T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/4296
Karar No : 2023/6420
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-… Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ : …, Hukuk Müşaviri
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mahallesi, … pafta, … parsel sayılı Afete Maruz Bölgedeki (YUOA) kalan taşınmaz üzerindeki … Sokak No:… numaralı Blokta davacıya ait … nolu dairenin tahliyesi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 85.000,00-TL maddi ve 15.000,00-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 28/10/2014 tarih ve E:2013/4829, K:2014/6364 sayılı kararıyla davanın manevi tazminat, arsa değer kaybı ile yargılama giderlerine yönelik kısımlarının bozulması, diğer kısmının ise onanması üzerine, İdare Mahkemesince, arsa değer kaybı yönünden önceki kararda ısrar edilerek davanın reddine, manevi tazminat yönünden bozma kararına uyularak manevi tazminat isteminin kabulü ile 15.000,00-TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, İdare Mahkemesince verilen kararın ısrara ilişkin arsa değer kaybına isabet eden maddi tazminata yönelik kısmının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25.02.2019 tarih ve E:2016/2562, K:2019/763 sayılı kararıyla bozulmasına, bu hususta İdare Mahkemesince yeniden karar verilmesi gerektiğine, kararın bozmaya uyularak verilen manevi tazminata yönelik kısmı hakkında ise karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 30/06/2020 tarih ve E:2020/2723, K:2020/6397 sayılı kararıyla, temyize konu manevi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden onanmasına karar verilerek, dava dosyasının İdare Mahkemesine gönderilmesi üzerine, davacının 122.848,75 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen 122.848,75-TL maddi tazminatın; idarelerin kusurları oranında 40.949,59-TL'sinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 40.949,58-TL'sinin Avcılar Belediye Başkanlığınca, 40.949,58-TL'sinin ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, yıkım tarihinden (14/08/2015) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, davalı idarelerin kusur oranlarının eşit olduğuna dair tespitin hatalı olduğu, davacının da kusurunun bulunduğu, hatalı tespite dayanılarak verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, kusurlarının olmadığı oluştuğu ileri sürülen zarar ile eylemleri arasında illiyet bağının bulunmadığı, kendileri yönünden davanın reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından, kusur oranlamasına ilişkin tespitin hatalı olduğu, davacı tarafından davasının iki kez ıslah ediliği, bu duruma mevzuatın izin vermediği halde ikinci kez yapılan ıslahın Mahkemece kabul edilmesinin hatalı olduğu, ıslah edilen kısma dair faizin dava tarihinden itibaren başlatılmasının da kararın bozulmasını gerektirdiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın geldiği aşama ve temyiz istemine ilişkin incelemenin bozma kararına uygunluk ile sınırlı olarak yapılması gerektiği dikkate alındığında, 2577 sayılı Kanunun 50/4. maddesi uyarınca yapılan temyiz incelemesi neticesinde Mahkemenin bozma kararına uyduğu kanaatine varıldığından temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mahallesinde, … pafta, … parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda oluşan heyelandan dolayı söz konusu bölgenin ... tarih ve ... sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Afete Maruz Bölge ilan edilmesi üzerine … Sokak No:… numaralı Blokta davacıya ait … nolu dairenin tahliyesi ve yıkılması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 85.000,00-TL maddi ve 15.000,00-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kararın kusur oranlamasına ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemesinde;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1. maddesinde, İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar tam yargı davaları olarak belirtilmiş ve idari davalar arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Mahkeme tarafından dosya kapsamındaki bilirkişi raporundaki kusur oranlamasına ilişkin değerlendirmeler de dikkate alınarak, arsa değer kaybına ilişkin tazminat miktarının eşit kusur oranları nispetinde davalı idarelere ayrı ayrı yükletildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; hüküm birlikteliğini sağlamak adına, mümkün olması halinde aynı ada ve parsele ilişkin, aksi takdirde benzer durumda olan taşınmazlara ilişkin açılan davalarda belirlenen ve Dairemizce onanarak kesinleşen kusur oranlamasına dair tespitler dikkate alınmak suretiyle, gerekli görülmesi halinde bu hususta ek rapor da alınarak hüküm kurulması gerekirken, bu hususlara dikkat edilmeden aynı parselde aynı veya benzer durumda olanlar arasında farklı hükümler oluşmasına sebep olacak şekilde temyize konu kararda belirtilen kusur oranı ile hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Kararın miktar artırımına (ıslah) dair kısmı yönünden yapılan incelemede ise;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında; "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir" hükmüne; Geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında ise; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunun 16'ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; 85.000,00-TL maddi tazminat istemli olarak açılan davada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 20.10.2021 tarihli raporda, arsa değer kaybına ilişkin olarak belirlenen (17.127,95-TL) miktar doğrultusunda davacı tarafından 25.10.2021 tarihinde ıslah edilerek, arsa değer kaybı kalemi yönünden maddi tazminatın 17.127,95-TL tutarında artırıldığı, 10.12.2021 tarihli ara kararı uyarınca yaptırılan yeni bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 22.