T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/420
Karar No:2023/790
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca, 08/12/2022 tarihinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 36. maddesine göre kapalı teklif usulü ile enkazdan çıkacak hurda karşılığı gerçekleştirilmesi planlanan "Ulus 100. Yıl Çarşısı ve Ankara Eski İl Özel İdare Binasının Geri Dönüşüm Malzemeleri Karşılığı Yıkım İşi" ihale kararının ve söz konusu ihalenin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davacı oda tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen iddialarda, dava konusu ihale işleminin odanın ve mimarlık mesleği mensuplarının ne tür bir menfaatini ihlâl ettiği hususunun açık, anlaşılır ve somut bir biçimde ortaya konulamadığı görülmekte olup, dava konusu ihale ile oda arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat alakasının bulunmadığı, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, kaldı ki, davacı oda tarafından ileri sürülen yapının korunması gerektiğine dair hukuka aykırılık iddialarının yapının yıkım kararına ilişkin olduğu, yıkıma ilişkin Belediye Encümeni kararının ihaleden ayrı bir işlem niteliğinde bulunduğu ve söz konusu yıkım kararına karşı davacı oda tarafından dava açılabilmesine bir engel bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yıkım ihalesine konu 100.Yıl Çarşısı binasının sahip olduğu tarihi katmanlarla Ankara’nın en önemli merkezi olan Cumhuriyet dönemindeki gelişimiyle kentsel değerini yitirmeyen nadir alanlardan Ulus'ta yer aldığı, Mahkeme kararları ile son Ulus koruma amaçlı imar planı iptal edildiğinden Ulus'un plansız durumda olduğu, koruma amaçlı imar planı bulunmayan bir alanda yıkım kararı alınmasının şehircilik ilkeleri ile bağdaşmadığı, ehliyet kavramının dar yorumlanmasının idare hukukunun temel ilke ve kurallarına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 23/02/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmıştır.
İdare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerekir.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alâkasının varlığı ise, davanın niteliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.
Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından, bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması da gerekmektedir.
Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, "... kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla konulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir..." kuralı yer almış; 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu'nun 2. maddesinde, birliğin kuruluş amaçları arasında "Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak" ve "Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmî makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı, normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek" sayılmış; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ana Yönetmeliği'nin 3. maddesinde ise "b) ...kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak" da birliğin ve bağlı odaların amaçları arasında düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı oda tarafından, "uyuşmazlık konusu alan ile ilgili olarak Ulus koruma amaçlı imar planına karşı açılan iptal davasında koruma amaçlı imar planının İdare Mahkemesi kararları ile iptal edildiği, dolayısıyla mezkûr alanın plansız konumda olduğu, koruma amaçlı imar planı bulunmayan bir alanda yıkım kararı alınmasının şehircilik ilkeleri ile bağdaşmadığı, ihaleye konu 100. Yıl Ulus Çarşısı binasının sahip olduğu tarihi katmanlarla Ankara'nın en önemli merkezi olan Cumhuriyet dönemindeki gelişimiyle kentsel değerini yitirmeyen nadir alanlardan Ulus'ta yer aldığı, bu nedenle kültürel bir varlık olarak korunmasının kamu yararına olduğu" ileri sürülmek suretiyle ihalenin ve ihaleye çıkma kararının iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacı oda tarafından ileri sürülen iddiaların ve açılan davanın, ihale konusu binanın korunması gereken kültür varlığı olduğu görüşüne dayandığı için meslekî faaliyet alanına ilişkin olması nedeniyle söz konusu binanın yıkımına ilişkin dava konusu ihale işlemiyle mâkûl menfaat ilgisinin ve dolayısıyla dava açma ehliyeti bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.