T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/397
Karar No : 2023/1107
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Marine İşletmeciliği Turizm ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Vakfı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 27/06/2022 tarih ve E:2020/9112, K:2022/7453 sayılı kararının, iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mülga Çevre ve Orman Bakanlığınca 28/08/2009 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 27/06/2022 tarih ve E:2020/9112, K:2022/7453 sayılı kararıyla;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2019 tarih ve E:2016/3859, K:2019/2905 sayılı kısmen bozma kararına uyularak;
Dava konusu çevre düzeni planına ait plan açıklama raporu, 85. sayfa, 3.3.3.8. bölümde yer alan "Bozkurt ilçesinin kuzeyinde sanayi ve depolama alanları önerilmiştir" ibaresi ile planın M23 sayılı paftasının "Bozkurt İlçesinin kuzeyinde sanayi ve depolama alanı önerilen bölümü" ibaresi yönünden; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun ilgili kısımlarına yer verilerek, davalı idarece, planda Bozkurt İlçesinin kuzeyinde öngörülen sanayi ve depolama alanının, tarımsal sanayinin geliştirilmesi amacıyla belirlendiği belirtilmekte ise de, bilirkişi raporunda yer alan tespitler göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu kullanım kararı belirlenirken, alanın yakınında bulunan organize sanayi bölgesinin konumu, niteliği ve durumunun değerlendirilmediği, halen faaliyette olan OSB alanı dikkate alınmaksızın, bölgede sanayi ve depolama alanı planlandığı, bu doğrultuda, gerekli somut analiz, etüt ve araştırma yapılmadan tesis edildiği anlaşılan, Bozkurt İlçesinin kuzeyindeki sanayi ve depolama alanına yönelik dava konusu kısma ilişkin planlama kararında hukuka uyarlık bulunmadığı,
"O20 sayılı paftada Bozburun'da yat limanı önerilen bölümü" yönünden; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun ilgili kısımlarına yer verilerek, dava konusu plan ile Bozburun'da öngörülen yat limanı kararına yönelik olarak söz konusu bölgede yat limanı yapılması durumunda bunun doğal yapıya ve ekolojik dengeye etkilerine yönelik kapsamlı analiz, etüt ve araştırmaların yapılmadığı, bölgede bulunan doğal ve fiziksel yapı ile arkeolojik alan dikkate alınarak yer seçimi kararının oluşturulmasına yönelik gerekli araştırmaların gerçekleştirilmediği, bunlara yönelik plan açıklama raporunda herhangi bir hususa yer verilmediği, alanda faal bir balıkçı barınağının bulunmasının, söz konusu yat limanı yerseçimi kararının tek gerekçesi olarak gözüktüğü anlaşıldığından, bu haliyle dava konusu Çevre Düzeni Planının Bozburun'da öngörülen yat limanı kararına ilişkin kısmında şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı,
Planın "L22 sayılı paftasının Denizli İli Çal İlçesi Ortaköy Beldesi'nin batısında turizm tesis alanı önerilen bölümü ile Plan Açıklama Raporu 3.3.3.10.f. bölüm, 90. sayfada yer alan "Adıgüzel Barajı etrafında turizm tesis alanı önerilmiştir" ibaresi yönünden; ilgili plan hükümlerine yer verildikten sonra, Adıgüzel barajının koruma kuşaklarının belirlenmesinin bu alanın korunması açısından önemli olduğu hususunda kuşku bulunmamakla birlikte, plan hükümleri uyarınca bu baraja yönelik özel hükümler belirleninceye kadar "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği" hükümlerine uyulmasının zorunlu olduğu, Yönetmeliğin 16. maddesi kapsamında özel hüküm belirleme çalışmasının yapılması durumunda, bu hükümlerin de plana işlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Adıgüzel barajının dava konusu plan hükümleri ile koruma altına alındığı, koruma kuşakları belirlenmemiş olsa dahi Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde korunmasının zorunlu olduğu, bu alana ait koruma kuşakları belirlendikten sonra plana işleneceği de açık olduğundan, söz konusu barajın koruma kuşaklarının, onama tarihinde plana işlenmemiş olmasının, planı kusurlandıracak nitelikte olmadığı,
