T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/397
Karar No : 2023/2217
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü - …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinen ... Özel Eğitim Sağlık Hizmetleri İnşaat Anonim Şirketi'nin işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporlarına ve takdir komisyonu kararlarına dayanılarak, (olay tarihinde yürürlükte bulunan) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17/9. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla 2015 yılı kurumlar vergisi ve 2015 yılının tüm dönemlerine ilişkin geçici vergi üzerinden tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; kurumlar vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin olarak, vergi ziyaı cezasının döneminin 2015 yılı olduğu, 30/12/2020 tarihinde yapılan takdire sevk işleminin zamanaşımını durdurduğu, duran zamanaşımının takdir komisyonu kararının 20/04/2021 tarihinde vergi dairesine tevdi edilmesi ile tekrar işlemeye başladığı, 20/04/2021 tarihinden itibaren zamanaşımının dolmasına kalan bir günlük süre içerisinde ihbarnameler düzenlenerek davacıya tebligatı yapılması gerekirken, bu süre aşılarak 28/04/2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, ihbarnamelerin tebliğ tarihi itibariyle cezaların zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, kurumlar vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının üç kata tamamlanması için davacı adına kesilen tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka uygunluk görülmediği, geçici vergileri üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin olarak ise, geçici verginin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere peşin alınan bir vergi olması nedeniyle, Danıştay'ın yerleşik içtihadı gereği aslı aranmayan geçici vergi üzerinden ancak tek kat vergi ziyaı cezası kesilebileceğinden, geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının üç kata tamamlanması için davacı adına tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu vergi ziyaı cezalarının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının ilgili dönemde kanuni temsilcisi olduğu … Eğitim Sağlık Hizmetleri İnşaat Anonim Şirketi'nin 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe giren 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatıldığı, kapatılan şirketin ticaret sicil kayıtlarının 05/12/2016 tarihinde re'sen silindiğinin 12/12/2016 tarih ve 9217 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilan edildiği, dava dosyasında tasfiyenin tamamlandığına ilişkin her hangi bir bilgi ve belge olmaması nedeniyle 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde öngörülen tasfiyeye ilişkin işlemler yerine getirilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabulü mümkün olmadığından, 520 sayılı Kanunun 17. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan 9. fıkrasında öngörülen asıl mükellefin tasfiye edilme koşulu gerçekleşmemiş olup, anılan maddeye dayanılarak kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına 2015 yılı kurumlar vergisi ve 2015 yılının tüm dönemlerine ilişkin geçici vergi üzerinden tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığından, yazılı gerekçeyle davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusu reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Takdir komisyonu kararlarının vergi dairesine 27/04/2021 tarihinde tevdi edildiği, daha önce 2015 yılı için düzenlenen bir kat vergi ziyaı cezasını içeren ihbarnameler ile zamanaşımı süresinin kesildiği, davacı adına 2015 yılı kurumlar vergisi ve 2015 yılının tüm dönemlerine ilişkin geçici vergi üzerinden tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Duruşma istemi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca uygun görülmeyerek işin esasına geçildi;
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, … tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Olay tarihinde yürürlükte bulunan -ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 9. maddesiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesine 5. ve 6. fıkra olarak eklenen- 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17/9. maddesinde yer alan yasa hükmü ile; ticaret sicilinden silinmiş olma ve dolayısıyla tüzel kişiliğin son bulması durumunda, bu tür kişiliklerin hukuk aleminde varlığını yitirmesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 48. maddesinde belirtilen hak ve borçlarla muhatap kılınamayacak olması nedeniyle tüzel kişiliğin son bulmasından önceki dönemlere ait her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminin incelemenin yapıldığı dönemdeki kanuni temsilci adına yapılması amaçlanmıştır.
7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 9. maddesiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesine 6. fıkra olarak eklenen hükümde zaten var olan durum daha açık bir ifade ile ortaya konulmuş olup, anılan hükmün sonradan yürürlüğe girmiş olması, yürürlük tarihinden önceki dönemlerde yukarıdan belirtilen prensibin uygulanamayacağı sonucunu doğurmaz.
Söz konusu Kanun maddeleri ve gerekçeleri birlikte değerlendirildiğinde, esas olanın tüzel kişiliğin son bulması hali olduğu açıktır. Bir kanun, kanun hükmünde kararname, mahkeme kararı ya da Türk Ticaret Kanununda sayılan re'sen sonlandırma koşullarının varlığı nedeniyle tüzel kişiliğin sonlandırılması hallerinin, tasfiye süreci tamamlanarak sonlandırılması halinden sonucu itibariyle farkı bulunmamaktadır. Tüzel kişiliğin sonlandırılması sebebinin ne olduğu alacaklı idare açısından sonuç doğurmayacak, ancak dönemin kanuni temsilcisinin rücu hakkı yönünden sonuç doğuracaktır. Tasfiye süreci tamamlanarak tüzel kişiliğin sonlandırılması halinde kanuni temsilcinin rücu hakkı kalmayacak, diğer hallerde ise rücu imkanı doğacaktır.
Yapılan bu açıklamalar sonucunda, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin edilen asıl borçlu şirket hakkında terkin tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak (olay tarihinde yürürlükte bulunan) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17/9. maddesi uyarınca ilgili dönem kanuni temsilciler adına tarhiyat yapılabileceği açıktır. KHK ile kapatılan şirketin ilgili dönemde kanuni temsilcisi olan davacı hakkında yapılan tarhiyatın esası hakkında değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, esasa girilmeksizin davacı hakkında tarhiyat yapılamayacağı gerekçesiyle verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapılarak bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.