T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/435
Karar No : 2023/1309
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 31/05/2022 tarih ve E:2016/46064, K:2022/4032 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak 500.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 31/05/2022 tarih ve E:2016/46064, K:2022/4032 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının birleştirme talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; "...Çelişmeli yargılamanın gereği olarak, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa (davacıya) verilmesi gerekirken, sanığın (davacının) hazır olduğu celsede son sözünün sorulmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 216/3 maddesine muhalefet edilmesi, 20.02.2018 gerekçeli kararın 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5 ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalandığı belirtildiği halde, UYAP'ta yapılan kontrolde 20.02.2018 günlü gerekçeli kararın ... sicil nolu katip tarafından, 19.10.2017 günlü duruşma tutanağının 204739 sicil nolu katip tarafından imzalanmaması, Doğrudan örgütten alınan talimat üzerine, örgütsel bir faaliyet olarak üye olunduğuna/görev yapıldığına dair somut delil bulunmadıkça Yarsav Derneği üyesi olmanın ve Adalet Akademisinde staj yapılan döneme ilişkin albüm kurulunda yer almanın örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceğinin gözetilmemesi, Temyiz aşamasında UYAP ortamından dosyaya gönderilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun … sayılı yazısı ekinde sanıkla ilgili beyanda bulunan M.A.'ya ait ifade ve teşhis tutanaklarının, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulmasında zorunluluk bulunması, ..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bozma kararı üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesince bozma kararına uyularak 17/05/2018 tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararının kaldırılmasına, davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile anılan kararın onandığı ve 26/02/2020 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenmiş olan "Excel Tablosu", "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu" ve "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nın incelenmesinden; davacının "…" ID numarasıyla, bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dahil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden,davacının örgüt içerisinde yer aldığına, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığına, örgüte himmet topladığına, yıllık kurulunda görev yaptığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Yıllık (Albüm) Kurulu üyeliği/Sınıf Başkanlığı yönünden, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde Yıllık Kurulu başkanlığı yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak 500.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, staj döneminde aktif birisi olduğu, albüm kurulunda, örgüt tarafından "parlatılmak" amacıyla görevlendirilmediği, örgüt adına faaliyet gösterdiği yönünde somut ve yeterli delil bulunmadığı; YARSAV Derneğine herhangi bir örgütsel talimat olmadan üye olduğu; örgüt üyesi olduğuna dair tanık beyanı bulunmadığı, itirafçıların soyut beyanlarının bulunduğu; ByLock programını indirmediği, yüklemediği ya da kullanmadığı; HSK kararının tarafına tebliğ edilmediği, HSK kararının savunma hakkı tanınmadan alınmış olmasının hukuka aykırı olduğu; silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin, somut, yeterli, hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmiş bir delil bulunmadığı; suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, hak arama hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkının, adil yargılanma hakkının, işkence yasağının, masumiyet ilkesinin, mülkiyet hakkının, ifade ve haberleşme hürriyetinin, özel hayata ve aile hayatına saygı ilkesinin, kanun önünde eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağının, savunma hakkının, gerekçeli karar hakkının, din ve vicdan hürriyetinin, yaşama hakkının, ikamet ve seyahat hürriyetinin, eğitim hakkının, serbest seçim hakkının, dernek kurma ve üye olma hakkının ihlal edildiği; manevi tazminat talebinden vazgeçmesine rağmen bu talebinin reddine karar verilmesinin ve bu kısım yönünden de aleyhine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile kararın manevi tazminata ilişkin kısmının davacının feragat etmesi nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile yollamada bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Davadan feragat" başlıklı 307. maddesinde; feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, "Feragat ve kabulün şekli" başlıklı 309. maddesinin 1. fıkrasında; feragat ve kabulün, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı hüküm altına alınmış, "Feragat ve kabulün zamanı" başlıklı 310. maddesinin 1. fıkrasında da, feragat ve kabulün, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, 311. maddesinde, feragatın kesin hüküm sonuçlarını doğuracağı düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak 500.000,00 TL maddi tazminatın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davanın manevi tazminata ilişkin kısmına gelince;
21/12/2021 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren dilekçe ile davacının, duruşma talebinden ve manevi tazminat talebinden vazgeçtiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere 2577 sayılı Kanun'da feragat hakkında özel bir düzenleme yapılmamış, 31. maddesinde bu konuda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı düzenlenmiştir.
Bu durumda, davacının, açık bir irade ile beyanda bulunarak davanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmından feragat etmiş olması karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlığı manevi tazminata ilişkin istem yönünden sona erdiren bu beyanın dikkate alınarak feragat nedeniyle manevi tazminat istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, anılan beyan dikkate alınmadan, uyuşmazlığın esastan görüşülüp neticelendirilmesinde usul ve hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, temyiz dilekçesinde davacı tarafından bu kısım nedeniyle aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı belirtilmiş ise de, bozma üzerine bu hususta da yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
2.Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 31/05/2022 tarih ve E:2016/46064, K:2022/4032 sayılı kararının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak … TL maddi tazminatın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3.Anılan kararın manevi tazminata ilişkin kısmının feragat nedeniyle BOZULMASINA,
4.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
5.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
6.Kesin olarak, 08/06/2023 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.