T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/4209
Karar No : 2023/5898
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Konya İli, Sarayönü İlçesi, … (…) Mahallesi sınırları içerisinde davacı şirket tarafından gerçekleştirilmesi planlanan “I B grubu Çimento Kili Ocağı Kapasite Artışı Projesi” hakkında yapılan e-ÇED başvurusu üzerine, Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı olumsuz kurum görüşü doğrultusunda, ÇED Yönetmeliğinin 6. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin sonlandırılmasına dair … tarih ve … sayılı Konya Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yazısı ile davacıya bildirilen … tarih ve … sayılı Konya Valiliği işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesi'nin 15/09/2022 tarihli, E:2022/4102, K:2022/7696 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyulmak suretiyle verilen temyize konu kararda; Mahkemelerince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; kapasite artışı projesine ilişkin sahanın Konya 1/25.000 ölçekli Merkez Konya Alt Bölgesi Nazım İmar Planında düşük yoğunluklu konut alanı ve yeşil alan içerisinde kaldığı, maden sahasının büyük oranda Karayolu Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen Konya çevre yolu ile kesişmesi sonucu 60 m'lik çekme sınırı içerisinde kaldığı, proje sahasına ilişkin 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planının bulunmadığı, Konya çevre yolu güzergahının büyük oranda mevcut ÇED alanı ve üretim alanının içerisinden geçtiği, kapasite artışının çevre yolu güzergahının tersi istikamete doğru talep edildiği, madencilik faaliyetlerinin kazıcı ve yükleyici iş makineleri ile yapılması ve patlayıcı kullanılmayacağına yönelik taahhütlerin söz konusu olduğu, Karayolları Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğü'nün görüş yazısında çevre yolundan 60 m geriye çekme mesafesi koşuluyla maden çıkarımının olumlu olduğunun belirtildiği, işletmeci tarafından gerçekleştirilen taahhütler yerine getirildiğinde madencilik faaliyetlerinin ekolojik ve çevresel açıdan olumsuzluklar yaratmayacağı yönünde görüş ve kanaat belirtildiği, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının madencilik faaliyetlerinin kazıcı ve yükleyici iş makineleri ile yapılması ve patlayıcı kullanılmayacağına yönelik taahhütlerin söz konusu olduğu, Karayolları Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğü'nün görüş yazısında çevre yolundan 60 m geriye çekme mesafesi koşuluyla maden çıkarımının olumlu olduğu ve davacı tarafından gerçekleştirilen taahhütlerin yerine getirilmesi halinde madencilik faaliyetlerinin ekolojik ve çevresel açıdan olumsuzluklar yaratmayacağı yönünde görüş bildirilmiş ise de, aynı raporda davaya konu çimento kil ocağı kapasite artışı projesine ilişkin izin talep edilen sahanın 1/25.000 ölçekli Konya Alt Bölgesi Nazım İmar Planında düşük yoğunluklu konut alanı ve yeşil alan içerisinde kaldığı, anılan maden sahasının büyük oranda Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmiş olan Konya çevre yolu ile kesişmesi sonucu 60 m'lik çekme sınırı içerisinde kaldığı ve bu haliyle Konya çevre yolu güzergahının büyük oranda mevcut ÇED alanı ve üretim alanının içerisinden geçtiğinin belirtildiği, bu haliyle nazım imar planında düşük yoğunluklu konut alanı ve yeşil alan içerisinde bulunduğu ve Konya çevre yolu güzergahının büyük oranda mevcut ÇED alanı ve üretim alanının içerisinden geçtiği, aynı zamanda da anılan çevre yolu ile kesişmesi sonucu belirlenen 60 m'lik çekme sınırı içerisinde bulunduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; bilirkişi raporunun lehlerine olduğu halde aleyhlerine verilen kararın hukuka aykırı olduğu, ilk maden ruhsatının alındığı 2009 yılında Milli Emlak Müdürlüğü'nden alınan 1/5000 ölçekli haritada çevre yolunun bulunmadığı ve nazım imar planının da bulunmadığı, Maden Kanunu'nun 7. maddesine göre ruhsat alındıktan sonra nazım imar alanı bölgesine giren maden sahalarında nazım imar planının dikkate alınmayacağı, dolayısıyla nazım imar planının ruhsata uygun olmak zorunda olduğu, kapasite artışı istenen saha ve bunlara ilişkin vaziyet planları ile Konya çevre yolu çekme mesafesini gösterir plan hep birlikte değerIendirildiğinde Konya çevre yolunun kapasite artışı istenen alandan geçmediğinin açıkça anlaşılacağı, Karayolları Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı yazısı ile, gerekli düzenlemelerin yapılması ve istenilen taahhütlerin rapora ilave edilmesi ve nihai aşamada tekrar Bölge Müdürlüğü görüşüne sunulması kaydıyla projenin yapılmasında Bölge Müdürlüğünce sakınca görülmediği yönünde olumlu görüş verildiği belirtilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı tarafından; projeye ilişkin kurum görüşlerinin olumsuz gelmesi sebebiyle sürecin sonlandırıldığı, dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanun kapsamında madencilik faaliyeti ile alakalı verilmiş olan iznin iptali yönünde bir işlem olmadığı, nazım imar planı kapsamında düşük yoğunluklu konut alanı olarak belirlenen alanın, davaya konu projenin etki alanında olması nedeniyle çevresel etki bakımından mevzuata uygun olmadığı tespitine dayandığı, ÇED sürecinin, planlanan projenin imar planı bölgesine denk gelmesi nedeniyle değil davacı tarafından gerçekleştirilmesi planlanan madencilik faaliyetinin imar planı kapsamında kalan düşük yoğunluklu konut alanına olumsuz etkisinin olması nedeniyle sonlandırıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozularak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, davacı adına … tarih ve … ruhsat numaralı "I b Grup İşletme Ruhsatı" düzenlenmiş ve ruhsat 12/11/2018 tarihinde yenilenmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu projeye ilişkin proje tanıtım dosyası 09/04/2021 tarihinde e-ÇED sistemi üzerinden Konya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne gönderilmiştir.