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda arsa değer kaybına ilişkin olarak belirlenen (122.848,72-TL) miktar doğrultusunda davacı tarafından 26.10.2022 tarihinde ikinci kez ıslah edilerek, arsa değer kaybı kalemi yönünden maddi tazminatın 122.848,72-TL' tutarında artırıldığı, temyize konu kararın da bu taleple bağlı kalınarak verildiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, 2577 sayılı Kanunun 16/4. maddesinde yapılan değişiklik ile Geçici 7. maddesinin, 6459 sayılı Kanunun 30/04/2013 günlü, 28633 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girdiği, bu düzenleme ile yürürlük tarihinde derdest olan tam yargı davalarında (kanun yolu aşaması dahil) bir defaya mahsus miktarın artırılması imkanı tanındığı, yürürlük tarihi olan 30/04/2013 tarihinden sonra ise nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle, bir defaya mahsus miktar artırımında (ıslah) bulunulabileceği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, ilk derece Mahkemesince 25.10.2021 tarihli ilk ıslah dilekçesi dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, ikinci ıslah dilekçesinde talep edilen 122.848,72-TL'nin dikkate alınarak karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; davacıların uğradığı arsa değer kaybına dair zararın tazminine karar verilmesi halinde; tazminata uygulanacak faiz başlangıcı hususunda taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak karar verileceği gibi (maddi tazminat yönünden davacının bağımsız bölümünün bulunduğu blokta ikamet etmeyi engelleyici durumun ortaya çıktığı tarihe göre, değer tespitinde esas alınan yılın davanın açılmasından sonraki bir tarih olması durumunda, faiz başlangıcı olarak tespite esas alınan yılın; değer tespitinde esas alınan yılın, davanın açılmasından önceki bir tarih olması durumunda ise faiz başlangıcı olarak -taleple bağlı kalınarak- dava tarihinin kabul edilmesi ve ıslah edilen kısım için ise faiz başlangıcının ıslah dilekçesinin Mahkeme kayıtlarına girdiği tarih olarak belirlenmesi gerekmektedir) bozmaya uyularak yeniden yapılacak yargılama sonucunda yargılama giderleri hususunda da (yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak, tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde) yeniden karar verileceği tabiidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 21/06/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1. maddesinde, İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar tam yargı davaları olarak belirtilmiş ve idari davalar arasında sayılmıştır
Aynı Kanununun 16/4.maddesinde; "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir..." hükmüne yer verilmiştir.
Tam yargı davalarının çözümünde, çoğu kez hakkın ihlalinin zamanının, uğranılan zararın miktarının ve zarar verenlerin kusur oranlarının tespiti için Mahkemelerce bilirkişi incelemesi yaptırılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu olayda afete maruz bölge kararı nedeniyle hakları muhtel olan davacı tarafından uğranıldığı iddia edilen zararın giderilmesi için bakılan davanın açıldığı, İdare Mahkemesince yaptırılan 20.10.2021 tarihli bilirkişi incelemesi sonucunda yalnızca arsa değer kaybının belirlenmesi sonucunda bu doğrultuda davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek yeniden rapor aldırılması gerektiği, bu itirazın kabul edilmediği takdirde bilirkişi tarafından belirlenen bedel tutarında (17.127,95-TL) miktar artırımı dilekçesi verildiği, itirazın kabulü halinde ise yeniden belirlenecek miktara göre ıslah etme hakkını saklı tuttuğu, daha sonra Mahkemece bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar da dikkate alınarak dosyadaki çelişkili bilgileri ortadan kaldırmak ve gerçek zararın belirlenmesi amacıyla yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bunun üzerine 22.03.2022 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre tazminat miktarının (122.848,75-TL) belirlendiği, bunun üzerine davacı tarafından 26.10.2022 tarihinde verilen dilekçe ile tazminat miktarı artırılarak davanın ıslah edildiği, Mahkemece son rapora dayanılıp, davacının bu talebine bağlı kalınarak temyize konu kararı verdiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, gerçek zararın temyize konu karara dayanak alınan 22.03.2022 tarihli bilirkişi rpaoruyla ortaya çıkarıldığı bu raporda belirlenen zarar miktarı uyarınca davacının sadece bir kez miktar artırımında bulunulduğu dikkate alındığında, davacının gerçeğe en yakın zararının belirlendiği bilirkişi raporuna dayanılarak yapılan miktar artırımının da hakkaniyete uygun olduğu, bu rapora dayanılarak ve miktar artırımı talebine bağlı kalınarak verilen İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı ve temyize konu kararın bu kısım yönünden onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına yukarıda belirtilen bu gerekçe yönünden katılmıyorum.