların turistik tesis alanı olarak, kamp alanı ve iki katlı yapı alanı olarak gösterildiği, davaya konu alanın, 1981 yılında İller Bankası tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığının onayladığı nazım imar planı ve 1982 tarihli Avcılar Belediye Başkanlığının hazırladığı uygulama imar planı ile yerleşime açıldığı ve zaman içerisinde çok katlı yerleşime izin verildiği, anılan planların hazırlandığı tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6785 sayılı İmar Kanununun 1605 sayılı Kanunla değişik 26. maddesiyle nüfus ve il veya ilçe merkezi olması ölçütlerine göre yol istikamet planları ile imar planlarını belediyelerin yaptırmaları mecburiyeti getirildiği ve 29. maddesiyle imar ve yol istikamet planlarının İmar ve İskan Bakanlığının tasdikiyle kesinleşeceği ve yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alındığı, Bakanlığın onay yetkisi planların hukuki varlık şartlarından olduğundan, bu planlara ilişkin çok katlı yerleşime izin veren ilçe belediyesinin yanında Bakanlığın ve Mülga 3030 sayılı Kanundan kaynaklanan denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, imar yükümlülüklerini ilçe belediyesi ile birlikte kullanan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hizmet kusurlarının bulunduğu, Mülga 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinin g bendinde de, afetle ilgili daimi iskan yerleşmelerinde imar planlarını ve alt yapı tesisleri planlarını ve bunlara ait etüd, harita, proje ve keşifleri yapmak veya yaptırmak, re'sen onaylamak veya onaylanmasını sağlamak, inşaat işlerini yapmak veya yaptırmak konularında Bakanlık Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün yetkili olduğunun hükme bağlandığı, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürütülen görevlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçtiği, Avcılar İlçesi, … Mevkii, … pafta, … parsel sayılı taşınmazın 28.06.2005 gün ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile "Afete Maruz Bölge" ilan edilen alanda kalması ve yıkılması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 114.000,00-TL (ıslah sonrası 119.421,53-TL) maddi, 10.000,00-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 31/1. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinin (ğ) bendinde vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin 1. fıkrasında, kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında da, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı; 331. maddesinde ise, davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ederek hüküm altına alacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve temyize konu mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrasında; bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, üçüncü fıkrasında ise; Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Maddi tazminatın reddedilen kısmı için davalı idarelere vekalet ücreti verilmemesi dışındaki hususlar yönünden;
İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında, maddi tazminatın reddedilen kısmı için davalı idarelere verilecek vekalet ücreti dışındaki hususlar yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Ayrıca, her ne kadar davacılar tarafından, aynı binadaki 21 nolu daireye ilişkin emsal davada hazırlanan rapor ile bu dosyadaki rapor arasında maddi tazminat bedeli hesabı yönünden çelişki olduğu belirtilerek, temyize konu kararın düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmekte ise de, bahsi geçen emsal dosyanın incelenmesinden maddi tazminat yönünden ortaya çıkan farklılığın bağımsız bölümler arasındaki metrekare farkından kaynaklandığı anlaşıldığından (söz konusu raporlardaki tespitlere göre emsal dosyadaki 21 nolu bağımsız bölüm 126m2, davaya konu 29 nolu bağımsız bölüm ise 110m2) davacıların bu husustaki iddialarına itibar edilmemiştir.
Maddi tazminatın reddedilen kısmı için davalı idarelere vekalet ücreti verilmemesi yönünden ise;
Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gereklidir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açmasının davacıyı dava açmadan önceki durumundan daha da kötüye götürmesi hallerinde mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığından bahsedilebilir.
Dava sonucunda taraflara vekalet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Bu bağlamda usulüne uygun olmayan dilekçeler ile yapılan başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin diğer uyuşmazlıkları makul sürede çözebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkansız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde davacıya yüklenecek olan vekalet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Nitekim bir tam yargı davasında davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin, hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesince verilen 07/11/2013 tarihli, Başvuru No:2012/791 sayılı kararda, hak edilen tazminatın 3/4'ünün vekalet ücreti adı altına idareye verilmesinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde değerlendirilmiştir.
Anılan Tarife kuralına göre, sayma yoluyla belirlenen istisnalar hariç olmak üzere, bir davanın konusunun para olması veya para ile değerlendirilebiliyor olması durumunda; davanın sonucunda hükmedilecek vekalet ücretinin Tarifenin üçüncü kısmına göre, nispi olarak belirlenmesi zorunludur. Aynı kurallara göre, vekalet ücretinin belirlenmesinde ölçüt, "davanın konusu" olarak belirlendiğinden maddi tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş olması durumunda da, "davanın konusu" olan parasal değer esas alınarak vekalet ücretinin hesaplanması gerekmektedir.
Maddi tazminat davalarının reddi durumunda, davacı tarafından talep edilen miktarın reddi hüküm altına alındığından, reddine hükmedilen miktar esas alınarak nispi vekalet ücretine hükmedileceği açıktır. Ancak kısmen ret kararı ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda tarifenin üçüncü fıkrası ile getirilen "maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği" şeklindeki düzenlemenin evleviyetle karşılığı olarak davacıya yüklenecek vekalet ücretinin davalı idareler lehine hükmedilen vekalet ücretini aşamayacağı açıktır.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde dosya incelendiğinde, Mahkeme tarafından; ''Her ne kadar maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davacı tarafından bozma kararı öncesinde ıslah edilen miktarın bakılan davada alınan ek bilirkişi raporu üzerine azalması üzerine kısmen kabul kararı verilmesi nedeniyle, davanın kısmen reddedilen kısmı bakımından davacılara yargılama gideri yüklenmemesi gerektiğinin hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varılmıştır.'' gerekçesiyle maddi tazminatın reddedilen kısmı için davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de, davalılara ödenmesi gereken vekalet ücreti belirlenirken uygulanması gereken yasal düzenleme olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1 maddesi uyarınca belirlenen hesaplama çerçevesinde davalı idareler lehine (yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemesi gerekliliği de belirtilerek) vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda; maddi tazminatın reddedilen kısmı bakımından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1 maddesi uyarınca, davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin verilen temyize konu kararda, belirtilen kısım yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca, davacıların temyiz istemlerinin reddine, davalıların temyiz istemlerinin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminatın reddedilen kısmı için davalı idarelere vekalet ücreti verilmemesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, maddi tazminatın reddedilen kısmı için davalı idarelere vekalet ücreti verilmemesi dışındaki hususlara ilişkin kısmının ise ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 08/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.