Konya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısıyla, ilgili kurumlardan davaya konu proje için hazırlanan proje tanıtım dosyasına ilişkin kurum görüşlerinin bildirilmesi istenilmiştir.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı yazısı ile, söz konusu sahanın Merkez Konya Alt Bölgesi 1/25000 Ölçekli Nazım İmar Planında düşük yoğunluklu konut alanı, rekreasyon alanı ve güzergahı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmiş olan ve projeleri kesinleşen yeni Konya Çevre yoluna isabet ettiği belirtilerek davaya konu … ruhsat numaralı saha içerisinde madencilik faaliyeti yapılmasının planlama açısından uygun olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Karayolları Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısı ile, … ruhsat numaralı 49,54 ha yüzölçümlü ruhsat sahasının bir bölümünün, mevcut ÇED alanı (7,80 ha) ile toplam ÇED alanlarının (17,53 ha) büyük bir kısmının Konya Çevre Yolu güzergahı ile Konya Çevre Yolunun 60 m'lik çekme mesafesi içerisinde kaldığının tespit edildiği belirtilerek projenin 60 m'lik çekme mesafesi dışında olacak şekilde revize edilmesi ve faaliyette bulunulmayacağının ve izne konu edilmeyeceğinin taahhüt edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Dava konusu … tarih ve … sayılı Konya Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işlemiyle; Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı olumsuz görüşüne dayanılarak davaya konu projeye ilişkin ÇED süreci sonlandırılmıştır.
Bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış, 9. maddesinin (b) bendinde; Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânlarının Bakanlıkça yapılacağı, yaptırılacağı ve onaylacağı, 10. maddesinde; gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelein, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü olduğu, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği; proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği hükmü getirilmiştir.
25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 2. maddesinde; Yönetmeliğin, çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu ile proje tanıtım dosyasının hangi tür projeler için isteneceği ve içereceği konuları, Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde uyulacak idari ve teknik usul ve esasları, Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamına giren projelerin başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası izlenmesi ve denetlenmesini kapsadığı hükmüne, 4. maddesinin (i) bendinde; çevresel etki değerlendirmesi sürecinin, gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etki değerlendirmesinin yapılması için; başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası çalışmaları kapsayan süreci, (g) bendinde, çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararının, Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, (h) bendinde; çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararının, çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, ifade edeceği hükmüne, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; proje sahipleri tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-3 sayılı listesinde yer alan genel format esas alınarak proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin özellikleri dikkate alınarak projenin inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkileri ve alınacak önlemleri içeren ve bu önlemlere yönelik taahhütleri içeren çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyasının hazırlanması gerektiği, çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyasına proje için seçilen yerin koordinatları, proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği tekliflerinin ekleneceği, Komisyon tarafından, proje tanıtım dosyası ve eklerinin yeterli ve uygun olup olmadığı, yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılıp dayandırılmadığı, projenin çevreye olabilecek etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenip incelenmediği, çevreye olabilecek olumsuz etkilerin giderilmesi için gerekli önlemlerin yer alıp almadığı hususlarında inceleme ve değerlendirme yapılacağı Yönetmeliğe tabi projeler için "ÇED olumlu" kararı veya "ÇED gerekli değildir" kararı alınmadıkça proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği, proje sahibinin proje kapsamında verdiği taahhütlere uymakla yükümlü olduğu, Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın sürecin sonlandırılacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, ÇED sürecinin tamamlanmasından ve ilgili mevzuat uyarınca alınması zorunlu olan ruhsat, izin ve onay gibi gerekli izinler alındıktan sonra yatırımcı tarafından proje inşaatına başlanabileceğinden; proje alanının imar planlarına uygunluğunun, inşaata başlanabilmesi için gerekli olan ruhsat, izin ve onay gibi gerekli izinlerin verilmesi aşamasında değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu sonucuna varılmıştır.