Planın "M18 sayılı paftasının Sarıkemer'de önemli doğa alanı sınırı içerisinde ve Bafa Gölü sulak alan yakınında kentsel gelişme alanı önerilen bölümü ile Planın M18 ve N18 sayılı paftalarının Akyeniköy'ün doğusunda, Bafa Gölü sulak alan yakınında kentsel gelişme alanı önerilen bölümleri" yönünden; ilgili plan hükümleri ile dosyada yer alan bilirkişi raporundaki bu kısma ilişin tespitlere yer verildikten sonra, Bafa Gölü Sulak Alanının ekolojik etkilenme bölgesi ile tampon bölgesinin belirlenmesinin bu alanın korunması açısından önemli olduğu hususunda kuşku bulunmamakla birlikte, plan hükümleri uyarınca planlama bölgesi içinde yer alan doğal ya da yapay tüm sulak alanlarda belirlenmiş/belirlenecek koruma bölgelerinde (mutlak koruma bölgesi, sulak alan bölgesi, ekolojik etkilenme bölgesi, ve tampon bölge) ortak alan yönetim planlarının hazırlanması ve bu plana göre, uygulama yapılmasının esas olduğu, bu alanlarda yönetim planları hazırlanıncaya kadar "Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği" hükümlerine uyulmasının gerektiği kurala bağlanmış olup, Bafa Gölü Sulak Alanının dava konusu plan hükümleri ile koruma altına alındığı, sulak alan sınırları belirlenmemiş olsa dahi Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği çerçevesinde korunmasının zorunlu olduğu, bu alana ait ekolojik etkilenme bölgesi ve tampon bölge sınırları belirlendikten sonra plana işleneceği de açık olduğundan, söz konusu koruma kuşaklarının, onama tarihinde plana işlenmemiş olmasının, planı kusurlandıracak nitelikte olmadığı,
Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının "Plan Açıklama Raporu, 3.3.2.9.C. bölüm, 63. sayfa, birinci paragrafta yer alan "Güllük Beldesi'nde yeni liman çevresinde, liman ve liman tesislerinin gerektirdiği depolama ile konut dışı kentsel çalışma alanları planlanmıştır." ibaresi ile Planın N19 sayılı paftasında Boğaziçi Sulak Alanı koruma kuşakları içerisinde belirlenen gelişme alanları, Güllük'te konut dışı çalışma alanları ve depolama alanlarına ilişkin bölümleri" yönünden; ilgili plan hükümleri ile dosyada yer alan bilirkişi raporundaki bu kısma ilişkin tespitlere yer verildikten sonra, Güllük ve Boğaziçi sulak alanlarının ekolojik etkilenme bölgesi ile tampon bölgesinin belirlenmesinin bu alanın korunması açısından önemli olduğu hususunda kuşku bulunmamakla birlikte, plan hükümleri uyarınca planlama bölgesi içinde yer alan doğal ya da yapay tüm sulak alanlarda belirlenmiş/belirlenecek koruma bölgelerinde (mutlak koruma bölgesi, sulak alan bölgesi, ekolojik etkilenme bölgesi, ve tampon bölge) ortak alan yönetim planlarının hazırlanması ve bu plana göre, uygulama yapılmasının esas olduğu, bu alanlarda yönetim planları hazırlanıncaya kadar "Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği" hükümlerine uyulmasının gerektiği kurala bağlanmış olup, Güllük ve Boğaziçi sulak alanlarının dava konusu plan hükümleri ile koruma altına alındığı, sulak alan sınırları belirlenmemiş olsa dahi Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği çerçevesinde korunmasının zorunlu olduğu, bu alanlara ait ekolojik etkilenme bölgesi ve tampon bölge sınırları belirlendikten sonra plana işleneceği de açık olduğundan, söz konusu koruma kuşaklarının, onama tarihinde plana işlenmemiş olmasının, planı kusurlandıracak nitelikte olmadığı gerekçesiyle,
Dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2019 tarih ve E:2016/3859, K:2019/2905 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Kısmen davanın reddine, kısmen dava konusu işlemin iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 27/06/2022 tarih ve E:2020/9112, K:2022/7453 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının ONANMASINA,
3.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.