T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/427
Karar No : 2023/1366
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/04/2022 tarih ve E:2017/897, K:2022/2207 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine ve 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/04/2022 tarih ve E:2017/897, K:2022/2207 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3/1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile irtibat ve iltisak içerisinde olduğu olduğu sonucuna varıldığı,
Dijital materyaller yönünden, davacıya ait dijital materyallerde yapılan inceleme sonucu, davacının dijital materyallerinde ele geçen FETÖ/PDY terör örgütüne ait sitelerin ziyaret edilmesi ve diğer hususlar, davacı hakkında kararda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nın (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu; görevden uzaklaştırma kararı tarafına tebliğ edilmeden, aleyhine hangi delil olduğu da bildirilmeden ve savunması alınmadan, HSYK Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 426 sayılı kararıyla isminin de yer aldığı listede isimleri yazılı hakim ve cumhuriyet savcılarının meslekten çıkarılmalarına karar verildiği; Anayasa'nın 138, 139, ve 140. maddesi ve 159. maddesinin 9. fıkrasında hakim savcılar hakkında nasıl soruşturma yürütüleceği belirtilerek, hakim savcıların bağımsızlığının ve tarafsızlığının anayasal güvence altına alındığı, Anayasa'nın 129/2. maddesine göre de tüm kamu görevlileri hakkında savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, hakkında hiçbir disiplin soruşturması açılmadan, savunması alınmadan toplu olarak verilen kararlarla meslekten çıkarılma cezası verilmesinin hukuka aykırı olduğu; yasaların geriye yürümezliği/idari işlemlerin geriye yürümezliği ve hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği; idarenin cevap dilekçeleri ve ekindeki belgelerin birer suretini defalarca istemiş olmasına rağmen, bugüne kadar tam olarak eline geçmediği, duruşmalarda tanık dinletme ve delillerinin toplanmasını talep etmesine karşın bu taleplerinin de kabul edilmediği, 14/04/2022 tarihli duruşmaya katılamayacağını belirttiği, haklı mazereti olmasına rağmen, bu talebinin kabul edilmediği, tanık dinlenmediği takdirde duruşma talebinden vazgeçtiğini bildirdiği, bu talebinin de kabul edilmediği; Daire kararında yeterli gerekçeye yer verilmediği; AİHM içtihatlarına aykırı şekilde, hiçbir usulü güvenceye riayet etmeksizin, aleyhe olan bilgi ve belgelere erişim imkânı sağlanmaksızın, sözlü ya da yazılı savunması dahi alınmadan tesis edilen meslekten çıkarılma işleminin iptal edilmesi gerektiği; Anayasa uyarınca hakimlik teminatına sahip olan yargı mensuplarından hakkında soruşturma açılması gerekli görülenlerin öncelikle OHAL düzenlemesi kapsamında görevden uzaklaştırılmaları, sonra da tabi oldukları normal yasalara göre soruşturma yapılıp buna göre karar verilmesinin gerektiği, ancak, bu yolun izlenmesi yerine herhangi bir soruşturma açılmadan ve savunması dahi alınmadan sadece kanaate dayalı olarak meslekten ihracının öngörüldüğü, bunun OHAL’in zorunlu kıldığı bir tedbir olmaması, ulaşılmak istenen amaçla araç arasındaki orantısızlık nedeniyle, temel hak ve hürriyetlerin durdurulmasının ölçülülük ilkesine uygun olmasını öngören Anayasa'nın 15. maddesine aykırı olduğu; hakkında verilen ceza mahkemesi kararı hükmen kesinleşene kadar masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı gereği, masum ve suçsuz olduğu, bu kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiği; tanık M.E.'nin ifadelerinin diğer tanık O.Ö.'nin ifadeleriyle çürütüldüğü ve aleyhine beyanların gerçeğe aykırı olduğunun ortaya çıktığı, lehine beyanların dikkate alınmadığı; davanın yaklaşık 6 yıl sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması",
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılması için yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği ve anılan kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/04/2022 tarih ve E:2017/897, K:2022/2207 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için (davacı tarafından temyiz aşamasında ödenen …-TL temyiz başvuru harcı dışında kalan kısmın) Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 12/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.