ÇED süreci; projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırıldığı, proje kapsamında çevreye verilecek olumsuz etkilerin asgari seviyede tutulabilmesi amacıyla alınacak tedbirlere, proje kapsamında yapılacak çalışmalara uyulacak kurallara ve alınacak tedbirlere ilişkin taahhütlerin verildiği, projenin etkilerine dair analiz ve hesaplamaların yer aldığı çalışmaları ifade etmektedir. Dolayısıyla proje tanıtım dosyasının değerlendirilerek yeterli olduğunun tespit edilmesi halinde, ÇED gerekli değildir kararı verilmekte ve bu karardan sonra yatırımcı tarafından, yürürlükteki yasal ve yönetsel düzenlemeler uyarınca gerekli olan ruhsat, izin, onay ve uygun görüş gibi izinlerin alınması kaydıyla projenin inşaatına başlanılmaktadır. Bu nedenle, ÇED süreci, projeye başlanılmadan önce projenin çevreye olabilecek tüm etkilerinin detaylı olarak araştırıldığı ve yapılacak çalışmalar ile alınacak tedbirlerin uygunluğunun değerlendirildiği bir süreç olduğundan, proje alanına ilişkin imar planının olup olmadığı ve varsa imar planına uygunluğunun, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınması gereken bir husus olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığından, ÇED sürecinde proje alanının nazım imar planında düşük yoğunluklu konut alanı ve yeşil alan içerisinde bulunduğu ve Konya çevre yolu güzergahının büyük oranda mevcut ÇED alanı ve üretim alanının içerisinden geçtiği hususunun, ÇED sürecini sakatlayan bir husus olmadığı ve çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararları sadece bu gerekçeyle hukuka aykırı hale getirmeyeceği, kaldı ki ÇED gerekli değildir kararı verilmesinin projenin imar planına aykırı olarak uygulanması sonucunu doğurmayacağı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; işletme tarafından 30/01/2009 tarihinde “ÇED gerekli değildir” kararının alındığı, anılan kararın alındığı tarihten bu yana geçen süre içerisinde tesisin çevreye ve ekolojik dengeye herhangi bir olumsuz etkisinin bulunduğu hususunun tespit edilemediği, proje tanıtım dosyasında belirtilen önlemlere ve Yönetmeliklere uyulduğu takdirde çevresel etkilerinin önemli boyutlarda olmasının beklenilmediği, çevresel etki değerlendirmesi açısından, önerilen kontrol ve koruma yöntemlerinin tam ve eksiksiz uygulandığında tesisin çevre kirliliğine neden olacak herhangi bir kalıcı zarar ve etkisinin olmayacağı sonucuna varıldığı, taahhütler yerine getirildiği takdirde madencilik faaliyetinin ekolojik ve çevresel açıdan olumsuzluk yaratmayacağı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; her ne kadar temyize konu Mahkeme kararında, proje alanının nazım imar planında düşük yoğunluklu konut alanı ve yeşil alan içerisinde bulunduğu ve Konya çevreyolu güzergahının büyük oranda mevcut ÇED alanı ve üretim alanının içerisinden geçtiği, aynı zamanda da anılan çevre yolu ile kesişmesi sonucu belirlenen 60 m'lik çekme sınırı içerisinde bulunduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; çevresel etki değerlendirmesi süreci, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek tüm etkilerinin ve yapılacak çalışmalar ile alınacak tedbirlerin detaylı olarak değerlendirilmesine yönelik bir süreç olduğundan, projenin ekolojik ve çevresel açıdan olumsuzluk yaratmayacağı yönündeki bilirkişi raporu da dikkate alındığında, proje alanının imar planlarına uygunluğunun, inşaata başlanabilmesi için gerekli olan ruhsat, izin ve onay gibi gerekli izinlerin verilmesi aşamasında değerlendirilmesi gereken bir husus olduğundan, proje alanına ilişkin imar planının olup olmadığı ve varsa imar planına uygunluğu, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınması gereken bir husus olarak kabul edilemeyeceğinden, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Nitekim; Dairemizin 20/09/2022 tarih ve E.2022/2456, K:2022/7784; 09/10/2019 tarih ve E:2019/19283, K:2019/8838; 26/06/2019 tarih ve E:2019/2308, K:2019/6536; 27/06/2019 tarih ve E:2019/2345, K:2019/6543 ve 27/06/2019 tarih ve E:2019/2353, K:2019/6544 sayılı kararları da uyuşmazlık konusu projelerin imar planlarında yer almamasının projeye ilişkin ÇED kararının iptalini gerektirmeyeceği yönündedir.
Öte yandan; işbu kararın; ÇED sürecinin sonlandırılmasına yönelik işlemin iptaline ilişkin olduğu, davaya konu projeye doğrudan ÇED gerekli değildir kararı verilmesi sonucunu doğurmayacağı, projenin, çevreye etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle çevresel etki değerlendirmesi sürecinin işletileceği tabiidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı Kanunun 20/A-2(i) maddesi uyarınca dava konusu işlemin İPTALİNE,
3. Davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen belirlenen …-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4.Davalı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5. Artan posta avansının istemi halinde taraflara iadesine,
6. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 13/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.